İçeriğe atla

26. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 42. BİRLEŞİM · CUMA

2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı Tümü münasebetiyle

Musa Çam

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 42. Birleşim · 2. yasama yılı · 16 Aralık 2016 · 827 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Musa Çam (CHP), 16 Aralık 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı Tümü münasebetiyle); konuşma 827 kelime.

Musa Çam (CHP, İzmir). “2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı Tümü münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 16 Aralık 2016. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/musa-cam-26-2016-12-16-2017-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-ile-2015-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=55583

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

MUSA ÇAM (İzmir)Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygıdeğer üyeleri; 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. 2017 yılı bütçesinin hayırlara vesile olmasını diliyorum.

10 Aralıkta İstanbul Beşiktaş’ta hain bir saldırıda hayatlarını kaybeden güvenlik güçlerine ve sivil vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar ve ailelerine de sabırlar diliyorum. İnsanlar ölüyor, ülkemiz büyük bir felakete doğru sürükleniyor. Bu nedenle, en ağdalı sözlerle veya bağıra çağıra terörü kınayarak vicdanımızı rahatlatıp işin içerisinden çıkamayız, hele canlı bomba olmayı kafasına koymuş, ölmeyi göze almış bu kimselere “Seni mahvedeceğiz, seni yok edeceğiz, seni yaşatmayacağız.” diyerek onları korkutacağını ve vazgeçireceğini sanmak kadar absürt bir durum yoktur. Kınamanın, tehdidin sonuç vermediğini kırkyıldır görüyoruz. Bunu gördüğümüz için bir felaket yaşandığında teröristleri lanetlerken, kınarken, sizi yani bu ülkenin yönetiminden sorumlu iktidarı uyardık ve uyarmaya da devam ediyoruz. Çünkü, bu ülkeyi terör örgütleri değil, on dört yıldır mutlak iktidar olarak siz yönetiyorsunuz. Yaşanan her felakette, ölen her insanda sizin sorumluluğunuz ve sizin suçunuz vardır. (CHP sıralarından alkışlar) Siz ülkeyi iyi yönetemiyorsunuz. Sorunu çözmeyi değil, sorunun kendisiyle kavga etmeyi tercih ediyorsunuz çünkü akılla hareket etmiyorsunuz, mantıkla hareket etmiyorsunuz; siyasi bir düşünceyle hareket ediyorsunuz.

Teröristler uzaydan gelmiyor, terör örgütlerine katılanlar da bu ülkenin gencecik çocukları. “Bu çocuklar nasıl oluyor, ne oluyor da hayatlarından vazgeçip ölümü göze alacak aşamaya geliyorlar?” diye bir soru sormuyorsunuz. Bu çocukların bu örgütlerin saflarına katılmalarının önüne geçecek en küçük bir politikanız, en küçük bir çabanız da yok. Üstelik, kaba kuvvete dayalı, akıldan yoksun politikalarla çocukları örgütlerin safına daha fazla itiyorsunuz. Böyle sorunların tek bir çözümü var; daha fazla demokrasi, daha fazla eşitlik, daha sağlıklı eğitim ve eşitlikçi ekonomik paylaşımdır. (CHP sıralarından alkışlar) Özgürlüğünü kısıtladığın, iyi eğitim vermediğin, iş imkânı sunmadığın, üstüne bir de onurunu incittiğin insana “Senin hayatın çok kötü ama başkasının iyi olan hayatına saygılı ol.” demek “Ben bu sorunu çözmek istemiyorum.” demekten başka hiçbir şey değildir. Terörün, teröristin güçlenmesini istemediğimiz için daha fazla demokrasi istiyoruz. Teröristlerin taban bulmasını istemediğimiz için siyaset kanallarının açık tutulmasının önemine vurgu yapıyoruz. Bu gencecik çocukların aklını, vicdanını, insanlığını kaybetmiş örgütlerin pençesine düşmelerini istemediğimiz için eşit, özgür, refah düzeyi yüksek, herkesin kendi inancıyla, kimliğiyle yaşayabileceği bir ülke olmamızı sağlayacak politikalara ağırlık vermeliyiz diyoruz. Meseleye duyguyla değil, birazcık düşünerek, aklı birazcık kullanarak baktığınızda fark edeceksiniz ki “Özgürlükleri, demokrasiyi, eşitliği sağlayalım.” diyenler değil, “OHAL’i daha şiddetli uygulayalım. Kimseye göz açtırmayalım. Baskıyı artıralım, asalım, keselim.” diyenler terörün ekmeğine yağ sürüyorlar. (CHP sıralarında alkışlar) “Hukukun dışına çıkmayın, insanların adalet duygusuna zarar vermeyin ki başka yollara tevessül etmesinler.” diyenler değil, hukuku devre dışı bırakıp kaba kuvvetle sorunu çözeceğini sananlar terörün değirmenine su taşıyorlar. Buna rağmen, aynı yöntemi sürdürmek ve farklı sonuçlar beklemekse eğer kötü niyetten değilse bir cehalet örneğidir. “Şehit olun, şehit olalım. Ben de şehit olayım. Ne mutlu şehitlere. Yaşasın şehitlik.” demek teröristi yaşatmak, terörün devamını teşvik etmektir. (CHP sıralarından alkışlar) “Terörü durduralım, insanımız ölmesin, çocuklarımız yaşasın.” demiyorsunuz. “Terör biterse şehit olamayız. Oyları konsolide edemeyiz.” diye mi korkuyorsunuz? Derdiniz nedir? (CHP sıralarından alkışlar)

Tekrar edeyim, baskıyla, tehditle, kaba kuvvetle sorunu çözeceğini sanıp…

HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı)Saçmalıyor, saçmalıyor.

MUSA ÇAM (Devamla)…bu yönde politika geliştirenler terörün değirmenine su taşımaktan başka bir şey yapmıyorlar. Çünkü, bu örgütler için baskı ortamları taraftar bulmak, büyümek için en ideal ortamlardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütçe müzakereleri birazdan, benim konuşmamdan sonra bitecek. Plan ve Bütçe Komisyonunda bir ay, on bir gün de burada çok yoğun bir çalışma gösterdik. Şimdi, birazdan oylarınızı kullanacaksınız. Son bir buçuk yılda 33 saldırı ve 446 kişi hayatını kaybetti. Bu Parlamentonun hemen acilen bugünden sonra toplanıp Türkiye’de devam eden, kırk yıldır devam eden bu terörü sonlandıracak birtakım önlemleri ve birtakım tedbirleri alması gerekirken sanki Türkiye'nin bütün sorunları, bütün problemleri, dertleri bitmiş, bir tek Anayasa değişikliği, başkanlık ve rejim değişikliği kalmış. Peki, başkanlık olursa bugüne kadar yapamadığınız neyi yapacaksınız? Ne yapmak istediniz de onu gerçekleştiremediniz on dört yıllık iktidarınız döneminde?

Ama esas mesele şudur: Hepimiz biliyoruz ki bu bir sistem tartışması değil, bütün dünya, bütün insanlık, kediler, kuşlar, ağaçlar, bütün canlılar artık biliyor ki yapılmak istenenin, bu ülkenin tek bir vatandaşının yaşam standardının yükselmesiyle, var olan sorunların çözümüyle zerre kadar yakından ve uzaktan ilgisi yok. Kendinden başka -partili yol arkadaşları, yıllarca beraber yürüdüğü eski yol arkadaşları dâhil- kimsenin görüşüne, düşüncesine, aklına zerre kadar itibar etmeyen, tek doğrunun kendi doğrusu olduğunu düşünen bir adamın hırsı, arzusu, isteği yerine getirilsin diye bir çaba ve gayret var. Eğer derdiniz gerçekten sistem değişikliği olsaydı “Başkanlık olmuyorsa bari partili cumhurbaşkanlığı olsun.” der miydiniz? Kendisini ülkenin tek sahibi, tek akıllısı, tek vatanseveri, tek lideri gören ve hepinize “Ben sizin efendinizim, hepinizin yerine en doğrusunu ben düşünürüm, bu durumu yasal bir statüye kavuşturun.” diyen bir şahsa…

ÖMER ÜNAL (Konya)Şahıs değil o, Cumhurbaşkanı.

MUSA ÇAM (Devamla)…“Zaten bizim aklımız yok, bizim fikrimiz yok, bizim onurumuz yok, haysiyetimiz de yok; tek başına bizi yönet, bütün yetki, bütün güç de sende olsun.” demekten başka hiçbir şey değil. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

27 konuşma daha · 16 Aralık 2016

27 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook