Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifi münasebetiyle
İzmir Milletvekili · Halkların Demokratik Partisi
Genel Kurul, 126. Birleşim · 1. yasama yılı · 17 Ağustos 2016 · 562 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Müslüm Doğan (Halkların Demokratik Partisi), 17 Ağustos 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 126. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifi münasebetiyle); konuşma 562 kelime.
Müslüm Doğan (Halkların Demokratik Partisi, İzmir). “Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 126. Birleşim tutanağı, 17 Ağustos 2016. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muslum-dogan-26-2016-08-17-yatirimlarin-proje-bazinda-desteklenmesi-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmu (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=51865
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)MÜSLÜM DOĞAN (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizin büyük bir felaket geçirdiği konusunda hiçbirimizin kuşkusu yoktur. Yapılmak istenen darbenin başarısızlığa uğramasında halkımızın demokrasi bilinci çok önemli rol oynamıştır. Bu bilinci geliştirmek için, halklarımız için yeni bir inşa sürecinde cumhuriyetin demokratikleştirilmesi, egemen ulus ve egemen inanç psikolojisinden de kurtulmamız gerekmektedir. Aksi takdirde oligarşik bürokrasinin yeni kuşatmaları olası darbe süreçlerine hizmet edecektir.
Mustafa Kemal Atatürk 1919 yılında “Kürtleri de bir öz kardeş olarak bağrımıza basıp tekmil milleti bir nokta etrafında buluşturmalıyız.” derken bugünün ihtiyacı olan demokratik ulusa işaret etmiştir.
Değerli milletvekilleri, Türk halkı ile Kürt halkı ve diğer halklar demokratik ulus temelinde birleşmek zorundadır. Bu süreçten başka hiçbir çıkış yolu da yoktur.
Devletin esas kuruluşuna ilişkin, anayasal düzlemde, 1918 ile 1921’li yıllarda belgeler anlamında ortaya konan birkaç ana temayı size sunmak istiyorum.
Devletin esas kuruluşuna ilişkin anayasal düzlemde olan bu temel şeyler şunlardır:
Türkler ve Kürtler ortak vatanları üzerinde birlikte yaşamaya karar vermişlerdir. Bu karar 2 Aralık 1918 tarihinde Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyetinin kuruluşuyla birlikte alınan bir karardır. Bu karar Türk ve Kürt temsilcilerini birleştiren kongrelerde ve Büyük Millet Meclisinde açıklandığı gibi, Türklerin ve Kürtlerin Kurtuluş Savaşı’nda omuz omuza savaşmaları ve vatanlarını birlikte kazanmalarıyla fiilen ortaya konmuştur.
Ortak vatan, Kürtlerin ve Türklerin ve diğer halkların yaşadığı alan olarak ifade edilmiştir.
Ortak cumhuriyet, millet adına kurucu irade aslında milleti bir bileşke vektör olarak görmektedir. Yani, Büyük Millet Meclisi Türklerin ve Kürtlerin ortak Meclisidir ve Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti de Kürtlerin ve Türklerin ortak hükûmeti olarak belirlenmiştir.
Asli kurucu unsurlar anlamında da Kürtler ve Türkler asli kurucu olarak o dönemin, cumhuriyetin kurucuları tarafından ortaya konmuştur.
Ortak kimlik ve kardeşlik konusunda da bu iki kurucu unsur ortak millî kimliğe, bir millete mensup yani demokratik ulusun iki bileşeni olarak da ayrıca tarif edilmiştir.
Şûralarda özerk yönetim anlamında da Türkiye Büyük Millet Meclisinin yönetiminde ve denetiminde olur verilmiştir.
Son olarak da Kürtlerin bu ülkenin kurucu unsurları olarak eşit yurttaşlık temelinde tüm haklardan yararlanacağı hususu da ayrıca belirtilmiştir.
Peki, ne oldu da bu kurucu iradenin aldığı kararlar hayat bulmadı, sorun büyüyerek buraya kadar geldi? Tek sorun, aslında egemen ulus ve egemen inanç sistemine dönülerek resmî bir ideoloji teşekkül ettirilmiştir, inançlar ve diller yok edilmeye çalışılmıştır.
Demokrasi mücadelesi içerisinde o kadar çok çeşitlilik vardır ki İslami kesimin mücadelesi, sınıf mücadeleleri, Kürt siyasi mücadelesi, Alevilerin vermiş olduğu mücadeleler maalesef mevcut resmî ideolojiyle örülmüş, devletin ağır müdahaleleriyle karşılaşmıştır. Son kırk yıldaki bilanço, halklarımızın kaldıracağı boyutu maalesef aşmıştır. Halklar, inançların çığlığı ağır bir şekilde bastırılmaya devam edilmektedir.
Bu tespitler bize daha bir ay önce yaşadığımız darbenin ülkeyi nereye götüreceğini açıkça ortaya koyarken devletin yeniden inşasından çokça bahseder hâle geldik. Aslında haklıyız da, neredeyse geç de kaldık diyebiliriz. Ancak bu tespitler yapılırken darbe sonrası geliştirilmek istenilen OHAL rejimi Hükûmeti yanlış ve onarılması güç süreçlere sürüklemektedir. Alınan kararlar ve kanun hükmünde kararnameler süreçle ilgili olmayıp ülkenin geleceğiyle ilgili, devletin şekliyle ilgili stratejik kararlardır. Bu kararlar Türkiye Büyük Millet Meclisinde ele alınmalı, tartışılmalıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin baypas edilmesi, çoğulcu demokrasiye vurulmuş bir darbedir. Gazeteleri kapatarak, aydınları tutuklayarak, demokratik kurumlara yönelerek devleti inşa edemezsiniz.
15 Temmuz askerî darbe girişimi sonrasında gündeme getirilen ve çeşitli kent merkezlerinde bulunan kent planlarında askerî alan kullanımına ayrılmış olan alanların bu işlevlerinin sonlandırılmasına yönelik, olağanüstü hâl kapsamında, kanun hükmünde kararnamelerle yasal düzenlemeler yapılmak istenmektedir. Burada sorun bu mekânların kent merkezinde olması değildir. Mesele askerî vesayetin bir türlü demokrasimiz üzerinden kaldırılamayışıdır. Mesele oligarşik askerî bürokrasinin demokratikleştirilmesi…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
73 konuşma daha · 17 Ağustos 2016