İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 85. BİRLEŞİM · SALI

Mera kanununda değişiklik yapılması hk.kan.tekl.( ss:867)

Muharrem Kılıç

Malatya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 85. Birleşim · 3. yasama yılı · 19 Nisan 2005 · 851 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Muharrem Kılıç (CHP), 19 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MERA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.KAN.TEKL.( SS:867)); konuşma 851 kelime.

Muharrem Kılıç (CHP, Malatya). “Mera kanununda değişiklik yapılması hk.kan.tekl.( ss:867)”. TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim tutanağı, 19 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-kilic-22-2005-04-19-mera-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hk-kan-tekl-ss-867 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MUHARREM KILIÇ (Malatya)Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifiyle ilgili olarak şahsım adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, demin, Sayın AKP Grup Başkanvekili "devrim niteliğinde kanunlar yapıyoruz" dedi. Gerçekten, kanun yapmakta, Meclis, çok mükemmel çalışıyor; güzel kanunlar çıkarıyoruz. Yalnız, bu kanunların uygulanması noktasında aynı başarıyı gösteremiyoruz.

Mera alanında da, meraları korumaya yönelik, bizim kanunlarımızda, Anayasamızda çok önemli düzenlemeler var. Anayasamızın 45 inci maddesinde, devlet, tarım arazileri ile çayır ve meraların amaçdışı kullanılmasını ve tahribini önlemekle yükümlüdür deniliyor. Yani, Anayasa, devlete görev vermiş, meraları, çayır alanlarını koruyun diyor, hayvancılığı, tarımı destekleyin diyor.

Yine, meralarla ilgili çok güzel bir kanun yapmışız. 25.2.1998 tarihinde, gerçekte meraları, yaylakları, kışlakları düzenleyen ve korumaya yönelik çok güzel bir kanun çıkarmışız.

Bu kanunun amacına baktığımızda "Bu kanunun amacı; daha önce çeşitli kanunlarla tahsis edilmiş veya kadimden beri kullanılmakta olan mera, yaylak, kışlak ve kamuya ait olan otlak ve çayırların tespiti, tahdidi ile köy veya belediye tüzelkişilikleri adına tahsislerinin yapılmasını, belirlenecek kurallara uygun bir şekilde kullandırılmasını, bakım ve ıslahının" diye devam ediyor. Yani, amaç, meraların korunması, meraların ıslahı.

Yine, aynı kanunda, mera, yaylak ve kışlakların hukukî durumu belirlenmiş; deniliyor ki: "Mera, yaylak ve kışlakların kullanma hakkı, bir veya birden çok köy veya belediyeye aittir. Bu yerler Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır."

Özellikle üçüncü ve dördüncü fıkralar çok önemli. "Mera, yaylak ve kışlaklar; özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zaman aşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz." Diğer bendinde "Amaç dışı kullanılmak suretiyle vasıfları bozulan mera, yaylak ve kışlakları tekrar eski konumuna getirmek amacı ile yapılan masraflar sebebiyet verenlerden tahsil olunur" deniliyor.

Bu da yetmiyor değerli arkadaşlar, aynı kanunun 19 uncu maddesinde korumaya ilişkin hükümler var. "Muhtarlar ve belediye başkanları; mera, yaylak ve kışlakların ve sınır işaretlerinin korunmasından sorumludur" deniliyor.

Yani, meraları korumaya yönelik bu kadar çok kanunumuz olacak, Anayasa emredecek; ama, tüm bunlara karşın, devlet görevlileri, valiler, kaymakamlar, belediye başkanları, muhtarlar, zabıta görevini yapmayacak, meraları, yaylakları, kışlakları işgal ettireceğiz; ondan sonra da burada, geleceğiz, fakirlik edebiyatı yaparak, bazı insanların mağdur olduğundan bahisle bu sorunları çözelim diyeceğiz.

Değerli arkadaşlar, devlet yönetimi ciddiyet ister; biz, ciddî bir devletiz, kabile devleti değiliz; ciddî devletler kuralları koyarlar, koydukları kuralları da uygularlar. Burada çıkardığımız kanunlar sadece fikir jimnastiği için çıkarılmıyor veya sadece kanun yapmış olmak için çıkarılmıyor, uygulanması için çıkarılıyor; bunun, mutlaka bilinmesi gerekiyor.

Bu getirilen teklif, özünde çok fazla bir anlam ifade etmiyor. Şöyle ifade etmiyor: Bir yıl önce Mera Kanununda değişiklik yapan bir kanun çıkarmışız; o kanunu çıkarırken de, alelacele, bir önergeyle buraya bir madde eklenmiş, o madde de -demin Ümmet Beyin de belirttiği gibi- gerçekten hukuk tekniğinden uzak, hukuk bilgisinden uzak, hiçbir şekilde düzenlemesi yapılmayacak ölçüde bir düzenleme, bir garabet. Şu anda da, on ay sonra, daha bir yıl geçmeden, bu yapılan yanlışlığı düzeltmeye çalışıyoruz. Özünde önemli olan geçen yılki yanlışlığın yapılmamış olmasıdır; yoksa, şu anda görüştüğümüz kanun teklifinde fazla bir şey yok.

Değerli arkadaşlar, geçen yılki Mera Kanununda değişiklik yapan kanuna eklenen geçici 3 üncü maddenin uygulanması sırasında büyük sorunlar yaşanacağı, bu maddenin meraların tahribine yol açacağı, o zamanki Cumhuriyet Halk Partisi Grup sözcüleri tarafından dile getirilmiş ve bizim söylediklerimiz aynen gerçekleşmiş. Mera Kanunu, 1998 yılında yürürlüğe giriyor; 1998 yılından 2004 yılına kadar mera vasfını kaybeden arazi miktarı 283 203 dekar, altı yılda mera vasfını kaybeden arazi; ancak, değerli arkadaşlar, geçen yılki, 2004 yılında çıkarılmış olan bu kanundan sonra, on aylık süre içinde, 1 816 000 dekar mera arazisi mera vasfını kaybetmiş.

Şimdi, Faruk Çelik arkadaşımız diyor ki: "Daha önceki hükümetler döneminde birtakım yanlışlıklar yapılmış, meralar yağmalanmış, meralar talan edilmiş, meralara yapılaşma yapılmış; biz, onlardan mesul değiliz; ancak, geçmişteki bu yanlışlıklara da, bir yerde, çözüm bulmamız gerekir; biz, icra makamıyız." Ancak, değerli arkadaşlar, on aylık dönem içinde geçmiş hükümetler yönetimde değildi ki. Kanunun çıkış tarihi 2004, beşinci ay -Mera Kanununda değişiklik yapılma tarihi- on aylık süreçte, bu 1 816 000 dekar arazi mera vasfını kaybetmiş.

Bu nedenle, arkadaşlar, meralarımıza sahip çıkmazsak, tarım sektörü, hayvancılık sektörü büyük ölçüde darbe yemiş; meralar, çok ucuz bir şekilde, köylülerin hayvancılık yapmasına, hayvanlarını otlatmalarına imkân tanıyan alanlar; bu alanları ortadan kaldırırsak... Ve bu alanları da ne için ortadan kaldırıyoruz; meralara, yaylaklara, kışlaklara, efendim villa yapılsın, yazlık evler yapılsın veya dinlenme yerleri yapılsın diye; hatta, bu, Faruk Çelik arkadaşımızın kanun teklifi Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda görüşülürken, bu merayla da yetinilmemiş, yaylaklar ve kışlaklar da bu kanun teklifi kapsamına alınmıştı. Yine, Adalet Komisyonundaki görüşmeler sırasında, arkadaşlarımız, bu yaylakları ve kışlakları bu kanun metninin kapsamından çıkardılar; hiç olmazsa, kısmen bir düzelme meydana gelmiş oldu. Şimdi, buradaki tercihimiz, kanunlara uymayarak, yasadışı bir şekilde devletin mera alanlarını işgal edenlerin çıkarı mı korunacak, yoksa hayvancılıkla uğraşan, tarımla uğraşan insanların çıkarı mı korunacak veya meralar tahrip edilerek erozyona yeniden yol mu açılacak... Çünkü, meraların korunmasıyla, erozyon da büyük ölçüde önlenmiş oluyor.

Bu düzenlemeler son olacak diyor Faruk Çelik arkadaşımız, kanun teklifini açıklarken; ancak, bu son olmuyor değerli arkadaşlar. Maalesef, bizde, af hastalığı başladı; önce kanunları çıkarıyoruz, o kanunlar uygulanmıyor, suç işleniyor, arkasından diyoruz ki, bir defalık affedelim. Bir sonraki hükümet geliyor, diyor ki; benim üzerimde siyasî baskı var, benim seçim çevremden bana baskılar geliyor... Aynen Faruk Çelik arkadaşımızın "Bursa bölgesinden bana baskılar geliyor, Bursa'da çok büyük sorunlar var..."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

15 konuşma daha · 19 Nisan 2005

15 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook