İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 28. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.: 565)

Muharrem İnce

Yalova Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 28. Birleşim · 5. yasama yılı · 8 Aralık 2010 · 502 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Muharrem İnce (CHP), 8 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.: 565)); konuşma 502 kelime.

Muharrem İnce (CHP, Yalova). “Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.: 565)”. TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim tutanağı, 8 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-ince-23-2010-12-08-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-s-s-565-3 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MUHARREM İNCE (Yalova)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, dün akşam geç saatlerde Sayın Arınç, 1 Mart tezkeresiyle bu tasarı arasında bir bağ kurmuştu ve “1 Mart tezkeresindeki tutumum nedeniyle zamanın büyükelçisinin ‘Bütün fitne bu adamdan çıkıyor, bununla uyumlu çalışılamaz.’ demesini ben şeref madalyası olarak görüyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)” diye tutanaklardan okudum.

Şimdi “Bu kanun teklifiyle ne bağı var bunun?” diyeceksiniz, bence şu bağı var: Bir vatandaşımız, Amerikan Büyükelçiliğinin önündeki o siyah bariyerlerin kaldırılmasıyla ilgili dava açıyor, davayı kazanıyor ama Melih Gökçek yargı kararını uygulamıyor ve mahkeme de yargı kararını uygulamadığı gerekçesiyle Ankara Büyükşehir Belediye Başkanının ilan yoluyla kınanmasına karar veriyor ve bu yargıda ilk. Sonra ne oluyor? Melih Gökçek savunmasında şöyle diyor: “ABD’nin bilinen siyasi ve politik durumu karşısında Ankara Büyükşehir Belediyesi, Hükûmeti ve Amerika Birleşik Devletleri’ni karşısına alabilecek eylemde bulunmaktan kaçınmıştır.” Şimdi, siz bu kanun teklifini yasalaştırarak Melih Gökçek’i buradan affedeceksiniz, yani dün şeref madalyası olarak yakanıza taktığınız bir başka madalyanız daha olacak o zaman.

Hani 1 Mart tezkeresinin şerefinin sadece size ait olduğunu söylemişsiniz. Sizin milletvekilleri-nizin üçte 2’si -yaklaşık olarak söylüyorum- “Evet.” demişti, üçte 1’ine yakın bir kısmı “Hayır.” demişti, oysa Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin tümü “Hayır.” demişti. Bir kere orada bir şeref varsa oraya ortağız ama öbürü şeref değilse “Evet.” demek, siz oranın da ortağısınız, bizim orada bir ortaklığımız söz konusu değil. Eğer o bir madalyaysa bugün Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliğinin önündeki o bariyerleri kaldırmayan, mahkeme kararına uymayan Melih Gökçek’i burada affetmiş olacaksınız. Ya o madalyanız geçersiz ya buradan yeni bir madalya… Belki de o madalyayı Veysi Kaynak’a verebilirsiniz, orası beni ilgilendirmez.

Buradaki sistem şu sayın milletvekilleri, olay şöyle: Bir bürokrat -müsteşar, müsteşar yardımcısı, genel müdür, neyse- yargı kararlarını keyfî biçimde uygulamıyor, sonra zincirleme biçimde keyfî uygulamıyor, sonra görevi kötüye kullanıyor, sonra bakıyorsunuz iş sıkışınca yargılanmasına da izin vermiyorsunuz, sonra diyorsunuz ki: “Buna bir dokunulmazlık zırhı verelim.” Onu milletvekili yapıyorsunuz, o bürokratı, sonra o geçmişte mahkeme kararlarını uygulamayan bürokratı milletvekili yaparak, sonra da o milletvekili oyundan yararlanarak bir de ona af çıkartıyorsunuz. Yani müthiş bir sistem bu. Önce bürokrat yargı kararlarını uygulamıyor, sonra o, milletvekili oluyor, sonra o milletvekili parmak kaldırarak, kanun teklifi vererek, yasama faaliyetinde bulunarak kendisini aklıyor, Hükûmeti aklıyor. Bu müthiş bir sistem. Yani dünya demokrasi tarihine, parlamenter demokrasi tarihine altın harflerle geçecek bir düşünce tarzı bu.

Şimdi, sürekli olarak AKP grup başkan vekilleri İç Tüzük’ten söz ediyor. Ya, İç Tüzük’ten söz etmeye sizin hakkınız yok. İç Tüzük’te mükerrer oy kullanmak var mı? İç Tüzük’ü ağzınıza almamanız lazım. Defalarca mükerrer oy kullandığınız ortaya çıkmış.

Şimdi, bir başka konu, Sayın Kuzu yine her fırsatta “Bütün partilerin -hatta Genel Başkanımızı da katıyor- dosyaları var.” diyor. Değerli arkadaşlarım, dilimizde tüy bitti. Biz, getirin, kimin ne dosyası varsa… Bakın, Meclisin suç dosyası burada. 724 tane, hepsi belli, yazıyor, görevi kötüye kullanmak, görevi kötüye kullanmak… Arkadaşlarım soruyorlar Sayın Başbakan Yardımcısına, kimler… Burada yazılı zaten. 724, sayı bu. Bu Meclis bunu hak etmiyor. Burada ben de olsam böyle durmak istemem, çıkmak isterim mahkemenin karşısına. Neyse ak koyun kara koyun belli olsun. Şimdi, bu keyfîliği sürdürmeyelim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

80 konuşma daha · 8 Aralık 2010

80 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook