Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.610)
Karaman Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 61. Birleşim · 5. yasama yılı · 8 Şubat 2011 · 583 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mevlüt Akgün (AK Parti), 8 Şubat 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.610)); konuşma 583 kelime.
Mevlüt Akgün (AK Parti, Karaman). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.610)”. TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim tutanağı, 8 Şubat 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mevlut-akgun-23-2011-02-08-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-hakkinda-s (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MEVLÜT AKGÜN (Karaman)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, makul sürede yargılanma hakkı, en önemli insan haklarından birisidir. Bağımsız, tarafsız, adil ve hızlı işleyen bir yargı sisteminin varlığı, devlete olan güven duygusunu pekiştirecektir. Anayasa’mızın 141’inci maddesi “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” der. İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme’nin 6’ncı maddesi ise adil yargılanma hakkından bahsederken bunun en önemli unsurlarından birisi olarak yargılamanın makul süre içerisinde bitirilmesi ilkesini ortaya koymaktadır. Bu bakımdan, toplumun devlete ve yargı organlarına olan güveninin korunabilmesi, hakkın gerçek sahibine bir an önce tesliminin sağlanması için, uyuşmazlıklar kısa sürede bitirilmelidir. Kaldı ki hepimiz, geciken adaletin adalet olmadığını her defasında söylüyoruz ancak bugün bir temyiz dosyasının yüksek yargıda incelenebilmesi için en azından üç beş yılın geçmesi gerektiği düşünülürse “Geciken adalet adalet değil ama adaletin hiç gelmemesinden evladır.” türküsü maalesef söylenir olmuştur.
Değerli arkadaşlarım, muhalefet partilerimizin bu tasarıya niçin karşı çıktıklarını hâlâ anlayabilmiş değilim. Yargının ağır iş yükü altında ezildiğini hepimiz söylüyoruz. 2009 yılında sadece Yargıtayın bakması gereken dosya sayısının toplam 1 milyon 670 bin olduğu ifade edilmektedir.
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta)Sekiz senedir niye düzeltmediniz, sekiz senedir?
MEVLÜT AKGÜN (Devamla)Danıştayda da 2009 yılında toplam 273 bin 608 dosya bulunmakta olduğu ifade edilmiştir.
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta)Kimi kime şikâyet ediyorsun?
MEVLÜT AKGÜN (Devamla)Yargıtayda üye başına 4.393 dosya düşmektedir, Danıştayda ise üye başına 2.880 dosya düşmektedir. Bu tablo, çok vahim bir tablodur. Bu kadar iş yükü altında çalışan mahkemelerin ve hâkimlerin hata yapması kaçınılmazdır.
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta)Bu sizin başarı karneniz! İşte, bu sizin başarı karneniz!
MEVLÜT AKGÜN (Devamla)Yüksek mahkemelerin yapacağı hatalar ise toplumda adalete olan güven duygusunu sarsacaktır. Günümüzde bu hataların örneklerine, maalesef, sıkça şahit olmaktayız.
Değerli arkadaşlarım, bir diğer vahim durum da iş yükü nedeniyle 2010 yılında 18 bini aşan dosyanın zaman aşımına uğramış olmasıdır. Maalesef, zaman aşımı nedeniyle binlerce insan hak kaybına uğramaktadır. Bazı suçlular da, yine maalesef, adaletin pençesinden haksız yere kurtulmaktadır.
Yargıtayda bir ceza dosyasının karara bağlanma süresi 1.042 günü bulmaktadır. Hukuk mahkemelerinde ise bu süre 230 günü buluyor. Bu süreler dikkate alındığı zaman, toplumdaki adalet duygusunun sağlanması, değerli arkadaşlarım, mümkün değildir.
Bir çarpıcı istatistik de şudur: Verilere göre, 10. Ceza Dairesinde bir dosyaya bakmak için sadece 2,4 dakika ayrılıyor, 9. Hukuk Dairesinde ise 1,7 dakika zaman ayrılabiliyor. Hakkaniyet sahibi insanlara sormak gerekir: Ne kadar iyi yetişmiş olursa olsun, bu kadar kısa süre içerisinde bir mahkemenin, bir hâkimin adil karar vermesi mümkün müdür?
Değerli arkadaşlarım, bugün Yargıtay ve Danıştaya yeni hiçbir iş gelmese bile mevcut dosyaların bitirilebilmesi için en az beş yıla ihtiyaç duyulduğu belirtilmektedir. Bu iş yükü altında adalet dağıtmak mümkün değildir. Nitekim, davaların yüksek mahkemeler önünde sürüncemede kalması şikâyetlere neden olmuş ve Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde, makul süre aşıldığı gerekçesiyle pek çok defa mahkûm edilmiştir.
Değerli arkadaşlarım, peki, ne yapacağız? Aslında sorunun çözümü için yollar bellidir. Öncelikle, mevcut tıkanmayı önlemek için Danıştay ve Yargıtayda yeni dairelerin kurulmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Nitekim, Yargıtay ve Danıştay başkanlarımız adli yıl açış konuşmalarında bu hususu pek çok defa dile getirmişlerdir. Bizzat Yargıtay 2008 yılında Adalet Bakanlığına iki kez yazı göndermek suretiyle daire ve üye sayısının artırılmasını istemiştir. Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker imzalı yazıda “3 hukuk, 3 ceza dairesinin kurulmasında kesin ve acil zorunluluk vardır.” ifadesi yer almaktadır. Hâl böyle iken bugün ne değişti de Yargıtay ve Danıştay ve de muhalefet partilerimiz tasarıya karşıdır, bunu anlamak mümkün değildir. Sadece… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
85 konuşma daha · 8 Şubat 2011