Belediyeler kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.509)
Kırşehir Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 118. Birleşim · 4. yasama yılı · 16 Haziran 2010 · 880 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Metin Çobanoğlu (MHP), 16 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BELEDİYELER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.509)); konuşma 880 kelime.
Metin Çobanoğlu (MHP, Kırşehir). “Belediyeler kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.509)”. TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim tutanağı, 16 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/metin-cobanoglu-23-2010-06-16-belediyeler-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-509-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA METİN ÇOBANOĞLU (Kırşehir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 73’üncü maddesinde değişiklik yapan kanun teklifinin 2’nci maddesiyle ilgili Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, aşağı yukarı on saati aşan bir süredir bu kanun teklifiyle ilgili görüşmeler gerçekleşiyor. Bu konuda daha önce de görüşlerimizi ifade ettik, hem iktidar partisine mensup hem muhalefet partilerine mensup milletvekili arkadaşlarımız görüşlerini ifade ettiler ama sonuç itibarıyla iktidar partisi bu teklifin yasalaşması için gereken gayreti gösteriyor. Ama bu sonuç itibarıyla bu teklif yasalaşacak olursa kendi içerisinde çelişkiler olan, vatandaşı yok sayan, mülkiyet hakkına tecavüz eden, insanların temel haklarını ihlal eden ve özellikle mahkemeye gitmelerini engelleyen ve yine, belediyeler karşısında vatandaşların belediyelerin istedikleri doğrultuda hareket etmeleri için birtakım zorlamaları getiren bir kanun ortaya çıkacak.
Öyle tahmin ediyorum, çok büyük bir ihtimalle de bu kanun Anayasa Mahkemesinden de geri dönecek. Sizler zaman zaman Anayasa Mahkemesinden şikâyet ediyorsunuz ama bu kadar bariz bir şekilde Anayasa hükümlerine aykırı bir kanun teklifini de çıkarabilmek için on saattir gayret ediyorsunuz.
Değerli milletvekilleri, gerçekten, gönül isterdi ki bu üzerinde konuştuğumuz teklif, ülkemizdeki şehirlerdeki gecekondulaşmayı önleyecek, şehirlerin eskimiş dokularını tekrar düzenleyerek daha sağlıklı yaşam merkezleri hâline getirecek bir teklif olsaydı, burada da muhalefet olarak hiç itiraz etmeden bizler size destek olabilseydik ama şöyle bakıyoruz, bu kanun teklifi neticesinde, özellikle bunun arkasında Ankara Büyükşehir Belediyesinin olduğu çok açık, bariz bir şekilde gözükmektedir.
Bu teklifin tümü üzerinde yaptığım konuşmada da ifade ettim, ellinin üzerinde mahkeme kararı getirdim, yani bu kentsel dönüşüm ve gelişim alanlarıyla ilgili verilen mahkeme kararlarını burada sizlere gösterdim ve bu yapılan düzenlemelerin 40 bin hektarı aştığını, bunun 4 milyon nüfusa tekabül edecek bir noktaya geldiğini, aslında böyle bir şeye ihtiyaç olup olmadığının da tartışılması gerektiğini ifade ettim.
Değerli milletvekilleri, burada yapılan, kişilere rant sağlamaktır, gruplara rant sağlamaktır. 40 bin hektarın çok büyük bölümü ağaçlandırma alanları ve tarımsal niteliği korunacak alanlardır. Buralarda yoğunluk artırılması söz konusudur. Bu, Ankara’nın geleceğini ciddi olarak sıkıntıya sokacaktır.
Değerli milletvekilleri, tabii, bu çerçeve içerisinde vatandaşlarımız mağdur olacak. Güçlü bir irade noktasında vatandaşımızın mahkemeye gitmesini engelleyecek birtakım hükümleri de içermektedir.
Değerli milletvekilleri, sonuç itibarıyla, sizlere gösterdiğim dosyalarda da nasıl -ağaçlandırma alanlarının- birtakım kooperatiflere, şahıslara, vatandaşlara rant sağlayacak şekilde bu düzenlemelerin yapıldığını, bu kentsel dönüşüm uygulamaları neticesinde insanlara nasıl rant -1’e 50, 1’e 100 kazancın- sağlandığını da örnekleriyle sizlere ifade ettim.
Değerli arkadaşlarım, gerçekten, hukuk güvenliği, hukuk devleti ilkemiz ayaklar altına alınmaktadır. Bakın, geçici 1’inci maddede ne diyorsunuz? “Bu kanun yürürlüğe girdikten sonra mahkemelerde devam eden o davalar da bu kanun hükümlerine tabidir.” diyorsunuz. Bu, bizim hukuk sistemimizde ancak ceza davalarında sanığın lehine olan uygulamalarda kullanılabilecek bir hadisedir ama siz getiriyorsunuz bunu kentsel dönüşümle ilgili devam eden davalarda da uygulama noktasındasınız.
Biraz önce hep beraber gördük, yine bırakın devam eden mahkemeleri, verilen bir önergeyle kesinleşmiş ama infaz edilmemiş mahkeme kararlarını da değiştirmeye, yok saymaya yönelik bir önergeyle karşı karşıya geldik ama iyi ki de bu önerge geri çekildi, yoksa çok açık, net bir şekilde Anayasa’nın 138’inci maddesine aykırı bir önerge burada belki de sizlerin oylarıyla kabul edilecekti. Anayasa’nın 138’inci maddesi çok açık bir şekilde yasamanın, yürütmenin ve idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğunu ifade etmektedir ve ayrıca yasama, yürütme ve idarenin mahkeme kararlarını değiştiremeyeceğini ve bu kararların uygulanmasını geciktiremeyeceğini çok açık bir şekilde ifade etmiştir. Böyle bir Anayasa hükmü ortadayken böyle bir önergenin Meclise getirilebilmesini bile gerçekten yadırgadığımı da ifade etmek istiyorum. Bu yasanın baştan sona hangi maddesine bakarsanız bakın çelişkilerle doludur, vatandaşımızı sıkıntıya sokacak birçok maddeyi içermektedir, Anayasa hükümlerine aykırılıklar söz konusudur, büyük ihtimalle kanunlaşması hâlinde Anayasa Mahkemesinden geri dönecektir. Sizlerin de bizlerin de burada sabahlara kadar müzakerelerimiz de bir anlamda boşa gidecektir.
Değerli milletvekilleri, belediyelerimizin çok ciddi başka problemleri vardır, sıkıntıları vardır ama biz burada rantiyeyle, birtakım insanlara rant sağlayacak bu kanunlarla meşgul ediliyoruz. Bakın, belediyelerimizin özellikle gelirleriyle ilgili ciddi sıkıntıları vardır, bu gelirlerin artırılmasına ihtiyaç vardır.
Yine, 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun’la bir denkleştirme ödeneği konmuştu ama değerli arkadaşlarım, bu denkleştirme ödeneği ciddi bir adaletsizliğe sebep olmaktadır. 2010 yılı Mart ayında denkleştirme ödeneği belediyelerimize ödenirken 4.999 nüfuslu bir belediyeye 17 milyar lira –eski parayla- ama 5 bin nüfuslu yani 1 nüfus fazla olan bir belediyeye de 70 milyar lira para ödenmektedir.
Yine, belediyelerin gelirleri… Gelişmişlik esasına göre bir endeksle ödeme yapılan belediyelerimizde şöyle bir adaletsizlik ortaya çıkmaktadır: Bir ilçeye bağlı bir belde belediyesiyle ile bağlı bir belde belediyesi arasında çok ciddi bir gelir farkı ortaya çıkmaktadır. İkisi birbirine 3 veya 5 kilometre mesafede aynı nüfusa sahip olmalarına rağmen ilçeye bağlı belediye çok daha fazla İller Bankası paylarından faydalanmakta her ay için ama ile bağlı belediyeler aynı nüfusa sahip olmalarına rağmen daha az gelir elde etmektedirler. Bu adaletsizliklerin düzeltilmesi lazım, bunların ortadan kaldırılması lazım, bunlarla ilgili çalışmaları hep beraber yapmamız lazım.
Bir de değerli arkadaşlarım, nüfusu 2 binin altındaki belediyeler çok ciddi sıkıntılar içerisindedir. Adrese dayalı nüfus tespitlerinde 700’e, 300’e, 500’e düşen belediyelerimiz vardır ama bunların çalıştırdıkları insanlar vardır. Bir düzenleme yapılarak asgari 2 bin nüfus esasına göre İller Bankasından payları gönderecek olursak -bu belediyeler zaten kapatılmış durumda ama 2014 yılında yapılacak seçimlere kadar görevlerini devam ettirecekler- onları da bir nebze rahatlatmış oluruz diye düşünüyorum.
Yine, değerli milletvekili arkadaşlarım, biliyorsunuz, sosyal güvenlik kurumlarımız, Emekli Sandığımız lağvedildi ve 2009’dan önce belediye başkanlığı yapmış olan arkadaşlarımız görev tazminatlarını alıyorlar da…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
88 konuşma daha · 16 Haziran 2010