Kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı okulların milli eğitim bakanlığına devredilmesi hakkında kan.tas.(ss.1009)
Mardin Milletvekili ·
Genel Kurul, 54. Birleşim · 4. yasama yılı · 25 Ocak 2006 · 731 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Muharrem Doğan, 25 Ocak 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA BAĞLI OKULLARIN MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA DEVREDİLMESİ HAKKINDA KAN.TAS.(SS.1009)); konuşma 731 kelime.
Muharrem Doğan (Mardin). “Kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı okulların milli eğitim bakanlığına devredilmesi hakkında kan.tas.(ss.1009)”. TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim tutanağı, 25 Ocak 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-dogan-22-2006-01-25-kamu-kurum-ve-kuruluslarina-bagli-okullarin-milli-egitim-bakanligina-d (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA MUHARREM DOĞAN (Mardin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 1009 sıra sayılı yasa tasarısının 14 üncü maddesi üzerinde görüş belirtmek üzere, Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; öncelikle, Yüce Meclisimizi ve aziz milletimizi saygılarımla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, insangücünün kalkınma hamlesine hız kazandıran bir faktör haline dönüşmesi, nitelik ve nicelik açısından sağlıklı ve yeterli bir eğitimin verilmesiyle mümkündür. Sekiz yıllık zorunlu ilköğretime geçilmesinden sonra, ortaöğretimin bir sistem bütünlüğü içinde meslekî ve teknikeğitim ağırlıklı olarak yeniden yapılandırılmasının önemi daha da artmıştır. Eğitimin, verimliliği artırmak suretiyle ekonomik büyümeye sağladığı katkı dikkate alındığında, üretim ve hizmet sektöründe çağdaş niteliklere haiz elemanların yetiştirilmesi zorunluluk arz etmektedir. Bu nedenle, meslekî eğitime geniş tabanlı bir temel eğitim programıyla başlanılması gerekir. Ülkenin gelişimi dikkate alınarak, yüksek nitelikli insangücü yetiştirilmelidir. Çalışmaların sürekli ve aralıksız sürdürülmesine ihtiyaç vardır. Bu çalışmaların, hemen başlatılmasını, Anavatan Partisi olarak öneriyorum; çünkü, eğitim temel bir insan hakkıdır. İnsanlığın en temel paylaşımı bilgiyse, ilim irfan ise, bu ışığın tüm ülkenin her bir bölgesine eşit yayılması, muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmak, Atatürk ilkelerine bağlı eğitimli insangücü yetiştirmek, en başta iktidarın birinci görevidir.
Millî Eğitim Bakanlığından talebimiz ise bu şartların sağlanmasıdır.
Eğitim, Türkiye'nin öncelikli sorunlarından biridir. Eğitimdeki sorunların giderilmesi kadar, eğitim kalitesinin artırılması da hedef alınmalıdır, kalitenin artması için denetimleri sıklaştırmanız gerekir.
"Haydi kızlar okula" diyorsunuz; ne kadar güzel, sonuna kadar destekliyoruz; ama, açıkça ifade edeyim ki, bu projenin başarı yolu, ailelerine para vererek teşvik etmekten değil, eğitim hizmetlerini doğrudan onlara sunmaktan geçer.
Geri kalmış bölgelerimizde, yollar, okullar, sağlık evleri, sağlık ocakları, altyapı yapmadan ve güvenlik sorunlarını çözmeden, özellikle elektrik kesintilerini ortadan kaldırmadan, sadece teşviklerle amaca ulaşmak mümkün değildir.
"Taşımalı eğitim" diyorsunuz. Karda kışta, bozuk yoldan, kaç saatte ve bu çocukları nereden nereye götürüyorsunuz; ona baktınız mı?! Değerli milletvekilleri, bu çocuklar, sabahın kör şafağında, en az 5 kilometre ya da 20-25 kilometre mesafedeki taşıma merkezine aç ve bîilaç, bozuk yollar üzerinde eğitim almaya gidiyorlar.
Peki, ben buradan soruyorum: Bu çocuklar neyi, ne kadar öğrenebilirler ya da aileleri bu olumsuz şartları ne kadar gözardı edebilir?!
"Taşımalı eğitimden vazgeçilemez" diyorsunuz, katılıyorum; ancak, çözüm önerisi olarak, taşımalı merkezlerin mutlaka ve mutlaka ıslah edilmesi gerekir.
Özellikle derslik, donanım, araç ve gereç bakımından ciddî olarak desteklenmesi gerekirken bunu yapamıyorsunuz. Örnek vereyim: İkili eğitim yapan taşıma merkezlerinde öğle yemeği veriliyor; fakat, tekli eğitim yapanlara verilmiyor. Aç karnına ve sabahın kör şafağında 1-1,5 saatlik yolculuktan sonra, parası olmadığından da kantinden karnını doyuramayan bu çocuklardan başarı ve eğitim beklemek, bence, hayal olur. Bence, sağlıklı bir eğitim ve yararlı teşvik için, tekli eğitim merkezlerinde de öğrencilere öğle yemeği verilmelidir; aksi halde, bu çocukları eğitime kazandıramazsınız; ama, biz, Anavatan Partisi olarak ilk fırsatta bunları gerçekleştireceğiz; böylelikle, imkânsızlık, eğitimin makûs bir talihi olmayacaktır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hayırseverlerimiz okul yapacaklar diye beklemek bir çözüm değildir; halbuki, önplanda devlet olmalıdır ve bu okulları devlet yapmalıdır. Ya yarın, öbür gün hayırseverlerimizin ilgi alanları değişirse ya da bu imkânı kaybederlerse o zaman ne olacaktır; okul ve derslik açığını nasıl kapatacaksınız?! Aslında, okul açığı, kiralama ve hizmet alımı yöntemiyle pekala giderilebilir. Böylece, kısmen de olsa işsizlik sorunu çözülebilir, devletin üzerindeki yatırım yükü kalkar ve yolsuzluk kapıları da kapanmış olur.
Okul yapmakla da kalınmamalı; mevcut okulların öğretmen, aynî ve nakdî ihtiyaçlarının ne kadarını karşılayabiliyorsunuz?! Avrupa Birliği müzakereleri sürecinde, Türkiye'nin birçok ilinde, okul binası, derslik, onarım, donanım, yakacak, ulaşım gibi sorunlar had safhada ve hâlâ da bu sorunlar çözülmüş değildir.
Bütün bu sorunların ve eksiklerin geçmişten gelen sebebinin yanı sıra bugün giderek ağırlaşmasının esas nedeni, dördüncü yılına giren iktidarınızdır. Bugüne kadar AKP Hükümetinin ciddî bir eğitim politikasının ve yatırımının olmadığını görmekten Anavatan Partisi olarak büyük bir üzüntü duymaktayız. Bu şekilde Türkiye'nin AB 'ye giden yolda başarılı olması mümkün değildir.
Şunu da açıkça ifade edeyim ki, bazı fakülteleri ve yüksekokulları birleştirerek, sanki yeni kurulmuş 15 yeni üniversite gibi çalışmalar yaptınız; fakat, ülkemizde, coğrafî, sosyal ve kültürel açıdan, yalnız ülkemiz tarihinde değil, dünya tarihinde de önemli yer tutan birçok illerimizde yeni yüksekokul ve fakülte açma cihetine gidebilirdiniz; gidemediniz. Maalesef, bugüne kadar, yeni üniversite temel altyapısının hazırlanması noktasında bir çalışmanız olmamıştır.
Değerli milletvekilleri, seçim bölgem Mardin'le ilgili bir konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Yakın zamanda, TÜBİTAK Matematik Olimpiyatları Türkiye ikinciliği, Mardin-Nusaybin Gazi YİBO öğrencisi Barış Can Çimen'e aittir. Yine 2004-2005'te yapılan Türkiye kros yarışmalarında birincilik -4 kez birincilik kazanan- aynı okuldan Bahar Turan'a aittir.
HACI BİNER (Van)Sayın Başkan, bu konuyla alakası yok, lütfen, müdahale edin…
MUHARREM DOĞAN (Devamla)Bu kızımız, 8 nüfuslu bir aileye mensup, Çatalözü Köyünde, kerpiç bir evde oturmaktadır.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
22 konuşma daha · 25 Ocak 2006