İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
Van Milletvekili · Halkların Demokratik Partisi
Genel Kurul, 117. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Temmuz 2020 · 544 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Muazzez Orhan Işık (Halkların Demokratik Partisi), 23 Temmuz 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 544 kelime.
Muazzez Orhan Işık (Halkların Demokratik Partisi, Van). “İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 23 Temmuz 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muazzez-orhan-isik-27-2020-07-23-issizlik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hak (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=90636
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)MUAZZEZ ORHAN IŞIK (Van)Sayın Başkan, değerli üyeler; Evliya Çelebi’nin “Dünyada Van, ahirette iman.” dediği Van’dan bazı konuları gündeme getirmek istiyorum. İktidarın valisiyle, kayyumuyla, yasaklarıyla ortaya çıkardığı enkaz listesini sunmaya çalışacağım.
Nüfusu 1 milyon 300 binin üzerinde olan Van; gölü, Akdamar Kilisesi, Muradiye Şelalesi, Kanispi suyu, Başkale travertenleri, peribacaları ve kalesiyle bölgemizin muazzam şehirlerinden biridir. Yüz yılı aşkındır yaşanan yıkım, asimilasyon, çarpık kentleşme ve zorunlu göç kentin doğal ve tarihî güzelliğini hâlâ gölgeleyememiştir. Ancak bu güzel ilimize gerek rantçı, kapitalist müdahale gerekse AKP’nin ekoloji düşmanı politikaları günden güne zarar vermektedir. Halkın iradesiyle sandıkta çıkamayan zorba iktidar, iki dönemdir Van halkının iradesini gasbetmektedir. Hesap vermeyen, şeffaf olmayan bu hukuk dışı idare Van halkının kamburu olmuş durumdadır. Her türlü etkinlik, eylem ve açıklama tüm Van halkına yasaklıyken kayyum ve AKP’lilere serbesttir. AKP, bu hukuksuzluğun ve çifte standardın partisidir. Tabii, bu yasakçı anlayış sadece kenti değil, meraları ve yayları da yasakladığı için kentin tarımı, ticareti ve turizmi de bitmiş durumdadır. Son iki yıl içerisinde Van bölgesi işsizliğin en çok arttığı yerlerden biridir. Pandemi sürecinde yaşanan kaos ve belirsizlik sınır ticaretine ve turizmine de ağır darbe vurmuştur. Binlerce esnafın kepenk kapatmasına ve iflasına yol açmış, yüzlerce emekçinin de işsiz kalmasına neden olmuştur.
Sınır demişken Türkiye-İran sınırı periyodik katliamların işlendiği bir yere dönüşmüş durumdadır. 33 kurşun vakasının tarihsel bir durum olmadığını neredeyse her hafta yaşıyoruz bölgede. Daha bir ay önce Kaşkol köyünde, 23 yaşındaki Emrah Görür ve Saim Yılmaz kendi köylerinde askerler tarafından vuruldu. Ailesine telefonla vurulduklarını ve yaralandıklarını haber veren Emrah’ın dört saat boyunca kimsenin yaklaşmasına izin verilmeyerek köylülerin gözü önünde ölümüne göz yumuldu. Üç yıl önce babasını kaybeden Emrah, yaratmış olduğunuz işsizlikten 2’si engelli 7 nüfusa bakmak için kaçakçılık yapmak zorunda olan binlerce gençten biriydi.
Yine, Azad Bağa, 16 Temmuz tarihinde Çaldıran ilçesine bağlı Yukarı Çilli köyünde koyunlarını otlamaya çıkarttığı esnada köyün 100 metre ilerisinde zırhlı araçtan açılan ateş sonucu sırtından vuruldu. Ağır yaralanan Azad ailesi tarafından hastaneye kaldırılmış; ziyaretimiz esnasında da olayın üzerinden üç gün geçmesine rağmen, savcılığın hâlâ herhangi bir soruşturma başlatmadığını gördük. İnsan hayatı bu kadar ucuz olmamalı.
19’u çocuk 34 insanın katledildiği Roboski katliamına alkış tutan bir zihniyetin, bu cinayetleri sorgulayacağına inanıyor muyuz? Tabii ki hayır çünkü vicdanlarınız körelmiş. Tekçi, ırkçı, hukuk dışı ve ulus devletçi zihniyetin sınırları ölüm üretiyor artık. Hâlen onlarca mültecinin cenazesi Van denizinin dibinde duruyor. Bir yandan kaçakçılığa mecbur ettiğiniz, sınırlarda katlettiğiniz Kürt çocukları; diğer yandan kirli politikalarınıza alet ettiğiniz, ülkeye girişine göz yumduğunuz, umut yolculukları ölüm yolculuğuna dönen mülteciler…
Van 2020 yılında tam bir politikasızlık felaketiyle karşı karşıya kalmıştır. 23 Şubatta Başkale’de yaşanan depremden 19 köy etkilenmiş, 6 köyde -Özpınar, Gelenler, Güvendik, Böğrüpek, Ömerdağı ve Kaşkol köylerinde- tek bir sağlam yapı kalmamıştır. Daha depremin yaraları sarılmadan Özalp ve Saray ilçelerimizde de 25 Haziran tarihinde bir kez daha deprem yaşanmıştır, 17 köy daha zarar görmüştür. Bu köylerde çoğu yurttaşa çadır bile verilmemiştir. Kayyumlar sorun çözeceğine, çadır vereceğine ilk günden itibaren TOKİ pazarlamasına çıkmışlardır. Deprem mağduru halkın zararları hâlen karşılanmamıştır. Başkale’de depremden zarar gören köylerin muhtarlarıyla toplantı yapan kayyum, toplantıda “Bu sene hiçbir şey yok, başınızın çaresine bakın.” diyerek aslında bölge halkını göçe zorlamaktadır. Bu yaklaşım kabul edilir değildir. İki ay sonra ağır kış koşullarıyla karşı karşıya kalacak olan yurttaşların konteyner ve çadırlarda yaşamaları mümkün değildir. Hayvanların bu kış koşullarında çadırlarda yaşaması mümkün değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
121 konuşma daha · 23 Temmuz 2020