İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 89. BİRLEŞİM · SALI

Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortaları kanun tasarısı (s.s.1139)

Muhsin Koçyiğit

Diyarbakır Milletvekili ·

Genel Kurul, 89. Birleşim · 4. yasama yılı · 18 Nisan 2006 · 916 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Muhsin Koçyiğit, 18 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTALARI KANUN TASARISI (S.S.1139)); konuşma 916 kelime.

Muhsin Koçyiğit (Diyarbakır). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortaları kanun tasarısı (s.s.1139)”. TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim tutanağı, 18 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muhsin-kocyigit-22-2006-04-18-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortalari-kanun-tasarisi-s-s-1139-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINI MUHSİN KOÇYİĞİT (Diyarbakır)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 1139 sıra sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun Tasarısı üzerinde Anavatan Partisinin görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu bölümde (ikinci bölümde) 14 ve 42 nci maddeler arasında olan 28 madde üzerinde, 10 dakikada görüşlerimizi açıklayacağız.

Değerli arkadaşlarım, bugün ülkemizde, sosyal güvenlik sisteminin açıkları giderek artmakta, özellikle son onbeş yıl içerisinde sistemin aktüeryal dengesi tamamen bozularak… Bozulan bu denge, bütçeden yapılan transfer harcamalarıyla, transfer aktarmalarıyla karşılanmaya çalışılmaktadır. Bütçeden yapılan bu aktarmalar, bazılarınca karadelik olarak adlandırılsa da, aslında bunların, sosyal devletin, sosyal devlet hukuku çerçevesinde, sosyal sorumlulukla yerine getirmesi gereken bir görev olarak, bir sosyal menfaat olarak düşünülmesi gerekmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten de, bugün sosyal güvenlik sistemi, reform yapma zorunluluğuyla karşı karşıyadır. Bugüne kadar yapılmamasının maliyeti ekonomimizi büyük oranda sekteye uğratmıştır, zarara sokmuştur. Reform yapılması, ama, reformun da eksiksiz ve tam olarak yapılması gerekiyor.

Sistemde bozulan aktüeryal dengelerin aktif-pasif yapısının, yani gelir-gider durumunun yeniden dengeye getirilebilmesi için, öncelikle, sisteme, yeni çalışanlar, yeni prim ödeyenleri enjekte etmemiz gerekiyor; ama, bu yasa tasarısıyla bunun yapıldığını söylememiz mümkün değildir; çünkü, sistemde büyük oranda kayıt dışı istihdam vardır ve bu yapıyla da bu kayıtdışı istihdam giderek artacaktır; çünkü, sistemde asgarî ücretle çalışan kişilerin zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için, onlar için her liranın çok büyük bir marjinal faydası vardır. Bu bakımdan, işçi ile işveren anlaşmak suretiyle, kayıt dışında, ücretle çalışmaya teşvik edilmektedir; yani, bu yasa tasarısı da bunu gerçekleştirmediğinden, bir yerde kayıt dışılık arttıkça, devlet de kayıt içinde çalışanlardan, işverenlerden, işçilerden daha fazla vergi ve daha fazla sosyal yük aldığından, kayıt içindekiler de bir şekilde kayıt dışına kaçarak, sistemden uzaklaşmak istiyorlar.

Bu bakımdan, bu kısır döngünün bir yerde kırılması gerekmektedir. Bugün, bu sayıları da verdiğimiz zaman, Türkiye'de -Sayın Bakanımız da belirttiler- 13 300 000 kişi aktif çalışan var, buna karşılık 7,5 milyon emeklimiz var; yani, sadece bunları karşılaştırdığımız zaman, 1,75 çalışan, çalışarak, 1 emeklinin maaşını ödemektedir. Avrupa Birliğinde 4 çalışan, 1 kişinin maaşını ödüyor; fakat, Avrupa Birliğinde bile bazen bu ülkelerin bütçeleri açık verebilmektedir bu bakımdan; fakat, bunlardaki açıklar, genellikle sağlık giderlerinin yüksek olması, katılım paylarının az olması ve emekli aylıklarının yüksekliğinden kaynaklanıyor. Bizde ise tam tersine, emekli aylıkları düşük, çalışanların aylıkları düşük ve sisteme gelir getirecek fonlar düşük düzeyde kalmaktadır.

Aynı şekilde, 2005 yılı içerisinde sistemin 58 milyarlık gideri varken, 35 milyar YTL'lik geliri vardır; aradaki fark, 23 katrilyon, 23 milyar Yeni Türk Lirası, bütçeden kaynak transferi şeklinde karşılanmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sosyal güvenlikte refahın sağlanması, sosyal dengenin sağlanması için, ekonomik istikrar, sosyal hukuk devleti ve çalışanlara sürekli sağlayacak refah düzeyinin bir arada bulunması gerekmektedir; fakat, bugüne kadar, bu sosyal güvenlik reformu Meclis gündemine getirilememiştir. Bunun son üçbuçuk yıldaki maliyeti 100 milyar doları geçmektedir; yani, bunun maliyeti, aşağı yukarı 150 katrilyon civarında olmuştur; fakat, bugün de, bu yasa tasarısı Yüce Meclisin gündemine IMF'nin zorlamasıyla, IMF'ye verilen taahhütler ve IMF niyet mektupları çerçevesinde getirilmiştir. IMF'nin buradaki amacı, bütçe açıklarının, bütçeden yapılan transferlerin sosyal güvenlik sisteminin açıklarını kapatmak yerine, bütçedeki paraların, faizdışı fazlayı artırmak suretiyle, IMF'nin kefil olduğu borçların hızlı ve güvenilir bir şekilde geri ödenmesini sağlamak amacıyla getirilmiştir. Bu bakımdan, sistemde öncelikle aktif çalışanların sayısını artırmak gerekiyor. Bunun için de, öncelikle ve özellikle sektörel ve bölgesel bazda, küresel rekabetle uyumlu, haksız rekabeti önleyen teşvik ve istihdam politikalarının yürürlüğe sokulması ve daha fazla işçi çalıştırılması, daha fazla sosyal güvenlik primi, daha fazla verginin devletin hazinesine kazandırılması gerekmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tasarının özünde, çalışanlar, emekliler ve sağlık hizmetlerinden yararlananlar açısından, bunlar açısından aleyhte düzenlemeler vardır. Gerçekten de, öncelikle, işçi ve işverenden daha fazla prim ve daha fazla vergi alınmakta, emeklilere daha az emekli aylığı ödenmekte, emeklilere büyümeden pay verilmemekte, sağlık hizmetlerinden yararlanmalarda "yüzde 20 katılım payı" adı altında bir pay alınmak suretiyle, hizmetten faydalanma sınırlandırılmaktadır. Bu bakımdan, Sayın Başbakanımız da, aslında, bu yasa tasarısıyla hükümetin kâra geçeceğini söylemişti. Doğru söylemişti. Nasıl kâra geçilir; gelirler azaltılır, vergiler yükseltilir, giderler düşürülür. Giderler nasıl düşürüldü; katılım payları fazla alındı. Gelirler nasıl artırıldı; stopaj vergileri ve sigorta primleri yükseltilmek suretiyle daha fazla vergi alındı ve emekli aylıkları düşürüldü. Tüm bunları aktif ve pasif yapısıyla bir arada düşünürsek, gerçekten de Başbakanımızın doğru söylediğini… Bundan çalışanların, emeklilerin, halkın, sağlık hizmetlerinden faydalananların değil, hükümetin kârlı çıkacağı, bütçede daha fazla gelir toplanacağı, bu faizdışı fazladan IMF borçlarının ödenmesi için IMF'ye daha fazla kaynak aktarılacağı doğrudur. Bu bakımdan, Başbakan doğru söylemiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçen hafta Yüce Genel Kurulda kabul edilen Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunundan biraz bahsetmek istiyorum. Öncelikle, özerk ve tarafsız, bağımsız olması gereken bu kurum bağımsız değildir ve bu, birincisi idarî ve malî özerkliği yoktur. İkincisi, bu tasarıda, 3046 sayılı Yasa gereğince Danışma ve Denetim Birimi adı altında direkt Başkana bağlı olması gereken Teftiş Kurulu Başkanlığı kuşa çevrilmiş, adına Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığı demek suretiyle ana hizmet birimi olarak bir kademe aşağıda gösterilmiştir; yani, teftişin bağımsızlığı, objektifliği zedelenmiştir, teftişteki anayasal eksiklik, idaredeki bütünlük, çifte standartlık ortaya çıkmıştır.

Yine, Sayın Bakanımız bu tasarıda tek çatının olduğunu söylemişti. Sayın Kılıçdaroğlu da bahsettiler, aslında, bu, doğru değildir, eksiktir. Tek çatı şu anda sosyal güvenlik kurumlarında yoktur. Neden yoktur; öncelikle İŞKUR dediğimiz İş Bulma Kurumu ayrı, bağımsız bir şekilde primler toplamaya devam etmektedir; oysa, bunun da bu yasa kapsamında olması gerekiyordu tek çatı için. İkincisi, yine bununla, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Yardım Fonu Genel Müdürlüğü bu yasa tasarısı kapsamına alınmamıştır. Onun da bunun kapsamında olması gerekiyordu. Çünkü, ancak o zaman sosyal güvenlik kurumlarının tek çatı altında olduğundan bahsedebilirdik.

Aslında, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Kurumu Fonu Anavatan döneminde kurulmuştu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

39 konuşma daha · 18 Nisan 2006

39 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook