Belediyeler kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.509)
Kırşehir Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 118. Birleşim · 4. yasama yılı · 16 Haziran 2010 · 1.637 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma
Kaynak göster
Metin Çobanoğlu (MHP), 16 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BELEDİYELER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.509)); konuşma 1.637 kelime.
Metin Çobanoğlu (MHP, Kırşehir). “Belediyeler kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.509)”. TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim tutanağı, 16 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/metin-cobanoglu-23-2010-06-16-belediyeler-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-509 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA METİN ÇOBANOĞLU (Kırşehir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 73’üncü maddesini değiştiren yasa teklifi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, 5393 sayılı Yasa’nın 73’üncü maddesi kentsel dönüşümü düzenleyen bir madde. Hepinizin bildiği gibi, 5393 sayılı Belediye Yasası, 2005 yılında, birçoğunuzun da bulunduğu bu Parlamento tarafından, yani AKP İktidarı tarafından çıkarılmış, kamuoyuna da “mahallî idareler reformu” diye sunulmuş yasa grubunun içerisinde yer almıştır. Bugün, bu 73’üncü maddeyle ilgili teklifi, değişiklik teklifini görüşeceğiz.
Değerli arkadaşlarım, bu, bir maddelik… Yani 73’üncü maddeyi değiştiriyoruz ama bu, kanun yapma tekniğine de aykırı, bir madde için oldukça geniş, on dört fıkralık bir madde. Yani müstakil bir kanun olabilecek veyahut da daha uygun olarak düşünecek olursak, 3194 sayılı İmar Kanunu’nda yer alması daha uygun olabilecek bir kanun ama Belediye Kanunu içerisinde yer almış ama bu şekliyle de kanun tekniği açısından çok uzun, on dört fıkralık bir kanun şekliyle karşımıza gelmiştir.
Değerli arkadaşlarım, bu teklif, birçok yönden Anayasa’ya aykırılıklar içeren, vatandaşın mülkiyet hakkını yok sayan, büyükşehir belediye başkanlarına âdeta padişahlık yetkileri veren ve özellikle vatandaşın, hakları mağdur olan vatandaşların hukuka gitmelerini de engelleyecek ve gerçekten kentlerimizin, şehrimizin ihtiyaçlarını çözmek için karşımıza getirilmiş bir teklif değildir.
Değerli arkadaşlarım, bakın, bugüne kadar bu kentsel dönüşüm uygulamalarında Ankara Büyükşehir Belediyesi mücaviri içerisinde tam 40 bin hektarlık bir alanda bu kentsel dönüşüm uygulanmış. Bu 40 bin hektarlık alan 4 milyon nüfusa tekabül eden bir alanı kapsamaktadır. Yani bizim başkentimizin 4 milyon nüfus artışını karşılayacak, yani elli yıl sonraki ihtiyacımızı da karşılayacak oranda, 2005’ten itibaren bu kentsel dönüşüm alanları düzenlenmiştir. Peki, ne oldu da şimdi 40 bin hektarın üzerine bu tür değişiklikler yapılarak hangi ihtiyaç giderilmek istenmektedir?
Değerli milletvekilleri, bu düzenlemeyle de ilçe belediye başkanları, büyükşehir ilçe belediye başkanları yok edilmektedir, hiçbir yetkileri kalmamakta ve her şey büyükşehir belediyesine endekslenmektedir. Geçtiğimiz günlerde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanının gazetelere de yansımış bir beyanı var, diyor ki: “İlçe belediyelerini kaldıralım, büyükşehir belediyesi olarak oralara atama yapalım.” Zaten bugün üzerinde konuştuğumuz bu teklif kanunlaşacak olursa ilçe belediyelerinin hiçbir fonksiyonu kalmayacaktır. Ellerinden hem maddi imkânları alınacak hem de kentsel düzenleme ve imar işleri yapma şansları ortadan kalkacaktır.
Değerli milletvekilleri, böyle bir düzenleme, böyle bir teklif, vatandaşımızı da ciddi olarak mağdur edecek bir tekliftir. Bakın, büyükşehirde bu düzenlemeler yapılacak, Etimesgut’un bir mahallesinde oturan vatandaşımızın arsasıyla, gayrimenkulüyle ilgili kararlar alınacak, ama Etimesgut ilçesinde askı olmadığı için vatandaşımızın haberi olmayacak ve askı süresi geçtikten, itiraz süresi bittikten sonra da vatandaşımızın yapabileceği hiçbir şey kalmayacaktır.
Bugüne kadar yapılan 40 bin hektarlık düzenlemede hepsinin ortak yönü şudur: Hepsinde yeşil alanlar yok edilmiş, yapılaşma yoğunluğu artırılmış ve birtakım insanlara çok ciddi rantlar sağlanmıştır değerli milletvekilleri. Ama bu yapılan düzenlemelerin elli tanesi de, şu elimde gördüğünüz dosyada mevcut olan elli tane düzenleme, kentsel düzenleme mahkemeler tarafından durdurulmuştur değerli milletvekilleri.
Neden durdurulmuştur? Vatandaşın hakları gasbedilmiştir, yeşil alanlar yok edilmiştir ve buralarda inşaat yoğunlukları o alanların kaldıramayacağı noktada artırılmıştır.
Bu teklifin geneline bakacak olursak, bu teklifle, mücavir alanlar içerisinde büyükşehir belediyeleri tarafından, imarlı, imarsız, yapılaşmış, yapılaşmamış her yerde kentsel düzenleme yapabilecekler, hiçbir tahdide ve sınırlamaya maruz kalmadan inşaat alanı ve kat yüksekliklerini belirleyebileceklerdir.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, böyle bir yetkiyi düşünebiliyor musunuz? Hiçbir sınırlama yok. Peki, 100.000’lik planlar, nâzım imar planları ne için yapılıyor? Ne için bu planları daha önce yaptık? 2023 Ankara Planı’nı niye yaptık? Ama bir yeri siz kentsel dönüşüm alanı ilan ettiniz mi, hiçbir tahdit ve sınırlamaya maruz kalmıyorsunuz, keyfî bir şekilde istediğiniz gibi düzenleme yapabiliyorsunuz.
Değerli arkadaşlarım, yine bir yerde kentsel dönüşüm yapabilmek için büyükşehirler dâhilindeki ilçe belediye başkanları büyükşehrin iznini almak durumundalar. Bunun anlamı da şudur: İlçe belediye başkanları kentsel dönüşüm uygulaması yapamayacaklar.
Ayrıca, bu kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan edilen bölgelerde her türlü imar harçları, yapı harçları, kullanma izinleri büyükşehir belediyesi tarafından alınacak, bu izinler büyükşehir belediyesi tarafından verilecektir. İlçe belediyelerinin de bu anlamda çok ciddi gelir kaybı olacaktır.
Değerli milletvekilleri, yine bu düzenlemeyle büyükşehir belediyelerine öyle bir yetki veriyoruz ki, ancak savaş hâlinde, seferberlik zamanında, hemen kapımızda savaşın olma ihtimalinin çok yüksek olduğu dönemlerde kullanılabilecek kamulaştırma yetkilerini veriyoruz. Deniyor ki: Anlaşma esastır. Anlaşamazsanız vatandaşla bu konulardaki anlaşmazlıklar mahkemelerde öncelikle görüşülecek. Daha sonra, kamulaştırma için, 2942 sayılı Kamulaştırma Yasası’nın 27’nci maddesine göre acele kamulaştırılma yapılacak. 27’nci madde de 3634 sayılı Millî Müdafaa ve Mükellefiyet Kanunu’na atıfta bulunuyor. Bu da, savaş hâli, seferberlik zamanında yapılacak kamulaştırmalara eş değer.
Peki, değerli milletvekilleri, soruyorum, büyükşehir belediye başkanlarının bu kadar acelesi ne için var? Yani savaş hâlinde uygulanacak birtakım kanunları siz şimdi Meclisimiz vasıtasıyla büyükşehir belediyelerine veriyorsunuz. Bunun mantığını anlamakta zorlanıyorum değerli milletvekilleri. Böyle bir şey olabilir mi? İmar yetkiniz var ama siz bugün bu teklifle büyükşehir belediyelerine padişahlık yetkisi tanıyorsunuz, ilçe belediyelerini yok sayıyorsunuz. 1 milyon nüfuslu Keçiören Belediyesi yok ama hemen biraz ileride, başka, büyükşehir sınırları içerisinde 10 bin nüfuslu, 15 bin nüfuslu, 50 bin nüfuslu bir ilçe belediyesi bu düzenlemeleri yapabilecek noktada.
Değerli milletvekilleri, gerçekten geneline baktığımızda vatandaşın hakları yok sayılmaktadır. Öyle zorlamalar getiriliyor ki… Yine bu kanunda sağlık ve eğitim alanları bu kanunun dışında ayrı tutulmuş ama burada bizim bir düşüncemiz var, mutlaka ve mutlaka vakıf arazileri ve Silahlı Kuvvetlerin arazileri, bu kanunda onların da ayrı tutulması gerekiyor. 3194 sayılı Kanun’un 18’nci maddesinde kamuya ait gayrimenkuller sayılmış ama biz bu kanunun da içine mutlaka Silahlı Kuvvetlerin ve vakıf arazilerinin ayrı tutulmasının gerekliliğini, konmasını istiyoruz.
Değerli milletvekilleri, bu kentsel dönüşüm ve gelişim alanlarında gayrimenkulleri, arsaları bulunan vatandaşlar eğer belediye ile anlaşamamışlar, kendilerine müstakil bir adada yer tahsil edilmediyse mahkemeye gidebiliyorlar. Kanun metninde bu var ama bunu tersten okuyacak olursak, kendilerine başka bir adada yer tahsisi yapılmış vatandaşlarımızın mahkemeye gitme hakkı yok. Ama Anayasa’mızın 125’inci maddesi “İdarenin her türlü iş ve işlemleri idari yargının denetimindedir.” diyor. Böyle bir yasaklamayı, böyle bir hakkı nasıl yok sayabilirsiniz? Geniş bir alanda düzenleme yapılıyor, vatandaşın en merkezî yerde arsası var; siz bu düzenleme içerisinde en uzak köşedeki bir adaya, bir parsele vatandaşın hakkını taşıyacaksınız ve bu vatandaşın mahkemeye gitme hakkını elinden alacaksınız.
Yine bu çerçevede, anlaşamayan, proje dışında kalan veya başka bir ada içerisinde kendilerine yer tahsis edilen vatandaşlardan altyapı ve proje bedelini alıyorsunuz. Zaten buralarda yaşayan vatandaşlarımız dar gelirli, bu yüksek altyapı ve proje bedellerini ödemeleri mümkün değil. Burada ne zorlanıyor? Gariban vatandaşın arsasını, güçlü olanların, elinden almasına imkân sağlanıyor.
Değerli milletvekilleri, bu işin baştan sona hepsi ranta dönük düzenlemelerdir. Yine geçici 1’inci maddede şunu koyuyoruz: “Bu teklif kanunlaştığı günden itibaren geçmişe dönük devam eden mahkemelerde de uygulanır.” Bu ne demektir? Vatandaşın kazanılmış haklarını biz bir kanun maddesiyle yok ediyoruz. Böyle bir hukuk anlayışı olabilir mi?
İşte, elimdeki bu elli dosya Melih Gökçek’in yaptığı düzenlemeleri durduran mahkeme kararlarıdır. Şimdi, siz, tekrar, bu vatandaşın kazanılmış haklarını bu kanun teklifiyle elinden almak istiyorsunuz. Böyle bir hukuk devleti olamaz, böyle bir düzenleme de hiç kimsenin hayrına olamaz değerli milletvekilleri.
Şunu çok açık, net ifade edelim: Bugün burada yapılanlar Melih Gökçek’in isteğiyle yapılan düzenlemelerdir. Hiç kimse bunun aksini iddia etmesin. Kendisi buyurmuşlar, “İlçe belediyelerine gerek yok.” demişler. Şimdi, en büyük sıkıntısı kentsel dönüşüm alanlarında mahkemelerin verdiği bu kararlar. Bu kararlardan kurtulabilmek için sizleri de Parlamentomuzu da maalesef bu niyetlerine alet ediyor. Herkesin vicdanına sesleniyorum.
OKTAY VURAL (İzmir)Buna “Hayır” deyin, yazıktır.
METİN ÇOBANOĞLU (Devamla)Değerli milletvekilleri, çok açık, net. Elimde üç tane -bunu onlarca, yirmilerce çoğaltmam mümkün- sizlerle de paylaşacağım, üç tane kentsel dönüşüm dosyası var. Özellikle dinlemenizi istiyorum.
Bakın, Pursaklar Sarayköy’de 2 milyon metrekarelik bir alanda yapılan bir kentsel dönüşüm, bir rant paylaşımı. Safahatını kısaca okuyorum: Söz konusu saha maliye hazinesine ait ve planda “ağaçlandırılacak alan ve tarımsal niteliği korunacak alan”, 2023 Ankara Planı’nda. Ağaçlandırılacak ve tarımsal niteliği korunacak alan… Emniyet Genel Müdürlüğü, söz konusu arsayı talep ediyor. Bu talep, ilk önce, Saray Belediyesi ve TOKİ tarafından uygun görülüyor değerli arkadaşlarım. Bu çalışmalar yapılırken -altını çizmek istiyorum- 4 adedi aynı adreste, yine 2 adedi aynı adreste olmak üzere 8 kooperatif bir araya gelerek Özgün Anka Yapı Kooperatifi Birliğini kuruyorlar değerli milletvekilleri. Bu kooperatif birliği söz konusu arsayı TOKİ’den talep ediyor. Bu talep üzerine TOKİ söz konusu arsayı metrekaresi 2008 tarihinde 7 ve 8 liradan ihaleye çıkarıyor değerli milletvekilleri, 7 ve 8 lira metrekaresi. Daha sonra ne oluyor? Kooperatif, Ankara Büyükşehir Belediyesine başvuruyor, ağaçlandırılacak alandan çıkarılıp konut alanına çevrilmesini talep ediyor. Sonra, bu talep, Büyükşehir Belediyesince, 2/6/2009 tarih, 6879 sayılı yazısıyla, 2023 Başkent Ankara Nâzım İmar Planı’na aykırı olduğu gerekçesiyle reddediliyor. Yapması gereken bu değil mi değerli milletvekilleri? Ankara Büyükşehir Belediyesi diyor ki: “2023 Nâzım İmar Planı’nda ağaçlandırılacak ve tarımsal niteliği korunacak alan, bunu size konut yapmak üzere veremeyiz.” Reddetmiş. Ne güzel. Ama ne oluyor? Aradan sekiz gün geçiyor değerli milletvekilleri. Aynı alanda tekrar bir müracaat oluyor. Kooperatif yılmıyor, ret kararından sekiz gün sonra, yani 6/10/2008 tarihinde aynı istemle Ankara Büyükşehir Belediyesine başvuruyor. Ne oluyorsa sekiz gün önce reddedilen başvuru… Hangi hatırlı insanlar girdi, arada ne görüşmeler oldu, kimlere neler sağlandı, bu bize kapalı. Ama elimizdeki dosya… Sekiz gün önce reddettikleri 2 milyon metrekarelik alanda konut yapılmasına sekiz gün sonra Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi müsaade ediyor.
Değerli milletvekilleri, hepsinin evrakları var, hepsinin imzaları var. Burada laf olsun diye konuşmuyoruz. Burada Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin almış olduğu kararlar var.
Değerli arkadaşlarım, bu 2 milyon metrekarelik alana tam beş bin konut sığıyor. Ayrıca, buraya inşaat emsali 2,5 olan iki tane de benzin istasyonu ruhsatı veriliyor.
Değerli arkadaşlarım, gidin sorun, Ankara Büyükşehir Belediyesinden bir benzin istasyonu ruhsatı almanın maliyeti ne olur acaba? Bunu kimseyi suçlamak için söylemiyorum ama kendi çevrenizden bir sorun bakalım, bir benzin istasyonunun ruhsatı…
Değerli milletvekilleri, işte karşımızdaki rantiyecilik bu, karşımızdaki insanların şehirciliğe bakış açısı bu. Şuna itirazımız yok: Gecekondulaşmış, eskimiş şehir dokularını yenileyelim, pırıl pırıl şehirlerimiz olsun. Hangi milletvekili itiraz eder? Ama itirazımız işte burada: Siz 2 milyon metrekareyi ağaçlandırılacak alandan, tarımsal niteliği korunacak alandan çıkarın, beş bin konut yapılmasına müsaade edin; vicdanınız elveriyorsa diyeceğim bir şey yok ama benim, bizim parti grubumuzun böyle bir şeye vicdanımızın elvermesi mümkün değil.
İkinci bir şey, değerli milletvekillerim, Angora Evleri’ni biliyorsunuz, Ankara’nın en güzide semti, işte Çayyolu bölgesinde, Ankara’nın hatırı sayılır insanlarının oturduğu bir yer.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
88 konuşma daha · 16 Haziran 2010