İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 126. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Tapu kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 223) ve 223' e 1 inci ek

Mevlüt Çavuşoğlu

Antalya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 126. Birleşim · 2. yasama yılı · 3 Temmuz 2008 · 1.131 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mevlüt Çavuşoğlu (AK Parti), 3 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 126. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TAPU KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 223) VE 223' E 1 İNCİ EK); konuşma 1.131 kelime.

Mevlüt Çavuşoğlu (AK Parti, Antalya). “Tapu kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 223) ve 223' e 1 inci ek”. TBMM Genel Kurulu, 126. Birleşim tutanağı, 3 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mevlut-cavusoglu-23-2008-07-03-tapu-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-223 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU (Antalya)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Tapu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında AK PARTİ Grubunun görüşlerini sizlere aktarmaya çalışacağım.

Öncelikle, bu kanunun gecikmesinden dolayı özellikle inşaat sektöründeki arkadaşlarımızın nasıl sıkıntı çektiğini ve birçok paranın bankalarda bloke edildiğini veya alınan peşinatların karşılığında özellikle kişilerin mülk edinmesi konusundaki sıkıntıdan dolayı hem vatandaşlarımızın hem de bu mülk edinmeye çalışan yabancı uyruklu kişilerin yaşadığı sıkıntıları burada özellikle belirtmek isterim. Yani şu ana kadar -maalesef söylemek isterim- gecikmiş bir yasayı bugün inşallah çıkaracağız.

Şimdi, saygıdeğer milletvekilleri, ben işe, konuya genel bir perspektiften bakmak istiyorum. Bugün de konuşmacılar söyledi, sürekli seçim zamanında da bunlarla karşı karşıya geldik. Sanki ilk defa AK PARTİ iktidara geldiği zaman bir yasa çıktı ve sanki ilk defa AK PARTİ İktidarıyla yabancı gerçek kişiler, tüzel kişiler ve şirketler Türk topraklarından mülk edinmeye başladı. Peki, bu böyle mi, doğru mu bu yaklaşım? Kesinlikle hayır. Bakın, 1868 yılında Osmanlı döneminde ilk defa yabancılar Türk topraklarından mülk edinmeye başlamışlardır. Ne zamana kadar? Birinci Dünya Savaşı’na kadar, 1914’te bu uygulama durdurulmuştur. Daha sonra Lozan Anlaşması’nda bile, yabancıların, karşılıklılık ilkesi çerçevesinde, Türkiye’den, Türk topraklarından mülk edinmesine izin verilmiştir. Ne zamana kadar? 1934 yılına kadar. Cumhuriyeti kuran Ulu Önder Atatürk’ün Cumhurbaşkanı olduğu zamanda ve İsmet İnönü’nün Başbakan olduğu dönemde -1934’te- yine bir yasa çıkmıştır ve bu yasa çerçevesinde, yine karşılıklılık esası çerçevesinde, 2005 yılına kadar yabancı kişiler Türk topraklarından gayrimenkul edinmişlerdir, hem de her iktidar zamanında; koalisyon iktidarları zamanında ve demokrasinin kesintiye uğradığı askerî dönemlerde bile, yabancılar, karşılıklılık ilkesi çerçevesinde, bu kanun çerçevesinde -1934’te çıkan Kanun çerçevesinde- Türk topraklarından mülk edinmişlerdir ve tüm başbakanlar zamanında. Burada grubu bulunan birçok siyasi partinin tek başına veya koalisyon hâlinde iktidarda olduğu dönemlerde de yabancılar gayrimenkul edinmişlerdir.

Şimdi, görüldüğü gibi, ilk defa AK PARTİ İktidarı zamanında yabancılar Türkiye’den gayrimenkul edinmeye başlamamışlardır. O zaman akla şu soru geliyor: AK PARTİ İktidarında, 2005 yılının sonunda, burada birlikte çıkardığımız Yasa -veya Kanun’daki 35’inci maddedeki değişiklik- 1934’te çıkan Yasa’ya göre daha fazla mı imkân tanımış, daha fazla mı esneklik vermiş? Değerli arkadaşlar, bu sorunun cevabı da kesin bir şekilde “Hayır, tam tersi”dir. Bakın, niye “hayır” ve niye “tam tersi”dir bunları burada size açıklayacağım. Birincisi, karşılıklılık esasını daha net hâle getirmişiz, demişiz ki: ”Sadece kanuna bakılmaz, uygulamaya da bakılır.” Hangi ülke hangi şartlarda Türk vatandaşlarına kendi ülkelerinden gayrimenkul edinme imkânı verirse, Türkiye Cumhuriyeti de o ülkenin vatandaşlarına aynı şartlarda verir. İngiltere hangi şartlarda veriyorsa, biz de İngiliz vatandaşlarına Türkiye’de aynı şartlarda veriyoruz. Bazı ülkeler sadece konut edinme izni veriyor, toprak mülkiyetine izin vermiyor. Biz de o ülkenin vatandaşlarına aynı şartlarda veriyoruz. Bazı ülkeler belli süre oturma izni veya çalışma izni şartı koyuyor, biz de o ülkenin vatandaşlarına aynı şartları koyuyoruz. Dolayısıyla karşılıklılık esasını net bir şekilde, ayrıntılı bir şekilde bu yasaya koymuşuz, daha önce net olmayan ibarelerle koymuşuz.

HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar)Karşılıklılık esası yok burada! Ezbere konuşuyorsun sen!

MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU (Devamla)Sadece bununla yetinmemişiz değerli arkadaşlarım, miktar kısıtlaması yapmışız. 1934’te çıkan Yasa’ya göre yabancılar 30 hektar, yani 300 dönüme kadar izinsiz bir şekilde gayrimenkul edinebiliyorlardı ve eğer Bakanlar Kurulu izni varsa sınırsız bir şekilde yine gayrimenkul edinebiliyorlardı.

HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar)O da yok, Bakanlar Kurulu izni de yok burada!

MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU (Devamla)Bizim çıkardığımız yasayla değerli arkadaşlar, bu 2,5 hektara yani 25 dönüme düşürülmüştür ve Bakanlar Kurulunun takdirine bırakılan herhangi bir yetki de yoktur. Yani burada 25 dönüme, AK PARTİ İktidarı döneminde çıkardığımız yasayla düşürmüşüz.

HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar)Beyefendi, siz 35’inci madde üzerinde konuşuyorsunuz, bu 36’ncı madde.

MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU (Devamla)Yine, il sınırlaması getirmişiz değerli arkadaşlar.

HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar)Ne getirdiğini bilmiyorsun sen!

MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU (Devamla)Daha sonra Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen bir yasadan önce il sınırlaması getirmişiz. Ne demişiz? “Yabancıların bir ilden edindiği gayrimenkul miktarı, o ilin coğrafyasının binde 5’ini geçemez.” İşte, Anayasa Mahkemesi bunu iptal etti ve biz bu gerekçeleri göz önünde tutarak, bunu ilçe bazında imarlı yerlerde “İmarlı yerlerin yüzde 10’unu geçemez.” diye düzelttik. Yani 1934’ten 2005’e kadar yetmiş bir yıl hiçbir kısıtlama yok. Biz bu kısıtlamayı getiriyoruz, bu iptal ediliyor. Tabii ki gerekçeleri göz önünde tuttuk ve bu düzeltmeyi de yaptık.

Değerli arkadaşlar, şimdi arkadaşlarımız diyor ki: “İmarsız yerlerden izin alınıyor.” Kesinlikle değil. Özellikle gerçek kişiler, imarlı yerlerde mesken ve iş yeri olarak ayrılan yerlerden alır. Şirketler, zaten Türkiye Cumhuriyeti’nin yasalar çerçevesinde kurulan Türk şirketleri oldukları için -sermayesinin nereden olduğu önemli değil- bunlar tabii ki Türk yasaları çerçevesinde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin şirketleri oluyor sonuçta. Dolayısıyla, bunun detaylarına burada girecek değilim ama netice itibarıyla gerçek kişilerde de bu kısıtlamayı, imar kısıtlamasını da yapmışız. Alınamayacak yerleri de yasaya tek tek koymuşuz, demişiz ki: “Yabancılar, sulama alanlarından, tarım alanlarından, sit alanlarından, çevre bakımından korunması gereken yerlerden -yine şu anda yaptığımız çalışmayla- belediyelerde enerji bakımından, altyapı bakımından hassas yerlerden, sınır bölgelerinden alamaz.” Yine gerçek kişiler ve şirketler için de, açıkça belirtildiği gibi “Ülkemizin güvenliği bakımından hassas olan yerlerden yabancılar alamaz.” demişiz. Millî Savunma Bakanlığımız gerekli bu hassas yerleri bildirir. Netice itibarıyla, şirketlerle ilgili de valilere yetki verilmiş.

Şimdi, ben şuna üzülüyorum: Devlette kamu görevlisi olarak görev yapmış arkadaşların “Devletin valilerine güvenilmez, onlar baskıyla yanlış yapar.” sözünü yadırgadığımı da, işin doğrusu, buradan belirtmek isterim.

Değerli arkadaşlar, sonuç itibarıyla, bu çıkan yasada tasfiye hakkında açık, net bir şekilde koymuşuz. Demişiz ki: “Bu koyduğumuz kurallara uymayan gerek gerçek kişiler gerekse şirketler neticede kurallara uymazsa veya tasfiye etmezse Maliye Bakanlığı tasfiye eder, bedelini öder ve bu malları ülkenin hazinesine tekrar kazandırır.” Açık, net bir ifade.

Bir de arkadaşlarımız hükümranlıktan bahsediyor. Açık, net şekilde söylemek lazım ki biz, Türkiye Cumhuriyeti olarak, gerek kişilere gerekse şirketlere bu yerlerin tapusunu veriyoruz, hükümranlığını, egemenliğini vermiyoruz. Egemenlik Türkiye Cumhuriyeti’ne aittir ve bu devredilemez. Bu iki şeyi ayırmak lazım ve topluma da yanlış bilgi vermemek lazım.

Netice itibarıyla, değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, gerçek kişilerle ilgili Türkiye’de birçok yanlış haberi, özellikle seçim bölgelerinde kamuoyuna yansıtmaya çalışıyorlar. Güya İsrail uyruklu kişiler tüm Türkiye’den topraklar alıyor; onların da rakamları var. Şu anda 70 tane İsrail uyruklunun sadece 100 tane gayrimenkulü var. Bunun 70 tanesinin İstanbul’da olduğunu, 9 tanesinin Antalya’da olduğunu, 8 tanesinin Muğla’da olduğunu, diğer böyle tek haneli rakamları da görüyorsunuz. Bunların hepsi suistimal edildi. GAP bölgesinde dolaylı veya direkt hiçbir İsrail uyruklunun gayrimenkul edinmediği de tapu kayıtlarında, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünde de mevcuttur.

Yani bunlar niçin söyleniyor değerli arkadaşlar? Kesinlikle alternatif politikalar üretemeyenler “Milletin millî duygularını sömürerek oy alabilir miyiz, destek alabilir miyiz?” diyor; konu bu. Seçim zamanında da bunu görüyoruz. Önümüzde yerel seçimler olacak, o zaman da bunu göreceğiz. Dolayısıyla, millet bu tür yaklaşımlara, bu tür popülist yaklaşımlara prim vermediğini de göstermiştir ve göstermeyecektir, onu da açıkça söyleyeyim.

AKİF AKKUŞ (Mersin)Bırakalım da satın. Avrupa Konseyinde de böyle mi konuşuyorsun sen?

MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU (Devamla)Ben bu duygularla, bu gecikmiş yasanın inşallah bugün kabul edilmesini temenni ediyorum ve AK PARTİ Grubu olarak da bu yasaya “Evet” diyeceğimizi belirtir, hepinize saygılar sunarım.

Çok teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

34 konuşma daha · 3 Temmuz 2008

34 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook