İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 92. BİRLEŞİM · CUMA

23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı münasebetiyle

Mehmet Yaşar Öztürk

Yozgat Milletvekili ·

Genel Kurul, 92. Birleşim · 4. yasama yılı · 23 Nisan 2010 · 818 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Yaşar Öztürk, 23 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI MÜNASEBETİYLE); konuşma 818 kelime.

Mehmet Yaşar Öztürk (Yozgat). “23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim tutanağı, 23 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-yasar-ozturk-23-2010-04-23-23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami-munasebetiyle (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TP GENEL BAŞKANI ADINA MEHMET YAŞAR ÖZTÜRK (Yozgat)Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, değerli konuklar; Türkiye Partisi adına hepinizi en içten, en samimi duygularımla selamlıyorum.

Bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 90’ıncı yıl dönümünü coşkuyla kutluyoruz. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı tüm milletimize, geleceğimizin teminatı olan tüm çocuklarımıza hayırlı olsun, kutlu olsun.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı’mızı yöneten, zaferle sonuçlandıran, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu hazırlayan Meclistir. Başka Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışını gerçekleştiren Gazi Mustafa Kemal olmak üzere, bağımsızlığı gerçekleştirmek için hayatını feda eden tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle, minnetle ve saygıyla anıyorum.

Bu toprakların vatan hâline gelişi, cumhuriyetimizin milletimize sağladığı kazanımlar ve bu konular hakkında söylenecek birçok söz vardır. Benden önce söz alan konuşmacılar gereken değerlendirmelerini yaptılar. Bu kazanımlar millet olarak sadece anılarımız değildir, aynı zamanda geleceğimizdir. Başta Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri olmak üzere, millet olarak sormamız gereken temel soru şudur: Anılarımız mı çoktur, yoksa hayallerimiz, hedeflerimiz mi çoktur? Hayalleri, hedefleri çok ve güçlü olmayanların geleceği parlak olamaz.

Yaşadığımız dünyayı, değişimi anlamadan, bu değişimi doğru yönetmeden parlak bir gelecek inşa etmek mümkün değildir. Tüm dünyada küresel rekabet acımasızca kendini hissettirmektedir. Daha iyiyi, daha mükemmeli yakalayamayan milletler geri kalmaya mahkûmdurlar. İyi olmak yeterli değildir, en doğruya ulaşmak için çaba gereklidir. En iyiye, en doğruya bugünkü soğuk savaş dönemi siyasi tarzıyla ulaşmak mümkün değildir.

Yıllardır Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında siyaset adına hakaretler var, kavgalar var, kin ve nefret duyguları var; halk arasında ayrıştırmayı derinleştirme var. Bu siyaset tarzı halkın hiçbir sorununu çözemez. Partilerin halk adına, parti organlarının parti adına hem düşündüğü hem konuştuğu hem de karar verdiği bir Meclis Türkiye’yi aydınlık geleceğe taşıyamaz, halkın sorunlarını çözemez, egemenliğin kayıtsız ve şartsız millete ait olduğunu gösteremez.

Bu ülkenin barışa ihtiyacı var, huzura ihtiyacı var, siyasetin uzlaşmaya, iş birliğine ihtiyacı var; kavgaya, kine, nefrete, ayrışmaya ihtiyacı yok. Siyaset kavga yaparken, siyasi sorumlular ülkede olup bitenlerden haberdar mı acaba?

Dünyadaki 104 ülke arasında Türkiye 2009 yılında refah düzeyi açısından 69’uncu sırada yer alabilmişti oysa 2007’de 45’inci, 2008’de ise 61’inci sıradaydı. Bu durum, ülkemizin refah açısından son iki yılda yirmi dört basamak gerilemiş olduğunu göstermektedir.

Asgari ücret açlık sınırının altındadır. Emekli maaşları açlık sınırının altındadır. Devlet memurlarının yüzde 90’ı yoksulluk sınırının altında maaş almaktadır. İş gücüne katılım oranı ve iş bulmaktan umudunu kesenler hesaba dâhil edilirse, dünyada en fazla işsizin olduğu ülke Türkiye’dir. Çalışanların yüzde 43’ü sosyal güvenlik kurumlarına kayıtlı bile değildir.

2009 yılında Orta Doğu ülkeleri yüzde 2,2 büyürken, Uzak Asya ülkeleri yüzde 6,5 büyürken, Türkiye yüzde 4,7 küçülmüştür, fakirleşmiştir. Krizin merkezi ABD ve iflas eden Yunanistan yüzde 2,5 küçülürken, Türkiye bunun 2 katı bir küçülme yaşamıştır.

Çiftçi perişandır. Son üç yılda tütün ziraatı bitti, Virginia tütünü ithal ediyoruz. Son üç yılda pamuk bitti, Yunanistan’dan pamuk ithal ediyoruz. Küçükbaş hayvancılık can çekişiyor. Fındık, çay, pancar, hububat ziraatı zordadır.

Türkiye ekonomisi dış ihtiyaçlara göre yapılanıyor. Sanayi rekabet zorlukları çekiyor. Esnaf perişan, siftahsız dükkânlar kapanıyor. Yapılan bir hesaba göre, haciz amacıyla günde 2.602 ev ve işyerine icra memuru gitmektedir. Çocuklarımızın bilgisayarları, evlerdeki mobilya ve televizyonlar aile fertlerinin gözleri önünde alınıp götürülmektedir. Yaklaşık olarak, her gün ortalama 120 araç haczedilmekte, 270 fabrika ve işyeri kapanmakta, her gün 26 bin çek karşılıksız çıkmakta ve 4 bin senet protesto edilmektedir.

Ülkemizde kredi borcu takibe düşen KOBİ sayısı son bir yılda yüzde 83 artarak 200 bine ulaşmıştır. Ailelerin yüzde 54’ü borçludur. Uyuşturucu, hırsızlık, gasp yaygınlaşmıştır. Böbreklerini satılığa çıkaran köyler maalesef bu ülkededir. Son bir yılda 1.661 çocuk organ mafyası ve diğer nedenlerle kaçırılmıştır. Bu ortamda siyasi kavgalar hâlâ devam etmektedir. Siyasi şiddet partileri nemalandırırken milletimize zulmetmektedir, toplum da şiddet eylemlerini artırmaktadır. Dokuz ayda, aile içi şiddet nedeniyle hunharca katledilen kadın sayısı 953’tür. Siyaset, kavga ederek toplumsal kültürü bozmaktadır; siyaset, kavga ederek halkın dertlerini ortada bırakmaktadır; üstelik siyaset kendi dertleriyle halkı da yormaktadır.

Geçen hafta Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir konuşmaya şahit oldum, sizlere metinden aynen okuyorum: “Bize önce insani eğitim verin, kültür verin. Ya İnternet’teyiz ya sokaktayız, bunalımdayız. Kendimizi mutlu hissetmiyoruz, sadece tüketimle mutlu oluyoruz.” Değerli arkadaşlar, metni, altını çizerek tekrar okuyorum: “Bize önce insani eğitim verin, kültür verin. Ya Internet’teyiz ya sokaktayız, bunalımdayız. Kendimizi mutlu hissetmiyoruz, sadece tüketimle mutlu oluyoruz.” Kim söyledi bunu, bu tespiti kim yaptı diye baktığımızda, 7’nci Türkiye Öğrenci Meclisi Denizli Temsilcisi, ülkemizin geleceği olan öğrencilerimizden bir kardeşim, Tuncer Tokmak. Evet, bu tespit bir öğrenci kardeşime ait. Tüylerim ürperdi!

Hükûmete sesleniyorum, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyelerine sesleniyorum, tüm sorumlu makamlarda oturanlara sesleniyorum, vicdanlarınıza sesleniyorum: Lütfen, bu feryada kulak verin, lütfen gereğini yapın.

Herkes başını ellerinin arasına alıp düşünmelidir. İnsanlar kavga ederken düşünemezler, düşünürken kavga edemezler. Bu ülkenin düşmanları çoktur. 73 milyon insanımızın birliğe, beraberliğe ve kardeşliğe ihtiyacı vardır. Bu 23 Nisan, bir başlangıç olmalıdır. Birlikte barışı, huzuru, refahı arayalım, iş birliği yapalım, nasıl kavga yapacağımızı değil, bu ülkenin sorunlarını hep beraber nasıl çözeceğimizi konuşalım.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 90’ıncı yıl dönümü kutlu olsun. Milletimizin geleceği aydınlık olsun.

Bu vesileyle tekrar hepinizi en içten, en samimi duygularımla selamlıyorum. Hepinize saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ, CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

6 konuşma daha · 23 Nisan 2010

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook