İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 34. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)

Mümin İnan

Niğde Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 34. Birleşim · 3. yasama yılı · 22 Aralık 2008 · 987 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mümin İnan (MHP), 22 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 987 kelime.

Mümin İnan (MHP, Niğde). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mumin-inan-23-2008-12-22-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA MÜMİN İNAN (Niğde)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; KOSGEB ile Türk Patent Enstitüsü Başkanlığının bütçeleri hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Ekonomi idaresi devletin merkezini oluşturur. Ekonominin finansmanı, devletin en önemli görevidir. Bütçeler ise bu fonksiyonun hayata geçirilmesinin hukuki yoludur. Bu bütçenin de finansmanı, maalesef, her zaman olduğu gibi, aşırı vergilerle vatandaşa yüklenmektedir.

Hükûmet, geçtiğimiz yıllarda dünyada yaşanan finans bolluğundan faydalanarak ekonomiyi borç yükünden kurtarıp sağlam temeller üzerine oturtmak yerine, ekonomik büyümeyi, yıllardır yabancılardan borçlanma ve ithalat üzerine bina ederek, yapılan yanlışlar yetmezmiş gibi, bir de millî gelir hesaplama yöntemleri değiştirilerek, bir gecede millî geliri yüzde 50 artırıp, buna da inanarak planlamaları buna göre yapmış, dünyada ekonomik sıkıntılar yaşanmaya başladığından beri de ne yapacağını şaşırmış durumdadır ve hâlâ çözüm paketi açıklamak yerine sağa sola çatmakla meşguldür.

Bankaların ve reel sektörün toplam dış borcu 2008’de 190 milyar dolara, hane halkı borç düzeyi de 96 milyar dolara ulaşınca, Maliye Bakanı Sayın Unakıtan, bugün Türkiye’nin ekonomik kırılganlığını özel sektörün aşırı borçlanmasına bağlamaktadır.

DEİK Olağan Genel Kurulu toplantısında konuşan Sayın Başbakan, Türkiye’ye felaket senaryoları yakıştıranların bulunduğunu ifade ederek, “Henüz ölüm sinyalleri vermeyen bir hastaya, siz kalkar da ölümü hatırlatan bir doktor veyahut da kefenini hazırlayan bir doktor, aile gördünüz mü, duydunuz mu?” diyor. Şu anda hiç kimse böyle bir şey demiyor. Söylenen, ekonominin aylardır hastalık belirtileri verdiği ve bir an önce tedbir reçetesinin hazırlanarak, ihtiyaç duyulan tedavi programının uygulanması gerektiği, aksi hâlde durumun daha da kötüye gideceğidir. Bu konuda geç kalındığı bir gerçektir, daha da gecikilirse vatandaş açısından ödenecek bedel çok daha ağır olacaktır. Bunun çözüm yolu, hastayız diyen ilgili tarafların feryatlarına kulak vermektir.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 2009 yılı merkezî yönetim bütçesinde, hazine yardımı ve gelirden ayrılan paylar hariç 262,1 milyar gidere karşılık, iadeler hariç 248,8 milyar TL gelir hedeflenmiş, bu gelirlerin 202,1 milyar TL’sinin vergi gelirinden oluşacağı öngörülmüştür. 2009’da da vergi gelirlerinde yüzde 18 civarında bir artış beklenmektedir. Vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 65’i yine dolaylı vergilerden hedeflenmektedir.

Maliye Bakanlığının yayınladığı faaliyet raporu incelendiğinde, eylül ayından itibaren dahilde alınan mal ve hizmet vergilerinde, yani KDV ve ÖTV gibi dolaylı gelirlerinde önceki yıla göre azalma olduğu, bu azalmanın Kasım 2008’de bir önceki yıla göre yüzde 21 oranında olduğunu belirtmek isterim.

Ülkemizde yaşanan talep daralmasını dikkate aldığımızda, yeni ekonomik tedbirler alınmazsa, vergi gelirlerinde bırakın yüzde 18 artışı, geçen yılın rakamlarını bile yakalamamız mümkün değildir.

Vergi gelirlerinin yüzde 35’i gelir ve kurumlar vergisi gibi doğrudan ödenen vergilerden, yüzde 65’i ise KDV, ÖTV gibi dolaylı vergilerden beklenmektedir. Bu gibi dolaylı vergiler sonunda tüketiciye yansımaktadır. Yani kısaca bu vergiler kazanç sağlayanlar tarafından değil, tüketici tarafından ödenmektedir. Bunun en güzel örneği de geçen gün vergi uzmanı ve aynı zamanda bir köşe yazarı olan bir profesörümüzün köşesinde dile getirilmiştir. Buna göre benzinin rafineri satış fiyatı nakliye ve bayi kârları dâhil toplam maliyeti 86 kuruş olmasına rağmen, 1,92 YTL’lik vergi yükü binince fiyatı yaklaşık 2,8 YTL’ye çıkmaktadır. Yani bugün itibarıyla benzindeki vergi yükü yüzde 409 olarak hesaplanmaktadır.

Bu duruma bakmadan yakın bir tarihte başta Sayın Başbakan olmak üzere bazı Hükûmet yetkililerinin dünyada petrol fiyatlarının yarıya düştüğünü ancak bunun pompalara yansımadığını ifade ederek mazotun ve benzinin pompa fiyatının yüksekliği konusunda hedef saptırmaya çalışması dikkat çekicidir.

2009 bütçesinde vergi dışı gelir tahmini 2008’e göre yüzde 40 artırılarak 46,7 milyara çıkarılmıştır. Dünyada yaşanan ekonomik daralma ve büyük işletmelerin önemli bir kısmının geçen dönemlerde özelleştirildiği dikkate alınırsa, bunun nasıl sağlanacağı belirsizdir. Sonuçta 13,4 milyar YTL’lilik tahmin edilen 2009 yılı bütçe açığı da öngörülenden yüksek olacaktır.

Nüfusumuzun yaklaşık üçte 1’ini oluşturan çiftçilerimize destek için ise bütçeden ayrılan paya baktığımızda 5,5 milyar YTL olduğu görülmektedir. Gerek yüksek maliyetli girdiler yüzünden gerekse çiftçilerimizin kamuya olan zirai kredi ve tarımsal sulama, elektrik borçlarını yapılandırmayıp hepsinin haczedilmesi Hükûmetin bu insanları gözden çıkardığını ortaya koymaktadır. Bu bütçeye göre çiftçilerimizin bu yıl da sahipsiz, sorunlarıyla kendi başına mücadele içinde üretmeye çalışacağı anlaşılmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 5000 sayılı kuruluş kanununda Türk Patent Enstitüsünün temel amaçları, Türkiye'nin teknolojik ilerlemesine katkıda bulunmak ve araştırma geliştirme faaliyetlerinin gelişmesi, sınai mülkiyet haklarının tesisi ile korunmasının sağlanması şeklinde ifade edilmiştir.

2009 yılı merkezî bütçesinin bu kuruma ayrılan ödenek cetvelinde 2008 yılına göre yüzde 10 civarında bir azalma, teşebbüs ve mülkiyet gelirlerinde ise yaklaşık yüzde 15’lik bir artış beklentisi söz konusudur. Umarız, bu ekonomik ortamda bu beklenti gerçekleşir ve kurumun çalışmaları aksamaz.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığının ilgili kuruluşu olan KOSGEB ise 1990 yılında 3624 sayılı Kanun’la, ülkenin ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasında küçük ve orta ölçekli sanayi işletmelerinin payını ve etkinliğini, rekabet güçlerini ve düzeylerini artırmak ve gelişimlerini sağlamak amacıyla kurulmuştur.

Ekonomimizin motor gücü olan KOBİ’ler bugün çok zor durumdadır. Birçoğu üretime ara vermiş, birçoğu da kapanma noktasına gelmiştir. Ülkemizin genelinde olduğu gibi, Niğde’de de birçok fabrikanın kapandığına, vardiyaların azaldığına ve bugünlerde de birkaç büyük fabrikanın üretime ara vermeye hazırlandığına ne yazık ki üzülerek şahit olmaktayız.

KOBİ’lerin ülkemizdeki toplam işletmelere oranı yüzde 99’un üzerinde olmasına rağmen, maalesef, toplam istihdam, üretim, ihracat ve kredilerden aldıkları paylar bakımından istenilen ve beklenilen düzeyde olmamıştır. Bu oranların dikkate alınarak KOBİ’lere yönelik yeni yolların geliştirilmesi faydalı olacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun.

MÜMİN İNAN (Devamla)Teşekkür ediyorum.

Hâlen müracaatları devam eden can suyu kredilerinin kapsamının genişletilerek imalatçı olmayan ticaret erbabının da bu kapsama alınması ve geçmişte mali sicili bozulanların bu kredilerden faydalanmaya yönelik çalışma yapılması zor durumda olan esnafın en büyük beklentisidir.

Ayrıca, Niğde gibi teşvikli illerdeki yatırımcılarımız 5084 ve 5330 sayılı teşvik yasalarından yararlanma sürelerinin 31/12/2008 tarihinde sona erecek olmasından dolayı son derece tedirgindirler. Acil olarak teşvik sürelerinin uzatılmasıyla ilgili yasal çalışmaları ve bu kapsamda hazine tarafından firmalara iade edilmesi gereken günü geçen ihale ödemelerinin derhâl yapılması beklenilmektedir.

Ayrıca, ülkemizin bu krizden en az hasarla çıkması için iç talebi artırıcı ve istihdamı koruyucu politikaların belirlenmesi, dolaylı vergilerin düşürülmesi, IMF ile olan belirsizliğin açıklığa kavuşturulması, ihracat kredilerinin artırılması iş çevrelerinin beklentileridir.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığımızın bütçesindeki artışı olumlu bulduğumu ifade etmek istiyorum. Sayın Bakana ve çalışma arkadaşlarına başarılar dilerken 2009 bütçesinin ülkemize hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

74 konuşma daha · 22 Aralık 2008

74 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook