İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 10. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Milletvekili seçimi kanununda değişiklik yapılması nakkında (s.s.420)

Musa Sıvacıoğlu

Kastamonu Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 10. Birleşim · 4. yasama yılı · 22 Ekim 2009 · 998 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Musa Sıvacıoğlu (AK Parti), 22 Ekim 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLETVEKİLİ SEÇİMİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI NAKKINDA (S.S.420)); konuşma 998 kelime.

Musa Sıvacıoğlu (AK Parti, Kastamonu). “Milletvekili seçimi kanununda değişiklik yapılması nakkında (s.s.420)”. TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim tutanağı, 22 Ekim 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/musa-sivacioglu-23-2009-10-22-milletvekili-secimi-kanununda-degisiklik-yapilmasi-nakkinda-s-s-420 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MUSA SIVACIOĞLU (Kastamonu)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 420 sıra sayılı Ayhan Sefer Üstün ve Bayburt Milletvekillerimiz Ülkü Gökalp Güney ve Fetani Battal’ın Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Şu anda devam etmekte olan, iki tane takımımızın maçları var. O nedenle Genel Kurul sıralarında da biraz eksiklik hemen hissediliyor. Her iki takımımıza da ben üstün başarılar diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli Başkan, kıymetli milletvekili arkadaşlarım; seçim kanunları ülkemizde hep öteden beri tartışılagelmiş olan kanunlar. Tabii, millî iradenin tecellisi bu kanunlarla oluyor. Başta temel kanun olarak Anayasa’mızın 77 ve müteakip maddelerinde, Siyasi Partiler Kanunu’muzda, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’umuzda ve bugün görüşmekte olduğumuz Milletvekili Seçimi Kanunu’muzda bu hususlar düzenlenmiş.

Tabii, diğer kanunlarda herhangi bir değişiklik yok. Şu anda Genel Kurulda görüşmekte olduğumuz Milletvekili Seçimi Kanunu’nun iki tane maddesinde değişiklik öngörülüyor. Bunlardan bir tanesi 4’üncü maddenin üçüncü fıkrası, diğer bir maddemizde 6’ncı maddenin birinci ve ikinci fıkralarında değişiklikler getiriliyor.

Aslında biz dün Anayasa Komisyonunda bütün detaylarıyla da bu kanunumuzu, yapılan değişiklikleri görüştük. Orada, Cumhuriyet Halk Partisine mensup milletvekili arkadaşlarımızın olsun, Milliyetçi Hareket Partisine mensup arkadaşlarımızın olsun, işin özüne ilişkin, esasa ilişkin herhangi bir itirazları da yok. Sadece yöntem olarak karşı çıktıkları bazı hususlar var. “Alt komisyona havale edilmişti, bu, neden sonucu beklenmeden hemen huzura getirildi?” şeklindeki yakınmalar var. Ben siyasi parti mensuplarımızın, Anayasa Komisyonundaki değerli üyelerimizin, hem Cumhuriyet Halk Partisine hem de Milliyetçi Hareket Partisine mensup arkadaşlarımızın muhalefet şerhlerini de dikkatlice okudum. Yani, burada işin özüne yönelik olarak herhangi bir itirazları da yok. Esasen getirilen değişiklikle de bir şey yok. 2007 yılında değişiklik yaptığımız Anayasa’mızın 77’nci maddesinin birinci fıkrasıyla ilgili olarak, daha önce kabul edilen beş yıllık seçim dönemi dört yıla indirilmiş. Yani, burada yapılan değişiklikte bu yönüyle herhangi bir sıkıntı yok. Daha önceki, bizim tabii 1876 -Anayasa- Kanun-i Esasi’den itibaren orada dört yıl öngörülmüş, bir ara, 1921 Anayasası’nda iki yıla indirilmiş, 1924’te dört yıla çıkarılmış, 1982 sonrasında da beş yıla çıkarılmış ama hiçbir zaman bu beş yıllık süre uygulanmamış. Hep yine ya dört yıla kala veyahut da dört yılı doldurduktan kısa bir süre olmak üzere seçimler Türkiye’de yapılmış. Bu yönüyle zaten muhalefetin de herhangi bir itirazları da yok. İşin esası, özü Anayasa’ya uygunluğun, paralelliğin sağlanmasıdır.

Diğer ülkelerde de… Ben şöyle bir göz attım, Avrupa Birliği Uyum Komisyonunda olmam dolayısıyla ilgimi çekti. Mesela dört yıl olan ülkeler: Avusturya, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Almanya, Yunanistan gibi ülkelerde dört yıl. Bunun dışında beş yıl olan ülkeler de var ama bazılarında onların çiftli bir parlamento yapıları var, hem meclisleri hem de senatoları olması dolayısıyla beş yıl olan ülkeler var. Dolayısıyla burada muhalefetimizle de herhangi bir sıkıntımız olmadığı kanaatindeyim. “Sadece bir il yararlanıyor, dolayısıyla temsilde adaletin sağlanması açısından da diğer iller aleyhine olan bir durum ortaya çıkar.” şeklinde muhalefet partilerimizin burada bir yakınmaları var.

Kanunlar geneldir, objektiftir ve soyuttur. Eğer değerli muhalefetimizin aklına “Buradan sadece Bayburt yararlanıyor.” şeklindeki bir yaklaşım tarzı, kanunlarda bulunması gereken bu objektiflik, genellik ve soyutluk ilkesine aykırı bir durum söz konusu ise haklılık payı var denilebilir. Ancak belki de burada şüpheyi celbeden konu, Bayburt milletvekillerimizin bu kanun teklifini vermeleri, dolayısıyla, daha sonra da bir değerli milletvekili arkadaşımızın, Ayhan Sefer Üstün’ün de bir başka teklifle Meclisin huzuruna getirmelerinden kaynaklanan bir endişe, bir şüphe var. Aslında biraz önce saydığım kanunun bu ilkelerine aykırı, bu prensiplerine aykırı bir durum olmadıkça “Bu kanundan sadece bir il yararlanıyor.” şeklindeki bir yaklaşım, pek tasvip edilebilir bir yaklaşım değildir diye düşünüyorum.

Şu gözle de bakacağız: Bakınız, temsilde adalet ilkesini söz konusu ettiğimizde ve yine kanunun saydığım o prensiplerine aykırı olmayan bir durumla da karşı karşıyayız. Burada sadece tek seslilik değil, elbette çoğunluğun sesi, milletin iradesinin Meclise yansıtılması isteniyor ise ve özellikle de iki sesin, iktidar ve muhalefet sesinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde eğer yankılanmasını istiyorsak, aslında bu teklif tamamen buna da uygundur.

Hemen biraz önce karıştırdım, Ardahan’da 2 tane milletvekili var, AK PARTİ ve CHP’nin. Artvin’de yine 2 milletvekili, yine AK PARTİ ve Cumhuriyet Halk Partisinin. Bartın’dan 2 milletvekili var, yine AK PARTİ ve CHP’nin. Bilecik’te 2 milletvekili var, AK PARTİ ve CHP’nin. Iğdır’da AK PARTİ ve DTP’nin, Yalova’da AK PARTİ ve Cumhuriyet Halk Partisinin. Dolayısıyla, burada, olduğu gibi oradaki irade, Türkiye Büyük Millet Meclisine iktidar ve muhalefet olarak birlikte yansımış oluyor.

Eğer ileride değişecek olan nüfus sayımları dolayısıyla sadece Bayburt değil onun gibi 5 tane, 10 tane, hatta 15 tane ilin tek başına 1 milletvekiliyle kalmış olması, asıl o zaman tartışılması gereken konu önümüze gelecektir. O zaman da denilecektir ki, belki de o zaman, şu anda buna, bu değişikliğe, bu teklife bu yönüyle karşı olan değerli muhalefetimiz “Türkiye Büyük Millet Meclisinde yeteri kadar muhalefet temsil edilmiyor, bu sistem aykırıdır, dolayısıyla bir değişiklik yapalım.” diye belki de o zaman Türkiye Büyük Millet Meclisinin huzuruna gelecekler. Dolayısıyla burada sadece belki de hep Bayburt üzerinden konuştuğumuz için, kanunun ilkesi bu yönüyle iradeyi temsil etmiyor, sadece belli bir il kayırılıyormuş gibi bir görüntü verilmesi, biraz önce saydığım prensipler doğrultusunda da aslında millet iradesinin muhalefetiyle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisinde yansıtılması, orada inikâs bulması… Bu teklifin gerçekten yerinde olduğu düşüncesinde ve kanaatindeyim.

Bir getirilen tenkit de “Sadece Bayburt milletvekilleri bunun üzerinde duruyor.” diyorlar. Aslında bir ilin milletvekillerinin illeriyle ilgilenmesi, Türkiye’nin geneliyle ilgilenmesi kadar doğal başka bir şey yok. Neden? Kastamonu da Teşvik Kanunu’ndan yararlanamamıştı. Biz hemen Kastamonu da Teşvik Kanunu’ndan yararlansın diye elimizden gelen bütün gayretleri sarf ettik. Elbette ki bütün milletvekilleri illeriyle ilgili olan konuları Türkiye Büyük Millet Meclisine getirecekler ve burada görüşmeyi sağlayacaklar. Bunun dışında, illerimizle ilgili araştırma önergeleri veriyoruz. Elbette ki tüm milletvekillerimiz araştırma önergesi verecekler, illeriyle ilgili konuları Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine tabii ki getirecekler.

Burada dikkatinizi çeken, dikkatimizi çeken konu, bundan böyle Türkiye’deki tüm illerde 2 milletvekili esasını getiriyoruz demektir. Bu, aynı şekilde buna paralel olarak, önceden numarası olan 1580 sayılı Belediyeler Kanunu’nun ilgili maddesinde “Her vilayet ve kazada belediye kurulması mecburidir.” diyor. Geçen dönemde nüfusu 2 binin altında olan beldelerdeki belediyelerle ilgili bir düzenleme getirmiştik ama yine Belediyeler Kanunu’nda, nüfusu ne olursa olsun her ilçede belediye olma zorunluluğu vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

53 konuşma daha · 22 Ekim 2009

53 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook