İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 113. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Bazı kanunlarda değişiklik yapılması ile kamu ihale kanunu ve kamu ihale sözleşmesi (s.s.257)

Mehmet Yıldırım

Kastamonu Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 113. Birleşim · 1. yasama yılı · 30 Temmuz 2003 · 1.022 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Yıldırım (CHP), 30 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI İLE KAMU İHALE KANUNU VE KAMU İHALE SÖZLEŞMESİ (S.S.257)); konuşma 1.022 kelime.

Mehmet Yıldırım (CHP, Kastamonu). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılması ile kamu ihale kanunu ve kamu ihale sözleşmesi (s.s.257)”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 30 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-yildirim-22-2003-07-30-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-ile-kamu-ihale-kanunu-ve-kamu-iha (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan, gerek trafik kazası geçiren oğlum Nafiz Yıldırım'dan gerekse de kazanın ardından yaşadığım rahatsızlıktan ötürü benden manevî desteğini esirgemeyen Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyelerine, çalışanlarına, kadirşinas Kastamonululara, kazada ilkyardımı gerçekleştiren OSTİM İvedik sanayi esnafına, Ankara Numune Hastanesi sağlık personeline ve Bayındır Hastanesine saygılarımı sunuyorum, teşekkürlerimi arz ediyorum; Allah'tan, oğlumu bağışlamasını talep ediyorum.

Meclisin 1 Ağustosta tatile girecek olması nedeniyle, 23 Ağustos 1925 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk'ün Kastamonu'yu ziyaret edip, çağdaş Türkiye'nin temelini oluşturan şapka ve kıyafet devrimini ilan etmesinin 78 inci yıldönümünü dile getirmek amacıyla söz almış bulunuyorum.

Mustafa Kemal Atatürk, 23 Ağustos 1925 tarihinde, 8 gün sürecek Kastamonu gezisine başlamış, İnebolu, Devrekânî, Taşköprü, Seydiler, Küre ve Daday İlçelerini ziyaret etmiştir. Buradan anlaşılan, Mustafa Kemal, Kastamonu'nun, istiklal mücadelesine ve cumhuriyete verdiği katkıyı unutmayarak, 8 gün boyunca Kastamonu'da ve ilçelerinde kalmış, şapka ve kıyafet devrimini, Kastamonululara ve Türkiye'ye armağan ederek, onurlandırmıştır.

Bu süre boyunca, toplumun her kesiminden gelen insanlarla toplantılar düzenleyerek, yörenin ekonomik ve sosyal sorunlarını dinlemiş ve görüşlerini bildirmiştir. Aslında, Mustafa Kemal, Kastamonu'da devrimlerin en önemlisini gerçekleştirmiş, fikrî alanda bir dönüşüme imza atarak, bugünkü çağdaş Türkiye'nin temelini Kastamonu'da atmıştır.

Peki, neden, Mustafa Kemal Atatürk, şapka ve kıyafet devrimini Kastamonu'da ilan etmiştir, Kastamonu'yu neden seçmiştir:

1- İşgal görmemesine rağmen, işgale karşı ilk kadın mitingi, 10 Aralık 1919'da kadınlarımız tarafından Kastamonu'da gerçekleştirilmiştir.

2- Mustafa Kemal, Kastamonuluları, Çanakkale'de, Yemen'de, Trablusgarp'da, Sakarya'da ve Dumlupınar'da tanımıştır. Çanakkale'de ve istiklal mücadelesinde en çok şehit veren il Kastamonu'dur. "Çanakkale içinde aynalı çarşı, ana ben gidiyom düşmana karşı" diye türkü söyleyen yiğitler Kastamonulu gençlerdir, yazanlar da Kastamonulu ozanlardır.

Türkiye'de İstiklal Madalyası sahibi tek ilçe, İnebolu'dur; İnebolulu mavnacılar, deniz yoluyla getirdikleri top mermilerini karaya çıkarmışlar ve Kastamonulu kadınlar da onları kağnılarıyla cepheye taşımışlardır. Bunu, Şerife Bacılar, Halime Çavuşlar, Satı Kadınlar, kendilerinin ve çocuklarının hayatlarını hiçe sayarak kahramanca yerine getirmişler, çocuklarını ve kendilerini şehit vermişler; ama, cepheye giden mermiyi korumuşlar, yerine ulaştırmışlar.

Şeyhülislam Dürrizade'nin, Kurtuluş Savaşı başlangıcında Mustafa Kemal ve arkadaşlarının idam edilmesi için fetva vermesi üzerine, buna karşı fetva hazırlayan Anadolu müftülerinin büyük çoğunluğunu Kastamonulu müftüler oluşturmaktadır.

Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu'nun birçok bölgesinde çıkan irili ufaklı iç ayaklanmalar olduğu halde, Kastamonu'da bunların hiçbirisi yaşanmamıştır; tersine, Anadolu'nun birçok bölgesinde asker ve mühimmat toplanamamasına rağmen, ordunun ihtiyaçlarını karşılama konusunda, Kastamonu, üzerine düşeni fazlasıyla yerine getirmiştir. Askere alınmayan öğrenciler tarafından sanat okulunda, pencere demirleri sökülerek süngü yapılmış, cepheye gönderilmiştir. El dokuma tezgâhlarında, kadınlarımız, çamaşır bezleri, kumaş dokumuşlar, ellerinde tığla çorap örmüşler; ayakkabı imalathanelerinde, sanatkârlarımız, askerlerimiz için geceli gündüzlü çalışarak potin imalatı gerçekleştirmişler ve askerlerimize göndermişlerdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, tamamlayın Sayın Yıldırım.

MEHMET YILDIRIM (Devamla)Kastamonu, o günün koşullarında, bir eğitim kenti, el dokuma ve ayakkabı imalat tezgâhlarıyla sanayi kenti, bir tarım kenti, aynı zamanda bir evliyalar diyarıdır.

Mustafa Kemal'in 19 Mayıs 1919'da Samsun'a ayak basması ve istiklal mücadelesini başlatmasıyla birlikte, Kastamonu gençleri ile gazeteci Hüsnü Açıksöz ilk yerel gazete olan Açıksöz Gazetesini çıkararak, Batı Karadeniz'de "ya istiklal ya ölüm" mücadelesini başlatmışlar ve Mustafa Kemal'e bağlılıklarını bildirmişlerdir. Bu gazetenin önemli yazarlarından birisi de Mehmet Âkif'tir ve İstiklal Marşı, ilk defa Açıksöz Gazetesinde yayımlanmıştır.

Mustafa Kemal şöyle diyor: "Gözüm cephede, kulağım Kastamonu -İnebolu'da."

Mustafa Kemal, Samsun'a çıkışının ardından, Sıvas ve Erzurum Kongreleri sırasında, düşüncesinde, çağdaş Türkiye projesini oluşturmuş ve beraberindeki Mazhar Müfit'e "yaz çocuğum" diyerek:

"1- Zaferden sonra hükümet şekli cumhuriyet olacaktır.

2- Padişah ve hanedan hakkında, zamanı gelince gereken işlem yapılacaktır.

3- Tesettür kalkacaktır.

4- Fes kalkacak, uygar uluslar gibi şapka giyilecektir" dediği zaman, o anda, Mazhar Müfit, Mustafa Kemal'e dönerek "darılmayın Paşam; ama, sizin hayalperest taraflarınız var" der; Mustafa Kemal ise "bunu zaman tayin eder, sen yaz" diye ısrar eder ve yazdırmaya devam eder.

"5- Latin harfleri kabul edilecek" der.

Şapka devriminin Kastamonu'da ilanı sırasında Mustafa Kemal, yine, yanında bulunan Mazhar Müfit'e dönerek "nerede kalmıştık" diye sorar ve Mazhar Müfit de, cevaben, şapka elinde "Kastamonu'da" diye cevap verir.

Doğu ve güneydoğudaki isyanların bastırılmasından sonra, Mustafa Kemal Atatürk yurdun her tarafından gelen heyetleri kabul ediyordu. Bu heyetlerin bir kısmını Mustafa Kemal, İsmet İnönü'ye havale ediyordu. Ancak, Kastamonu'dan gelen heyeti haber aldığında "bu heyetle ben görüşeceğim" dedi. Buna şaşıran Saffet Arıkan, anılarında, Atatürk'ün şapka inkılabını Kastamonu'da gerçekleştirme kararını ve bunun sebebini, kendi sözleriyle, kısaca şöyle özetliyor: "Niçin Kastamonu'yu seçtiğimi bilemezsin. Dur, anlatayım. Bütün vilayetler beni tanırlar; ya üniformayla veya fesli, kalpaklı sivil elbiseyle görmüşlerdir. Yalnız Kastamonu'ya gidemedim. İlkönce nasıl görürlerse öyle alışırlar, Türkiye beni öyle görür, yadırgamazlar. Üstelik, bu vilayetin hemen hepsi asker ocağından geçmişlerdir, itaatlidirler, munistirler. Bunun için, şapkayı orada giyeceğim" der.

Yine, Atatürk'ün İnebolu Nutkundan önemli pasajları aktararak konuşmamı bitirmek istiyorum:

"Efendiler! Türkiye Cumhuriyetini kuran Türk Halkı medenîdir. Tarihinde medenîdir, gerçekte medenîdir. Fakat ben sizin özkardeşiniz, arkadaşınız, babanız gibi söylüyorum, medenîyim diyen Türkiye Cumhuriyeti halkı; fikriyle, zihniyetiyle medenî olduğunu ispat etmek ve göstermek zorundadır. Medenîyim diyen Türkiye Cumhuriyeti Halkı aile hayatıyla, yaşayış şekliyle, medenî olduğunu göstermek zorundadır. Kısaca, medenîyim diyen Türkiye'nin, gerçekten medenî olan halkı, baştan aşağıya dış görünüşüyle de medenî ve gelişmiş insanlar olduğunu hareketleriyle göstermek zorundadır. Bu son sözlerimi açıkça anlatmalıyım ki, bütün memleket ve cihan ne demek istediğimi kolaylıkla anlasın. Bu açıklamamı, yüksek topluluğunuza, herkese bir soru sorarak yapmak istiyorum.

Soruyorum: Bizim kıyafetimiz millî midir? ('Hayır, hayır' sesleri)

Bizim kıyafetimiz medenî ve milletlerarası mıdır? ('Hayır , hayır' sesleri)

Size katılıyorum; hayır, hayır, hayır. Kullanacağım deyimi mazur görünüz; altı kaval üstü şişhane diye ifade edilebilecek bir kıyafet ne millîdir ne de milletlerarasıdır. O halde, kıyafetsiz bir millet; bu olur mu arkadaşlar? Böyle nitelendirilmeye razı mısınız arkadaşlar? ('Hayır, hayır, katiyen' sesleri) Arkadaşlar, Turan kıyafetini araştırıp canlandırmaya gerek yoktur. Medenî ve milletlerarası kıyafet bizim için çok cevherli, milletimiz için layık bir kıyafettir. Onu giyeceğiz; ayakta iskarpin veya potin, bacakta pantolon, yelek, gömlek, kravat, yakalık, ceket ve tabiatıyla bunları tamamlamak üzere başta siperi şemsli serpuş. Çok açık belirtmek isterim: Bu serpuşun ismine şapka denir."

Sözlerime son verirken, Türkiye'ye bir çağrı yapmak istiyorum. Giyim sektöründe faaliyet gösteren Beymen'den Ramsey'e, Vakko'dan Sarar'a kadar bütün giyim kuruluşlarını ve modaevlerini, şapka ve kıyafet devriminin her yıldönümünde Mustafa Kemal'in devrimi anısına, defilelerini Kastamonu'da yapmaya davet ediyorum.

Ayrıca, TRT Genel Müdürü Vekili Haluk Buran ile yaptığım görüşme sonucunda, bu yıl 23 Ağustosta TRT sanatçıları, Kastamonu'da Cumhuriyet Meydanında şapka ve kıyafet devrimi anısına konserler verecektir. Kendilerine teşekkür ediyorum, Yüce Meclise saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

47 konuşma daha · 30 Temmuz 2003

47 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook