2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas. maddelerin oylanması
Diyarbakır Milletvekili · Anavatan Partisi
Genel Kurul, 43. Birleşim · 4. yasama yılı · 26 Aralık 2005 · 1.130 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Muhsin Koçyiğit (Anavatan Partisi), 26 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS. MADDELERİN OYLANMASI); konuşma 1.130 kelime.
Muhsin Koçyiğit (Anavatan Partisi, Diyarbakır). “2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas. maddelerin oylanması”. TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim tutanağı, 26 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muhsin-kocyigit-22-2005-12-26-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-maddelerin-oylanmasi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA MUHSİN KOÇYİĞİT (Diyarbakır)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2006 yılı merkezi yönetim bütçesinin 15 inci maddesi üzerinde Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bütçeler çok önemli. Bütçedeki gelir ve gider kalemleri, toplumun tüm kesimlerini doğrudan ilgilendiriyor. Tabiî, bugün ülkemize baktığımız zaman, global bazda Ülkemizin en büyük sorunları, işsizlik, kayıtdışı ekonomi ve carî işlem açıklarıdır; ancak, bunlar kadar olmasa bile, yine toplumumuzda çok önemli bir sorun vardır. Toplumumuzda, bugün, batık banka kredi kartları sorunu vardır. Aslında, bir gizli kriz durumu vardır, adı şu ana kadar konulmamıştır. Gerçekten de batık kredi kartları başlangıçta bireysel bazda başlamış; ancak, hükümet çözüm bulmayınca, giderek toplumun tüm kesimlerini sararak, toplumun ruhsal durumunu, insanların psikolojisini bozmuştur. Halk çareyi hükümetten beklemiştir. Çare hükümetten gelmeyince, halk çareyi kendisi bulmuştur. Nasıl mı; eşinden boşanarak, intihar ederek, ölümü seçerek, gasp ederek, evi terk ederek, sokakta yaşayarak, çalışıyorsa işinden kovularak, böyle bir çare bulmaya çalışmıştır.
Değerli arkadaşlarım, aslında, sistemi içten içe kemiren bu sosyal yaranın çözümü çok zor değildir. Önce, buna çok düzenli, çok duyarlı bir teşhis koymak gerekiyor. Hepimizin bildiği gibi, 2001 krizinde banka kredi kartlarını ödeyemeyenlerin sayısı 111 000 iken, bugün, bu sayı giderek artarak 250 000 kişiye ulaşmıştır. Bugün, ülkemizde, 29 000 000 kart sayısı ve 15 000 000 da kredi kartı sahibi vardır. Bugün, 538 000 kredi kartı sorunlu durumdadır, ödenemiyor. Bu bakımdan, bunların sorununun bir an önce çözümlenmesi gerekiyor.
Değerli arkadaşlarım, kredi kartı borcu 1 milyar iken ödeyememiş, olmuş 10 milyar, 10 milyarlık borcunu ödeyememiş, olmuş 60-70 milyar. 1 milyarı ödeyemeyen 10 milyarı nasıl ödeyecek? Yahut da 10 milyarı ödeyemeyen 60-70 milyarı nasıl ödeyecek? Bu bakımdan, bu sorunun gerçekçi bir şekilde gündeme getirilmesi gerekiyor. Aslında, bu konuda ortada bir mevzuat yoktur, bir bakıma da birden fazla mevzuat vardır. Tabiî, arada bir boşluk olunca, bütün kanunlar bir yerinden bu sorunu çözmeye çalışıyor. Örneğin Bankalar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, Türk Medenî Kanunu, Borçlar Kanunu, İcra ve İflas Kanunu, bir tarafından bu sorunu çözmek üzere devreye girmiş bulunmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, bugün, ülkemizde, bankalar, kredi kartlarına yüzde 59 ile yüzde 130 arasında faiz uygulamaktadırlar. 18 banka, her biri ayrı ayrı faiz uygulamaktadır. Ama, diğer taraftan, tüketici kredilerine baktığımız zaman, yüzde 20'ler civarında, hazine bonosu faizlerine baktığımız zaman yüzde 15 civarında. Bir taraftan yüzde 15, bir taraftan yüzde 8 enflasyon diyoruz, diğer taraftan da kredi kartları vasıtasıyla 18 bankaya 70 000 000'luk ülkeyi soydurmaya çalışıyoruz; fahiş faizlerle, yüzde 130 faizlerle. Bunun, adalet neresinde, bunun kalkınma neresinde?! Bunları, sizlere sormak istiyorum değerli arkadaşlarım.
Değerli arkadaşlarım, Anavatan Partisinin sorumlu muhalefet anlayışı, önce sorunu ortaya koyup, ondan sonra da sorunun çözümünü söylemektir. Sorunu ortaya koyduk; kredi kartları krizi, fahiş faizler, birikmiş borçlar. Tabiî, bunların çözümlenebilmesi için de, öncelikle Meclis gündemine bir yasa teklifinin ya da yasa tasarısının getirilmesi gerekiyor.
Aslında bu konu, Meclis gündemine, sorumlu milletvekillerince getirilmiş bulunuyor. En azından bu Yüce Parlamentoda 50 milletvekili, sözlü ve yazılı soru önergeleriyle bu sorunu gündeme getirmiştir. Meclis gündeminde, verilmiş yasa teklifleri de vardır; ama, ne hikmetse, bu yasa teklifleri, bir türlü, üst kattan alt kata üç senedir inmiyor. Amacımız, bu yasa tekliflerinin, üç sene içerisinde değil, üç saat içerisinde inip burada yasalaşmasıdır; çünkü, kredi kartı mağdurlarının beklemeye tahammülü yok. Artık bekleyemiyorlar; çünkü, evlerinde ne buzdolabı kalmış ne halı kalmış ne televizyon kalmış, ne varsa icra memurları alıp götürmüşler.
Değerli arkadaşlarım, öncelikle, sorunun gerçekçi bir şekilde çözülebilmesi için, olay, yasal bir disipline kavuşturulmalıdır; yani, ortada bir kanun olmalıdır. İkincisi, bu kanun, fahiş faizleri, yüzde 130'luk faizleri, makul düzeylere, örneğin hazine bonosu faizlerinin 1,5 katına, 20'ye, 22,5'e çekmesi lazım. Bununla da bitmiyor; ayrıca, sorunun tümden sulh olabilmesi için, birikmiş banka kredi kartları borçları vardır; bunlar, milyarlar, trilyonlarla ifade ediliyor. Bunların da bir şekilde faizlerinin atılıp, anaparalarının 18 ay taksite bağlanması gerekiyor, ancak bu şekilde, toplum ile kredi kartları mağdurları arasında bir beyaz sayfa açılabilir, bir konsensüs sağlanabilir.
Değerli arkadaşlarım, gerçekten de, ortada trajikomik bir durum vardır: Bir mobilyayı, aynı kişi, tüketici kredisi alırsa yıllık yüzde 20 faiz ödüyor, aynı mobilyayı gidip banka kredi kartıyla aldığı zaman, yüzde 130 faiz ödüyor. Yüzde 20 nerede, yüzde 130 nerede; aradaki fark, tam yüzde 110. Bu, resmen, bankalara, vatandaşların soydurulmasından başka bir şey değildir. Aslında, bu sorun gündeme geldi. Geçtiğimiz aylarda, Danışma Kurulu kendi arasında anlaşma sağlayamayınca Meclis gündemine geldi, burada da konuşuldu; fakat, AKP'nin oylarıyla, gündeme gelmesi reddedildi.
Değerli arkadaşlarım, bu kadar duyarlı bir konuda, 18 tane bankanın yanında değil Sayın Kapusuz, 18 bankanın yanında değil, yetmiş milyon insanın yanında yer alalım; çünkü, o insanlar mağdur, garip gureba, onlar kimsesiz kimse. Onların kimsesizliğini gidermemiz lazım. Zaten bankalar güçlü, zaten bankaların boyunları kalın, zaten zenginler. O zaman, ne yapacağız; biz, fakirlerin yanında yer almamız lazım. Sadece bankalar istemiyor diye, bu yasa teklifi bir türlü Meclis gündemine gelmiyor. Aslında, bu konuda Meclis gündemine gelmiş bir yasa teklifi de var; fakat, gelen bu yasa teklifi şu haliyle sorunu çözmüyor, iyice kangren hale getiriyor; çünkü, bu yasa teklifinde ne birikmiş borçların tasfiyesine ilişkin bir düzenleme ne de fahiş faiz hadlerinin indirilmesine yönelik bir düzenleme yoktur. Sadece, günü kurtarmaya, işte, bir kanun çıkardık, bu kanunla oyalanın demeye yönelik bir kanundur.
Bu bakımdan, inanıyorum ki, bu yasa teklifi komisyonlarda aslına uygun şekilde düzenlenir, kredi kartı mağdurlarının dediği şekilde bu çözüme kavuşturulur. Eğer yasa teklifi gelmeyecekse, en basit yolu, bence, Tüketici Kredileri Yasasına bir madde eklenerek ya da bir maddesi değiştirilerek, bunun, tüketici kredileri kapsamına alınması gerekiyor. O zaman, herhangi bir şeye gerek yok; o zaman, potansiyel 70 000 000 kredi kartı mağduru rahatlamış olacaktır, alışverişlerini rahatça yapabilecektir.
Değerli arkadaşlarım, tabiî, bu kredi kartlarının düzenlenmesi yapılırken çözüm önerilerinin birisi de, aynı şekilde, insanlarda birden fazla kredi kartı var. Şahsen, her gün 1 tane kredi kartı geliyor istemediğimiz halde; en az 10 tane kredi kartı var. Gerçi hepsini kullanmıyoruz; ama, bu kredi kartları muhtaç olan kişilere gittiği zaman, kendini frenleyemeyerek birçok alışveriş yapıyor. Bu bakımdan, çözüm olarak, bir banka kredi kartları havuzu oluşturularak bir kişinin alabileceği tüm banka kredi kartları o havuzda toplanmalı, o kişinin gelirinin 2 katını ya da 3 katını geçmeyecek şekilde, TC vatandaşlık numarasıyla o kişinin banka kredi kartları arasında bir ilişki kurularak böyle bir tavan saptaması yapılması lazım. Aksi halde, eğer -bir yasayı çıkarsak bile- böyle bir sınırlama getirmediğimiz zaman değişen bir şey olmayacak; bir müddet sonra, yeniden yeni zedeler yaratılacak, yeni kredi kartı mağdurları yaratılacaktır.
Bu bakımdan, inanıyorum ki, en kısa süre içerisinde Meclis gündemine bu konuda gerçekçi, radikal, sorunları çözüme yönelik bir teklif getirilir ve bu teklif, burada, Yüce Genel Kurul onayıyla yasalaşır, halk da rahat eder.
Değerli arkadaşlarım, biraz da Bağ-Kurlulardan bahsetmek istiyorum. Bugün, bildiğimiz gibi, Bağ-Kur ve SSK'lılar, küçük esnaf ve sanatkârlar, dükkânlarını siftah yapmadan kapatmak durumunda kalıyorlar. Bir kepengin açılıp kapanma maliyeti sadece, 250 000 liradır, hiçbir şey yapmasa. Bu insanlar, vergiler altında ezilmişlerdir. SSK primlerini, Bağ-Kur primlerini ödeyemiyorlar; ödeyemediklerinden dolayı, bunların kapılarına da icra memurları, haciz memurları gelmiştir. Bunlara ilişkin de…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
174 konuşma daha · 26 Aralık 2005