İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 21. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

24 kasım öğretmenler günü hakkında

Muharrem İnce

Yalova Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 21. Birleşim · 3. yasama yılı · 24 Kasım 2004 · 462 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Muharrem İnce (CHP), 24 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ HAKKINDA); konuşma 462 kelime.

Muharrem İnce (CHP, Yalova). “24 kasım öğretmenler günü hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim tutanağı, 24 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-ince-22-2004-11-24-24-kasim-ogretmenler-gunu-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MUHARREM İNCE (Yalova)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, dün akşam saatlerinde Yozgat'ın Saraykent İlçesinde bilgisayar kursundan dönerken geçirdikleri trafik kazasında hayatlarını kaybeden Dedefakılı İlköğretim Okulu Öğretmenleri Rukiye Karaca, Güzin Baş, Ayşe Özdemir'e Allah'tan rahmet, ailelerine ve eğitim camiasına başsağlığı diliyorum; yaralı öğretmen arkadaşımız Birsen Tüme'ye de acil şifalar diliyorum.

Sayın milletvekilleri, eğitim işinin temeli, merkezi, odağı öğretmendir. Öğretmenlik mesleğini toplumda prestijli bir meslek haline getirmediğimiz sürece bu sorunlar devam edecektir. Yasalar çıkarmakla, yönetmelikler hazırlamakla, okul binalarının nasıl yapılacağı konusunda değişiklikler yapmakla millî eğitimin sorunları çözülemez.

Yapılan büyük yanlışlıklardan birisi şudur: Bugün Türkiye'nin her yerinde nutuklar atılıyor "başımızın tacı, gözümüzün nuru..." Bunlara, artık kimse inanmıyor. Öğretmenliği kutsal bir meslek gibi gösteriyorlar; böyle bir şey yok, öğretmenlik kutsal değil; öğretmenlik önemli bir meslektir. "Kutsal" derseniz, onu, eleştirilmez, tartışılmaz kılarsınız; çünkü, kutsal kavramlar eleştirilmez. Oysa öğretmenlik, eleştirinin en fazla olması gereken, değişimin en fazla olması gereken yerdir. Bu kavram kargaşasını öncelikle ortadan kaldırmamız gerekir.

Hiçbir meslek grubunda -siyasetçiler hariç- öğretmenlikte olduğu kadar özel yaşama müdahale yoktur. Bu ülkede, hepimiz biliriz ki, doktorun hakkı vardır, mesleğinden kaynaklanan hakları vardır; ama, hastanın da hakkı vardır; avukatın hakkı vardır, sanığın da hakkı vardır; ama, ne yazık ki, öğretmenin hakkı yoktur, velinin hakkı yoktur, öğrencinin hakkı yoktur. Öğretmenin de, velinin de, öğrencinin de, yapması gereken ödevler vardır. Bir öğretmen, eğitimini alırken, 24 kişilik sınıfta dersini anlatacak şekilde eğitilir; ama, o öğretmen, 70 kişilik sınıfa gittiğinde "eğitimin koşulları uygun değil, ben bunu yapamam" diyemez. Eğitim malzemesi yoksa elinde "ben, malzeme eksikliği var, koşullar sağlanmamış, onun için bu mesleği yerine getirmiyorum" diye reddedemez; ama, ameliyat bıçağı yoksa, doktor, ameliyatı yapmayacağını söyleyebilir, hastasını başka bir yere sevk eder; ama, öğretmenin, elinde araç-gereci yoksa, koşullar sağlanmamışsa, çocuğu başka bir yere sevk etme şansı yoktur.

Sayın milletvekilleri, sizin de yörenizde -seçim bölgelerinizde- öğretmen isimleriyle anılan okullar vardır. Örneğin, Yalova'da "Müfettiş Hamdi Girgin, Öğretmen Yusuf Ziya İlköğretim Okulu" gibi isimler taşıyan okullar vardır. Bunlar, cumhuriyet döneminde başarılarıyla tanınan öğretmenlerdir, müfettişlerdir. Bugün, bu ülkenin hiçbir yerinde başarısından dolayı bir okula öğretmenin adı verilmez. Okula adınızın verilebilmesi için, ya bağış yapacaksınız ya ideolojik boyutunuz olacak.

Yine, bugün, bu ülkenin her yerinde cumhuriyetin öğretmenleri, valilerin, belediye başkanlarının, garnizon komutanlarının, emniyet müdürlerinin kapılarında kendi günlerini kutluyorlar. Cumhuriyetin öğretmeni bunu yapmamalı. Cumhuriyetin öğretmeni, valinin, kaymakamın, emniyet müdürünün ayağına gitmek yerine onları ayağına çağırmalı gününü kutlamaları için. İşte yanlışlık burada. Eğer, bu ziyaretlerde fırça yiyen taraf da öğretmense, ortada bir haksızlık var demektir; çünkü, o öğretmenin görevini yapması için ortamı oluşturan o yöneticilerdir. Fırça yemesi gereken, öğretmenler değil, o görevini yerine getirmeyen yöneticilerdir, tabiî, siyasetçilerdir.

Cumhuriyetin öğretmeni devrimcidir, eğiticidir, yetiştiricidir, sanatçıdır, değiştiricidir, değişimcidir, örnek olucudur.

Öğretmenlerle ilgili bir anket yapılmış -bakın, bunu sizlerle paylaşmak istiyorum, çok önemsiyorum- toplum, Millî Eğitim Bakanlığı ve kitle iletişim araçları ülkede eğitimi önemsiyor mu diye.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

36 konuşma daha · 24 Kasım 2004

36 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook