633 sayılı diyanet işleri başkanlığının kuruluş ve görevleri hk.kan.(ss . 870 )
Samsun Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 90. Birleşim · 3. yasama yılı · 27 Nisan 2005 · 835 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Musa Uzunkaya (AK Parti), 27 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 633 SAYILI DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞININ KURULUŞ VE GÖREVLERİ HK.KAN.(SS . 870 )); konuşma 835 kelime.
Musa Uzunkaya (AK Parti, Samsun). “633 sayılı diyanet işleri başkanlığının kuruluş ve görevleri hk.kan.(ss . 870 )”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 27 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/musa-uzunkaya-22-2005-04-27-633-sayili-diyanet-isleri-baskanliginin-kurulus-ve-gorevleri-hk-kan-s-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MUSA UZUNKAYA (Samsun)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ilgili madde üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi bu vesileyle, saygıyla selamlıyorum.
Tabiî, bugün tartıştığımız konu, Diyanet İşleri Başkanlığının kadrosu bulunmayan camilerde istihdam etmekte olduğu, süreci de -çok açık olarak söylemek lazım- 2001 yılından itibaren, yani, dört yıldır devam edegelen bir uygulamayla başlayan, yani, bizim iktidarımızla -hani bazen söyleniyor, işte, sanki, bizim bu işi başlattığımız gibi bir yaklaşım da hissediliyor- bizimle başlamayan, bizden önce bir zaruretten, haklı bir gerekçeden başlayan; ama, bugün de devam edegelen vekil imamların asalete atanmasıyla ilgili bir değerlendirmedir. Yani, neticede, bu, bir ihtiyacı karşılayacak. Bu vatanın çocukları, bu memleketin okullarında -hatta, birçoğu yüksekokul okumuş- bir kısmı mastır yapmış; ilahiyat fakültesi ve değişik alanlarda mastır yapmış arkadaşlar var bunların içinde görev yapan. Hakikaten, aydın din adamına bu toplumun ihtiyacı var mı yok mu?
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Antalya)Var.
MUSA UZUNKAYA (Devamla)Ben, iktidar ve muhalefetiyle, bu Parlamento içi ve Parlamentonun dışıyla, buna ne kadar muhtaç olduğumuzu kabul etmeyecek, itiraf etmeyecek hiçbir aklıselim insanı düşünmek bile istemiyorum. Bu mümkün mü?! Yani, her alanda yetişmiş insana ihtiyacımızın olduğu bir yerde, camilerimizde, şu veya bu nedenle, haftada, ayda, yılda, ramazanda, bayramda veya cenazede, gittiğimizde dinleyeceğimiz, liyakatli, ehliyetli hocalara ihtiyacımız varsa, bunu bir şekilde tartışma konusu yapmamak lazım.
Tabiî, bu vesileyle, konuşmaların odağına, mümkündür ki, bugün... Anayasa Mahkemesi bir şekilde yorumlandı; değerli anayasa profesörü Hocam Oya Hanım da bir şekilde buna temas etmek durumunda kaldı. Yani, burada, kimse kimseyi yaralamak berelemek için değil; ama, demin de söyledim arkadaşlar, eğer dinî bir konuda tartışılması gerekiyorsa, tartışabiliriz, benimserse herkes konuşabilir; ama, herkes alanında konuşmalı. Yani, benim bir mühendisin mühendislik işinin altına mührümü, kaşemi, imzamı vurmak ne kadar usul, teknik, bilim açısından sağlıksızsa, bir başkasının da dinle alakalı... Demin bir arkadaşımızın bu konudaki açıklaması... Anayasa Mahkemesiyle bir kıyaslama yapıldı. Haa, bir şeyi orada ayırmak lazım; birisinin, Anayasa Mahkemesinin kararlılığının yaptırım gücü var. Diyanetin veya din işlerinin... Yani, dinde herkes özgür; isteyen yaşar isteyen yaşamaz, isteyen ibadet eder isteyen etmez, isteyen o camiin imamını görür isteyen hiç görmez; dinin böyle bir zorlaması yok. Haa, vatandaş isterse gider; ama, gidenlerin önüne liyakatli, ehliyetli... Mademki, bu sorumluluğu... Laik devlet çevresinde, Türkiye'de çok istisnaî bir uygulama. Bakın, bunu ben söylüyorum size. Avrupa'da, Avrupa Birliği ülkelerinde devlete bağlı böyle bir din hizmeti yok; ama, mademki Diyanet anayasal bir kurumdur ve -az önce de söyledik- Cumhuriyetle yaşıttır, devletin iradesi ve idaresi altında bir din hizmeti yürütülüyorsa, kusura bakmayın, devlet o imamı da atayacak. Şu iktidar atayacak, bu iktidar atayacak; iktidarda olan kimse, o atayacak. Siyaset buna bir şekilde müdahil oluyor. Maalesef öyle. Yani, sistemi nasıl değiştireceksiniz?.. Cumhuriyet Halk Partisinin bir önerisi olsun; mesela, Sayın Anadol, bir grup başkanvekili, bir hukukçu arkadaşımız, bir öneri hazırlasınlar, desinler ki, din görevlisinin siyasî yolla atanmasını engellemek için... Yirmibeş yıl burada çalışmış ve siyaseten, Ocağın 4'ünde, 32 günlük çocuğuyla tayini çıkarılmış bir müftüyüm; Ocağın 4'ünde, 32 günlük çocuğuyla tayini çıkarılmış bir müftüyüm. Ocak, tayin mevsimi mi?! Bakın, bunların olmadığını söylemiyorum bu kurumda; zaman zaman bunlar da olagelmişti, siyasî müdahalelerle olmuştu; ama, ben diyorum ki, bu müdahalelerden arındırmak istiyor muyuz bu müesseseyi; sistem önerin. Bu müessese, Anayasa yapısı içerisinde var ise, devlet tarafından buralara görevliler atanacaksa, bunların tensibi bu şekilde olacaksa, arkadaşlar, kusura bakmayın, bugün ben, yarın siz, bir başka gün milletin bu talebini, tıpkı hemşirede, tıpkı doktorda, tıpkı öğretmende, tıpkı devletin diğer personelinde olduğu gibi karşılayacaksınız. Şimdi, Anayasayla ilgili olan bu konu bugün sürekli tartışılır oldu.
Değerli arkadaşlar, bittabi tartışılacak; yani, din konusunda birileri bir şey söylüyor. Niye; yani, bununla ilgili Diyanet İşleri Başkanlığı anayasal kurum ve bunun içerisinde en büyük uzvu da Din İşleri Yüksek Kurulu. Seçimle gelen, liyakatli...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUSA UZUNKAYA (Devamla)Sözlerimi bağlıyorum Sayın Başkanım.
BAŞKANToparlayın efendim.
MUSA UZUNKAYA (Devamla)...çoğu, alanında ihtisas sahibi olan ve hukuk adamı; bunların çoğu da hukukçu. Bu konuda daha önce yayımladıkları iki tane, üç tane karar var. 12 Eylül sonrası, o dönemin Millî Eğitim Bakanı Hasan Sağlam ve dönemin Devlet Bakanı rahmetlik Mehmet Beyden talep edilen, yani, imam-hatiplerde o gün sorun haline gelen, sorun haline getirilmek istenen başörtüsüyle ilgili talep edilen bir görüş var. İsteyenler, istedikleri anda Diyanet sitesine girsinler, bu görüşleri alırlar. Bilahara, 1990'lı yılların başında, 1993'te, bu konuda yeni bir görüş talep edildi, aynı görüş verildi. Bu bir görüştür. Haa, bu görüşün şu yönü var; bağlayıcı değildir. Bu konuda kimsenin söylediği bir şey yok. Müessese olarak bu. İsteyen uyar...
K. KEMAL ANADOL (İzmir)Anayasa Mahkemesinin üstünde değil...
MUSA UZUNKAYA (Devamla)Böyle bir iddia yok; kimse kimsenin üstünde değil.
Sayın Anadol, kuvvetler ayrılığı varsa -ki, siz hukukçusunuz- kimse kimsenin üstünde değil. Anayasa herkese bir yer vermiş. Anayasa Mahkemesi, yasaları denetler, izler, sorgular.
K. KEMAL ANADOL (İzmir)Kararı var...
MUSA UZUNKAYA (Devamla)Bakın, Anayasa Mahkemesinin kararı... Anayasanın 153 üncü maddesi önünüzde. 153 üncü maddesi, çok iyi biliyorsunuz ki, Anayasa Mahkemesi içtihatları. Ben hukukçu değilim; ama, hepimizin mantığı var, Allah hepimize bir beyin vermiş. Diyor ki: Anayasa Mahkemesinin içtihadı, yani, kararları, yasa koyucu yerine geçemez. İşte, hüküm orada açık, 153 üncü madde önünüzde. Yasa koyucu burada. Egemenlik bilakaydüşarttan kasıt bu.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
54 konuşma daha · 27 Nisan 2005