İl özel idarelerine ve belediyelere genel bütçe vergi gelirlerinden pay verilmesi hakkında kanun teklifi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:248)
Giresun Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 122. Birleşim · 2. yasama yılı · 25 Haziran 2008 · 959 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Murat Özkan (MHP), 25 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İL ÖZEL İDARELERİNE VE BELEDİYELERE GENEL BÜTÇE VERGİ GELİRLERİNDEN PAY VERİLMESİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:248)); konuşma 959 kelime.
Murat Özkan (MHP, Giresun). “İl özel idarelerine ve belediyelere genel bütçe vergi gelirlerinden pay verilmesi hakkında kanun teklifi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:248)”. TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim tutanağı, 25 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/murat-ozkan-23-2008-06-25-il-ozel-idarelerine-ve-belediyelere-genel-butce-vergi-gelirlerinden-pa (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA MURAT ÖZKAN (Giresun)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlamadan önce yüce heyetinizi şahsım ve grubum adına saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, mahallî idarelerin demokratik hayat içerisinde çok önemli kurumlar olduğu herkesçe bilinen bir gerçektir. “Amerika’da Demokrasi” adlı eserin müellifi olan Fransız düşünür Alexis de Tocqueville, komünlerin, yani mahallî idarelerin, belediyelerin demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları olduğunu ifade etmiş, hatta bilim için ilköğretim neyse demokrasi için de yerel idarelerin o olduğunu vurgulamıştır. Mahallî idareler olmadan belki özgür bir hükûmet olabilir ama özgür bir ruhun, özgür bir toplumun olması çok kolay değildir.
Demokrasi demek birtakım partilerin ve kurumların bulunduğu bir rejimin adı değildir sayın milletvekilleri. Özellikle demokrasi, her şeyden önce küçük birimlerde, yani mahalle ve köylerde de işleyen bir kurum hâline getirilmesi gereken bir önceliğin de adıdır. İşte bugün toplumda travma yarattığını iddia ettiğiniz Atatürk devrimleri, 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduktan hemen sonra, yani 1924 yılında Köy Kanunu’nu yaparak demokrasinin işletilmesi sürecini başlatmıştır. Köy idaresiyle ilgili kanun, hazırlandığı dönem itibarıyla bugünkü demokrasinin en temeli olan doğrudan demokrasi uygulamasının bir örneğini sunması açısından çok önemli bir özellik arz etmektedir. Malumunuz olduğu üzere köy derneği, belki ülkemizde doğrudan demokrasinin uygulandığı en önemli birimdir. Ancak gerek mevcut Hükûmet gerekse de bundan önceki birçok hükûmetler demokrasinin bu temel beşiği olan köy idaresini ihmal etmişler ve bu idarelere gereken önemi vermemişlerdir.
Biraz önce bahsettiğim gibi ünlü düşünürün 19’uncu yüzyılda yazmış olduğu eserinde belirttiği düşüncelerin en güzel tatbikatını, herhâlde cumhuriyeti kuran kadro yapmış, ancak demokrasiyi farklı amaçlar için bir araç olarak görenler, halkın demokrasiyi içselleştirmesini istemeyenler, geleneksel ve pederşahi toplum düzeninin sürmesinde fayda umanlar, 1924’te hazırlanan Köy Kanunu’na hiç dokunmamışlar, âdeta köyleri yok saymışlardır.
Bugün “Niye biz yeterince demokratik ve çağdaş kuralları benimsemedik?” diye düşünenlerin konuya biraz da bu açıdan bakmalarında fayda vardır. Görüştüğümüz kanun teklifinde de bu anlayışın izleri açık olarak görülmekte ve köy idareleri görmezden gelinmektedir.
Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 127’nci maddesi, mahallî idareleri “İl özel idareleri, belediyeler ve köyler.” olarak saymıştır ve bu idarelerin görevleriyle orantılı olarak gelir kaynaklarına kavuşturulmasını da emretmiştir.
Bu yasayla il özel idareleri ve belediyelere genel bütçeden paylar ödeneceği ve buna karşılık köyde yaşayan insanlarımıza bu paylardan herhangi bir şey verilmeyeceği görülmektedir. Görüşülmekte olan yasanın bize göre en büyük eksikliği bu husus olup yüce Meclisin bir an önce bu eksikliği gidererek, ülkemizi kuran iradenin en fazla önem verdiği köy idarelerinin hak ettiği fonksiyonunu icra etmesini sağlar ve Türkiye’de demokrasinin gelişmesine önemli bir katkı sağlayacak hâle getirirler, kırsal kesimde yaşayan bu insanlarımız, en azından, en düşük yeterli ulusal yaşam düzeyine kavuşturulmuş olur.
Sayın milletvekilleri, yasanın 2’nci maddesiyle belediye idarelerinin genel bütçeden almış oldukları paylar artırılmaktadır ancak büyükşehir belediyeleri lehine olan pay dağıtımındaki adaletsizlik artırılarak devam etmekte, bu husus, mahallî idarelerle merkezî idarenin arasındaki bağımlılığı da artırmaktadır.
Ayrıca, bu artışın halka yük getirmediği iddia edilmektedir. Ancak, benim yaptığım hesaplara göre şu anda 13,3 trilyon lira civarında bir kaynak aktarılıyor belediyelere, 18 trilyona çıkacağı hesaplanıyor, söyleniyor. Bu da yaklaşık yüzde 33’e tekabül ediyor, yani 4,5 trilyonluk bir kaynak aktarımı söz konusu. Fakat bunun finansal dengeleri bozacağı, kamu finansman dengesini bozacağı açıktır. Muhtemelen, borçlanma ihtiyacını artıracak ve ülkemize maliyeti faiz üzerinden binmiş olacaktır. Belki vergi artırımı yapmayacaksınız ama daha yüksek faiz vermek suretiyle borçlanmayı artıracaksınız.
Sayın milletvekilleri, maddenin 4’üncü fıkrasında belirtilen “Payların yüzde 100’e kadar artırılacağı” hükmü ise belediyeler ile merkezî idare arasındaki siyasal birlikteliğin kurulması açısından önemli bir propaganda unsuru olacaktır ve yerel özerklik şartına da aykırıdır. Bu hususun, mahallî idareler seçimlerinde iktidar lehine siyasal bir avantaj sağlamaya yönelik olduğu görülmekte ancak bu artışın kaynağının ne olacağı belirtilmediği için uygulama kabiliyeti bulmayacak bir düzenleme olarak görülmektedir.
İkinci bir husus: Kaynakların bölüşümünün yani “Görevleriyle orantılı gelir kaynaklarına kavuşturulması” ilkesinin büyükşehir belediyeleri lehine daha da bozulduğu, büyükşehir belediyelerinin dışında kalan insanlara yönelik hizmet kalitesinin düşeceği açıkça görülmektedir. Bu tasarıyla, bir büyükşehir belediyesi ile büyükşehir olmayan belediye arasındaki gelir farkı 4 katından fazla açılmaktadır. Bunun sonucunda da büyük kentlerde belediye hizmetleri daha iyi verilecek. Zaten cazibe merkezi olan bu yerlerin bu kanunla birlikte daha fazla göç alacağını tahmin etmek zor olmasa gerekir.
Yasayla daha fazla pay verilmesi, büyükşehirlerde artan göçle birlikte sosyal dengelerin bozulmasına, suç oranlarının artmasına sebep olacak, devlete ve topluma maliyeti daha da yüksek olacaktır. Hâlbuki burada yapılması gereken, öz gelirleri daha az olan, büyükşehirlere nispeten gelişmemiş yörelere daha fazla kaynak aktararak, Ankara’nın doğusunda da yeni cazibe merkezleri oluşturarak göç gibi çok önemli bir sorunun önüne geçilmesi olmalıydı.
Belediyelere genel bütçe vergi gelirlerinden aktarılan paylar, netice itibarıyla ulusal gelirden alınmaktadır. Dağıtımda da bu paylardan marjinal faydası en yüksek yerlere daha fazla pay aktarılmasının, kamu harcamalarında sağlanan toplam faydayı artırma hedefini ihlal ettiği bir gerçektir. Esas olan, belediyelerin öz gelirlerinin artırılmasına yönelik tedbirleri almaktır.
Kamuoyu denetiminin, diğer bir deyişle demokratik denetimin en baş unsuru, yerel hizmetlerin yerel kaynaklarla finanse edilmesidir. Vatandaşın verdiği paraların nasıl harcandığını takip etmesini ve sorgulamasını, bu sorgulama olmadan yapılan işlerin niye düzgün yapılmadığı hususunun kamuoyu tarafından araştırılmasını beklemek biraz safdillik olsa gerekir. Sokağındaki kaldırımın her yıl değiştiğini gören sokak sakini, bu işle ilgili paranın kendi cebinden çıktığını düşündüğünde işin daha sağlam ve iyi yapılmasını isteyecek, daha uzun bir süre hizmet vermemesinin nedenlerini sorgulayacaktır. Böylece, yönetenler daha fazla denetlenecek ve hesap verme bilinciyle hareket edilecektir.
Belediyelere ve özel idarelere kaynak sağlamaya yönelik bu teklif, bu kurumlarda çalışan insanların sıkıntılarına ise hiçbir çözüm getirmemektedir. Birçok belediye tarafından personeline verilen, dava ve tazmin konusu olan denge tazminatı ile ilgili sorun çözümlenememiştir ve belediye başkanları ile diğer belediye yöneticilerini ciddi sıkıntılara sürüklemiştir.
Türkiye genelinde ücret rejimine bakıldığında da mahallî idare personeli ile mahallî idarelerin vesayetinden sorumlu olan İçişleri Bakanlığı personelinin diğer kamu memurlarının aldığı ücretlerden çok düşük maaş aldıkları, bu nedenden dolayı da personel bulmakta zorluk çektikleri herkes tarafından bilinen bir gerçektir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
48 konuşma daha · 25 Haziran 2008