Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kanun tasarı (s.s. 701)
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 30. Birleşim · 3. yasama yılı · 9 Aralık 2004 · 651 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Muharrem Karslı (AK Parti), 9 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM ÜRÜNLERİ LİSANSLI DEPOCULUK KANUN TASARI (S.S. 701)); konuşma 651 kelime.
Muharrem Karslı (AK Parti, İstanbul). “Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kanun tasarı (s.s. 701)”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 9 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-karsli-22-2004-12-09-tarim-urunleri-lisansli-depoculuk-kanun-tasari-s-s-701 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MUHARREM KARSLI (İstanbul)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu Tasarısı ile ilgili olarak biraz teknik düzeyde açıklama yapmak için söz aldım; fazla uzun konuşacak değilim.
Lisanslı depoculuk nedir, bir defa teknik olarak bunu arz edeyim. Biliyorsunuz, tarım ürünleri depolarda muhafaza edilir. Depoda bulunan bir malı sattığınız zaman, Medenî Kanunumuzun amir hükmü gereğince, satışın gerçekleşmesi için, malın karşı tarafa teslim edilmesi gerekir. Diyelim ki, ticarî emtia buğdaydır, teneke zeytindir, peynirdir, balya halinde pamuktur; bunları, her satışta oradan oraya nakletmek, satıcıdan alıcıya teslimini sağlamak kolay bir iş değildir. Bunlar, gelişmiş ülkelerde antrepolarda, lisanslı depolarda muhafaza edilir. Bu depolar, kendilerine tevdi edilen emtia karşılığında, emtia senetleri -ismi ne olursa olsun- makbuz senetleri, depo senetleri ya da "varant" diye adlandırılan senetler verirler. Bu senetler nama da hamiline de yazılı olabilir. Bu senedi elinde bulunduran depodaki malın sahibidir. Depodaki malı satmak isterseniz, elinizdeki depo senedini ya da varantı karşı tarafa teslim etmeniz yeterlidir; mal, yine aynı depoda durabilir.
Bunun bir faydası da, sadece mülkiyetin naklini, devrini kolaylaştırmak değil, aynı zamanda terhin ederek, bunun karşılığında kredi alma işini de kolaylaştırmasıdır.
Ülkemizde, bankacılık sektöründe, henüz, lisanslı depoculuk bulunmadığı, gelişmiş olmadığı için, bankacılık sektöründe şöyle bir yola başvurulur: Diyelim ki, sizin bir tekstil fabrikanız var, fabrikanızın deposunda özel bir yerde 1 000 ton balya pamuğunuz var. Bu pamuğu bankaya rehin edip, kaşlığında emtia mukabili kredi almak istiyorsunuz. Yine, Medenî Kanunumuz diyor ki "rehinin gerçekleşmesi için menkul malların karşı tarafa teslim edilmesi gerekir." Bunu teslim etmek külfetli bir iş olacağı için, bankacılıkta şöyle pratik bir yol bulunmuş: Banka geliyor, sizin fabrikanızdaki o emtianın bulunduğu deponun kapısına, filan bankanın emtia deposu diye kendi levhasını asıyor ve sizinle bir kira sözleşmesi yapıyor, böylece, depo, sizin deponuz değil, bankanın deposu haline geliyor ve siz, bankanın deposuna malı yatırmış oluyorsunuz. Banka, böyle, biraz muvazaa kokan pratik bir yolla mala zilyet oluyor ve size krediyi veriyor.
Şimdi, bütün bunlar, muvazaalı yollar; bunların, tabiî, birtakım şartları var. Sizin, o malı, diğer mallarla karışmaksızın koyabileceğiniz ayrı bir yeriniz olacak ya da ayrı özel bir deponuz olacak ki, gidip oraya tabelasını koysun banka. Ekseri ahvalde, malın bankaya terhini ya da mülkiyetin kısa elden devrini sağlamak bazı sıkıntılara sebep oluyor. İşte, lisanslı depoculuk, her şeyden evvel, bu sıkıntıları ortadan kaldıracaktır.
Lisanslı depoculuk demek, deponun, devletin koyacağı birtakım kurallara uyması, birtakım altyapı şartlarını yerine getirmesi ve devletten lisans alması demektir. Bu lisansa istinaden lisanslı depoculuk yapanlar, emtia teslim edenlere "varant" dediğimiz ya da "depo senedi" dediğimiz ya da "makbuz senedi" dediğimiz belgeleri ihdas edip verirler. Bunu ancak lisanslı depo sahipleri yapabilir. Böylece, bir nevi banknot gibi, tahvil gibi, hisse senedi gibi, kıymetli evrak hükmünde bir evrakı mal sahibine teslim ederler. Bu sayede, malın sahibi, elindeki evrakla, malını ister elden satar, evrakı teslim ederek malı teslim etmiş olur; ister bankaya gider, bu evrakı terhin
ederek malını terhin etmiş olur, kredi ihtiyacını karşılar ya da gider, bu evrakla, spot borsalarda malını alım satım konusu yapar. Bunun asıl önemli tarafı -memleketimizde henüz vadeli işlemler borsaları kurulmuş değil- özellikle vadeli işlemler borsalarında, kontrata ve sözleşmeye dayalı işlemlerde -yani, sözleşmelerin alınıp satıldığı işlemlerde- sözleşmeye esas teşkil edecek bir evrakı borsanın takas odasına tevdi etme imkânını buluyorsunuz. Önümüzdeki günlerde, sanıyorum ocak ayının ilk yarısında İzmir Vadeli İşlemler Borsası ticarî emtia üzerine işlemlerine başlayacak ve bu lisanslı depoculuğun sağladığı imkânlar, vadeli işlemler borsamızın da rahat çalışmasını temin edecektir.
İşte, Türkiye'de sermaye piyasası, bu gibi kurumsal yapıların, kurumsal eksikliklerin giderilmesiyle her gün biraz daha gelişmektedir. Sadece borsanın kurulmasıyla bir memlekette sermaye piyasası kurulmuş ve kurumlaşmış sayılmaz, birtakım yan kurumların da kurulması gerekiyor. İşte, takas merkezi, takasbank, yatırım fonları, yatırım ortaklıkları ve kaydî sistem gibi birtakım kurumların da sermaye piyasasını tamamlaması gerekiyor. İşte, lisanslı depoculuk kanunu çıktığında ve lisanslı depolar kurulduğunda, Türkiye'de, sermaye piyasamızın çok önemli bir eksiği de giderilmiş olacak. Böylece, sermaye piyasamızın ve özellikle emtia borsalarımızın ve vadeli işlemler borsalarımızın fonksiyonlarını rahatça yerine getirmesi ve bunların gelişmesi sağlanmış olacaktır.
Ben, bu kadar kısa bir izahatla yetinmek istiyorum.
Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
17 konuşma daha · 9 Aralık 2004