İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 119. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

Hakimler ve savcılar kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına daiir kan.tas.( ss. 951)

Muharrem Kılıç

Malatya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 119. Birleşim · 3. yasama yılı · 27 Haziran 2005 · 1.149 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Muharrem Kılıç (CHP), 27 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİİR KAN.TAS.( SS. 951)); konuşma 1.149 kelime.

Muharrem Kılıç (CHP, Malatya). “Hakimler ve savcılar kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına daiir kan.tas.( ss. 951)”. TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim tutanağı, 27 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-kilic-22-2005-06-27-hakimler-ve-savcilar-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MUHARREM KILIÇ (Malatya)Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; görüşmekte olduğumuz kanun tasarısıyla ilgili olarak, Partimin ve şahsımın görüşlerini açıklamak üzere kürsüye gelmiş bulunuyorum; Yüce Heyete en derin saygılarımı sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, bu maddeye girmeden önce yargı bağımsızlığıyla ilgili görüşlerimi açıklamıştım; ancak, bizim buradaki açıklamalarımız ne yazık ki yeteri kadar dikkate alınmıyor. Bununla ilgili, yargı bağımsızlığıyla ilgili görüşlerimizi sadece bu kanun tasarısı görüşülürken değil, Meclis açıldığından bu yana, ikibuçuk yıl içinde birkaç kez gündeme getirdik; ancak, yeteri kadar dikkate alınmıyor. Acaba, bizim görüşlerimiz bizim tarafımızdan değil de AB tarafından dile getirilince dikkate alınır mı diyoruz.

Ancak, gördüğüm kadarıyla, bu konudaki AB'nin görüşleri de çok dikkate alınıyor değil. Örneğin, 2004 AB İlerleme Raporu var ülkemizle ilgili. 2004 AB İlerleme Raporunun yargıyla ilgili bölümünde "yargının bağımsızlığı ilkesi Anayasayla güvence altına alınmakla birlikte, yargı bağımsızlığı, Anayasada yer alan bazı hükümler nedeniyle belli ölçüde zedelenmektedir. Anayasa uyarınca, hâkim ve savcılar, idarî görevler bakımından Adalet Bakanına bağlıdırlar. Ayrıca, atanmaları, terfileri, denetimleri ve geniş anlamda tüm hâkim ve savcıların kariyerleri, Adalet Bakanının başkanlığını yaptığı ve Adalet Bakanlığı Müsteşarının da üye olduğu Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir. Yüksek Kurul tarafından taşra teşkilatlarına tayin edilme olasılıkları, hâkim ve savcıların tavır ve kararlarını etkileyebilmektedir. Ayrıca, Yüksek Kurulun kendi personeli ve bütçesi yoktur, Adalet Bakanlığının binası içinde çalışmaktadır. Kurul, kendi idarî görevleri bakımından tamamen Adalet Bakanlığının personel dairesine ve teftiş kuruluna bağlıdır" denilmektedir.

Değerli arkadaşlar, ben, seçildiğimden bu yana, sürekli, Adalet Komisyonunda çalışıyorum ve Sayın Bakanımız uyumla ilgili yasaları gündeme getirdiğinde, gerçekten, ona çok özel önem veriyoruz; çünkü, ülkemizin AB sürecini, Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz de çok önemsiyoruz ve uyumla ilgili yasalarda hiçbir engelleme yapmadan, gerek komisyon çalışmalarında gerekse Meclis çalışmalarında -bu konuda- elimizden gelen tüm desteği, tüm çabayı gösteriyoruz; ancak, Sayın Bakanlık, 2004 AB İlerleme Raporunda olduğu halde, yargının bağımsızlığıyla ilgili, yargının bağımsızlığının sağlanmasına yönelik düzenlemelere ne yazık ki girmiyor.

Değerli arkadaşlar, AB sürecinde, bu, sadece 2004 İlerleme Raporunda yer almıyor; Avrupa Birliği Komisyonunun 2003 yılı İstişarî Ziyaret Raporu var; yine, yargı bağımsızlığıyla ilgili. Burada ne diyor: "Hukuk devleti ilkesiyle yönetilen demokratik bir toplumun temeli bağımsız yargıdır. Demokratik toplumun temelini oluşturan yargı bağımsızlığı, yargı görevinin yerine getirilmesinde hem yasamanın hem de yürütmenin yargıya müdahale etmemesini içerir. Bu bağımsızlık, hâkimlerin kaprisleri ve devlet organları da dahil olmak üzere başkalarının arzularını dikkate almayarak, hukuka göre karar vermelerini garanti edecek kurumların oluşturulmasını gerektirir. Siyasal erkin etkisine maruz kalmış bir yargı, objektifliğini, saygınlığını ve insan hakları ve temel özgürlükleri etkin bir şekilde koruyabilme kapasitesini kaybeder."

İşin özü burada değerli arkadaşlar; siyasal erkin etkisine maruz kalmış bir yargı... Şu anda, yargının mevcut yapısıyla, yargının kendi içindeki en üst organı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu. Bu kurulun başındaki kişi, kurulun başkanı, yani, yargının işleyişinin başındaki kişi, yürütmenin de içinde olan Adalet Bakanı.

Değerli arkadaşlar, ne demiştik; bizim ülkemiz kuvvetler ayrılığı sistemiyle yönetilmekte. Kuvvetler ayrılığında yasama, yürütme, yargı ayrı ayrı bağımsız kurumlardır. Bu kuvvetlerin birbirini etkilememesi gerekir. Bu kuvvetlerin, kuvvet sıralamasında, birbirine üstünlüğü yoktur. Aynı mantıkla gidecek olursak, o zaman yürütmenin başına da yargı organlarının en üst biriminin başkanını getirtip oturtursak, burada, gerçek anlamda bağımsız bir yürütmeden bahsedebilir miyiz?! Yürütme kendi içinde bağımsız olacak, yasama kendi içinde bağımsız olacak, yargı da kendi içinde bağımsız olacak.

Yargının yapısına baktığımızda, hâkimlerin, savcıların yükselmesinde sicil çok önemli; sicillerindeki en küçük bozukluk, onların yükselmelerini, birinci sınıfa ayrılmalarını engelliyor. Bu sicilde kim önemli; bu sicilde, hâkimlerin, savcıların teftişlerinin yapılması çok büyük önem arz ediyor. Peki, teftişi yapan Adalet müfettişleri, teftiş kurulu kime bağlı değerli arkadaşlar; teftiş kurulu, Adalet müfettişleri doğrudan Bakana bağlı. Yani, hâkim ve savcıların yükselmelerinin kaderi Sayın Bakanın, Sayın Bakanlığın elinde. Ben, Sayın Bakanımı tenzih ederim, şahsında hiçbir kuşkum yok; yani, bir tarafgir davranacağına veya hâkimlerin, savcıların siciliyle oynayacağına, öyle bir iddiam yok; ancak, biz, burada, sistemi tartışıyoruz değerli arkadaşlar. Şu anki Bakanımız gider başka bakan gelir veya bu iktidar gider, başka iktidar gelir. Biz burada şahısları konuşmuyoruz, burada sistemi konuşuyoruz.

Yine, Adalet Bakanlığında çalışan birimlerdeki tüm yetkililer hâkim veya savcıdır değerli arkadaşlar. Peki, burada çalışan hâkimlerin, savcıların sicillerini kim doldurur; üst amirleri. Hangi birimde çalışıyorlarsa, hangi genel müdürlükte çalışıyorlarsa oradaki üst amirleri onların sicillerini doldurur. Peki, o şekilde hiyerarşik bir yapı içinde üstlerine bağlı olan kişilerden, bağımsız yargıç olarak bahsetmek mümkün müdür; tabiî ki mümkün olmayacaktır. Değerli arkadaşlar, bu sistemde bağımsız yargı maalesef kayboluyor.

Yine, atamada Bakanlık çok büyük ölçüde yetkili. Nasıl yetkili; hâkimlerin, savcıların atanmasıyla ilgili tüm çalışmalar, tüm mutfak çalışmaları, hazırlıklar Bakanlıkta yapılır. Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü, tüm hâkim ve savcıların, icra müdürlerinin, yani adliyede çalışan birimlerin atanmasında yetkilidir. Nasıl yetkilidir; onların atanmalarının taslağı Bakanlıkta hazırlanır; çünkü, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun kendine ait bir sekreteryası yoktur, kendine ait bir binası yoktur, arşivi yoktur. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun eli kolu bağlıdır. Mutfaktan ne gelirse, kendilerine taslakta ne gelirse, o taslak üzerinde sadece çalışma yaparak, kendilerine göre düzenleme yapabilirler; ancak, tüm arşiv bilgileri, dosya bilgileri, her şey bakanlığın elindedir.

Yine, bir kurumun kendine ait bütçesi yoksa, o kurumun özerkliğinden bahsetmek de mümkün değil. Kurum bütçe olarak da Bakanlığa bağlı. Binası yok demiştik; tüm işlemler, Adalet Bakanlığının binası içinde yürütülüyor. Personel, Adalet Bakanlığının personeli. Bu yapı içinde, yani, yargının tüm birimleri yürütmenin evinde misafir. Yürütmenin denetimine, yürütmenin teftişine, yürütmenin yerlerini ayarlamasına, belirlemesine bağlı bir şekilde kalıyorlar; onun adına da, biz, bağımsız yargı diyoruz!

Bu yapıdaki hâkim ve savcıların Adalet Bakanlığına karşı, yürütmeye karşı bağımsız davranması, dik durması mümkün müdür; mümkün değildir. Bu, sadece bu iktidara yönelik değil, tüm iktidarlar döneminde yargının yürütmenin karşısında bu koşullarda dik durmasının mümkünü yoktur.

Değerli arkadaşlar, bu yapıyı şurada da görüyoruz: Çoğu yerlerde yargı, hükümet binalarının içinde. Hükümet binaları, adı üstünde, hükümetin binaları. Oysa, yargı ne yapıyor, hükümet binalarının bir katında sığıntı gibi duruyor. Oysa, yargının kendine özgü bir binasının olması gerekir. Yargı başlı başına bir güç. Bu nedenle, yargı binalarını… Gerçi son zamanlarda bağımsız yargı binaları yapılıyor, bu güzel bir gelişme, bu konuda katkı sağlayanlara da teşekkür ediyorum; ancak, yargıyı mutlaka yürütmeden ayrı bir duruma getirmemiz gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, Ceza Muhakemeleri Kanunuyla cumhuriyet savcılarımıza çok büyük görevler verdik. Cumhuriyet savcılarımız, soruşturmanın patronu konumundalar; ancak, cumhuriyet savcılarımızın, her cumhuriyetin savcısının altında kovuşturmaları takip edecek birer makam arabası yok; bu nasıl patronluk?! Adlî polisin amiri konumunda soruşturmayı takip edecek; ancak, cumhuriyet savcılarımıza yeteri kadar imkân tanımıyoruz, yeteri kadar olanak vermiyoruz. Oysa, gerçek anlamda, yargıya anladığımız ölçüde bağımsızlık verirsek, olanaklarını verirsek, Türkiye'de bu boyutta yolsuzlukların olması da önlenmiş olur; çünkü, ben, Türkiye'de en sağlam duran, en dik duran kurumlardan bir tanesinin yargı olduğuna inanıyorum. Hâkimlerimize, savcılarımıza güvenirsek, onlara yeterli imkânları verirsek, mutlaka, ülkemizde gerçek anlamda adaleti sağlarız.

Değerli arkadaşlar, hükümet olarak tasarruf yapabilirsiniz; ancak, adaletten tasarruf olmaz. Eğer adaletten tasarruf yapmaya kalkışırsanız, o zaman yargıda boşluk doğar. Yargıda doğacak boşluk da, ülkede çok büyük sorunlara neden olur; çünkü, o boşluklar başka güçler tarafından doldurulur. O zaman, mafya söz sahibi olur; yargının güçlenmediği, yargının etkin olmadığı bir ortamda mafya güçlenir. Bu nedenle, yargının sorunlarına iktidar olarak, muhalefet olarak hepimizin elbirliğiyle el atmamız gerekiyor, bu sorunları gidermemiz gerekiyor.

Bu duygu ve düşüncelerle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

28 konuşma daha · 27 Haziran 2005

28 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook