İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 76. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

Muhsin Koçyiğit

Diyarbakır Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 76. Birleşim · 1. yasama yılı · 7 Mayıs 2003 · 595 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Muhsin Koçyiğit (CHP), 7 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 595 kelime.

Muhsin Koçyiğit (CHP, Diyarbakır). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 7 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muhsin-kocyigit-22-2003-05-07-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MUHSİN KOÇYİĞİT (Diyarbakır)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 73'e 1 inci ek sıra sayılı İş Yasa Tasarısının 21 inci maddesi hakkında görüşlerimi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; demokrasiyle yönetilen ülkelerde parlamenter sistem esası benimsenmiştir. Parlamenter sistemde güçlerin ayrılığı ilkesi vardır. Buna göre, yasama-yürütme-yargı diye üç erk vardır. Bunların hepsinin görevi ayrı ayrıdır. Yasamanın birinci görevi, kanun yapmak, ikincisi ise, Mecliste denetim faaliyetinde bulunmaktır. Maalesef, bugün burada görmekteyiz ki, komisyonlardan gelen metinler, hiç virgülüne dokunulmadan, sanki değişmez metinlermiş gibi, Yüce Genel Kurulun onayından geçirilmeye çalışılıyor. Burası, bir bakıma, boşa zaman geçirilen bir aygıt gibi algılanıyor. Bunu nefretle kınıyorum. Yani, Meclisin iradesine de önem vermek, saygı duymak gerekiyor; çünkü, burada çok değerli arkadaşlarımız, milletvekillerimiz var. Hepsi kendi alanında uzman kişiler. Burada herkesin önemli katkıları olabilir. Bunlara da önem vermeliyiz. Bunu da burada belirtiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan İş Yasa Tasarısıyla, emekçilerin uzun yıllar boyu verdikleri büyük mücadeleler sonucu elde ettikleri tüm kazanımlar, âdeta, bir çırpıda yok edilmek istenmektedir. Bu yasa tasarısı, işçilerin iş sözleşmelerinin feshi konusunda işverene geniş yetkiler vermiş; âdeta, iş aktinin feshini, işverenin iki dudağı arasına bırakmıştır.

Bu kanun tasarısı, emeği bir meta olarak görmekte ve onun, alınır, satılır ve devredilir bir mal haline dönüşmesini öngörmektedir.

Emeğin korunmasıyla ilgili çağdaş hukuk ilkeleri terk edilerek, işverenin çıkarları, emeğe ve emek haklarına tercih edilmektedir. Görüşülmekte olan İş Yasası Tasarısının "geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları" ve "çalışma koşullarında değişiklik ve iş sözleşmesinin feshi" başlıklı 21 inci ve 22 nci maddeleri, iş şartlarında kötü ve işçi aleyhine esaslı değişiklik yapma hakkını tek taraflı olarak işverenlere bağışlayan bir madde şeklinde düzenlenmiştir.

Bu, işçi haklarının tek taraflı gaspına yönelik bir düzenlemedir. Böylece, baskıcı bir uygulamayla, işçiler işveren karşısında yalnızlığa ve mağduriyete itilmekte, emeğin hakları gasp edilmektedir. Ayrıca, işçiler örgütsüzlüğe ve sendikasızlığa itilmek suretiyle de kayıtdışı ekonomi özendirilmektedir.

Oysa bu tasarıyla yapılması gereken, çalışma ve örgütlenme hakkının korunması, emeğin durumunun iyileştirilmesi ve çalışma koşullarının insanca olması, insanca ve hakça yaşamaya yeterli bir ücret düzeyini korumaya yönelik önlemlerin acilen alınması olmalıydı.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; işçi ve işveren birbirlerine karşı iki ayrı kurum değil, aksine, birbirlerini tamamlayan bir bütünün ortak parçalarıdır, varlık nedenleri birbirlerine bağlıdır. Amaç, üretmek, dağıtmak ve bölüşmek, kısaca, sanal ekonomiden reel ekonomiye, üreten ekonomiye geçişi sağlamaktır. Bunun için, işyerlerinde, öncelikle sosyal barışın sağlanmasına yönelik yasal düzenlemelerin yapılması amaçlanmalıdır. Bu da Yüce Parlamentonun birinci görevidir.

Hukukun temel ilkelerinden biri de, güçsüzü korumaktır. Güçlü, bir şekilde kendisini korur, durumunu düzeltir; oysa, işçi, işveren karşısında güçsüz durumdadır. Güçsüzler, güçlülere karşı kendilerini, ancak yasalarla koruyabilirler. Bu, idare hukukunda böyledir; Danıştayın yerleşmiş içtihatlarında, memur, birey, devlete karşı devamlı korunmaktadır; çünkü, devlet güçlü olduğundan, onun korunmaya ihtiyacı yoktur, o bir şekilde kendini korur; ama, memur ya da işçi ya da birey zayıf durumda olduğundan, mahkeme kararları genellikle bu kişilere yönelik olmaktadır. Bu Parlamentonun da birinci görevi, işçileri korumak, yasal güvenceye kavuşturmak olmalıydı.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz de burada elimizi vicdanımıza koyarak, güçsüzü, yani, emekçiyi, işçiyi korumaya, onu topluma kazandırmaya yönelik yasal düzenlemeler yapmak zorundayız; ancak böyle davranırsak toplumdaki sosyal barışa ve huzura katkıda bulunmuş oluruz.

Ancak, bu tasarıyla, iş güvenesi yok edilmek istendiğinden; işçi, alınır, satılır ve devredilebilir bir meta haline getirildiğinden, belirli süreli iş sözleşmesiyle işverene sınırsız serbesti tanındığından, çalışma saatlerinin ayarlanması işverenin keyfine bırakıldığından, kıdem tazminatı hakkına ilişkin ileriye dönük kısıtlamalar getirildiğinden, iş güvencesinde işçi sayısını 10'dan 30'a çıkarmak suretiyle fiilen ve büyük oranda iş güvencesini geçersiz kılıp işçileri kaderleriyle baş başa bıraktığından, özetle, kazanılmış işçi hakları topyekûn gasbedildiğinden, şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, bu tasarıya ret oyu vereceğimizi bildirir, hepinize saygılar sunarız. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

49 konuşma daha · 7 Mayıs 2003

49 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook