İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 43. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas. maddelerin oylanması

Muharrem Doğan

Mardin Milletvekili ·

Genel Kurul, 43. Birleşim · 4. yasama yılı · 26 Aralık 2005 · 914 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Muharrem Doğan, 26 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS. MADDELERİN OYLANMASI); konuşma 914 kelime.

Muharrem Doğan (Mardin). “2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas. maddelerin oylanması”. TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim tutanağı, 26 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-dogan-22-2005-12-26-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-maddelerin-oylanmasi-3 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA MUHARREM DOĞAN (Mardin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı üzerinde Anavatan Grubu adına söz almış bulunuyorum; sözlerime başlamadan önce hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, çeşitli etkenlerle birlikte şeker fabrikalarının uzun yıllar özelleştirme sürecinde bulunması nedeniyle, ileriye dönük yatırım, üretim ve satış politikaları oluşturulamamış ve çiftçi kaderine terk edilmiştir. Ülkemizde, şeker tüketiminin yarısı kadar ucuz kaçak üretim vardır. Binlerce ton şeker ile nişasta bazlı şeker, kaçak olarak Suriye ve İran'dan ülkemize girmektedir ve ciddî bir denetim olmadığı için haksız kazanç meydana gelmektedir.

Şöyle ki; şeker ambalajları değiştirilerek faturasız piyasaya sürülmektedir; çünkü, dünyada üretilen şekerin yüzde 80'i şekerkamışından üretilmektedir ve pancara göre maliyet çok düşüktür; şekerpancarı üreticisinin rekabet etme gücü yoktur.

Şekerlerden elde edilen illegal kazanç akaryakıtı geçmiştir. Özelleştirilen Konya, Kayseri, Amasya, Çorum gibi şeker fabrikalarını işletenler mağdur olmuştur.

Ülkemizi açık pazar olarak gören çokuluslu şirketler, AB ülkelerinde yüzde 2-3 olan kotalarını, ülkemizde yüzde 15'lere kadar kolaylıkla çıkarabilmektedirler.

Ülkemizde, 500 000 çiftçi ailesi geçimini şekerpancarı tarımıyla sağlamaktadır. Daimî ve mevsimlik olmak üzere, ortalama 33 000 kişi şeker fabrikalarımızda çalışmaktadır. Bu insanların kaderi, birkaç nişasta bazlı şeker üreticisi firmanın ellerine teslim edilmemelidir. Şekerpancarı kotalarını daraltıp, ABD, IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşların baskıları sonucu nişastsa bazlı şeker kotalarının artırılması, bu ülkenin temelini emekleriyle yoğuran Türk çiftçisine karşı yapılan en büyük haksızlıktır.

Değerli milletvekilleri, nişasta bazlı şeker kotalarının yüzde 50 artırılmasıyla kaç tane şeker fabrikasının kapanacağını ne kadar insanımız biliyor?! Şekerpancarı üretiminin kısıtlanıp, Türk çiftçisinin hakkı ve onurlu alınterini birkaç nişasta bazlı şeker üreticisine peşkeş çekmek, hiçbir politikaya fayda getirmez.

Çiftçilerimiz geçim derdiyle uğraşırken, başkaları büyük kârlar peşinde koşuyorsa, çiftçilerimizin haklarını korumak, Yüce Meclis çatısı altında görev yapan bizlere düşer. Bu nedenle, çiftçilerimizin yüzünü güldürmeliyiz.

Değerli arkadaşlar, elimde şöyle bir tablo var, dikkatinize sunmak istiyorum. Pancar eken, il, köy ve çiftçi sayısına ait bir tablo. Bakın, 2002 yılında pancar eken köy sayısı 5 726, pancar eken çiftçi sayısı 416 619 iken, 2004 yılında, pancar eken köy sayısı 5 233'e düşmüştür, pancar eken çiftçi sayısı da 303 428'e düşmüştür; yani, pancar eken köy sayısı 493 azalmış, 113 191 üretici de bu işi bırakmak zorunda kalmıştır.

19 Nisan 2001 tarihinde yürürlüğe giren 4634 sayılı Şeker Kanununda "kota sınırı yüzde 10'u geçemez" denilmektedir. Buna rağmen, kotanın, Bakanlar Kurulu kararıyla yüzde 50 artırılarak yüzde 15'e çıkarılmış olması büyük bir hatadır. Bu uygulamadan hemen vazgeçiniz.

Sonuç olarak, Şeker Kurumunca alınan bu kararın, Bakanlar Kurulunda da onaylanması halinde, son yıllarda oldukça kan kaybetmiş olan şekerpancarı sektörü, daha da sıkıntıya girecek, yakın gelecekte, sektör, işlevini yitirmiş olacaktır. Ayrıca, şekerpancarı sanayiini zora sokacaktır. Dolayısıyla, 500 000 çiftçinin, diğer bir ifadeyle 3 000 000 insanın yanı sıra, tarım, hayvancılık, yem sanayii, ilaç, nakliye ve hizmet sektörüyle uğraşan 10 000 000 insanımız üzerinde olduğu gibi, camiada da derin üzüntü ve kaygı yaratacaktır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye, hızla bir kanunsuzluk cenneti haline gelmek üzeredir. Daha iki gün önce, Kapıkule'de 58 görevli tutuklandı. Demek ki, diğer kapılarda da ciddî suiistimaller bulunmaktadır. Bu tür suiistimallerin üzerine ciddî ve kararlı gitmek, 59 uncu hükümetin görevidir.

Hububat, artık, bütün dünyada stratejik ürün olarak bilinmektedir. Buna rağmen, 2004 yılında kabul edilen Tarım Strateji Belgesinde, hububat sektörüne yönelik özel bir destekleme dahi yoktur. Dünyada söz sahibi olmak istiyorsak, ABD ve Avustralya'nın ihracat pazarlarında, beş yıl içerisinde en az yüzde 30'luk payımız olmalıdır ve bunu sağlamanız gerekir.

Türkiye'ye IMF ve Dünya Ticaret Örgütüyle çizilmek istenen kaderi değiştirmeliyiz. Bu ülkeye yapılacak en büyük iyiliklerden bir tanesi de budur. Hububatta verimliliğe önem vermeliyiz, ıslah edilmiş tohum kullanmalıyız, miras nedeniyle bölünmüş tarlaları birleştirmeliyiz. Tarımda tam makineleşmeyi sağlamalıyız. Sulu tarımdaki oranları hızla artırmalıyız.

Değerli arkadaşlar, Enerji Bakanımız geçen gün burada şunu ifade etti: "Biz" dedi "sulama yapacak, baraj yapacak su arıyoruz." Gerçekte, Türkiye su zenginidir. İşte, başlamak üzere olan bu barajlarımızı değerlendirirseniz ve başta GAP'ta olmak üzere, Türkiye'nin her tarafında sulama kanallarını tamamlarsanız, bu konuya da çözüm getirmiş olursunuz.

Tekniğine uygun gübre ve tarımsal ilaçlamayı kullanmalıyız. Üretim maliyetinin yüzde 18'ini oluşturan gübre ve yine, yüzde 25'ini oluşturan mazotta indirimler uygulamamız gerekmektedir. Mesela, ABD çiftçisi, 2004 yılında 1 kilogram buğdayı 168 000 TL'ye üretirken, bizim çiftçimiz yüzde 76 daha fazla masraf yaparak ancak 1 kilogramını 343 000 liraya üretebilmiş, buğdayını da bu fiyatın altında satmak zorunda kalmıştır.

Değerli milletvekilleri, bu hükümetin, daha 2004 ve 2005 yılına ait bir kısmını halen ödemediği doğrudan gelir desteği sosyal amaçlı bir sistemdir; ama, uygulama bakımından yetersizdir, ödemeler zamanında yapılmıyor. Burada da çok ciddî bir iyileştirmenin yapılmasını dikkatlerinize sunuyorum. Muhakkak stratejik üretim planlaması ve çok iyi düzenlenmiş bir çiftçi kayıt sistemiyle birlikte yeni ek girdi destekleri sağlamamız gerekmektedir.

Bu duygu ve düşüncelerle, ben, bütçenizin hayırlı olmasını diliyorum; fakat, Sayın Maliye Bakanımıza da buradan bir soru iletmek istiyorum. Ben, kendisine, biraz evvel bir soru iletmiştim; fakat, verdiği cevap beni tatmin etmedi.

Değerli arkadaşlar, seçim bölgem Mardin Savur İlçesinde devlet hastanesi bir sene evvel yapılmış, bitirilmiş; cihazları da tamamlanmış olduğu halde, bugüne kadar, doktor, hemşire, ebe eksikliğinden dolayı orada sağlık hizmetleri yapılamamaktadır. Bayram geliyor, yılbaşı geliyor; ben, Sayın Bakanımın oraya bayram hediyesi olarak, yılbaşı hediyesi olarak acilen bir doktor görevlendirmesi, atama yapılması gerekir; çok önemlidir.

ABDULLAH VELİ SEYDA (Şırnak)Yapılmadı mı?!.

MUHARREM DOĞAN (Devamla)Hayır, yapılmadı, şu anda yok; yani, arzu ederseniz, ben size yarın noter kanalıyla tespit ettirip sizin bilginize sunayım; eğer çok ısrar ediyorsanız. Maliye Bakanımız versin.

Bir de, ben Sayın Bakanıma bir soru sormuştum; bu soruya da cevap alamadım; bunu da buradan iletmek istiyorum izninizle. Şark tütününü desteklemekten neden vazgeçtiniz Sayın Bakanım? 200 000 ton -sadece 2005 yılından bahsediyorum- tütün stokunu nasıl eriteceksiniz?

Teşekkür ediyorum.

Tekrar, sizleri saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

174 konuşma daha · 26 Aralık 2005

174 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook