İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 42. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Sosyal güvenlik sisteminin sorunları ve bireysel emeklilikle ilgili

Murat Başesgioğlu

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 42. Birleşim · 2. yasama yılı · 14 Ocak 2004 · 1.065 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Murat Başesgioğlu (AK Parti), 14 Ocak 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNİN SORUNLARI VE BİREYSEL EMEKLİLİKLE İLGİLİ); konuşma 1.065 kelime.

Murat Başesgioğlu (AK Parti, İstanbul). “Sosyal güvenlik sisteminin sorunları ve bireysel emeklilikle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 14 Ocak 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/murat-basesgioglu-22-2004-01-14-sosyal-guvenlik-sisteminin-sorunlari-ve-bireysel-emeklilikle-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Sayın Alaboyun'un gündemdışı yapmış olduğu konuşmaya cevap vermek üzere huzurunuzdayım; bu vesileyle, Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.

Evet, sosyal güvenlik konusu, bizim olduğu kadar bütün Avrupa ülkelerinin de en güncel olarak tartıştıkları ve sürdürülebilirliği konusunda köklü arayışlar içerisine girdikleri çok önemli bir konu.

Değerli arkadaşlarım, bugün nüfusumuzun yüzde 87,7'si sosyal güvenlik kapsamı içerisinde bulunmaktadır. Geri kalan nüfusumuzun hiçbir sosyal güvenlik şemsiyesi altında olmadığı gerçeği bir tarafta durmaktadır. Ülkemizde sosyal güvenlik hizmetini, bildiğiniz gibi, üç sosyal güvenlik kuruluşu (Bağ-Kur, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Emekli Sandığı) yerine getirmektedir ve her yıl, emeklilik sistemimize -sadece Bağ-Kur ve SSK açısından ifade etmek istiyorum- yaklaşık 250 000 vatandaşımız yeni olarak girmektedir. Şu anda Bağ-Kur ve SSK'nın toplam emekli sayısı 5 340 000 civarındadır.

Sayın Milletvekilimin de ifade ettiği gibi, sosyal güvenlik sisteminin veyahut da sigortacılık sisteminin en önemli sıkıntısı, aktuaryel dengelerinin bozulması, malî yapılarının sürdürülebilirliği konusundaki sıkıntılardır. Dünya standartlarında, 1 aktif çalışanın karşılığında 4 emekli, 4 pasif olması gerekirken -ki, dünyadaki normal standart budur- maalesef, bu standart bizde çok düşmüştür, 2'nin altına düşmüştür; 1 çalışanın karşılığında 1,86; yani, 2'nin altında bir pasif oranı söz konusudur. Bu düşük oranlarla, emeklilik sistemini ve sigortacılık sistemini sürdürmek mümkün değildir.

Değerli arkadaşlarım, izninizle, bütçe transferleriyle ilgili de birkaç rakamı sizlere arz etmek istiyorum. Geçtiğimiz yıl, Hazineden, Sosyal Sigortalar Kurumuna 4,9 katrilyon, Bağ-Kura 5 katrilyon, Emekli Sandığına da 6,1 katrilyon mertebesinde bir bütçe transferi söz konusu olmuştur. Bu bütçe transferleri veyahut da diğer bir ifadeyle, sosyal güvenlik açıkları, toplumumuzda ve ekonomik çevrelerde çok tartışılmaktadır.

Aslında, hepinizin de bildiği gibi, sigortacılık sisteminde bir nimet-külfet dengesi söz konusudur; yani, bu kurumlar, toplamış oldukları primlerle hem sigortacılık hizmetini hem de sağlık hizmetini sigortalılarına sunmakla mükelleftir. Ancak, bizde, maalesef, uzun yıllardır, bu sosyal güvenlik kuruluşlarımızda bir fon oluşmaması ve primlerin giderleri karşılamaması dolayısıyla, Hazineye devamlı ihtiyaç duyulmuş ve Hazineden bu şekilde bütçe transferleriyle bu kurumların açıkları kapatılmaya çalışılmıştır.

Şimdi, Sosyal Sigortalar Kurumu açısından ifade etmem gerekirse, geçen yıl 4,9 katrilyon lira civarında olan bütçe transferini veyahut da bu kurumun açığını dikkatle masaya yatırdığımızda şunu görüyoruz: Evet, demin de ifade ettiğim gibi, bu kuruluşlar, almış oldukları primlerle giderlerini karşılamak durumunda. Ancak, değerli arkadaşlarım, bugün, Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamında yaklaşık 35 000 000 nüfus var; yani, aktifi, pasifi, bağımlısıyla, Sosyal Sigortalar Kurumu, 1946 yılından bugüne kadar bu büyük nüfusa hizmet vermenin gayreti içerisinde.

Şimdi, bir an için şöyle düşünmemiz gerekiyor: Evet, bu prim gelirleri ile giderleri arasında yaklaşık 5 katrilyon açık var. Peki, bunu SSK üzerinden yapmasak, devlet, bu vatandaşlara vermiş olduğu hizmeti, mutlaka, başka bir kurum kanalıyla yapmak zorunda. Örneğin, yeşil kart üzerinden yapmak zorunda veyahut da başka bir sosyal yardım ve hizmet mekanizması üzerinden yapmak zorunda. Dolayısıyla "sosyal güvenlik açıkları" derken, "SSK açıkları" derken, meselenin bu yönüne de bakmamız gerekiyor; yani, Sosyal Sigortalar Kurumu, sosyal devlet olmanın gereğini, bir şekilde, kırk yıldır, elli yıldır üstlenmiş ve bunu yerine getirmek üzere çalışan bir kurum. Dolayısıyla, Sosyal Sigortalar Kurumunu yargılarken, sosyal politikaları ve sosyal devlet olmanın gereklerini yerine getiren bir kurum olduğunu da ifade etmemiz gerekiyor. Geçtiğimiz yıl almış olduğumuz tedbirlerle, Sosyal Sigortalar Kurumunun bütçe açığındaki artış yaklaşık 4 kat azalmıştır. Belki de, Sosyal Sigortalar Kurumu, yakın tarihinde ilk defa, nakit bazda, ekbütçe ihtiyacı duymayarak 2003 yılını kapatmıştır. Bütün bu tedbirlere rağmen, hitap ettiği nüfusun fazlalığı dolayısıyla, elbette, prim gelirleri ile giderleri arasındaki bu dengesizliği de bir anda kapatmak mümkün değildir.

Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; elbette, sosyal güvenlik sistemimizin bu açıklarını ve malî yapısındaki bozukluğu düzeltmek ve geleceğe sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemi aktarmak bizim en önemli misyonumuzdur. Bu sebeple, göreve geldiğimiz günden itibaren, önemli bir hazırlık çalışması yaptık ve Yüce Meclisin de onayıyla, siz değerli milletvekillerimizin de onayıyla, sosyal güvenlik sistemimize önemli yasal değişiklikleri kazandırdık. Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, Bağ-Kur Kanunu, Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu gibi kanunları çıkararak, bu kurumların uzun yıllardır yasasız olan durumlarına bir yasal zemin kazandırdık ve bunları kurumsal manada güçlendirmek için de önemli bir avantaj elde ettik. Bu yasaların Meclisten çıkmasıyla birlikte, bu kurumlara eleman alımına başlandı, sigortacılık konusundaki çeşitli farklılıklar giderilmeye başlandı; her zaman söylendiği gibi, uzun vadeli sigorta kolları ile kısa vadeli sigorta kolları arasındaki ayırım giderilmeye çalışıldı. Dolayısıyla, kısa vadede atılabilecek önemli adımları, bu şekilde atmış olduk.

Sağlık hizmeti konusunda da, yine, eldeki imkânları birleştirerek, sigortalılarımıza, olabildiğince rahat ortamlarda sigortalı sağlık hizmeti sunmanın gayreti içerisinde olduk. 1 Temmuzdan itibaren Sağlık Bakanlığıyla birlikte başlattığımız "Ortak Kullanım Projesini" 1 Ocak 2004'ten itibaren, bütün Türkiye'ye, yani, 81 ilimize yayarak, sigortalıların da sağlık ocaklarına uğramaksızın, sevke tabi olmaksızın, doğrudan doğruya devlet hastanelerine gitme imkânlarını bu şekilde açtık.

Elbette, bu uygulamanın ilk başlarında bazı sıkıntıların doğabileceğini daha önceden öngördük, bunun, herkes tarafından da hoşgörüyle karşılanması gerektiği kanaatindeyim; çünkü, 35 000 000 nüfusa, bir anda, devlet hastanelerinden de yararlanma imkânını açmış olduğumuz için, başlangıçta, uygulamada çeşitli sıkıntıların ortaya çıkması doğaldır; ama, her iki bakanlık, bu sıkıntıları gidermek için büyük bir gayret içerisindedir.

Sosyal Sigortalar Kurumu olarak bu uygulamaya ilaveten SSK hastanelerindeki çalışma sürelerini uzatarak, gönüllü uygulamayı yeniden başlatacağız.

Üçüncü bir atılım olarak da, Sosyal Sigortalıların, yine, yapılacak paket anlaşmalar çerçevesinde, özel sağlık tesislerinden de yararlanma imkânını getirmeye çalışıyoruz.

Önemli bir konu, ilaca erişim konusudur. İlaç konusunda sıkıntıların olduğunu biliyoruz. Bunu gidermek için de sektörle bir arayış içerisindeyiz. Sosyal Sigortalar Kurumumun kaldırabileceği malî yük çerçevesi içerisinde sektörle bir anlaşma yapabildiğimiz takdirde, serbest eczanelerden de sigortalılarımızın yararlanma imkânını sağlayacağız.

Değerli zamanınızı fazla almamak için sözlerimi toparlamak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, bunlar, kısa dönem içerisinde gerçekleştirmeye çalıştığımız faaliyetlerdir. Esas olan, sosyal güvenlik sistemimizin geleceğe sağlıklı bir şekilde aktarılması meselesidir. Bunun için de Hükümetimiz, acil eylem planında öngördüğü şekilde, sosyal politikaları üç temel ayak üzerine oturtmuştur. Bunlardan birisi genel sağlık sigortasıdır, bir diğeri birleştirilmiş emeklilik sistemidir, bir üçüncü ayak da sosyal yardım ve hizmet kurumlarının birleştirilmesi meselesidir. Bu konuya ilişkin de altı aydır ilgili bakanlıklarımız çalışmaktadır ve ortaya bu konuda koydukları çalışmalarla taslaklar hazırlanmış bulunmaktadır. Şu anda, bu taslakların tartışma sürecini yaşıyoruz. Önümüzdeki günlerde bu tartışma süreci bittikten sonra bu taslakları Bakanlar Kuruluna ve Yüce Parlamentoya gönderme imkânına sahip olacağız.

Sözlerimin başında da ifade ettiğim gibi, sosyal güvenlik sistemi bugün sadece Türkiye'nin değil, bütün dünyanın tartıştığı önemli ve güncel bir konudur. Biz, Türkiye olarak, bu konuda geç kalmak istemiyoruz ve sosyal güvenlik sistemimizi, şu andaki mevcut sıkıntılarını gidererek, önümüzdeki yıllara, önümüzdeki on yıllara sağlıklı bir şekilde devretmek için bir gayret içerisindeyiz. Bu konuda hazırladığımız çalışmaları da Yüce Meclisin huzuruna getirip sizlerin de takdirlerine ve desteklerine sunmayı amaçlıyoruz.

Bu vesileyle, Değerli Milletvekilimize bir kez daha teşekkür ediyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

15 konuşma daha · 14 Ocak 2004

15 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook