İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 40. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında

Mümin İnan

Niğde Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 40. Birleşim · 5. yasama yılı · 23 Aralık 2010 · 1.225 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mümin İnan (MHP), 23 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 1.225 kelime.

Mümin İnan (MHP, Niğde). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mumin-inan-23-2010-12-23-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi-3 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA MÜMİN İNAN (Niğde)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın “Mahallî idarelere yapılacak Hazine yardımları” başlıklı 17’nci maddesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın bu maddesiyle Maliye Bakanlığı bütçesinin kanunda belirtilen tertiplerinin mahallî idarelere gerekli olan payların hangi oranlarda, ne şekilde verileceği usul ve esasları belirlenmiştir. İl özel idareleri, belediyeler ve köyler “yerel yönetimler” olarak adlandırdığımız bu üç yapı kamu yönetiminin önemli ve vazgeçilmez parçalarıdır.

Bu idareler, yerel halkın, temizlik, ulaşım, altyapı, çöp toplama, itfaiye gibi temel bazı ihtiyaçlarını karşılaması yanında imar planı, inşaat ruhsatı, kaçak inşaatlarla mücadele, kamulaştırma, toplu konut yapımı, hal, pazar yeri kurulması, sinema, tiyatro, kütüphane, spor tesisleri ve benzeri gibi sosyal ve kültürel nitelikli hizmetlerle birlikte gıda, çevre sağlığı kontrolü, fiyat kontrolü gibi denetim ve kontrol hizmetleri, yörede yaşayan insanların beşikten mezara kadar günlük hayatını kolaylaştırabilmek için her türlü hizmetle görevlendirilmiş bulunmaktadır.

Bu kurumlara kaynak aktarırken aslında kaynağın o kurumlara değil, o yörede yaşayan vatandaşlara aktarıldığı bilinciyle kaynak aktarmak gerekir. Belediyelere paylarını gönderirken bazı belediyelere haksızlık yapıldığı belediye başkanları tarafından ifade edilmekte.

Yaz ve kış mevsimlerine görü nüfus oranları büyük değişiklikler gösteren belediyelerin hizmet götürmede büyük zorluklarla karşılaştığı bilinen bir gerçektir. Bu durumun gözden geçirilmesi gerekmektedir.

Ayrıca, belde belediyelerine “proje yardımları” adı altında farklı bakanlıklardan yapılan yardımların siyasi düşünceler, hatta aynı ilin iktidar partisine mensup milletvekillerinin etkisiyle iktidar belediyeleri arasında bile ayrım yapıldığı belediye başkanları arasında konuşulan çok ciddi bir konudur. Yapılan bu yardım listeleri kamuoyuyla açıkça paylaşılırsa bu ayrımcı tablo daha net ortaya çıkacaktır.

Son mahallî idareler seçimlerinde özellikle iktidar partisi adaylarının, halkın algılamasını etkileyip düşüncelerini değiştirmek için kullandıkları “iktidarla el ele” sloganları bir anlamda siyasi rüşveti çağrıştırmıştır. Hatta bunun ötesinde bazı bakanlar “AKP’ye oy verirseniz Ankara’dan muslukları açarız, yoksa siz bilirsiniz.” gibi seçmeni tehdit eden sözler de sarf etmişlerdir.

Referandum öncesinde muhalefet belediyelerinde, özellikle Milliyetçi Hareket Partili belediyelerin üzerindeki baskıyı artık herkes bilmektedir.

En son Bursa ilimizin bir beldesinde yapılan mahallî idareler seçimlerinde devlet imkânlarının nasıl kullanıldığı ortadadır. Burada bir vatandaşımızın gazetecilere söylediği “Evladım, bunların hepsi göz boyama. Seçimden sonra bir şey kalmaz.” ifadesi, bu çarpıklığın çok açık bir göstergesidir.

Sayın Başbakanın ve bakanların muhalefetin kazandığı şehirlerdeki konuşmalarında ve o yörenin belediye başkanlarını küçük düşürücü tarzda konuşmaları gerçekten çok üzücüdür. Çünkü bir başbakanın ve bakanın, belediye başkanları arasında ayrım yapması adaletsizliğin ta kendisidir. Hükûmetin hem kendi içinde hem de diğer belediyeler arasında uyguladığı çelişkili ve adaletsiz tutumundan vazgeçmesi ve adil davranmasını talep etmek, bizim de o yörede yaşayan insanların da hizmet bekleyen vatandaşlarımızın da hakkıdır.

Ayrıca, AKP Hükûmeti tarafından kapatılan ve mahkeme kararıyla tüzel kişiliğine devam eden belde belediyeleri, şu anda maddi imkânsızlıklar içinde kıvranmakta ve bu belirsizliğin ne zaman ortadan kalkacağını beklemektedirler.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; geçmişte ekmeğini yediğim Köy Hizmetleri, 2005 yılında AKP iktidarları tarafından kapatılmıştır. Bu dairenin taşınmazları, diğer kamu kurumları arasında dağıtılmış, merkez personeli Tarım ve Köyişleri Bakanlığına, taşra personeli ise İstanbul ve Kocaeli’de belediyelere, diğer illerde ise özel idarelere devredilmiştir. Kapatılmasının üzerinden yıllar geçmesine rağmen, neden kapatıldığı hususunda kapatanları haklı çıkaracak bir gerekçe ortaya çıkmamıştır. Bu birimin, köylerin ve bunlara bağlı yerleşim birimlerinin yollarını yapmak, bu yerleşim birimlerini yeterli ve sağlıklı içme suyuna kavuşturmak, toprak ve su kaynaklarını geliştirmek ve yararlı hâle getirmek gibi birçok görevi vardı. Bunun yerine ne getirdik? İl özel idareleri eliyle yürütülen KÖYDES ve Köylere Hizmet Götürme Birliği. Ne değişti? Değişen, merkezde yetişmiş, uzmanlaşmış, siyasi baskılardan kısmen uzak birçok kadro tasfiye edildi, yerine daha fazla siyasi, baskı altında kalabilen, teknik olarak daha küçük projelere mahkûm ve en önemlisi, ayrımcı, vatandaşa hizmet anlayışını oy veren-vermeyen gibi bölgelere göre hizmeti götürme, çoğunlukla yandaş müteahhitlerle yürütüldüğü için de çok yetişmiş elemanların, alanında uzman personelin atıl bırakıldığı bir yapı ortaya çıkmıştır. Bugün, KÖYDES’in yaptığı projelerin birçoğu sıkıntılı bir durumdadır ve yeniden tamiri ve tadili gerekmektedir.

Bugün geriye dönüp baktığımızda hazineden yerel yönetimlere ayrılan paylar, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün personel ve görevlerinin de birimlere devredildiği düşünülürse reel olarak hizmetler gerilemiştir. Geçmişte Köy Hizmetlerinin kapatılması yetmezmiş gibi, bugün, Sayın Maliye Bakanının bu yıl bütçe sunuş konuşmasındaki mealen “Belediyelerin ve il özel idaresi çalışanlarının ihtiyaç fazlası sürekli işçilerini merkezî yönetim kapsamındaki belli ve bazı idarelere aktaracağız.” açıklamaları da, özellikle farklı siyasi görüşe mensup binlerce belediye işçisini ve sendikaları kaygılandırmaktadır. Bunun bir kadrolaşma hareketine veya bir personel kıyımına dönüşülmesinden tedirgin olmaktadırlar.

AKP hükûmetleri, KÖYDES ve BELDES’le ilgili ne kadar övünürse övünsün, ülkemizde birçok belediyenin kanalizasyon ve altyapı problemleri hâlâ devam etmektedir. Bunların kaç tane olduğu da şeffaf bir biçimde devlet tarafından açıklanırsa bunlar çok daha iyi görülecektir. İl özel idareleri tarafından özellikle iktidara yakın belediyelere yatırmış olduğu para miktarlarıyla karşılaştıkları hizmet ile muhalefet belediyelerine yatırdıkları para ve aldıkları hizmet arasında çok farklılıklar olduğu da apaçık bir gerçektir.

Mahallî idarelerin bir parçası olan ve hemen hemen her siyasetçinin “Demokrasimizin temel taşıdır.” diye söze başlayarak övgüler yağdırdığı köy ve mahalle muhtarlarımızın Meclisimizden, ekonomik ve sosyal durumlarının düzeltilmesiyle ilgili yasa düzenlemeleri beklediklerini de buradan hepimiz biliyoruz ve bütün milletvekillerinin ve Hükûmetin buna destek vermesi gerektiğini de bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilli arkadaşlarım; Sayın Maliye Bakanı bu yılki bütçe sunuş konuşmasında, 2010 yılı için cari açığın 40 milyar dolar civarında olmasını beklediklerini ifade ettikten sonra, 2011 yılı bütçesinin hazırlığında temel aldıkları makroekonomik büyüklükleri açıklamıştır. Bu açıklamalara göre, ihracat 127 milyar dolar, ithalat 199,5 milyar dolardır. Sayın Bakanın beklediği gibi her şey istedikleri ve planladıkları gibi gitse bile kendi öngördükleri cari açık 75 milyar dolara dayanmaktadır. 2010 yılındaki bize göre yüksek olan cari açıkla mukayese edildiğinde bile cari açıktaki artış oranı yüzde 80’in üzerindedir. Bu bile, hâlâ gerekli dersin alınmadığının ve yine AKP Hükûmetinin alıştığı şekilde, sıcak para girişiyle borçlanmaya ve dolayısıyla üretmeden ithal ederek tüketmeye dayalı bir ekonomik modelin benimsendiğinin en önemli göstergesidir. Zaten çok kırılgan olan uluslararası ekonomide en ufak bir dalgalanma bu yıl cari açığımızı 100 milyar dolar sınırına getirebilir.

Yine aynı konuşmada Sayın Bakan “Son dönemde yükselen enerji fiyatları, hızlı ekonomik büyüme ve reel döviz kurunun değerlenmesi, cari açığın artışında belirleyici olmuştur.” diye cari açıkla ilgili açıklama yapmıştır.

Evet Sayın Bakan, geçen gün basına yansıdığı gibi, geçmiş AKP hükûmetlerinin 2003 yılında çıkardığı yasaya petrol şirketlerinin çıkarları doğrultusunda istedikleri gibi ilave opsiyonel fiyatlandırma yapmalarına imkân sağlayan bu hüküm konulursa, yanlış dış politik tercihlerden dolayı bize dünya piyasalarının altında enerji satan Azerbaycan gibi kardeş ülkeler küstürülürse enerji maliyetlerimizin artacağı doğaldır.

Üretim yapan ve ihracat yapan sanayicilerimizin feryatlarına kulak tıkayıp döviz kurunu zımni baskı altında tutup üretmeden borçlanarak ithal ürünlerin tüketilmesine dayanan bir ekonomik model benimsenirse cari açık büyüyecektir.

Şimdiye kadar muhalefet partilerine mensup birçok konuşmacı bu kürsüden, konunun uzmanı birçok kişi de değişik kanallarla ve basın yoluyla bu konuyla ilgili Hükûmeti uyarmaya çalışsa da maalesef Hükûmet bu konuda herkese kulak tıkamıştır.

Yine Sayın Bakan “Bütçe reel kesimleri kucaklayan bir bütçe.” demektedir, esnafa destek verdiğini söylemektedir, köylüye, çiftçiye, sanayiciye destek verdiğini söylemektedir ama bunların hiçbirinin yeterli olmadığı da, çiftçinin, sanayicinin, üreticinin, tüketicinin borçlarının her geçen gün hızlı bir biçimde arttığı da apaçık bir gerçek olarak ortada durmaktadır değerli arkadaşlar.

AKP döneminde borçların büyüdüğünü herkes bilmektedir, sosyal hayatın fakirleştiğini ve her geçen gün insanların hayat gailesi içerisinde ve kaygısı içerisinde olduğunu bilmektedir.

2011 bütçesinin insanlarımızın geleceğe daha umutla bakabilmesi için hayırlı bir bütçe olmasını temenni ediyorum ama görünen o ki 2010’da olduğu gibi 2011 bütçesinin de beklentilere cevap vermeyeceği apaçık bir gerçektir.

Bu vesileyle hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Yine de bütçenin hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

162 konuşma daha · 23 Aralık 2010

162 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook