İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 63. BİRLEŞİM · SALI

İzmir milletvekili ahmet ersin ve 20 milletvekilinin, uyuşturucu kaçakçılığı ve üretiminin tespiti ile uyuşturucu kullanımındaki artışın sebeplerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/6), ankara milletvekili yılmaz ateş ve 35 milletvekilinin, okullardaki şiddet olaylarının ve madde bağımlılığı sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/19), kırklareli milletvekili ahmet gökhan sarıçam ve 30 milletvekilinin, uyuşturucu kullanımının başta gençler olmak üzere toplumda yol açtığı olumsuz etkilerin araştırılarak uyuşturucu bağımlılığının ve kaçakçılığının önlenmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/36), adana milletvekili necdet ünüvar ve 23 milletvekilinin, madde bağımlılığının nedenlerinin, boyutlarının ve etkilerinin araştırılarak mücadele edilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/39), istanbul milletvekili halide incekara ve 22 milletvekilinin, uyuşturucu bağımlılığı

Murat Özkan

Giresun Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 63. Birleşim · 2. yasama yılı · 12 Şubat 2008 · 1.700 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Murat Özkan (MHP), 12 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İZMİR MİLLETVEKİLİ AHMET ERSİN VE 20 MİLLETVEKİLİNİN, UYUŞTURUCU KAÇAKÇILIĞI VE ÜRETİMİNİN TESPİTİ İLE UYUŞTURUCU KULLANIMINDAKİ ARTIŞIN SEBEPLERİNİN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA (10/6), ANKARA MİLLETVEKİLİ YILMAZ ATEŞ VE 35 MİLLETVEKİLİNİN, OKULLARDAKİ ŞİDDET OLAYLARININ VE MADDE BAĞIMLILIĞI SORUNUNUN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA (10/19), KIRKLARELİ MİLLETVEKİLİ AHMET GÖKHAN SARIÇAM VE 30 MİLLETVEKİLİNİN, UYUŞTURUCU KULLANIMININ BAŞTA GENÇLER OLMAK ÜZERE TOPLUMDA YOL AÇTIĞI OLUMSUZ ETKİLERİN ARAŞTIRILARAK UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞININ VE KAÇAKÇILIĞININ ÖNLENMESİ İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA (10/36), ADANA MİLLETVEKİLİ NECDET ÜNÜVAR VE 23 MİLLETVEKİLİNİN, MADDE BAĞIMLILIĞININ NEDENLERİNİN, BOYUTLARININ VE ETKİLERİNİN ARAŞTIRILARAK MÜCADELE EDİLMESİ İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA (10/39), İSTANBUL MİLLETVEKİLİ HALİDE İNCEKARA VE 22 MİLLETVEKİLİNİN, UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI); konuşma 1.700 kelime.

Murat Özkan (MHP, Giresun). “İzmir milletvekili ahmet ersin ve 20 milletvekilinin, uyuşturucu kaçakçılığı ve üretiminin tespiti ile uyuşturucu kullanımındaki artışın sebeplerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/6), ankara milletvekili yılmaz ateş ve 35 milletvekilinin, okullardaki şiddet olaylarının ve madde bağımlılığı sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/19), kırklareli milletvekili ahmet gökhan sarıçam ve 30 milletvekilinin, uyuşturucu kullanımının başta gençler olmak üzere toplumda yol açtığı olumsuz etkilerin araştırılarak uyuşturucu bağımlılığının ve kaçakçılığının önlenmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/36), adana milletvekili necdet ünüvar ve 23 milletvekilinin, madde bağımlılığının nedenlerinin, boyutlarının ve etkilerinin araştırılarak mücadele edilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/39), istanbul milletvekili halide incekara ve 22 milletvekilinin, uyuşturucu bağımlılığı”. TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim tutanağı, 12 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/murat-ozkan-23-2008-02-12-izmir-milletvekili-ahmet-ersin-ve-20-milletvekilinin-uyusturucu-kacak (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA MURAT ÖZKAN (Giresun)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; uyuşturucu, kaçakçılık, alkol, sigara bağımlılığına dair Meclis önergelerinin görüşülmesiyle ilgili olarak MHP Grubu adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlamadan önce Grubum ve şahsım adına yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; uyuşturucu, kelimenin manasından da anlaşılacağı üzere, insanın fiziksel ve zihinsel kabiliyetinde anormallik meydana getiren, anormallik yaratan maddelerin tümüne verilen isimdir. Başlıca ikiye ayrıldığını ifade etmek mümkündür. Bunlardan birincisi, bitkisel kökenli olan uyuşturucular; ikincisi, sentetik kökenli olan uyuşturuculardır.

Dünya Bankasının 2007 tarihli uyuşturucu raporuna göre on beş-altmış dört yaş arası dünya nüfusunun yüzde 4,8’i, yani 200 milyon kişinin uyuşturucu kullandığı ifade edilmektedir. Bunların 25 milyonu ise hayati fonksiyonlarında son noktaya gelmiş insanlardan oluşmaktadır.

200 milyonluk bir kullanıcı kitlesi olan uyuşturucu pazarında dönen para ise hayret verecek boyutlara ulaşmış bulunmaktadır; Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığının verilerine göre 429 milyar dolar seviyesine ulaştığı ifade edilmektedir. Bu nedenle, bu meblağ, sayın milletvekilleri, Türkiye’nin millî gelirine neredeyse eş değer bir boyutta hatta birçok dünya ülkesinin, ki ülkemizin millî gelir sıralamasında dünyanın 17’nci ülkesi olduğunu düşünürsek, bu piyasada ne kadar para döndüğünü anlamamız açısından bize bir fikir vereceğini düşünüyorum.

Sayın milletvekilleri, bu meblağ, üretim seviyesinde 13 milyar dolar, toptan satışlarda 94 milyar dolar, perakende satışlarda 322 milyar dolar, yani toplam 429 milyarlık bir meblağ söz konusudur. Kişi başına yıllık 2.100 dolar bir harcama yapılmaktadır. Biraz önce ifade ettiğim 200 milyon kişinin yıllık kişi başına uyuşturucu için harcamış olduğu para yaklaşık 2.100 dolar civarındadır.

Uyuşturucu üretim ve kullanımı, yani üretim yeri ile pazar arasındaki yola “uyuşturucu trafiği” adı verilmektedir. Bitkisel kökenli uyuşturucular doğudan batıya, güneyden kuzeye, sentetik uyuşturucular ise batıdan doğuya ve kuzeyden güneye doğru bir yol izlemektedir. Uyuşturucu naklinde son yıllarda posta ve kargo kullanıldığı da bilinen bir gerçektir.

Sentetik uyuşturucular bu trafikte daha az bir orana sahipken, uyuşturucu pazarının büyük bir kısmını bitkisel menşeli uyuşturucular oluşturmaktadır. Ancak, uyuşturucu imalatında kullanılan kimyasallar yine batıdan doğuya doğru bir yol izlemektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tüm dünya ülkelerinin ve uluslararası kuruluşların mücadele ettiği uyuşturucu tüketimi neden bu kadar hızlı artmaktadır? Bunun birçok sebebi olmakla birlikte, en önemli sebepleri uyuşturucu ticaretinde, biraz önce ifade ettiğim gibi, kâr marjının çok yüksek olması ve bu konuda çalışan kişilerin kaybedecek bir şeyinin bulunmaması öne sürülmektedir. Ayrıca, uyuşturucu üreten, uyuşturucu trafiğinde yer alan insanların büyük bir kısmının az gelişmiş, demokrasisi ve hukuk sistemi oturmamış ülkelerden olduğu da bilinen başka bir gerçektir.

Uyuşturucu imali, genellikle “altın üçgen” olarak adlandırılan Afganistan, Pakistan ve Burma’nın –Myanmar diye adlandırılıyor son zamanlarda- bulunduğu bölgede meydana gelmektedir. Afyon üretiminin yüzde 86’sı da tek başına Afganistan’da üretilmektedir sayın milletvekilleri. Afganistan, bugün ABD’nin liderliğinde uluslararası bir gücün kontrolündedir. Bu ülkenin güney bölgelerinde, yaklaşık 160 bin hektar alanda, çoğunlukla afyon olmak üzere uyuşturucu yapımında kullanılan bitkiler üretilmektedir. Bu üretimin, ABD ve Çok Uluslu Güç’ün, Afganistan’ı kontrolünden sonra istikrarlı bir şekilde arttığı da diğer bir vakıadır.

Uyuşturucuyla mücadele eden Batı dünyası, bu üretimin membasında mücadele edebilecek pozisyondadır. Ancak, bu konuda bir şey yapılmadığı da bilinen bir gerçektir.

Afganistan’da yapılan bu afyon üretiminin büyük bir kısmı, Avrupa, Asya, Okyanusya ve Afrika’da pazara sunulmaktadır. Yeni yeni Afgan afyonunun ABD’ye doğru, Amerika’ya doğru Afrika ve Avrupa üzerinden geçtiği de son zamanlarda kayıtlara düşmüştür.

Uyuşturucu ekimi yerine, bu bölgelerde verilecek teşviklerle başka bitkilerin üretilmesi mümkündür. Ancak, illegal ticaret, terör örgütleri ve bunların kontrolünde bulunan mafya ailelerinin elindeki bu yüksek kâr marjı nedeniyle, bu faaliyetlerin henüz yeterince önlenmesi için gerekli çalışmalar yapılmamaktadır. Terör faaliyetlerinin finansmanı için kullanılan bu paraların, aynı zamanda, dönüşü de illegal silah firmalarına bir gelir olarak yazılmaktadır. Bu illegal silah ticaretinin de Batı kaynaklı olduğunu buradan ifade etmek istiyorum.

Ülkemizin hem bitkisel hem de sentetik menşeli uyuşturucu trafiğinin önemli güzergâhlarından biri olduğu da bilinmektedir. Değerli arkadaşlarım, bu trafik hemen hemen tamamen PKK kontrolünde yapılmaktadır. Örgüt tarafından sevk ve idare edilen bu piyasada, Afganistan üzerinden ülkemize getirilen afyon ham maddesi ülkemizin doğu kesiminde mafyöz ailelerle birlikte iş birliği yapılarak üretilmekte ve buradan Avrupa, Afrika ve tekrar Asya piyasasına pazarlanmak üzere gönderilmekte, Avrupa pazarında da pazarlama ayağını PKK’nın unsurları yapmaktadır. Değerli arkadaşlar, bu iş birliği, PKK-mafya iş birliği öyle boyutlara gelmiş ki, mafyöz aileler artık doğu bölgesinde çok ciddi bir güç hâline gelmişlerdir.

Bir dönem milletvekilliği de yapan bir kişinin, çocuğu uyuşturucudan yakalanınca Van’da karakol basarak bu çocuğunu kurtarması bu noktanın hangi boyutlara geldiğini, bu cesareti nereden bulduklarını bize bir soru işareti olarak aklımıza, önümüze getirmektedir.

Ülkemizde, son yıllarda yakalanan uyuşturucu miktarında önemli artışlar meydana gelmiştir. Bu, mücadelenin önemsendiğini göstermekle birlikte, uyuşturucu trafiğinin de arttığı anlamına gelmektedir. Tüm dünyada üretilen uyuşturucunun yaklaşık yüzde 30’u nihai tüketime ulaşamadan yakalanmaktadır. Bu, verilen mücadelenin belli bir boyutta olduğunu, ancak yeterli olmadığını göstermektedir. Unutulmamalıdır ki, bu bölümde bağımlıların tedavisinin de yapılması çok önem arz etmektedir. Bağımlılarla ilgili ülkemizin üç yerinde hastane bulunmaktadır, İstanbul’da iki ve Ankara’da… Bunların da sayılarının acilen artırılması gerekmektedir. Bu konuda önleyici kolluğun, özellikle uyuşturucu ve çocuk suçluluğu konusunda ihmal edildiği görülmektedir. Gerek uyuşturucu gerekse de alkol ve sigara tüketim yaşı, ülkemizde ilköğretim çağına kadar maalesef düşmüştür. Bugün, önemli sigara tekelleri, ülkemizde yeni ürünlerini test eder konuma gelmişlerdir. Bir firma, keskin ama kısa sigarasını ilk olarak ülkemizde denemek istemektedir.

Uyuşturucu kaçakçılığının yanında, ABD, İngiliz ve Japon tütün firmalarınca organize edildiği bilinen sigara kaçakçılığı son yıllarda hızla artmış, bugün 300 milyon dolar seviyesine gelmiştir. Bu illegal ticaret de yine PKK tarafından yapılmakta, sokaklarda satılmakta, parası olmayan çocuklara, paket yerine dal dal satılarak bu çocukların sigaraya alışması sağlanmaktadır.

Sayın milletvekilleri, bu kaçak sigaraların İzmir Caddesi’nde, Ankara’nın, İstanbul’un, büyük kentlerimizin ya da diğer kentlerimizin muhtelif yerlerinde satıldığı herkes tarafından yakinen bilinmektedir, ancak ne hazindir ki, bunu önlemekle görevli olan kamu gücünün, bu bölgelere gidip bunu önlemediği de herkes tarafından bilinmektedir.

Şimdi, değerli milletvekilleri, sigara fiyatlarının artırılması kaçakçılığı artırır denilerek, sigara fiyatlarının, ülkemizde, dünya sigara fiyatları ortalamasının, özellikle Avrupa Birliği ortalamasının altında seyrettiği bilinmektedir. Örnek olarak, Almanya’da bir paket sigara 7 lira iken, Türkiye’de 4 lira, 4,5 lira civarında olduğu da bir başka gerçektir. Şunu belirtmekte yarar var: Ülkemizde benzin fiyatları Avrupa ortalamasının çok üzerinde seyrederken, akaryakıt kaçakçılığını önleme konusunda da aynı sıkıntı varken sigara fiyatlarının ucuz tutulmasını anlamakta açıkçası güçlük çekmekteyim.

Ülkemizde uygulamadan kaynaklanan problemlere birkaç örnek vermek istiyorum: Özellikle, 4207 sayılı Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun kapalı yerlerde ve umumi taşıtlarda sigara içme yasağı getirmiş, ancak herkes biliyor ki dolmuş ve otobüs şoförleri özellikle, sigara içmektedir. Şoförlerimizin kapılarının yan tarafında dikkat ederseniz camdan bir küllük durmaktadır ve hiç kimse bunu, sigaranın yasak olduğunu hatırlatma cesaretini gösterememekte, aynı zamanda, sayın milletvekilleri, garlarda, otobüs terminallerinde bulunan polislerimiz de buna dikkat etmemekte, bütün seyahatlerde, şehirler arası yollarda şoförler sigaralarını tüttürmeye devam etmektedir. Bunun yanında tütün ve alkol satan iş yerlerinin, on sekiz yaşın altındaki çocuklara gerek 4207 gerekse 4250 sayılı Kanunlar gereğince satış yapmaları yasaktır. Hacmen… Ama şunu da belirteyim ki, çocuğunuzu gönderdiğinizde hem içki hem de sigarayı çok rahatlıkla almanız ve bulmanız mümkündür.

Sayın milletvekilleri, hiçbir bakkalda “Küçük yaştaki, on sekiz yaşın altındaki çocuklara sigara satılmaz.” ya da “Alkollü içki satılmaz.” levhası, yazısı hemen hemen bulunmamaktadır. Bunu denetlemekle yetkili birimlerin ne yaptığını da merak ediyorum.

Yine, yukarıda belirttiğim Kanun’a göre, hacmen yüzde 5’in üzerinde alkol içeren içkilerin satışını yapan akaryakıt istasyonlarına da ruhsat verilmez denilmektedir. Ancak, birçok akaryakıt istasyonunda alkol satışı yapıldığı da hepimizce malumdur.

Liseli gruplar ellerinde biralarla parklarda dolaşmakta, güvenlik kuvvetleri ve zabıta bu insanları izlemektedir. Bunların nereden alındığını sorma zahmetinde kimse bulunmamaktadır. Hükûmetlerin görevi, kanunları icra etmektir. Yoksa, uygulanmamak için kanun çıkartılmaz.

Değerli arkadaşlar, biz, MHP Grubu olarak, toplumumuzu, özellikle de yarınımız olan gençlerimizi uyuşturucu, alkol ve sigara gibi zararlılardan korumak için gereken her şeyi yapmaya hazırız. Ancak, icra, yönetme makamında bulunanların bu konuda daha da hassas olmaları gerekmektedir.

Sosyal bir varlık olan insanın çevresiyle uyum içinde olması, akıl ve zihin sağlığıyla mümkündür. Bu sebeple, aklın ve bilincin en büyük düşmanı olan uyuşturucu, insanın uyum gücünü zaafa ve iflasa götürmekte, onu aileden, toplumdan ve çevresinden kopararak yalnızlığa, bunalıma ve hemen ardından da sorumsuz, hayvani bir hayata mahkûm etmektedir. Bağımlıyı yaşayan bir ölü hâline getiren uyuşturucuların, bu sebeple, bağımlıya, aile hayatına, doğacak çocuklara, iş hayatına, ülke ekonomisine ve toplumsal ahlaka verdiği zararları ifade etmek mümkün değildir. Bunları sözle ifade etmek, âdeta yetersiz kalmaktadır.

Sayın milletvekilleri, buna ek olarak, özellikle ülkemizin güvenliği açısından uyuşturucuyla mücadele yapılması son derece önem arz etmektedir. Bu konuda ne yapılabilir? Uyuşturucu ticaretine ve uyuşturucunun sokaklarda satışına engel olmak için, bir yandan sınırlar ve sınır kapılarında güvenlik tedbirleri artırılmalı, diğer yandan ise uyuşturucu satıcılarının hedefi olan gençliğin korunmasını sağlayacak tedbirlerin alınması ve sokak satıcılarıyla mücadelenin daha radikal bir şekilde devam ettirilmesi gerekmektedir. Bu sebeple, uyuşturucu salgınını önlemenin temeldeki şartı, uyuşturucu kültürünü engellemektir. Bunun en keskin yolu ise uyuşturucu kültürüne hizmet eden kaynaklara bu fırsatı vermemek, uyuşturucu kültürüne karşı millî kültürü güçlendirmek, uyuşturucu kültürünün aktif unsurları yerine millî ve manevi idealleri ikame etmekten geçmektedir.

Uyuşturucu kullanmaya temayülü olan, bu gibi maddeleri kullandığı bilinen kişilerin çevresinde bulunan ya da yeni katılan genç ve çocukların aileleri uyarılmalı, okul idareci ve öğretmenleri ile temasa geçilerek çocuğun ya da gencin kontrolü artırılmalıdır.

Polis-aile-öğretmen üçgeni kurulmalı, toplum merkezli polislik hizmeti artırılmalıdır. Bunun ise en önce Hükûmetin görevleri arasında yer alması gerekir.

Sayın milletvekilleri, polisimizin bu noktada yeterli olduğunu ifade etmek mümkün değildir. Örnek olarak, Kızılay’da -ben ve birçoğumuz biliyor ki- çok sayıda sivil polis görev yapmaktadır ancak önleyici kolluk açısından bunun hiçbir kıymetiharbiyesi yoktur. Önemli olan suç işlenmeden önce suçun önlenmesidir. Suç işlendikten sonra yakalanması hem suçu işleyen vatandaşımız için hem de emniyet birimleri için uzun soluklu bir süreci gerektirmektedir. Biz, vatandaşımızın suç işlemesini önlemekle mükellefiz. Bu sivil polislerin bir kısmını üniformalı hâle getirerek vatandaşımızın suç işlemeden önce bir kez daha düşünmesine fırsat vermemiz gerekir.

Değerli arkadaşlar, bu konuda, özellikle önleyici kolluk konusunda yeterli seviyeye geldiğimizi, Hükûmetimizin de bu konuyu çok ciddiye aldığını söylememiz mümkün değildir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben, 60’ıncı Hükûmetin programına baktım, uyuşturucuyla ilgili olarak tek bir kelime dahi bulunmamaktadır. Umarım ki bu araştırma önergeleri Hükûmet için de bir uyarı olur ve bu önemli konuya gereken hassasiyeti gösterirler. Devlet idaresi ciddiyet gerektirir. Kamu görevi kamu kaynaklarıyla finanse edilir. Kamu görevlilerini lokanta garsonlarıyla karıştıran zihniyetin, sayın milletvekilleri, ülkemizi nereye getirdiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Türk milleti, cumhuriyeti kurarak bu ilkel anlayışları sonuna kadar toprağa gömmüştür, tekrar yeşermesine de asla izin vermeyecektir.

Sayın milletvekilleri, Değerli Başkanım; sözlerime burada son verirken MHP Grubu olarak önergelerin kabul edilerek Meclis araştırma komisyonu kurulması için olumlu oy kullanacağımızı ifade ederken hepinizi en derin saygılarımla selamlar, iyi günler dilerim efendim. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

22 konuşma daha · 12 Şubat 2008

22 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook