Sebze ve meyve ticaretinin düzenlenmesi hakkında kanun (s.s.:471)
Trabzon Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 70. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Mart 2010 · 1.705 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Cumur (AK Parti), 9 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SEBZE VE MEYVE TİCARETİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN (S.S.:471)); konuşma 1.705 kelime.
Mustafa Cumur (AK Parti, Trabzon). “Sebze ve meyve ticaretinin düzenlenmesi hakkında kanun (s.s.:471)”. TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim tutanağı, 9 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-cumur-23-2010-03-09-sebze-ve-meyve-ticaretinin-duzenlenmesi-hakkinda-kanun-s-s-471 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA CUMUR (Trabzon)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; “Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı” üzerinde AK PARİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi bu vesileyle saygıyla selamlıyorum.
Dün meydana gelen Elâzığ depreminde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara da acil şifalar diliyorum.
Tabii, bilindiği üzere, ülkemizde sebze ve meyve sektörü, temel gıda ihtiyacının karşılanması, iş gücü, istihdama ve millî ekonomimize katkısı bakımından çok büyük bir öneme sahip bulunmaktadır.
Birçok sebze ve meyve üretimine uygun iklim koşulları, ekolojik ve doğal özellikleri bakımından büyük bir potansiyele sahip bulunan ülkemiz hem üretim alanı hem üretim miktarı bakımından dünyada sayılı ülkeler arasında yer almaktadır.
2008 yılı Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, ülkemizde sebze üretim miktarı yaklaşık 27,2 milyon ton, meyve üretim miktarı ise 15,6 milyon ton olarak gerçekleşmiştir.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığının toptancı hal fiyatlarını baz alarak yapmış olduğu bir çalışmada bu üretim miktarlarına ilişkin toplam işlem değeri yıllık 40 milyar liraya ulaşmaktadır ancak özellikle pazarlama yapısından kaynaklanan birtakım sorunlar, ülkemizin mevcut üretim potansiyelinin kullanılmasını olumsuz yönde etkilemektedir. Dış satımlarda zaman zaman yaşanan sorunlar da bu olumsuzluğu daha da artırmaktadır.
(*) Bu bölümde Hatip tarafından, Türkçe olmayan bir dille birtakım kelimeler ifade edildi.
İhracata ve ürün kaybına ilişkin rakamsal değerlere baktığımızda, üretim potansiyelimizi yeterince kullanamadığımızı ve buna bağlı olarak da elde edebileceğimiz yararların çok sınırlı kaldığını daha net bir şekilde görmekteyiz. Şöyle ki, 40 milyon sebze ve meyve üretiminde önemli bir üretici konumunda bulunan ülkemiz, üretimin yaklaşık yüzde 5’ini ihraç edebilmektedir. Diğer bir ifadeyle, üretilen sebze ve meyvenin yüzde 95’i ülke içinde kalmaktadır. Bunun yanında, ülke içinde kalan bu miktarın dörtte 1’i zayi olmaktadır. Başka bir deyişle, toplam üretim kaybı yaklaşık yüzde 25’i bulmaktadır; bunun da ekonomik değeri, 40 milyar lirayı göz önünde bulundurduğumuz zaman 10 milyar TL civarındadır.
Yukarıda ifade ettiğim toplam sebze ve meyve miktarları ve işlem değeri dikkate alındığında, üretim kaybının ekonomik değerinin büyüklüğü açıkça görülmektedir. Bu durum, bizlere üretimin tek başına yeterli olmadığını, üretilen ürünlerin etkin bir şekilde nihai tüketicilere ulaştırılmasının da önemli olduğunu göstermektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sebze ve meyve pazarlamasının, üreticileri, bunların kurdukları üretici örgütlerini, ürünleri taşıyan ve depolayan nakliyecileri, depo sahiplerini, ürünlerin toptan ve perakende ticaretiyle uğraşan komisyoncuları, tüccar, toptancı ve perakendecileri, ithalat ve ihracatçıları, yerel ve merkezî idareleri ve en önemlisi bu ürünleri tüketen tüketicilerimizi ilgilendirdiği göz önünde bulundurulduğunda, pazarlama yapısından kaynaklanan sorunların çözülüp sistemin günümüz koşullarına uygun hâle getirilmesi kuşkusuz bir büyük öneme sahip bulunmaktadır.
