Futbolda şike,rüşvet,vb.meydana gelen istenmeyen olayların araştırılması amacıyla meclis araşt.açılmasına ilişkin önergeler(10/63,113,138,179,228)
Samsun Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 20. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Kasım 2004 · 1.043 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Musa Uzunkaya (AK Parti), 23 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: FUTBOLDA ŞİKE,RÜŞVET,VB.MEYDANA GELEN İSTENMEYEN OLAYLARIN ARAŞTIRILMASI AMACIYLA MECLİS ARAŞT.AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGELER(10/63,113,138,179,228)); konuşma 1.043 kelime.
Musa Uzunkaya (AK Parti, Samsun). “Futbolda şike,rüşvet,vb.meydana gelen istenmeyen olayların araştırılması amacıyla meclis araşt.açılmasına ilişkin önergeler(10/63,113,138,179,228)”. TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim tutanağı, 23 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/musa-uzunkaya-22-2004-11-23-futbolda-sike-rusvet-vb-meydana-gelen-istenmeyen-olaylarin-arastirilma (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MUSA UZUNKAYA (Samsun)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; beş ayrı önergenin birleştirilerek görüşüldüğü, kısaca, sporun encamını ortaya koyacak bir araştırma önergesinin Meclis gündemine alınmasıyla ilgili önergeler arasında, ben ve 26 arkadaşımın da imzalayıp sekiz ay önce Yüce Parlamentonun gündemine taşıdığı bir gündemle huzurunuzdayım; bu vesileyle, Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugüne kadar spordan "zede" olanlara, yaralananlara, son olarak kaybettiğimiz genç kardeşimizi de rahmetle yâd ederek, geçmiş olsun diyor, spordan zade olanların da -yani, bunun bir "zedesi", bir de "zadesi" var- sorgulanması imkânının hazırlanacağı bir çalışmanın burada yapılmasını umut ve temenni ediyorum.
Değerli arkadaşlar, Yüce Parlamento, toplum içerisinde meydana gelen bu ve benzeri olayları, kurumlar ve kuruluşlar özerk de olsa, ele almak, değerlendirmek, bunların üzerine araştırma komisyonları aracılığıyla gitme, sonuca ulaştırma hususunda bugüne kadar ciddî gayretler sarf etmiştir. Umuyorum, bu görüşmelerden sonra sizlerin oylarıyla bir araştırma komisyonu oluşacak. Bütünüyle sporu masaya yatırarak Parlamento zemininde yanlışlarına dur diyecek, doğru olanlara da beraber gönül ve destek verecek bir anlayışı burada ikame etme fırsatımız, inşallah, olur. Çünkü, bir ara, bir anket yapıldı, bildiğim kadarıyla, Parlamentoda takım tutmayan arkadaşımız hemen hemen yok; ama, nedense, Türkiye'de spor denilince akla futbol, futbol denilince de akla süper lig, süper lig denilince de akla üç tane İstanbul büyükleri geliyor. Bu tabir bile rencide edici bana göre değerli arkadaşlarım. Sporun büyüğü yok. Stada çıkan, sahaya çıkan, gücünü ortaya koyar. Büyüklük, futbolsa 90 dakika, diğer aktivitelerse, kaç dakikaysa -güreş, minder vesaire- o süredir. Dolayısıyla, bu yaklaşım, bir İstanbul yaklaşımı ortaya koymuştur ve nedense, bu tür olaylar, hep, İstanbul takımlarının, ya Anadolu'ya çıkışında ya da Anadolu'nun İstanbul'a taşınmasında meydana gelmektedir. Böyle bir ayırımı yapmaya belki mecbur olduğum görüntüye sebep olanlar adına üzüntü verici; ama, şahsen böyle bir değerlendirmeyi yapmada da haklı olduğumu lütfen kabul buyurunuz.
Değerli arkadaşlar, spor, ahlâktır, dürüstlüktür, centilmenliktir; insanların akıl ve vücut sağlığının gelişimine yardımcı olan, ülkelerin, milletlerin ve takımların tanıtımına, aralarında kardeşlik, dostluk ve barışın yaygınlaşmasına vesile olan önemli bir aksiyondur. Ülkemiz, başta futbol olmak üzere, sporun her dalında, ata sporumuz ve diğer dallarda bugüne kadar sayısız başarılar göstermiş ve isimleri unutulmayan çok sayıda sporcuları, gerek ferdî gerek kolektif sporcu olarak ortaya koymuştur.
Tabiî, bu arada, sporda şaibeler, dedikodular ne kadar yaygınlaşıyorsa, ahlakî erozyon ne kadar fazla oluyorsa, alanlarda da kayıp ve zaaflar o ölçüde artıyor. Mesela, Millî Takımımızın geçen haftaki yenilgisi her birimizi fevkalade üzmüştür, üzmektedir. Dünya üçüncüsü olan bir takımın kendi ülkesinde "sıradan bir takıma" böylece yeniliyor olması, başta Değerli Devlet Bakanımız olmak üzere, tüm spor camiasını yakından ilgilendiren bir husus olmalıdır.
AHMET ERSİN (İzmir)İlgileniyor mu, ilgilendi mi?
MUSA UZUNKAYA (Devamla)Neden, niçin, nasıl, buraya niye geldik?
Değerli arkadaşlar, üzülerek söylüyorum -var mıdır yok mudur bilmiyorum, ama- şaibe odur ki, sporda rüşvet var, sporda tehdit var, sporda tedhiş var, sporda doping var, sporda şike var, sporda şantaj var, sporda taciz var, sporda mafya-medya ilişkisi var; sporda, özellikle spor adına yapılan yayınlar içerisinde, spor programlarında, spora ilgi duyan insanları, gençleri farklı bir psikolojiye sürükleme var. Yani, dedim ki, şu kürsüye gelirken acaba şöyle mi desem, hani statlarda var ya "ölmeye, ölmeye, ölmeye geldik!" Bu ne demek, stada gelirken böyle bir beyan?!
V. HAŞİM ORAL (Denizli)Tekbir getiriyorlar, tekbir!..
MUSA UZUNKAYA (Devamla)Hiç duyar mısınız bunları siz? Değerli Bakanım, bu sözlerin bir suç olduğuna inanıyorum. Statlara ölmeye değil gülmeye ve insanların, alkışlanmaya, alkışlamaya, stres atmaya gittiğini ve gitmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bir takım düşünün ki, psikolojik olarak hazırlanmış, stadın içine giriyor. İşte -geliş nedenlerini az önce Sayın Bakanımız da açıkladı, arkadaşlar açıkladı, açıklayacağız- bir gençlik düşünün orada, bütün enerjisiyle, ölmeye, ölmeye, ölmeye gelmiş!.. Niye ölmeye gelmiş?! Başka çaresi yok, biz, bu maçı alacağız; başka yolu yok. Bunun anlamı şudur: mafyaysa mafya, çeteyse çete, işbirliğiyse işbirliği, hakem satın almaysa hakem satın alma...
Değerli arkadaşlar, Anadolu takımları, hakem satın alınmasından dolayı feryat ediyor. Üzülerek söylüyorum, son Beşiktaş-Rize maçında bile, ciddî boyutta bir fiilî cinayet olmuştur; ama, bir de hakem cinayeti olmuştur; penaltı olmayan bir hadise penaltıya çevrilmiş, bütün spor otoritelerinin söylediği... Gözlerimiz var; biz de az çok anlıyoruz. Böyle şey olmaz!.. Bunlar, toplumu tahrik eder, statları gerer. Psikolojisi henüz yerinde olmayan... İşte haberlerde var, bu genç, eroin kullanıyormuş, esrar alıyormuş, bali içiyormuş; bugünkü gazetelerin haberleri... Doğru mudur yanlış mıdır, bunu Emniyet Teşkilatı takip edecek.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)Bali içilmez Sayın Vekilim.
MUSA UZUNKAYA (Devamla)Bali alınır mı?
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)Koklanır...
MUSA UZUNKAYA (Devamla)Koklanır... Vallahi, bilmediğim için, elhamdülillah da bilmiyorum bunu, içilir mi, alınır mı...
HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale)Sayın Vekilim, bak, bilenler var!..
MUSA UZUNKAYA (Devamla)Hayır, herhalde tanıyanlar var; ben tanımıyordum.
Değerli arkadaşlar, bunu şunun için söylüyorum: Burada ciddî bir olumsuzluk var. Bu olumsuzluğun giderilmesinin yolu, hukukun kurallarını çok iyi uygulamaktır. Sayın Bakanım az önce ifade ettiler; doğrudur. Yasa metinleri de burada elimde. Gayet güzel bir yasa çıktı ve güzel de bir yönetmelik yayımlandı. Peki, uygulama?.. Neden İstanbul olunca... Neden... Tırnak içinde söylüyorum: Ben, büyüklük kavramını, 90 dakikada hakemlerin, falanların filanların desteği olmadan ortaya konulan kahramanlığa, centilmenliğe bağlıyorum. Bunun dışında büyüklük yoktur. Ne falan ne filan takım... İşte görüyorsunuz, son hafta bütün hepsi hercümerç oldu. Beklenenler tersine döndü, yenileceği zannedilenler farklı bir şey ortaya koydu; ama, Anadolu takımları, üzülerek söylüyorum, tabir yerindeyse, ayakları titreyerek gidiyor bazı takımların karşısına; acaba bu takımın arkasında hangi mafya gücü var, hangi çete bağlantısı var, bu hakem neye göre verildi...
Değerli arkadaşlar, Merkez Hakem Kurulunu suçlamak için söylemiyorum bunları. Bunlar vakıalar, bunlar basına yansıyanlar, bunlar geçmişe ait konuşmalarımın içinde, metinlerde, ibarelerde, televizyon programlarında... Çıkıp, hakemlerin hangi maça, niçin, kim tarafından, nasıl verdirildiğini söylüyor; yani, sonucu baştan belirlenen bir spor anlayışı.
Demek ki, sporda centilmenlik anlayışı da büyük oranda erozyona uğratıldı. Dolayısıyla, bizim, burada, bu araştırma önergeleriyle, gerek bu son, çok ciddî olay... Ben, tabiî, son olayı, çok ciddî boyutta bir olay olarak varsayıyorum; ama, bardağı taşıran son damla olduğunu düşünüyorum. Bugüne kadar statlarda onlarca yaralanma oldu; ama, bir ölüm olunca, tabiî, dikkat çekti. Halbuki, hemen hemen her gün elinde bıçaklar...
Ben, şimdi, merak ediyorum ve yine, soruyorum Sayın Bakanıma: Bir ilden bir ile takım giderken, fanatikleri, taraftarları, kasap bıçaklarıyla gidiyor, koskoca saldırmalar, kasap bıçakları... Yakalanıyor, emniyet biraz sonra koyuyor arabaya gönderiyor. Allahaşkına bu ne demektir?!
Mesela, geçende, bir ile giderken, ilin girişinde, 30-40 kilometre dışarıda böyle bir fanatik grup, üç dört otobüs durduruldu ve içinden koca saldırmalar, bıçaklar... Ekranlarda görüyoruz. Maşallah, Irak'a gitselerdi Amerika'nın işini bitirirlerdi bunlar. Nereye gidiyorlar; filan yere maça gidiyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
19 konuşma daha · 23 Kasım 2004