Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
İstanbul Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 103. Birleşim · 4. yasama yılı · 6 Mayıs 2010 · 559 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mithat Melen (MHP), 6 Mayıs 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 559 kelime.
Mithat Melen (MHP, İstanbul). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 6 Mayıs 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mithat-melen-23-2010-05-06-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MİTHAT MELEN (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; değişiklik önergesi üzerinde konuşmak üzere söz almış bulunuyorum. Yüce heyeti saygıyla selamlarım.
Değerli milletvekilleri, bu “Ekonomik ve sosyal politikaların oluşturulmasında hükümete istişarî nitelikte görüş bildirmek amacıyla Ekonomik ve Sosyal Konsey kurulur.” sözüyle bakın 166’ncı maddesi Anayasa’mızın nasıl çelişiyor. “Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı, özellikle sanayiin ve tarımın yurt düzeyinde dengeli ve uyumlu biçimde hızla gelişmesini, ülke kaynaklarının döküm ve değerlendirilmesini yaparak verimli şekilde kullanılmasını planlamak, bu amaçla gerekli teşkilatı kurmak Devletin görevidir.”
Şimdi, bir tarafta devlet görevi... Zaten dikkat buyurursanız Anayasa’mızın mali ve ekonomik hükümlerle ilgili 161 ve 173’üncü maddeleri genelde devlete görev vermiş. Burada hükûmete istişari mahiyette bir danışma hakkı sağlamış. Bir kere, dünyadaki son ekonomik gelişmelerle, özellikle altmış yıl önce, elli yıl önceki dünyadaki gelişmeler birbirinden çok farklı şeyler. Yani Anayasa’mızın ekonomik hükümleri ve mali hükümleri bugünkü çağdaş düzeyi yansıtacak biçimde değil ve birçok madde buradaki, zaten kanunla düzenlenebilecek maddeler, bütçe buna dâhil, Ekonomik Sosyal Konsey de öyle. Kanunla düzenlenmesi gerekirken yıllardan beri bunu biz ne kanunla düzenleyebildik ne de hakikaten kanunla ilgili gerekli yaptırımları yapabildik. Yani Ekonomik Sosyal Konsey gerçekten seçimle gelmesi icap ediyor, dünyada da seçimle geliyor. Başta Avrupa Birliği modelidir bu. Bu seçimle gelen yapı, Türkiye’de seçimle gelen değil, zaten tayinle geliyor. Bugün hakemlerin, düşünün, futbolcuların, bugün çok önemli konu, temsil edilmediği bir yapı mesela veyahut da bizlerin temsil edilmediği bir yapı, akademisyenlerin temsil edilmediği bir yapı. Resmen tayinle kurduğunuz bir model. Bu tayinle kurduğunuz modeli bir de Anayasa’ya ekliyorsunuz ve Anayasa’nın öyle bir maddesine ekliyorsunuz ki planlama var orada.
Şimdi, serbest piyasa ekonomisiyle planlamanın çelişmediğini biliyoruz ama planlamanın nasıl, kime hesap vermesi konusunda bir çelişki var ortada ciddi biçimde. Yani yürütme organının hükûmet olması gerekirken, burada devlete görev vermiş devamlı olarak. Bir sonraki maddeye de bakarsanız, yine, devletten bahsediyor. Mesela Anayasa’nın 167’nci maddesinde “Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlar.” diyor. O zaman, sıkıya geldiği zaman “Devlet yok mu?” diyoruz, sıkıya geldiği zaman “Devlet benim.” diyoruz ama devlete görev verince hükûmet bir şey yapmıyor demektir. Yani icra makamına görev vermemek, yürütme organına görev vermemek burada çok önemli bir şey ve özellikle bu maddenin planlamayla ilgili bölüm içinde yer alması bence çok Anayasa’nın ruhuna uygun değil çünkü, bakın, Anayasa’nın 166’ncı maddesinin birinci bölümünü “Planlama; Ekonomik ve Sosyal Konsey” olarak da değiştiriyorsunuz. “Planlama; Ekonomik ve Sosyal Konsey” olarak değiştirdiğiniz zaman, yani bir taraftan planlama; kim yapacak? Devlet. Öbür taraftan Ekonomik Sosyal Konsey, yani sivil yapı, sivil örgüt ki hep bunu ısrarla söylüyoruz, programa getirmeye çalışıyoruz ki dünyadaki yeni yapılanma sivil örgüt yapılanması. Parlamento da bence en büyük sivil örgütün ta kendisi, milleti, halkı temsil ettiği için. Ama Ekonomik ve Sosyal Konseyin temsilinde de ciddi sorunlar var. Seçimle gelmeyen bir Ekonomik Sosyal Konseyin olmaması lazım.
Bir de dikkate almak gereken bir şey var. Gerçekten, bu Avrupa Birliği modeli, özellikle son gelişmelerden sonra da yine sıkıntıya düştü. Niye sıkıntıya düştü? Çünkü devlet daha fazla devreye girmeye başladı Avrupa’da da. Yani gayrisafi millî hasılanın yüzde 50’sine kadar devlete hâkim olmaya başladı. Şimdi, biz de gelecekte -tabii hiç ummuyoruz ama- Türkiye’de herhangi bir sıkıntı, ekonomik sıkıntı olduğu zaman devletin daha ağırlığını göreceğiz, daha ağırlığını görmek zorunda kalacağız. Bunun için şimdiden bu önlemleri çok dikkatle almak lazım. 2000 yıllarından sonra dünya bir rahatlama içindeydi belki, ekonomik rahatlama ama 2010’dan sonra da özellikle Avrupa bu ekonomik rahatlamanın içinde olmayacak ve bu maddeler...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
50 konuşma daha · 6 Mayıs 2010