Ülkemizde sebze ve meyvelerin ticareti, 24/6/1995 tarihli ve 552 sayılı Yaş Sebze ve Meyve Ticaretinin Düzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’yle bu kanun hükmünde kararnameye istinaden çıkarılan ikincil mevzuatta yer alan hükümler çerçevesinde yapılmaktadır.
Toptancı halleri de anılan mevzuat hükümleri çerçevesinde kurulmakta ve işletilmektedir. Anılan kanun hükmünde kararnameyle sebze ve meyve ticaretinin kalite, standart ve sağlık kurallarına uygun olarak serbest rekabet sistemi içerisinde yapılması, üretici ve tüketiciler ile sebze ve meyve ticaretini meslek edinenlerin çıkarlarının dengeli ve eşit şekilde korunması ve toptancı hallerin modern ve çağdaş bir altyapı sistemine kavuşturulması amaçlanmış ancak aradan yaklaşık on beş yıllık dönem geçmiş olmasına ve bu kararnamede üç kez yasal değişiklikler yapılmış olmasına rağmen, öngörülen amaçlara ulaşılamamıştır. Bu nedenle, ülkemizde sebze ve meyve ticaretini yeniden düzenlemek, mevcut sistemin aksayan yönlerini gidermek amacıyla Sanayi ve Ticaret Bakanlığımızca bu tasarı hazırlanmıştır.
Hükûmetimizce yüce Meclise sevk edilen bu tasarı üzerinde esas komisyon olarak Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonumuz oldukça titiz bir çalışma yürütmüştür. Bu çalışmalar sırasında, konuyla ilgili üretici ve tüketici örgütleri, kamu kurumları ile sivil toplum ve meslek kuruluşlarıyla bire bir görüşülerek onların görüşlerinden azami derecede istifade edilmiştir. Bu vesileyle, burada, özellikle alt komisyondaki çalışmalara katkı sağlayan değerli milletvekillerimiz başta olmak üzere esas ve tali komisyonlarımızın üyelerine ve katkı sağlayan diğer ilgililere teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu anda görüşülmekte olan kanun tasarısının getirdiği yeniliklerden kısaca bahsetmek istiyorum:
Tasarıda öngörülen en önemli düzenlemelerden birisi, malların toptancı hale bildirim esasını getirmesidir. Bu şekilde, toptancı halde bildirimde bulunmak şartıyla, genel olarak hal dışında da toptan alım ve satım yapılabilecektir. Bu sayede, ticarete serbestlik getirilecek, alternatif pazarlama kanalları oluşacak, Avrupa Birliği mevzuatına uyum sağlanacak, tekelleşme giderilerek rekabet temin edilecektir; maliyetler azalacak, zaman kayıpları giderilecek, haksız kazançlara son verilecektir.
Bildirim uygulamasıyla ilgili usul ve esaslar kanuna istinaden çıkarılacak ikincil düzenlemelerle detaylı bir şekilde düzenlenecektir. Bu konuda Komisyonumuz tasarıyla ilgili Sanayi ve Ticaret Bakanlığına yetki verilmiştir.
Tasarının öngördüğü ve bildirim uygulamasıyla desteklenecek bir başka önemli düzenleme de Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bünyesinde oluşturulacak merkezî hal kayıt sisteminin kurulmasıdır. Merkezî hal kayıt sistemi elektronik ortamda oluşturulacak, gerekli görülmesi hâlinde diğer kamu kurumları nezdinde kayıt sistemleriyle birbirine bağlanacaktır.
Hal kayıt sisteminin kurulmasıyla, alım ve satıma konu sebze ve meyvelerin miktar ve fiyatlarına ulaşılabilecek, meslek mensupları kayıt altına alınacak, üreteciler mallarını satacakları tacirlerin irtibat bilgilerine erişebilecek ve onlar hakkında bilgi sahibi olabilecek, üreticiler, ürünlerini daha çok kâr edebileceği pazarlara yönlendirebilecektir; geleceğe yönelik planlama yapabilecek ve tacirler karşısında daha güçlü bir pozisyonda bulunabileceklerdir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yürütülen çiftçi kayıt sistemiyle, tarım sektörüne yönelik kamunun diğer bilgi sistemleriyle entegrasyon sağlanacaktır.
Yine tasarıyla, hem hal içerisinde hem hal dışında işlem maliyetleri azaltılacaktır. Mevcut uygulamada, hallerde satılan mallardan yüzde 2, hal dışında satılan mallardan yüzde 15 oranında hal rüsumu alınmaktaydı. Yeni düzenlemeyle bu işlemde, maliyetlerinde önemli bir indirim sağlanmakla beraber, hallerde satılan mallardan yüzde 1, hal dışında satılan mallardan ise yüzde 2 oranında hal rüsumu alınması öngörülmektedir. Bu sayede tüketicimiz daha ucuza mal temin edebilecek, sebze ve meyve fiyatlarının enflasyon üzerindeki olumsuz etkisi giderilecektir. Rüsum ve komisyon oranının düşürülmesiyle kayıt dışılık azalacak ve buna bağlı olarak belediye gelirleri de artacaktır. Burada az önce söz alan arkadaşımız, bu kanunla, üretici birlikleriyle ilgili, rüsumların üreticilerden alınmayacağını, bu üreticilere fazla bir katkı sağlanacağını belirtmedi; bunu belirtmek istiyorum.
Tasarıyla, hal rüsumundan üretim bölgesi belediyelerin de belli oranda pay almaları sağlanacaktır. Böylece, bu belediyelerin de ticarete yönelik sundukları hizmetlerin kalitesini artırmaları ve sürece etkin bir şekilde dâhil olmaları temin edilecektir.
Bunun yanında, hal rüsumuna ilişkin, uygulamada yaşanan pek çok sıkıntılar da giderilmektedir. Mallar üzerinden mükerrer hal rüsumunun alınması engellenmektedir. Ayrıca, hal rüsumunun üreticiler değil malı satın alanlar tarafından ödenmesi ve malların gıda güvenliği analizini yaptıranların –bu çok önemli arkadaşlar- hal rüsumunun yarısını ödemesi öngörülmektedir. Yani, gıda güvenliğine bu kanun çok önem vermektedir. Biliyorsunuz, ülkemizde 500 bin civarında kanser hastası var; bunun da sadece yıllık ilaç tüketimi 2,5 milyar doları bulmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepimizin bildiği gibi, üretilen sebze ve meyveler nihai tüketiciye ulaşıncaya kadar çeşitli kaynaklardan geçmektedir. Toptancı halleri bunlardan biri ve en önemlisidir. Gerçekten de toptancı halleri, sebze ve meyvelerin toptan alım ve satımının gerçekleşmesinde, fiyatların oluşmasında ve ticaretin kayıt altına alınmasında üstlendiği roller ile üretici, pazarlayıcı ve tüketici açısından icra ettiği fonksiyonlar bakımından pazarlama sisteminin temelini oluşturmaktadır. Ancak, biraz önce de ifade ettiğim gibi, özellikle ürünlerin pazarlama yapısından kaynaklı birtakım sorunlar yaşanmaktadır ve bu sorunların önemli bir bölümü de toptancı halleriyle yakından ilgili bulunmaktadır. Tasarıyla toptancı hallerinin daha iyi hizmet standartlarına kavuşmasını sağlamaya yönelik önemli adımlar atılmaktadır. Toptancı hal kurma faaliyetleri disiplin altına alınmakta, sebze ve meyve ticaretinin daha sağlıklı fiziki mekânlarda ve gıda güvenliğine uygun olarak yapılmasını sağlamak amacıyla toptancı hallerinin belli altyapı standartlarında kurulması amaçlanmıştır. Yine bu amaçla mevcut hallere dört yıllık bir geçiş süresi verilmekte, bu süre içinde kanunda belirtilen asgari koşulları sağlamayan hallerin faaliyetlerinin durdurulması öngörülmektedir.
Tasarıda semt pazarlarının modern bir yapıya kavuşturularak tüketicilere daha düzenli, modern ve hijyenik bir ortamda alışveriş imkânı sunulması amacıyla gerekli düzenlemeler de yapılmakta; bu bağlamda, belediyeler gerekli her türlü tedbirin alınması için görevli ve yetkili kılınmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarıyla üreticilerimiz lehine de önemli düzenlemeler getirilmektedir. Sebze ve meyvelerin yaklaşık yüzde 1’lik bir kısmının üreticiler tarafından doğrudan tüketicilere satıldığı hususu dikkate alınırsa bu düzenlemelerin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmaktadır. Tasarıda, ürettikleri malları doğrudan tüketicilere satabilmesi amacıyla semt pazarlarında toplam satış yeri sayısının en az yüzde 20’sinin üreticilere tahsis edilmesi öngörülmektedir. Ayrıca, toptancı hallerinde iş yerlerinin en az yüzde 20’sinin üretici örgütlerine ayrılması benimsenmiştir.
Piyasada yaşanan önemli sorunlardan birisi de üreticilerin özellikle ürünlerinin pazarlanmasında yeterince etkili olamamasıdır. Bu bağlamda, tasarıda üreticilerin örgütlenmelerini teşvik edici mahiyette düzenlemeler öngörülmektedir. Buna göre üretici örgütü kapsamı genişletilmekte ve üretici örgütlerine rüsum ödenmeksizin hal dışında da sadece kendi ortak ve üyelerinin mallarını değil, aynı zamanda ortak veya üyesi olmayan üreticiler ile diğer üretici örgütlerinin mallarını da hem toptan hem de perakende olarak satabilme imkânı verilmektedir.
Tasarıda, özellikle üreticilerimizin haklarını korumaya yönelik önemli düzenlemelere de yer verilmektedir. Bu bağlamda, Sanayi ve Ticaret Bakanlığına alım satım işlerinden kaynaklanan mağduriyetlerin giderilmesine yönelik olarak bu işlemleri düzenleyen, sözleşmelerde bulunması gerekli asgari şartları belirme yetkisi verilmektedir. Üreticiye zamanında ödenmeyen mal bedelinin komisyoncu ve tacirlerden alınan teminattan karşılanması öngörülmektedir.
Öte yandan, hal hakem heyetleri yeniden yapılandırılmakta, bu heyetlere toptancı hal dışındaki anlaşmazlıkların çözümünde de yetkili bir organ olma vasfı kazandırılmaktadır. Ayrıca, değeri 50 bin liranın altındaki uyuşmazlıklarda da heyete başvuru zorunlu hâle getirilmekte, hakem heyetlerinin toptancı hali bünyesinde değil il merkezleri ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca uygun görülen ilçe merkezlerinde kurularak işleyişinde etkinlik sağlanması öngörülmektedir. Böylece, anlaşmazlıkların kolay, hızlı ve düşük maliyetle çözülmesi ve mahkemelerimiz üzerindeki yüklerin azaltılması amaçlanmaktadır.
Tasarıda yer alan en önemli düzenlemelerden birisi, malların izlenebilirliliğini sağlamak amacıyla ürün künyesi uygulamasını getirmesidir. Bu uygulama sayesinde vatandaşlarımız, artık, tükettikleri ürünün nerede ve kimin tarafından üretildiğini bilme imkânına kavuşacaktır. Ürün künyesi, malların üretim yerini, cinsini, miktarını, hangi üretici ve işletmeye ait olduğunu ve varsa sertifika bilgilerini kapsayacaktır. Satıcılar ürün künyelerini mallarının kap veya ambalajlarında bulundurmakla yükümlü olacaklardır.
Son olarak, büyük oranlara varan ürün kayıplarının önlenmesi ve tüketicilerimizin daha hijyenik mal tüketmesini temin etmek amacıyla tasarıda malların ayıklanması, sınıflandırılması, hazırlanması, ambalajlanması, işaretlenmesi ve etiketlenmesi ile taşıma ve muhafazasına ilişkin standartların belirlenmesi ve bu standartların üç yıl içinde mecburi uygulamaya konulması öngörülmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yukarıda genel hatlarıyla belirttiğim hususları dikkate aldığımızda bu tasarının pazarlama yapısından kaynaklanan mevcut sorunları gidereceğine ve günümüz ihtiyaçlarına büyük ölçüde cevap vereceğine olan inancımı belirtmek istiyorum. Üretici-tüketici, tüccar-ihracatçı arasındaki dengeyi korumak, gıda güvenliğini ön planda tutmak bu kanunun temel amaçlarından biridir. Üretimden tüketimine kadar geniş bir kesimi ilgilendiren tasarının kanunlaşmasıyla beraber tarladan sofraya kadar izlenebilir güvenli bir ticaret ve tüketim döneminin başlayacağını belirtmek istiyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyor, tasarının hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Ayrıca, Sanayi Bakanımıza kendi yöremle ilgili ayrı bir teşekkür etmek istiyorum; Akçaabat Organize Sanayi Bölgesi’ne gösterdiği ilgiden dolayı kendisine teşekkür ediyorum.
Bu tasarının milletimiz ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
30 konuşma daha · 9 Mart 2010