Büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde ilçe kurulması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.117)
Bartın Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 72. Birleşim · 2. yasama yılı · 4 Mart 2008 · 861 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Muhammet Rıza Yalçınkaya (CHP), 4 Mart 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SINIRLARI İÇERİSİNDE İLÇE KURULMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.117)); konuşma 861 kelime.
Muhammet Rıza Yalçınkaya (CHP, Bartın). “Büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde ilçe kurulması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.117)”. TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim tutanağı, 4 Mart 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muhammet-riza-yalcinkaya-23-2008-03-04-buyuksehir-belediyesi-sinirlari-icerisinde-ilce-kurulmasi-ve-bazi-kanu (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; 117 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, 2008 yılı Sayın Başbakanın ekonomik açıdan fevkalade güzel günlere girildiğine dair açıklamaları ve değerlendirmelerine rağmen, tüm iktisatçılarca ve hatta bu konuda eğitim almamış, sadece yaşam mücadelesi veren sokaktaki vatandaşlarımızca bir yangın yılı olarak değerlendirilmektedir. Halk kan ağlıyor. Yakında yerel seçimler var. Yeni bir seçim zaferi için AKP ne yapıyor? Gündemi değiştirme amaçlı, hakka, hukuka, akla, izana sığmaz teklifleri gündeme getirip halkı halka kırdırma, bu arada da parsayı kaldırma hesapları yapıyor.
Bu tasarı ile bazı belediyeler diğerleriyle kendi rızaları dışında birleştiriliyor. Belediyelerin hatları değişiyor, bazı belediyeler ise nüfus kriteri kullanılarak mahalle ya da köye dönüştürülüyor. Sadece nüfus kriteri baz alınarak belediyelerin kapatılması yanlıştır. Bölgenin turizm yapısı, yaz kış nüfusu, sanayisi, ekonomisi ve benzeri verilerinin de dikkate alınması gerekmektedir.
Belediye demek sadece belli sayıdaki nüfusun birbirine yakın olmadığı yer demek değildir. Belediye demek orada yaşayan halkın özgür iradesiyle kentleşmek ve kendi gelirlerini kendi yararına kullanır hâle getirebilmek, bazı haklarının sınırlandırılmasına razı olmak, bazı hizmetlerden yararlanabilmek için bedel ödemeye hazır olduklarını ilan etmeleri demektir. Bunu neden mi söylüyorum? 1930 yılında kabul edilmiş olan 1580 sayılı Belediyeler Kanunu’nda da 5393 sayılı son kabul edilmiş olan Belediye Kanunu’nda da belediye olabilmek için referandum ile belediye olması düşünülen yöre halkının yarıdan bir fazlasının oyunun aranıyor olmasına dayanarak söylüyorum. Bir belediyenin kurulmasının yanı sıra, 1580 sayılı Kanun’da belediye sınırlarının genişletilmesinde de aynı yöntem, yani halkın özgür iradesiyle kendi yaşam alanları hakkında referandum zorunluluğunun varlığını belediye başkanlığı yapmış tüm arkadaşlarımız gayet iyi bilir.
Gene hiç tartışmasız kabul edilen ve bir genel hukuk kuralının, idari kararların, ancak aynı yöntemle yani hangi süreçlerden geçerek o idari karar oluşturulduysa aynı yol izlenerek kaldırılabileceği gerçeğidir.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye ile katılım için çırpınmakta olduğumuz Avrupa Birliği ülkeleri arasında en ciddi fark, kırsal-kentsel nüfus oranlarında ortaya çıkmaktadır. Ülkemizin kırsal nüfusu yüzde 45’ler düzeyindeyken bu gelişmiş Batılı ülkelerde yüzde 20’ler düzeyindedir. Kırsal nüfus, bir belediye yönetimi altında yaşamayan nüfustur. Biz kentli olmayı büyük şehirlerde yaşamak olarak değerlendirdiğimiz için, şimdi “nüfusu küçük” diyerek var olan belediyelerimizi ortadan kaldırmak için kanun yapıyoruz. Türkiye’de 21.850 kişiye bir belediye düşüyor. Oysa Fransa’da bu rakam 1.700 kişiye bir belediye, İtalya’da 7.300 kişiye bir belediye, İspanya’da 6.800 kişiye bir belediyedir. Nüfusu bize yakın olan ülkelerden Fransa’daki belediye sayısı 36.621 adet, Türkiye’den çok daha az nüfuslu İspanya ve İtalya’da da 8 binin üzerinde belediye bulunuyor. Hükûmet ise Türkiye’de var olan 3.225 adet belediye sayısını azaltmak peşinde. Bu kanun tasarısı Avrupa Birliği yolundaki bir ülkenin kırsal nüfusunu artırmanın dışında hangi yaraya merhem olacaktır?
Değerli arkadaşlar, belediye olmak veya olmamak kararı sadece ülkemizde değil demokratik, sosyal, hukuk devleti niteliği taşıyan her ülkede referandum yoluyla yani halkın doğrudan iradesini açıkladığı seçim sandığı başında verdiği bir karara bağlı olup, 1988 yılında Türkiye tarafından kabul edilip 1991 yılında yasallaşan Yerel Yönetimler Özerklik Şartnamesi’nin 5’inci maddesinde de: “Bir mahallî idare birimine yapılacak bağlantıların veya o birimden ayrılmaların o bölgede oturan halkın iradesinin sonuçlarına göre olması gerekir.” hükmü yer almaktadır. Anayasa’mızın 90’ıncı maddesi gereğince usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası anlaşmalar kanun hükmünde olup ayrıca bunlar hakkında Anayasa’ya aykırılık iddiasında bulunulamaz denilmektedir.
Evrensel genel hukuk teamüllerine, Anayasa’nın 2’nci maddesinde yer alan sosyal hukuk devleti ilkesine, insan haklarına aykırı olan bu kanun teklifi, AKP Hükûmetinin genel tavrının doğal bir yansımasıdır. Bu kanun teklifi, aslında son derece anlamlıdır. AKP Hükûmetinin demokrasiden ne anladığının kanıtıdır bu teklif. Bu kanun teklifi, aynı zamanda AKP Hükûmetinin hukuk anlayışının tipik bir örneğidir. Bu nedenle de son derece anlamlıdır. Oy potansiyelinin yüksek olduğu belli noktalarda yerel yönetimleri parçalayarak güçlenmek isteyen Hükûmet, çözümü ilçe sınırlarıyla oynamakta bulmuştur. Oysaki ilçe sınırlarını değiştirmek bu derece acele ve masa başında yapılacak bir iş değildir. İlçe sınırlarının bilimsel ölçüler çerçevesinde test edilmesi, sosyoekonomik anlamda somut bir ihtiyacın ortada olması gerekmektedir. Söz konusu düzenlemelere ilişkin hiçbir belge, taslak, ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşılmamakta, kamuoyuna yasal bir açıklama yapılmamaktadır. Siyasi rant olarak kurgulanan bu çalışmalar bilimsel gerçeklerden ve ortak, paylaşımcı ve katılımcı ortamlardan uzak üretilmektedir.
Etkin bir kent yönetimi anlayışı benimsenmeden, altına imza konulmuş uluslararası anlaşmaların gerekleri yerine getirilmeden alınan bu kararlar, mevcut kapasiteleriyle yeterli ve etkin hizmet vermekte güçlük çeken belediyeleri daha da büyük kaoslara sürüklemektedir. Ekonomileri, hizmet erişim mesafeleri, hemşehrilik olguları, geleneksel sınırlar gibi pek çok boyutu olan bu konunun geniş bir perspektifle ele alınması ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Nüfus kriteri böylesi çok kapsamlı düzenlemeler için tek faktör olmamalıdır. Mevcut envanterler, kentsel, bölgesel, teknik, sosyal altyapı ve donatılar, fiziki mekâna ilişkin envanter ve mevcut durum saptamaları bu bağlamda detaylı bir şekilde saptanması ve yorumlanması gereken başlıklardır. Aceleyle, gerekçeleri somut ve net olarak ortaya konulmadan ve tamamen bir seçim stratejisi olarak ele alındığı zaman bu kararlar, ilçelerin nüfusları bazında aldıkları paylar, donatı alanlarının paylaşımında adaletsizlik, kamusal hizmetlerden faydalanmada eşitsizlik gibi sorunları da kaçınılmaz olarak beraberinde getirecektir.
Maalesef AKP İktidarı, mevcut sorunları çözmek yerine, yeni sorunlar yaratmayı alışkanlık hâline getirmiştir. Bu Hükûmetin gerek ulusal ve gerekse uluslararası hukuk kurallarına aykırı bir biçimde, referandumla oluşmuş, demokrasinin beşiği olarak tanımlanan belediyeleri lağvetme girişimi yanlıştır, ayıptır. Kapatılan belediye sınırlarında yaşayan insanların ahlarını almayın. Kapatılan belediyelerden hizmet alan vatandaşlarımız, hizmet alma yönünden artık mağdur olacağını düşünmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
107 konuşma daha · 4 Mart 2008