Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
İstanbul Milletvekili · Halkların Demokratik Partisi
Genel Kurul, 50. Birleşim · 3. yasama yılı · 30 Ocak 2020 · 497 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Musa Piroğlu (Halkların Demokratik Partisi), 30 Ocak 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 497 kelime.
Musa Piroğlu (Halkların Demokratik Partisi, İstanbul). “Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim tutanağı, 30 Ocak 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/musa-piroglu-27-2020-01-30-cografi-bilgi-sistemleri-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakk (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=84977
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)MUSA PİROĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, ülke beşik gibi sallanıyor, son bir aydır devam eden sarsıntılar son olarak Elâzığ ve Malatya’da 41 insanın hayatını kaybetmesi, yüzlercesinin yaralanmasıyla sonuçlandı. Ardından, dün, Denizli, Manisa ve Marmaris’te yeni sallantılar oldu. Ve herkes eli yüreğinde büyük İstanbul depremini bekliyor çünkü biliyor ki büyük İstanbul depremi neredeyse kıyamet gibi bir yıkım olacak ama bu Meclis çoğunluğunun, iktidarın gündeminde bu depremler yok, onların bir tane gündemi var: Yüzen sarayın, ak sarayın, yazlık sarayın, uçan sarayın yanına Ahlat’ta yeni bir saray yapmak ve Kanal İstanbul üzerinden besledikleri, büyüttükleri inşaat baronlarına yeni rant alanları çıkarmak. Umurlarında deprem yok çünkü biliyorlar ki depremde sadece yoksullar ölüyor. Saray yıkılmayacak; köşkler yıkılmayacak, yaşadığınız rezidanslar, apartman daireleri yıkılmayacak, insanların üzerine, yoksulların üzerine yaşadıkları evler yıkılacak. Bu yüzden de depremle hiçbir zaman ilgilenmiyorlar ve ilgilenmemeye de devam edecekler.
Kamuoyu ısrarla soruyor: “Deprem paraları nereye gitti?” Doğal olarak biz de bunu dile getiriyoruz ama aslında biz deprem paralarının nereye gittiğini gayet iyi, yakından biliyoruz. Nereden mi biliyoruz? Kızılayın Ensar Vakfına aktardığı paradan biliyoruz. Nereden mi biliyoruz? Bu, Ahlat’ta yapılacak sarayın ve benzer sarayların hangi parayla yapıldığından biliyoruz.
Kızılay üzerinden BAŞKENTGAZ, Ensar Vakfına yani çocuklara cinsel saldırıyla damgalanmış, yargılanmış bir vakfa 8 milyon dolara yakın bir para aktardı ve bu para BAŞKENTGAZ’ın parası değil. Çünkü BAŞKENTGAZ bunu doğrudan Ensar Vakfına verseydi yüzde 5 vergiden düşecekti, şimdi tamamını vergiden düştü. Yani, hani “Vergiler nereye gitti?” dedik ya, işte, bu 8 milyon dolar para halkın vergisinden oluşuyor ve bu 8 milyon dolarla BAŞKENTGAZ 312 bin evin bir yıllık doğal gazını ödeyebiliyor. Halk soğuktan titriyor ama bizim vergilerimiz yandaş tarikat vakıflarına akmaya devam ediyor.
Vergiler nereye mi gidiyor? Ben şöyle söyleyeyim: Vergilerimiz yandaş tarikatlara gidiyor; İşsizlik Fonu patronlara akıyor; devlet bütçesi savaşa ve sarayın harcamalarına harcanıyor. Bir avuç çapulcuyu zengin etmek adına milyonları yoksullukla, açlıkla ve ölümle sınıyorsunuz ve bunu “kader” ve “imtihan” diye sunmaya devam ediyorsunuz. Çok rahatsınız, yargılanmayacağınızı, hesap vermeyeceğinizi sanıyorsunuz. Çünkü diyor ya Cumhurbaşkanı “Hesap vermeye zamanım yok.” Bir laf var: Her fâni hesap verecektir ya Hakk’ın huzurunda ya halkın huzurunda. Biz diyoruz ki: Bu işi Hakk’a bırakmayacağız, halkın huzurunda hesap vermeniz için size fazlasıyla zaman yaratacağız. O iktidar yıkıldığı gün, inanın çok fazla zamanınız olacak ve saray ve sarayla beraber davranan herkes o halkın huzurunda hesap vermeye devam edecek.
Ben küçükken rahmetli annem ağzıma bir avuç biber doldurdu. Bir saat köyün çeşmesinde ağlayarak yıkadım. Nedenini hatırlamam ama bir tek şeyi bilirim, o günden beri küfür etmiyorum. Ama ben bu adamın suratını her gördüğümde, gazetede haberi her okuduğumda o biberleri yeniden hatırlıyorum ve bu ülke halkına bu resmi bir daha gösteriyorum. Bu adamı, bunun ismini unutmayın çünkü bu herif, insanlar can derdinde, enkazın altındayken, küçücük çocuklarla nikâh kıyma hayali kuran biridir. Bu sapkınlıktır, bu düşkünlüktür, bu sapıklıktır. Ve bu herifin bu düşüncelerini dillendirmesine yol açan sizin iktidarınızdır, bu da vicdansızlıktır; bu vicdansızlık size aittir.
Bizim miting meydanlarında haykırdığımız bir laf vardı: “Biz, çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakacağız.” Siz ne bırakacaksınız? Ben, bunu ısrarla ve özenle merak ediyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
80 konuşma daha · 30 Ocak 2020