Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
Kastamonu Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 95. Birleşim · 4. yasama yılı · 26 Nisan 2010 · 922 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Musa Sıvacıoğlu (AK Parti), 26 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 922 kelime.
Musa Sıvacıoğlu (AK Parti, Kastamonu). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim tutanağı, 26 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/musa-sivacioglu-23-2010-04-26-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA MUSA SIVACIOĞLU (Kastamonu)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Anayasa’nın 157’nci maddesinde değişiklik yapan çerçeve 122’nci maddesi hakkında Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Tarihî bir görev ifa ettiğimiz en kapsamlı Anayasa değişikliği çalışmalarımızın bugün yedinci günündeyiz. Hayırlısıyla iki gün sonra da çalışmalarımızı tamamlayacağız.
Normlar hiyerarşisi içinde en üstte bulunan, devletin yapısını, siyasi rejimini, bireylerin hak ve özgürlüklerini, kısacası bir sistem bütünlüğünün ifadesi olan Anayasa değişikliği, milletten aldığımız yetkiyle, onun temsilcileri olarak bu Anayasa değişikliklerini hep birlikte, iktidar ve muhalefet olarak müzakere ediyoruz. Gönül isterdi ki 90’ıncı yılını kutladığımız Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın bu yıl dönümünde bu kutsal çatı altında bir Anayasa değişikliği çalışmasını yapmayalım, demokratik ve özgürlükçü, Türk milletine laik bir anayasamız olsun. Amacımız da hedef gösterilen muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkmak olduğuna göre, bugünleri elbette ki milletimizin yararına olarak gece gündüz çalışmak suretiyle de kullanmak durumundayız.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yasama, yürütme ve yargı olarak üçlü bir sacayağı oluşturan kuvvetler ayrılığı kurumlar arasındaki ilişkileri birbirlerine üstünlük ve rekabet yerine anayasal çerçevede iş birliği ile kendi görevlerini yapacak olurlarsa demokrasimiz güçlenir ve kökleşir. Bunun gerçekleşmesi için de, başta Anayasa’mız olmak üzere, özellikle de yargımızın ve onun organlarının tartışılır olmaktan çıkarılmış olması gerekir.
Bu noktada, bu konuyla ilgili olması nedeniyle, yasama ve yürütmeyi bir kenara bırakarak yargıyla ilgili olarak bazı konulara da değinmek istiyorum. Bir ülkenin gerçek hukuk devleti olup olmadığının anlaşılabilmesi için adil yargılamasına, bağımsız mahkemelerine, yargı dâhil yasama ve yürütmenin hukuka bağlı olarak hukukun üstünlüğünü gerçekleştirip gerçekleştirememesine göre ölçülür, hassas adalet terazisinin hassasiyetine göre ölçülür. Bunun sağlanmasının yolu da yargı birliğinden geçmektedir. Ancak ülkemizde yargı birliğinden bahsetmek maalesef mümkün bulunmamaktadır.
Yüksek mahkemelerimizden sivil Yargıtayın karşılığı Askerî Yargıtay, Danıştayın karşılığı Askerî Yüksek İdare Mahkemesi. Sivil ve askerî mahkemeler arasındaki ihtilafları çözen de uyuşmazlık mahkemelerimiz bulunmaktadır. Kuvvetler ayrılığı prensibinin en önemli ayağı olan yargıdaki bu ikilem uygulamaya da yansımaktadır ve bu durum, adalete ve mahkemelere olan güveni de sarsmaktadır.
Dün ve bugünkü konuşmacılarımız da zikrettikleri için ben de kısaca değinmek istiyorum. Kamuoyunda “Şemdinli Davası” olarak bilinen bir yargılamada, daha sonra askerî mahkemeye dosyanın gönderilmesi nedeniyle, bu konu kamuoyunda uzun uzun tartışılmış; şu anda da hâlen yargılanması devam etmektedir. Bu da yargılama birliğinin sağlanamamış olmasından kaynaklanmaktadır. Suçların askerî mahkemelerde, hangilerinin sivil mahkemelerde yargılanacağı hâlen de tartışılır olmaktadır.
Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasa Mahkemesinin kararlarında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin muhtelif kararlarında, ilerleme raporlarında ve istişari raporlarda yargı sistemimiz eleştiri konusu yapılmaktadır ve bu eleştirilerin dozajı da gittikçe artmaktadır. Daha önceki konuşmacılarımız da zikretmişlerdi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde Rusya’dan sonra en fazla ihtilafı olan, en fazla dosyası olan bir ülke konumundayız. Bundan kurtulmanın yolu da tam demokrasi ve yargı bağımsızlığından geçmektedir. 13 bine yakın bir dosyanın hâlen buralarda bulunmuş olması, elbette ki savunulacak bir durum değildir.
Mukayeseli hukuk göstermektedir ki pek çok ülkede ayrı bir yargı sistemi bulunmamakta ve askerî kişiler de adliye mahkemelerinde yargılanmaktadır. Bazı ülkelerde ise, askerî mahkemeler sadece disiplin mahkemesi olarak oldukça sınırlı bir alanda görev yapmaktadırlar. Buna karşın, askerî yargı ülkemizde, demokrasi ve hukuk devleti standartlarının dışında geniş bir görev alanına sahiptir. Askerî yargının görev alanının geniş belirlenmiş olması, yukarıda da belirttiğim gibi, yargı mercileri arasında görev uyuşmazlıklarına neden olmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında, yargı bağımsızlığı konusunda, bir mahkemenin bağımsızlığı, mahkeme üyelerinin atanma ve görevden alınma usulü, görev süreleri ve bu üyelere emir vermeye yetkili herhangi bir organın bulunup bulunmadığı, hâkimlerin her türlü dış tesirden korunmalarını sağlayacak mekanizmaların bulunup bulunmadığına göre ölçülmektedir. Bu ölçütlerden hareketle, yargı sistemimiz, başta Anayasa’mız ve ilgili kanunlar incelendiğinde ikili bir yapılanmanın olduğu bariz bir şekilde görülmektedir.
Anayasa’mızın “Yargı” başlıklı Üçüncü Bölüm’ünde, mahkemelerin bağımsızlığı, hâkimlik ve savcılık teminatı, hâkimlik ve savcılık mesleğinin ülke ve gerekli sivil yargıya… Yani adli ve idari yargı düzenlenirken “Askerî yargı” başlıklı 145’inci maddesindeki “Askerî yargı, askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür.” ifadesiyle düalist bir yargı sisteminin olduğu açıkça görülmektedir. Bu yapının hukuki, akademik ve belli hukuk çerçevesi dışında, siyaset arenasında da fazla tartışıldığı görülmemektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizden önce konuşan değerli, muhalefete mensup sözcülerimiz, Anayasa tartışmalarının ve müzakerelerinin devam ettiği böyle bir günde, sadece Adalet ve Kalkınma Partisini karalama adına “İşsizlikten bahsetmiyorsunuz, emekten bahsetmiyorsunuz, ekonomi kötü durumda.” derken, Adalet ve Kalkınma Partisi, çok daha önceleri, kurulduğu 18 Ağustos 2001 tarihinden itibaren millete neleri vaat etmişse, hangi sözleri vermişse onların hepsini de yerine getirmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; elimde Adalet ve Kalkınma Partisinin seçimlere giderken 2002 yılında hazırlamış olduğu seçim beyannamesi var. Bu seçim beyannamesinde yargıyla, hukuk devletiyle ve ekonomiyle ilgili olarak neler vaat etmiş ise… Tam sekiz yıl önce bu beyannameyle milletin huzuruna çıkmış ve bu beyannameyle Adalet ve Kalkınma Partisi olarak, 2 tanesi milletvekili seçimi, 2 tanesi de mahallî seçimler olmak üzere 4 kez yüzünün akıyla seçimlerden çıkmış, şu anda da Parlamentonun en büyük grubunu teşkil etmektedir.
HÜSEYİN YILDIZ (Antalya)Sekiz senedir niye bekliyorsunuz?
MUSA SIVACIOĞLU (Devamla)Bu konuyla ilgili olarak bakınız o yıl ne demişiz: “Temel hak ve özgürlükleri ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde, özellikle Kopenhag Kriterleri’nde belirtilen seviyeye yükseltmek için Anayasa ve yasalarda gerekli değişikliği yapacaktır.”
HÜSEYİN YILDIZ (Antalya)Bir sefer de doğru söyleyin.
MUSA SIVACIOĞLU (Devamla)Bu söz, evet, 3 Kasım 2002 tarihinde seçimlere giderken milletimize vaat ettiğimizdir.
Bunun dışında, yargıyla ilgili olarak, “Hukuk ve Adalet Reformu.” başlığı altında hazırlanan bu beyannamemizde ne demişiz: “Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçimi yeniden düzenlenecek, yasama, yürütme ve yargı arasında denge kurularak Türkiye Büyük Millet Meclisine de üye seçme yetkisi tanınacaktır.” Tam sekiz yıl önce biz bu sözü milletimize vermişiz. Onlarla kurduğumuz gönül köprüsü dolayısıyla neler vaat etmiş isek bugün de bunları gerçekleştiriyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
100 konuşma daha · 26 Nisan 2010