İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 84. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Yargı hizmetlerinin hızlandırılması amacıyla bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.725)

Mevlüt Akgün

Karaman Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 84. Birleşim · 5. yasama yılı · 30 Mart 2011 · 1.822 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mevlüt Akgün (AK Parti), 30 Mart 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YARGI HİZMETLERİNİN HIZLANDIRILMASI AMACIYLA BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.725)); konuşma 1.822 kelime.

Mevlüt Akgün (AK Parti, Karaman). “Yargı hizmetlerinin hızlandırılması amacıyla bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.725)”. TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim tutanağı, 30 Mart 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mevlut-akgun-23-2011-03-30-yargi-hizmetlerinin-hizlandirilmasi-amaciyla-bazi-kanunlarda-degisikli (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA MEVLÜT AKGÜN (Karaman)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, tasarının amacı, devlet hizmetlerinin ve adaletin hızlandırılması, yargılamanın süratli, verimli ve ekonomik bir şekilde yürütülmesini sağlamak, mahkemelerin iş yükünü azaltmak ve yargılama faaliyetinde zaman ve emek kaybını önlemektir. Bu amaca dönük olarak tasarıyla cumhuriyet başsavcılıkları ve mahkemelerin görev alanında bulunan bir kısım suçlar kabahate dönüştürülerek yargı alanı dışındaki bazı kurumların görev alanına dâhil edilmektedir. İdari yaptırıma dönüştürülen bu gibi eylemlerin ceza miktarları da günümüzün ekonomik koşullarına uygun hâle getirilmektedir. Adalet Komisyonundaki görüşmeler esnasında Başbakan Yardımcımız Sayın Cemil Çiçek’in de ifade ettiği gibi bu tasarı aslında yargıda reform iddiasında olan bir tasarı değildir. Ancak, devlet ve adalet hizmetlerinin hızlandırılması ve makul süre içerisinde bitirilmesi için zaruri düzenlemeler içermektedir. Yargı alanında tasarının çok ötesinde düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu bir vakıadır.

Değerli arkadaşlarım, geciken adaletin adalet olmadığı hepimizin kabulündedir. Adalet, zamanında ve hakkaniyete uygun bir şekilde tahakkuk ederse anlamlıdır. Ancak, geciken adalet hiç gelmeyen adaletten de evladır. Vatandaşlarımızın devletten beklentisi davaların makul bir süre içerisinde ve hakkaniyete uygun bir şekilde sonuçlandırılmasıdır. Yargıdaki sorunları çözmekte gecikmek, aslında adaletin sağlanmasında gecikmek anlamına gelmektedir.

Kamu hizmeti olan adalet hizmetlerinin aksamadan ve gecikmeden işlemesi aslında niteliğinin gereğidir. Nitekim, Anayasa’mızın 141’inci maddesi “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” ifadesini içermektedir. İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin 6’ncı maddesinde, herkesin, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içerisinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu ifade edilmiştir.

Değerli arkadaşlarım, Yargıtay ve Danıştaya yeni dairelerin kurulması ve üye sayılarının artırılması hakkındaki kanunun görüşmeleri esnasında da ifade ettiğimiz gibi, bugün yargının iş yükü altında ezildiği ve adalet dağıtamaz noktaya geldiği hepimizin malumudur. Sadece Yargıtayda bekleyen dosya sayısının 1 milyon 700 binlerde olduğu, henüz torbası açılamayan yaklaşık 50 bin dosyanın mevcut olduğu, yine Yargıtayda yer yokluğu nedeniyle 400 bin dosyanın postanede beklediği bir or-tamda yargılamanın makul sürede bitirilmesi mümkün değildir.

Yine, sadece Yargıtayda her yıl 18.500 dosyanın zaman aşımına uğrayıp vatandaşların haklarının kaybolduğu bir ortamda nasıl adalet sağlanacaktır? Bir dairenin hukuk veya ceza dosyasına ayırabileceği sürenin beş dakikanın altında olduğu bir ortamda hukuka ve devlete olan güven nasıl temin edilecektir? İşte, yargıya nefes aldıracak ve biriken iş yükünü hafifletmek için atılacak acil adımlara ihtiyaç vardır.

Her ne kadar komisyon görüşmeleri esnasında muhalefet partilerimize mensup değerli arkadaşlarımız Türkiye Büyük Millet Meclisinin seçimlerin 12 Haziran 2011 tarihinde yapılmasına dair karar aldığını, bu nedenle acil ve zorunlu olmayan yasaların çıkarılmasının Meclisin geleneklerine aykırı olduğunu beyan ederek tasarıya karşı çıkmışlarsa da yukarıda belirttiğim vahim tablo karşısında bir dakika bile beklemeksizin yargıda iş yükünü azaltacak ve yargının hızlanmasını sağlayacak yasal düzenlemeleri çıkarmak gerekmektedir. İşte, AK PARTİ Hükûmeti de bu bilinçle hareket ederek ta-sarıyı bugün Meclisin gündemine taşımıştır. Çünkü değerli arkadaşlarım, bir büyük düşünürün ifade ettiği gibi, adaletsizliği bir yangından daha çabuk söndürmek gerekiyor. Adaletsizlik bütün bir toplumu yakan bir ateş gibi.

AK PARTİ hükûmetleri adalet hizmetlerinin hızlı, verimli ve ekonomik olarak yürütülmesi için adalet alanında pek çok çalışmayı hayata geçirmiş hükûmetlerdir. “Merdiven altı adalet istemiyoruz.” sloganıyla yola çıkan Hükûmetimiz, adliye binalarını apartman köşelerinden adalet saraylarına taşımıştır. İftiharla söylemek gerekirse bu dönemde yapılan adalet sarayları cumhuriyet döneminde inşa edilen binaların toplamından daha fazladır. Bu dönemde, yıllardan beri toplumun ve Meclisimizin gündeminde bulunan temel yasalar -ki, bunlar arasında Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu, Ceza Kanunu, Ceza Usul Kanunu, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu gibi yasalar vardır- muhalefet partilerimizle uzlaşarak Meclisimizden geçmiştir. Buradan muhalefet partilerimize teşekkür etmek istiyorum. Temel yasalarda ülkemizin menfaatleri açısından uzlaşmanın en güzel örnekleri sergilenmiştir.

Yine, AK PARTİ İktidarı döneminde hâkim ve savcılarımızın özlük hakları önemli ölçüde iyi-leştirilmiştir. Adliyelerimizin ihtiyacı olan hâkim, savcı, yardımcı personel alımında büyük gayret gösterilmiştir. Hâkim ve savcı alımında Danıştayın vermiş olduğu iptal kararları ve bunların adalet hizmetlerine maliyeti kamuoyunca bilinmektedir. Adliyelerimizin modern çağın gerektirdiği teknik imkânlarla donatılması için Adalet Bakanlığımız takdire şayan bir çalışma ortaya koymuştur. Yargı-tay ve Danıştaya yeni dairelerin eklenmesi ve üye sayılarının artırılması da yargının hızlandırılması amacıyla atılmış önemli bir adımdır. Muhalefet partilerimiz, bu kanunun görüşmeleri sırasında AK PARTİ’nin tek hedefinin yargıda kadrolaşmak, iktidara tabi bir yargı yaratmak olduğunu defalarca ifade etmişlerse de bugün görüşmekte olduğumuz tasarı da göstermektedir ki amacımız bağcıyı döv-mek değil, üzüm yemektir. Yani bugün çökmekte olan yargıyı tekrar ayağa kaldırmak için meseleye bütüncül bir açıdan bakmaktayız. Bir yandan yukarıda saydığımız adımlar atılmakta, diğer yandan Danıştaya ve Yargıtaya yeni daireler eklenmekte ve üye sayısı artırılmakta. Bu tasarıyla da mahkemelerin görev alanındaki bazı suçlar bazı kurumların görev alanına dâhil edilmekte ve yargıdaki iş yükü önemli ölçüde azaltılmaktadır. Hükûmetimiz bununla da yetinmeyerek bölge adliye mahkemelerinin hayata geçirilmesi için alt yapı çalışmalarını büyük ölçüde tamamlamıştır. Bütün bu adımlar ve belki de burada dile getiremediğim diğer çalışmalar Hükûmetimizin yargı reformuna verdiği önemi göstermektedir.

Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşmekte olduğumuz tasarıyla ilgili olarak Adalet Komisyonumuz, Yargıtay, Danıştay, Türkiye Barolar Birliği gibi kurumların görüşüne baş-vurmuştur. Bu kurumlarımız genel itibarıyla tasarıya olumlu baktıklarını ancak birkaç konuda ve mad-dede tasarıya itirazları olduğunu ifade etmişlerdir. Tasarının komisyon görüşmeleri sırasında gerek ilgili kurumların görüşleri ve gerekse muhalefet partilerimizin değerli üyelerinin itirazlarından kabul görenler tasarı projesine pozitif şekilde aktarılmış ve madde metinleri bu doğrultuda yeni bir yapı kazanmıştır. Sağlanan bu katkı dışında kalan itirazlar komisyon çoğunluğunca kabul görmemiştir.

Değerli arkadaşlarım, tasarıya gelirsek, tasarıyla bir bakaya ve yoklama kaçağı suçlarına idari para cezası getirilmektedir, bu suçlar kabahate çevrilmektedir. Kabahate çevrilen suçlara idari para cezası yaptırımı uygulanmakta ve bu tür davalar mahkemelerin görev alanı dışına çıkarılmaktadır. Diğer bir düzenlemeyle İcra İflas Kanunu’nun 353’üncü maddesi değiştirilerek disiplin ve tazyik hapsine ilişkin kararlara karşı yapılacak itirazlara bakacak mahkeme yeniden düzenlenmekte, böylece ağır ceza mahkemelerinin iş yükünün azaltılması hedeflenmektedir.

Bir diğer düzenlemeyle İcra İflas Kanunu’nun 354’üncü maddesi değiştirilmek suretiyle, nafaka alacaklarına ilişkin talepler hariç olmak üzere, toplam alacak miktarı Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından her yıl belirlenen aylık en yüksek brüt asgari ücret tutarının altında kalan takiplerde disiplin ve tazyik hapsi uygulanamayacağı hükme bağlanmaktadır.

Yine, bir diğer düzenlemeyle pasaportsuz yurda giriş ve yurttan çıkış, idarece belirlenen giriş kapıları dışındaki yerlerden yurda giriş ve yurttan çıkış gibi suçlar kabahate çevrilmek suretiyle idari para cezasına bağlanmaktadır. Sadece bu örnekte, bu nevi suçlardan dolayı 2010 yılında savcılıklara 9 bin, mahkemelere ise 3 bin dosya geldiğini düşünecek olursak düzenlemelerin önemi ortaya çıkmaktadır.

Yine, tasarıda Orman Kanunu’nda değişiklik yapılmak suretiyle, düşük ve devrikten emval toplamak, izinsiz dal, çırpı toplamak gibi basit orman suçları idari para cezası yaptırımına bağlanmaktadır.

Tasarıda Harçlar Kanunu’nda değişiklik yapılmak suretiyle, ceza davalarında istinaf veya temyiz kanun yollarına başvuru için harç esası getirilmektedir. Komisyon aşamasında muhalefet partilerimizin değerli sözcüleri harç koşulu getirilmesinin adil yargılanma hakkıyla bağdaşmayacağını ifade etmişler ise de bu hükümdeki amaç, davayı uzatmaya yönelik veya keyfî kanun yolu başvurularının önüne geçmektir. Nitekim komisyon aşamasında harç miktarları makul seviyeye düşürülmüştür.

Tasarıda en çok tartışılan madde, mirasçılık belgesi alınmasıyla, terk eden eşin ortak konuta davet edilmesinin mahkemeye başvurulmadan noterden de yapılabilmesine ilişkin hükümdür. Muhalefet partilerimiz ve Türkiye Barolar Birliği, mirasçılık belgesi verilmesini düzenleme işinin noterlere aktarılmasının Anayasa’ya aykırı olacağını çünkü yargı yetkisinin münhasıran yargı organları tarafından kullanılabilecek münhasır bir yetki olduğu ifadesiyle itirazlarını dile getirmişlerdir. Ayrıca, bu durumun yargı güvenliği ile hukuki güvenlik ilkelerine de aykırı olduğu ifade edilmiştir. Ancak Adalet Komisyonu, yargı yetkisinin hukuki uyuşmazlıkları kesin olarak çözüme kavuşturma ve karara bağlama faaliyeti olduğunu ve Anayasa ile hâkimlere ve yargı organlarına bırakıldığını, bunun dışında kalan mirasçılık belgesi gibi çekişmesiz yargı işlerinin mahkemelerden başka kurumlara bırakılmasının Anayasa’ya aykırılık teşkil etmeyeceği kararına varmıştır. Mirasçılık belgesi, noterler ve mahkeme tarafından verilebilecektir. Bu konuda uygulamayı göstermek amacıyla ayrıca Adalet Bakanlığı tarafından yönetmelik çıkarılacaktır. Bu uygulama aynı zamanda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda getirilen temel yapıya da uygundur.

Yine, tasarı ile hâkim ve savcıların terfi edebilmek, birinci sınıfa ayrılabilmek ve birinci sınıf olabilmek için Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen sayıda dosyayı itirazdan ve temyizden geçirmek zorunda olmaları sebebiyle davanın taraflarını dosyayı itiraz veya temyize götürmek konusunda teşvik ettikleri uygulamada bilinen bir gerçektir. Bu durum gereksiz temyiz incelenme-sine ve iş yükünün artmasına sebep olmaktadır. İlk derece mahkemelerinde görev yapan hâkimler ve savcılar hakkında, bakmış oldukları dosyalarla ilgili not verme yetkisinin yine dosyayı kanun yolunda inceleyen mahkemeye verilmesi yüksek mahkemenin görüşlerine göre hareket etmeye neden olmakta, direnme yetkisi çekingenlik sebebiyle kullanılmamakta, bu durum hukukun gelişmesini engellemektedir. Tasarı ile hâkim ve savcıların terfilerinde, birinci sınıfa ayrılmalarında veya birinci sınıf olmalarında not sistemi kaldırılmaktadır. 2802 sayılı Kanun’da bu amaçla iki maddesinde değişiklik yapılmaktadır.

Yine, tasarı ile Danıştaya bilgi işlem merkezi müdürlüğü kurulmaktadır. Tasarı ile Medeni Kanun’un 181’inci maddesinin ikinci fıkrası değiştirilmekte, Anayasa Mahkemesinin iptal kararıyla doğacak boşluğun giderilmesi hedeflenmektedir. Zina, hayata kast, pek kötü davranış, haysiyetsiz yaşam sürme gibi sebeplerden biriyle açılan boşanma davası devam ederken davacının ölümü hâlinde kusurlu eşin mirasçı olması gibi haksız ve adaletsiz sonuçların önlenmesi bakımından davaya devam edilmesinin önü açılmaktadır.

Bu tasarıyla, yine, cumhuriyet başsavcılıkları arasında yetki uyuşmazlığı çıkması durumunda dosyaların sürüncemede kalmaması için en yakın ağır ceza mahkemesi başkanı tarafından karar verilmesi esası benimsenmiştir.

Tasarıyla getirilen önemli bir düzenleme de değerli arkadaşlarım, şudur: Uygulamada sıkça karşılaşıldığı gibi, bir hükümlü veya tutuklunun yakınlarından birinin cenazesine katılma talebi insani bir taleptir. Yapılan düzenlemeyle, tutuklu ve hükümlü belli şartlar hâlinde ana, baba, eş, kardeş veya çocuğunun ölümü hâlinde, soruşturma evresinde savcının, kovuşturma evresinde ise mahkemenin izniyle cenazeye katılabilecektir.

Tasarıyla ayrıca, bölge adliye mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar 3 bin Türk lirası dâhil adli para cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşı temyiz yoluna başvurulamayacağı kabul edilmektedir.

Tasarının Komisyonda tartışılan maddelerinden bir tanesi de 26’ncı madde ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 3 ve 4’üncü maddeleridir. Bu maddeler ile 1/1/2014 tarihine kadar asliye ceza mahkemelerinde yapılan duruşmalarda cumhuriyet savcısı bulunamayacak ve katılma konusunda görüşü alınmayacaktır. Ancak, verilen hükümler ile tutuklamaya veya salıverilmeye ilişkin kararlara karşı cumhuriyet savcısı kanun yoluna müracaat edebilecektir. Bu düzenlemeden amaç, savcılarımızın hazırlık soruşturmalarına yoğunlaşmalarını sağlamak ve kurulacak bölge adliye mahkemelerine yeteri derecede savcı temin edilmesini sağlamaktır.

Yine, geçici 4’üncü maddeyle 1/1/2014 tarihine kadar yapılacak kanun yolu incelemelerinde, bölge adliye mahkemelerinde ve Yargıtayda tebliğname düzenlenmesine ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı kabul edilmiştir. Bu hükmün de amacı yargılamanın hızlanmasını temin etmektir. Ta-sarının 29’uncu maddesiyle Yargıtayın düzelterek onanmasının sınırları çizilmekte, hâkimin takdir yetkisi kapsamında karara bağladığı edalar hakkında düzelterek onama yapılamayacağı ifade edilmektedir.

Değerli arkadaşlarım, sonuç itibarıyla bu kanun tasarısıyla Adalet Bakanlığı verilerine göre kabahate çevrilen suçlarla ilgili olarak iki yüz bine yakın dosyanın noterlere verilen yetki ve İcra ve İflas Kanunu’ndaki değişiklik sebebiyle bir milyon dosyanın adliyelerin önüne gelmesi engellenmek istenmektedir. Harçlar Kanunu’nda yapılan değişiklik ile üç yüz bine yakın dosyanın ceza mahkemelerinin kararlarındaki kesinlik sınırı nedeniyle seksen bine yakın dosyanın ve yine hâkim ve savcılara not verilmesi uygulamasının kaldırılması sebebiyle seksen bine yakın dosyanın Yargıtay önüne gelmeden önüne geçmek hedeflenmektedir. Böylece tasarının yaklaşık bir buçuk milyon dosya itibarıyla yargının hızlandırılması ve iş yükünün azaltılması amacına hizmet edeceği tahmin edilmektedir.

Değerli arkadaşlarım, güven veren bir adalet sisteminde yaşayabilir bir insan, yaşanabilir bir toplum kalitesine de süratle yaklaşılacaktır. Partimizin yargı reformundaki hedefi Büyük Önder Atatürk’ün “Adliye siyasetimizde izlenecek amaç evvela halkı yormaksızın, hızla, isabetle, güvenle adaleti dağıtmaktır.” sözündeki ideali yakalamaktır.

Bu duygularla tasanın hayırlı olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

70 konuşma daha · 30 Mart 2011

70 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook