İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 33. BİRLEŞİM · PAZAR

2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)

Muharrem İnce

Yalova Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 33. Birleşim · 3. yasama yılı · 21 Aralık 2008 · 2.541 kelime · yaklaşık 13 dakikalık okuma

Kaynak göster

Muharrem İnce (CHP), 21 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 2.541 kelime.

Muharrem İnce (CHP, Yalova). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-ince-23-2008-12-21-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MUHARREM İNCE (Yalova)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün dünyada, Türkiye’de ekonomik kriz konuşulurken size tarihimizden bir örnek vermek istiyorum: 10 Temmuz 1921, İnegöl işgal edilmiş; 15 Temmuz 1921, Bozüyük Yunanlılar tarafından işgal edilmiş; 17 Temmuz 1921, Kütahya işgal edilmiş; ama Atatürk 15 Temmuz 1921 günü Ankara’da Maarif Kongresi’ni toplamış. Yani kriz dönemlerinde az köprü, az baraj, az yol yapabilirsiniz ama az eğitim yapamazsınız. Çünkü eğitim zayıf tarafınızın güçlendirilmesidir. Bizim zayıf tarafımız üretimimizdir, üretimimizin pazarlanmasıdır. Sanayimizdeki vergi oranları yüksekse, turizmde yeterli elemanımız yoksa, madenlerimiz katma değer üretilmeden ucuza satılıyorsa biz uzun vadede krizi eğitimle çözeceğiz ve belki de krizlerin bizim ülkemize verdiği en büyük zarar gençlerin geleceğe olan güvenlerinin azalmasıdır.

Şimdi, sayın milletvekilleri, geçtiğimiz günlerde Sayın Başbakan bir gazete patronunu şöyle azarladı, dedi ki: “Yalan yanlış bilgi veriyorsun, sen o gazeteyi kapat.” dedi. Şimdi, Millî Eğitim Bakanlığı da yalan yanlış bilgi veriyor mu size onları belgeleriyle anlatacağım. Bu Bakanlığın kapatılıp kapatılmaması, Başbakanın mantığıyla düşünürsek, ne yapmamız gerektiğine hep birlikte karar verelim. Altı yıldır milletvekiliyim. Altı yıldır şu Mecliste derslik sayılarını tartışırız ve ben mayıs ayında bir soru önergesi verdim. Cevap yok. Haziranda bir daha verdim. Cevap yok. Ekimde verdim. Hamdolsun cevap geldi. Elimde Bakanlığın derslik sayıları. Adana’dan Düzce’ye kadar. Diyor ki: “Özel idare tarafından yaptırılan, eğitime yüzde yüz destek, EFİKAP projesi, Telekom-1, Telekom-2, Dünya Bankası, taşınabilir eğitim kurumları.” Sağa doğru topluyorsunuz. En sağ sütundan aşağı doğru topladığımda 129.845 derslik yapılmış. Bakan “Bu kadar yaptık.” dedi ya, bunu tamamlaması lazım tabii, bürokratların. Şimdi soldan sağa topladığınız zaman da yine 129.845 çıkması lazım. Altta da toplamları var. Onları topladım. 132.032 çıkıyor. Arada 2.187 fark var. Yani, bu, 75 okul yapar. Yukarıdan aşağıya topladığınızda 75 okul az, soldan sağa topladığınızda 75 okul fazla. İşte Bakanlık böyle yönetiliyor değerli milletvekilleri.

Şimdi, bakın, devam edeyim. Çünkü uyduruk bir belge. Devam edeyim. Yine Bakanlığın belgelerinden konuşacağım. Altıncı ve yedinci sınıflar SBS’ye giriyor biliyorsunuz. 500 bine yakın çocuğumuz bu sene SBS’ye giremedi. Bakanlık bu sayıyı azaltmak için -21/6/2008’de sınav var- 20/6/2008 günü, yani sınavdan bir gün önce, saat 16.54’te -hepsi elimde belgelerin- yani mesai saatinin bitimine altı dakika kala il millî eğitim müdürlüklerine bir e-mail gönderdi ve orada şunu dedi: “Biz size yedek kitap gönderiyoruz. Müracaat etmese dahi çocuklar, onları yedek salonlarda sınava alın.” dedi, il millî eğitim müdürlüklerine, mesai saatinin bitimine altı dakika kala. Ben, bu işte bir çapanoğlu olduğunu düşündüm. Dedim ki, burada kesin çapanoğlu var, torpil yapılacak burada. Bazı çocukları yedek salonlarda sınava alacaklar ve torpil yapılacak dedim. Bunu hissettim çünkü güvenmiyorum bu ülkedeki kurumlara ve yönetim anlayışına.

ERTEKİN ÇOLAK (Artvin)Ayıp.

MUHARREM İNCE (Devamla)Güvenmiyorum. Bakın göstereceğim şimdi, göstereceğim. Kim ayıp yapmış görelim, kim ayıp yapmış görelim.

Bakın, il millî eğitim müdürlüklerine, 97 tarihli bir Başbakanlık genelgesine dayanarak mektup yazdım. Başbakanlık genelgesi diyor ki: “Milletvekillerine devlet protokolüne uygun olarak davranılmasına…” Hatta diyor, “…otoparklarda milletvekili araçlarına yer ayrılmasına, milletvekillerinin taleplerinin acil olarak yapılmasına…” diye, bir Başbakanlık genelgesi var. Belki birçoğunuz farkında değilsinizdir. Ben, millî eğitim müdürlüklerine yazı yazdım. Bakın, Sayın Bakana bunu verebilirim. Bir de Bakanlığa soru önergesi verdim. Yedek sınıflarda dedim, hangi ilde kaç öğrenci… Çünkü il millî eğitim müdürlüğü farklı cevap verecek, Bakanlık farklı cevap verecek. Bakın, elimde, bir millî eğitim müdürlüğü diyor ki: -Buradan afişe etmeyeyim, Sayın Bakanın kendisine veririm- “Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğünün mail’i kapsamında yedek salonda sınava giren öğrenci olmamıştır.” Bakanlık diyor ki: “Bu ilde yedek kapsamda 3 öğrenci sınava girmiştir.” Ne malum, Ankara’da bir sınıfta, yedek bir sınıfta çocukları sınava alıp, onları o ilde yapıyor gibi gösterilmediği? Ve yüzde yüz böyle oldu, biliyor musunuz? Belgeler elimde.

Devam ediyorum. Yine geçen sene bütçe dönemi… Tam bir yıldır bugünü bekliyorum. Sayın Bakan Kanal 24 televizyonunda; öğretmen açığını soruyorlar, Sayın Bakan diyor ki: “2-3 bin öğretmen açığımız var.” O günlerde il millî eğitim müdürlükleri İnternet sitelerinde öğretmen açıklarını gösteriyordu. Ne zamana kadar gösteriyordu? Bakanlığın bir yazısına kadar. Necmettin Yalçın, Bakan adına Genel Müdür: “Yapılan inceleme sonucunda, iller bazında öğretmen ihtiyacının yansıtıldığı resmî belgelerin yer aldığı millî eğitim müdürlüklerince bazı İnternet sitelerine link verildiği tespit edilmiştir. Bundan böyle bu hususta gerekli dikkat ve özenin gösterilmesini önemle rica ederim.” diyor, 14 Kasım 2008 günü. Yani diyor ki il millî eğitim müdürlüklerine: Bunları gizleyin, göstermeyin.

OKTAY VURAL (İzmir)Şeffaf!

MUHARREM İNCE (Devamla)Şeffaf.

Bakın, ben… Sayın Bakanın geçen yıl bütçe döneminde Türkiye’de öğretmen açığının 2-3 bin dolayında olduğunda, Uşak İl Millî Eğitim Müdürlüğü sitesi, açık 798; Manisa İl Millî Eğitim Müdürlüğü sitesi, açık sayısı 2.396; yani sadece Uşak ve Manisa toplamı 3 bin yapıyor. Bunlar batıda iller ve öğretmen açığının en az olduğu iller. Türkiye’nin hâlini siz düşünün. Benim elimdeki bilgilere göre öğretmen açığı bu ülkede 130 bin civarındadır.

Değerli milletvekilleri, yine devam ediyorum. Şimdi, öğretmenleri yönetici yapacağız, görevde yükselteceğiz. Bakın, 15/10/2008 tarihinde Resmî Gazete’de yayınlandı, eğitim kurumları yönetici ataması: Yüksek lisans yapmak -yönetim alanında ayrı başka alanda ayrı- 3 puan -yüksek lisans yaparsanız 3 puan alıyorsunuz- doktora yapmak 5 puan, aylıkla ödül 5 puan -3 tane alabiliyorsunuz 15 puan yapıyor, yani yağcılık… Yağcılık 15 puan, doktora 5 puan- 90’ın üzerinde sicil notu -subjektif bu sicil notları- 10 puan. Böyle bir şey olabilir mi değerli milletvekilleri? Yani 90’ın üzerinde sicil notu… Bu ülkede sicil notlarının nasıl verildiğini hepimiz biliyoruz. Sicil notu 10 puan, doktora yapmak 5 puan. Liyakat değil sadakat esas alınırsa bu işin içinden çıkılmaz. Bir örnek vermek istiyorum bu konuda size:

Bu Yönetici Değerlendirme Formu’na göre üç teşekkür, üç takdir, üç aylıkla ödül alan bir öğretmenin puanına yetişebilmesi için bir başka öğretmenin 20,4 yıl asaleten müdür yardımcılığı yapması gerekir. Yani siz müdürle iyi geçindiğiniz zaman, iyi yağcılık yaptığınız zaman, iyi sicil notu aldığınız zaman, 20,4 yıl müdür yardımcılığı yaparsanız ancak buraya gelebiliyorsunuz. Böyle bir yönetmelikle, böyle bir Yönetici Atama Yönetmeliği’yle iş barışı sağlanabilir mi, takdir sizin.

Yine, bakınız, “Öğretmenleri uzman öğretmen, başöğretmen yapacağız.” diye Kariyer Basamakları Sınavı’na tabi tuttunuz Sayın Bakan. Doğru, tamam. Biz Anayasa Mahkemesine gitsek de, siz yaptınız. 152.652 aday başvurdu, 92.383 uzman öğretmen atandı. Bu sınav iki yıl geçerliydi, iki yıl. Yani 24/11/2006 günü yapıldı. Bu son geçtiğimiz Öğretmenler Günü, 24 Kasım günü bu sınavın geçerlilik süresi bitti. 16 bin öğretmene “Kadro yok, kontenjan yetersiz.” diye Öğretmenler Günü hediyesi verildi. Kişi sınava girmiş -sınavı siz açmışsınız- sınavı kazanmış; hakkı var, her şeyini almış. İki yıl geçerli. 16 bin kişi ne olacak? Böyle mi Öğretmenler Günü hediyesi veriyorsunuz?

Yine devam ediyorum. Ballandıra ballandıra anlatılan ek ders olayını, değerli arkadaşlarım, bir de benden dinleyin. 3,5 YTL’yi 5 YTL yaptık. Doğru. Kaşıkla verdiniz, kepçeyle aldınız. Neleri aldınız? Yüksek lisans yapanların ek ders ücreti yüzde 25 fazlaydı, bunu kestiniz. Doktora yapanların ek ders ücreti yüzde 40 fazlaydı, bunu kestiniz. Yöneticiler altı saat ders dışı egzersiz alıyordu, bunu kaldırdınız. Fen bilgisi öğretmenleri 1/7 oranında derse hazırlık ücreti alıyordu, bunu kaldırdınız. Sınıf öğretmeni bir günde altı saat derse giriyordu. Bunun üç saati maaş karşılığıydı, üç saati ders ücretliydi. Önceden bir gün gelmediğinde üç saat ders ücreti kesiliyordu, şimdi altı saatini kesiyorsunuz. Böyle bir şey olabilir mi? Yani kaşıkla verdiğinizi gösterip kepçeyle geri aldığınızı hiçbir zaman anlatmadınız ama bunu öğretmenler biliyor.

Erken tatil yapılması ne biliyor musunuz? Erken tatil yapılması Bakanlığın tasarruf etmesidir. Hani “sınav var” deyip okulları bir hafta erken kapatıyorlar ya, 8-10 trilyon yapıyor bu. Amaç burada kâr etmek. Çünkü öğretmenlerden kesiliyor bu tatil parası.

Değerli arkadaşlarım, yine, Bakanlık obeziteye karşı savaş açmış. İyi, güzel, hoş, sevindirici. Keşke hukuksuzluğa karşı da savaş açsaydı. Geçtiğimiz günlerde Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesi, Millî Eğitim Vakfının 26’ncı Genel Kurulunu iptal etti. Bakın, bilirkişi raporunda diyor ki: “Bu Vakfın seçimlerinde gizli oy açık tasnif ilkesi ihlal edilmiştir. Oy pusulaları bir gece müsteşar yardımcısının evinde kaldı.” Bu Vakıf neden bu kadar önemli? 110 trilyon mal varlığı, 36 trilyon parası var. Mahkeme diyor ki: “Oy pusulalarında tahrifat yapıldı.” Rapor var bu konuda. İşte, obeziteye savaş açtığınız zaman, keşke hukuksuzluğa da savaş açmış olsaydınız diyorum!

Değerli arkadaşlarım, yine bu kürsüden defalarca, sözleşmeli öğretmenlerle kadrolu öğretmenler arasında hiçbir fark olmadığı söylendi. Biz de buna ısrarla şöyle dedik: “Madem yok, neden sözleşmeli alıyorsunuz?” Ben kayıtlara geçmesi adına, öğretmen arkadaşlarımın da bunları dinlemeleri adına, bu Meclisin kürsüsünden, bir öğretmen olarak anlatıyorum şimdi:

1) Sözleşmeli öğretmenlerin özür durumu hariç il içi, il dışı tayin hakkı yoktur.

2) Ek dersinden SSK kesintisini yapılmaktadır.

3) Bu öğretmenler yönetici ya da müfettiş olamazlar.

4) Hizmet puanları yoktur.

5) Bir yıl ila yirmi yıl çalışmış olmalarının hiçbir önemi yoktur.

6) Eş, çocuk, doğum yardımları yoktur.

7) Maaşları her ilde farklılık göstermektedir.

8) Maaşlar sözleşmede yer aldığı gibi her ayın 15’inde ödenmemektedir.

Bu şekilde sözleşmeli öğretmenlerle ilgili fark sayısı tam 26’dır. Bunların önemlilerini saydım.

Yine, değerli arkadaşlarım, branşlar arasındaki tutarsızlıklar… AKP İktidarının 2002 Kasımından bugüne gelindiğinde, altı yıl içerisinde, ben bir fizik öğretmeni olarak, Türkiye Cumhuriyeti devletinin altı yılda aldığı fizik öğretmeni sayısını buradan söylemek istiyorum: Bu sayı 266’dır; altı yıldaki sayı. Bu süre içerisinde din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni sayısı 7.395’tir. Neden? Birçoğu yönetici oldu zaten. Yani ilahiyat fakültelerinde bu yöneticilik formasyonunun nasıl verildiğini doğrusu ben de merak ediyorum. İlahiyat fakültesi mezunundan yönetici olmaz mı? Bal gibi de olur. Onlar da bu ülkenin evladı, onlar da bu ülkenin üniversitelerinde okuyorlar. Hiç itirazım yok buna. Ama siz, atadığınız 100 müdürün 99 tanesini din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeninden atarsanız o zaman bir dakika derim ben size. Ayrımcılığı siz yapmış oluyorsunuz. Sayılar ortada. İsterseniz bakalım.

Değerli arkadaşlarım, yine çok ilginç bir şey: Bu ülkede alınan İngilizce öğretmeni sayısı Türkçe öğretmeni sayısından fazla ne yazık ki. Son altı yılda alınan felsefe öğretmeni sayısı 773. Ayrıntılarına girmeyeyim. Bunlar yeterlidir diye düşünüyorum.

Yine, hukuksuzluğa bir başka örnek vermek istiyorum: Ağrı’da bir öğretmen, Ağrı Dağı Anadolu Lisesi Müdür Başyardımcısı, Anadolu Öğretmen Lisesi Müdür Vekili, Ağrı İl Millî Eğitim Müdürlüğünde atamalardan sorumlu Şube Müdür Vekilliği yapıyor. Üç işi aynı anda yapıyor! Bir sendika, Anadolu Eğitim-Sen Sendikası bunu soruyor. Bilgi edinme hakkından yararlanmak istiyor. Diyorlar ki: “Siz, kendi üyelerinizin menfaatini araştırırsınız. Size böyle bir bilgi vermiyoruz.” Yetmiyor. Yetmiyor, Bakanlık sendikaya bir yazı yazıyor -hepsi elimde- “Siz bu bilgiyi kimden aldınız?” diyor; tehdit ediyor. Tehdit ediyor! Bütün bunlar yasa tanımamanın, hukuk tanımamanın belirtileridir. Tehdit etmiş mi, bu bilgiyi nereden almış mı diye merak edenler varsa, o evrakları kendilerine verebilirim.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, Personel Genel Müdür Yardımcısı Sayın Hikmet Orman, Bilgi Edinme Kanunu’nu bilmiyor demek ki. Onu bilmiyor ama kanuna aykırı nasıl yönetici atanacağını biliyor. Atama duyurusu yapmadan nasıl müdür yardımcısı atanır, onu iyi biliyor. Ayrıntılarına da girmiyorum, anlayan anlamıştır diyorum.

Yine, defalarca bütçeden en yüksek payı Millî Eğitime ayırdık da, 1998’de Millî Eğitim yatırım bütçesinin toplam bütçesine oranı yüzde 37,3 iken 2009’da neden 13,91? Peki, madem siz bütçeden en yüksek payı Millî Eğitime ayırdınız, İstanbul İl Millî Eğitim Müdürü Sayın Ata Özer bakın ne yazmış: “Bu ödeneklerin yetersiz olmasından dolayı -yukarılarını okumuyorum- İGDAŞ tarafından ilçenize bağlı ilköğretim okullarına gönderilen doğal gaz faturalarının okullarınızın okul aile birliği bütçesinden acilen ödenmesi gerekmektedir. Gereğini rica ederim.” Mademki siz, en yüksek payı Millî Eğitime ayırdınız neden velilerin cebine göz diktiniz o zaman? Bu da resmî bir belge, bu ülkenin en büyük vilayetinde sizin İl Millî Eğitim Müdürünüzün.

Değerli arkadaşlarım, tabii, hukuksuzluk, yanlışlık, kamuoyunu yanıltma bunlarla sınırlı değil. Örnek mi istiyorsunuz? Muammer Yaşar Özgül, Sayın Müsteşar imzalı bir yazı. Bunların hepsi Bakanlığın yazılarıdır, onu belirtmek istiyorum ayrıca. Diyor ki: “Tüm zamanların en büyük okuma-yazma kampanyası 8 Eylül 2008 tarihinde aktif olarak başlamıştır.” Taradım, Sayın Bakanın açıklamalarını buldum. Sayın Bakan Çelik diyor ki Haber Vaktim gazetesinde, günlük yerel gazetede: “4 milyon 800 bin okuma-yazma bilmeyenimiz var.” Bakanın ifadesi. Kampanyaya katılan kişi sayısı bunun tam yüzde 2,5’i, yani 136.466’sı. 4 milyon 800 bin kişi var okuma-yazma bilmeyen, 136.466 kişi katılmış -yani yüzde 2,5’i katılmış- bu kampanya da tüm zamanların en büyük kampanyasıymış! Bunu da takdirlerinize arz ediyorum değerli milletvekilleri.

Tabii, hukuksuzluk bitmiyor. Bir başka hukuksuzluk örneği de yine -kişinin bilgileri elimde- on yıllık memur olmadan daire başkanı, genel müdür olamazsınız ama nasıl olunduğunu bal gibi de burada, on yılı dolmamış… Önceden bunları Sayın Ahmet Necdet Sezer veto ediyordu tabii ama şimdi Çankaya’ya her giden evrak imzalandığı için gözden kaçmış olsa gerek. Üç yıllık, beş yıllık fark etmiyor, önceden iade ediliyordu, şimdi iade edilmiyor ama ataması elimde, bunları da yine sizlere göstermek istiyorum.

Şimdi, gelelim son günlerde Cumhuriyet Halk Partisine yaptığınız bir iftiraya. Evet, “iftira” diyorum. Az önce bu kürsüden bir Sayın Milletvekili de bir iftirada bulundu. Biz ne yapmışız? Öğrencilerin burslarını kesmişiz öyle mi! belediyelerin verdiği bursları kesmişiz? Sayın Nihat Ergün, siz de bütçe konuşmanızda, açılışta bunları söylediniz. Şimdi, bakın, değerli arkadaşlarım…

ÜNAL KACIR (İstanbul)Kesmediniz, kestirdiniz.

MUHARREM İNCE (Devamla)Kestirdik, peki; kestirdik.

Şimdi anlatayım: Bizim Grup Başkan Vekilimiz Hakkı Suha Okay ve Ankara Milletvekilimiz Sayın Tekin Bingöl’ün bir kanun teklifi var. Var mısınız bu kanun teklifini geçirmeye? Hadi gelin, öğrenci burslarıyla ilgili bir kanun teklifi var, yüreğiniz varsa gelin, o kanun teklifini destekleyin. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AHMET YENİ (Samsun)Bursları ne yaptınız? Kestiniz mi bursları?

MUHARREM İNCE (Devamla)Şimdi, bakın, bir dakika, bir dakika… 3/3/2004 tarihinde Büyük Millet Meclisinden bir kanun geçiriyorsunuz. Diyorsunuz ki: “Devlete ait çeşitli kuruluşlar tarafından yükseköğrenim öğrencilerine burs, kredi verilmekte veya muhtelif nakdî yardımlar…”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın İnce, tamamlayın konuşmanızı.

MUHARREM İNCE (Devamla)Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Diyorsunuz ki: “Birden fazla yerden burs almasını engelleyeceğiz.” Verdiğiniz para zaten 160 lira. “Belediyeler hariç” diyorsunuz. Bir üniversite yönetimi kendi yoksul öğrencisine burs veremeyecek, onu engelleyeceksiniz, öyle mi? Karayolları veremeyecek, başka bir kamu kuruluşu veremeyecek.

SONER AKSOY (Kütahya)Öyle bir şey yok ya!

MUHARREM İNCE (Devamla)Ya, belediyeler o zaman göndersin listeyi Kredi ve Yurtlar Kurumuna, versin Kredi ve Yurtlar Kurumu. Niye gocunuyorsunuz? Sizin amacınız öğrencilere burs vermek değil, belediyeler gücünü kullanarak siyasi rant sağlamak. Oy peşinde koşuyorsunuz siz, oy! Siz oy peşinde koşuyorsunuz! (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AHMET YENİ (Samsun)Siz kestirdiniz mi kestirmediniz mi?

MUHARREM İNCE (Devamla)Getirin; getirin kanunu, öğrencilere, ihtiyacı olan öğrencilere asgari ücret düzeyinde burs verelim.

AHMET YENİ (Samsun)Yahu, “kestik” deyin de kurtarın!

MUHARREM İNCE (Devamla)Var mı buna yüreğiniz? Haydi, hep birlikte.

ÜNAL KACIR (İstanbul)Kestirdiniz mi kestirmediniz mi?

MUHARREM İNCE (Devamla)Bakın, eğitim, Anayasa Mahkemesinin kararı, devletin işidir, merkezî hükûmetin işidir. Var mısınız, yüreğiniz varsa bütün üniversite öğrencilerine asgari ücret düzeyinde burs, hepsine…

ÜNAL KACIR (İstanbul)Yahu, kestirdiniz mi kestirmediniz mi? Onu söyle.

AHMET YENİ (Samsun)Bırak onu, kestirdiniz mi kestirmediniz mi?

MUHARREM İNCE (Devamla)Bırakın… Çocukları belediyelerin önünde rezil etmeyin; kuyruklara sokup, komisyonlar oluşturup, çocukları orada partiye gönderip, il başkanından mektup getirip… Bu işleri bırakın... Bu işleri bırakın… Bu işleri bırakın… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ÜNAL KACIR (İstanbul)Telaşa girdi!

AHMET YENİ (Samsun)Sonuç… Sonuç…

MUHARREM İNCE (Devamla)Gelin, kanun çıkralım, Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü bütün öğrencilerimize asgari ücret düzeyinde burs versin.

AHMET YENİ (Samsun)Bursları kestirdiniz mi; cevap vermedin!

MUHARREM İNCE (Devamla)Değerli milletvekilleri, peki bu yanlışlıklar bu Bakanlıkta neden oluyor?

Sayın Başkanım, bir dakikada son cümlemi bitiyorum.

AHMET YENİ (Samsun)Bursları kestirdiniz mi; cevap vermedin!

MUHARREM İNCE (Devamla)Bakın, Türkiye’de 81 il millî eğitim müdürü içinde 1 tane kadın yok.

AHMET YENİ (Samsun)Burslar ne oldu, burslar? Bursları ne yaptın?

MUHARREM İNCE (Devamla)Türkiye’de 922 ilçe millî eğitim müdürü içindeki kadın sayısı 5.

ÜNAL KACIR (İstanbul)Geçiştirdin bursları!

MUHARREM İNCE (Devamla)Hiç müsteşar kadın yardımcısı yok. 16 genel müdür arasında bir tek Kız Teknik Öğretim Genel Müdürü kadın. 40 genel müdür yardımcısından 3’ü kadın. Oysa, 644 bin öğretmenin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

34 konuşma daha · 21 Aralık 2008

34 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook