İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 68. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Yolsuzluğa karşı özel hukuk sözleşmesinin onaylanması (s.sayı 71)

Mustafa Dündar

Bursa Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 68. Birleşim · 1. yasama yılı · 17 Nisan 2003 · 583 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Dündar (AK Parti), 17 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YOLSUZLUĞA KARŞI ÖZEL HUKUK SÖZLEŞMESİNİN ONAYLANMASI (S.SAYI 71)); konuşma 583 kelime.

Mustafa Dündar (AK Parti, Bursa). “Yolsuzluğa karşı özel hukuk sözleşmesinin onaylanması (s.sayı 71)”. TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim tutanağı, 17 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-dundar-22-2003-04-17-yolsuzluga-karsi-ozel-hukuk-sozlesmesinin-onaylanmasi-s-sayi-71 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA DÜNDAR (Bursa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yolsuzluğa Karşı Özel Hukuk Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı hakkında, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yolsuzluk, kamu görevinin özel çıkar sağlama amacıyla istismarı olarak tanımlanabilir. Yolsuzluk, yeni bir olgu değildir; ancak, 80'li yıllar, yolsuzluğun başdöndürücü bir şekilde geliştiği bir dönem olmuştur.

Yolsuzluğun uluslararası alandaki yaklaşık ekonomik büyüklüğünü kestirmek için çok sayıda tahmin yapılmıştır. Bir tahmine göre, gelişmekte olan ülkelere yönelik mal ihracatı ve yabancı yatırımlar toplamının yüzde 5'inin yolsuzluğa gittiği varsayıldığında, 1992 yılında 950 milyar dolar üzerinden 47 milyar doların yolsuzluk yoluyla çalındığı hesaplanmıştır.

Yolsuzluklar, siyasal yapıyı, devletin ve idarenin yasallığını ve saygınlığını zedeler; kamu yönetimi felce uğrar ve pahalılaşır.

Yolsuzluğun olumsuz birçok etkisinin yanı sıra, en önemli etkisi, evrensel, dokunulmaz ve eşitlik içerisinde kullanılması gereken insan temel hak ve özgürlükleri alanını kısıtlamasıdır.

Yolsuzluklar, demokraside tüm bireylerin eşitliği ilkesini ortadan kaldırmaktadır; çünkü, öncelikle, kamu mallarına ve olanaklarına eşitlik içerisinde ulaşabilme imkânı ortadan kalktığından, kamusal makamları, küçük bir grubun, hak ve yetkileri, gerçek sahibi olan halkın elinden aldığı bir tür ayrıcalıklı yerlere dönüştürmektedir.

Diğer yandan, yolsuzluklar, yasal otoriteye karşı duyulan saygıya büyük zarar verir. Bunun sonucu olarak da, siyasî otorite halkın desteğinden yoksun kalır, hükümet ile vatandaşlar birbirine yabancılaşır.

Yolsuzluklar, ekonomik, siyasî ve sosyal gelişmeyi tahrip etmektedir; gerek ülke ölçeğinde gerekse dünya genelinde gelir dağılımı dengesizlikleri veya bölgelerarası kalkınmışlık farklarına yol açmaktadır; yani, yolsuzluk ile yoksulluk arasında sıkı bir bağ vardır.

Yolsuzlukların ekonomik maliyeti oldukça yüksektir. Yolsuzluklar nedeniyle öncelikle kamu yatırımlarının maliyeti artmaktadır; ayrıca, ekonomik belirsizlik pekişmektedir.

Yolsuzluklar, ekonomide kaynakların verimli bir şekilde kullanılmasını sekteye uğratmakta, uzun vadeli yerli ve yabancı yatırımları frenlemekte, rant sağlamaya yönelik faaliyetler teşvik edilmekte, sektörel öncelikler ve teknolojik tercihler olumsuz yönde etkilenmektedir.

Yolsuzluk olgusu birçok şirketi resmî sektör dışına itmekte, böylece, kayıtdışı ekonomi büyümekte ve büyük vergi kayıplarına yol açmaktadır.

Ülkemiz, geçmişte, yolsuzlukların ciddî sonuçlarını en acı şekilde yaşamış bir ülkedir.

Yolsuzluk fiillerinin gerçek bir sınır tanımayan suç niteliği, sırf ulusal bir mücadelenin yetersizliğini göstermiş ve uluslararası toplumun aktif biçimde seferber olarak, farklı mevzuatları yakınlaştırma ve ülkelerarası işbirliğini geliştirmeye yönelik bir dizi belge ve sözleşmeleri meydana getirmeye yol açmıştır.

Yolsuzlukla mücadele konusu, ülkemizin kuruluşundan beri içerisinde yer aldığı Avrupa Konseyinin de öncelikleri arasına girmiştir. Avrupa Konseyi tarafından Malta'nın başkenti La Valetta'da 1994 yılında gerçekleştirilen 19 uncu Avrupa Adalet Bakanları Konferansında alınan karar doğrultusunda, konferans bünyesinde, Yolsuzluğa Karşı Çok Yönlü Mücadele Grubu oluşturulmuş ve bu grubun çalışmaları sonucunda, Yolsuzluğa Karşı Eylem Programı, Yolsuzlukla Mücadele Ceza Sözleşmesi, ulusal düzeyde alınacak tedbirler için 20 maddelik yönlendirici ilkeler belgesi, Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu Anlaşması hazırlanmıştır ve Yolsuzluğa Karşı Özel Hukuk Sözleşmesi de anılan eylem grubu tarafından hazırlanmıştır.

Toplam 20 maddeden ibaret sözleşme, özel hukuk alanındaki ilişkilerde ortaya çıkan rüşvet olaylarında alınacak önlem ve yaptırımları düzenlemektedir. Yolsuzluk fiillerinden zarar görmüş kişilere hakkaniyete uygun bir tazminat sağlanması, sözleşmedeki mekanizmalarla mümkün kılınmaktadır.

Avrupa Konseyi bünyesinde hazırlanan sözleşme, 4 Kasım 1999 tarihinde imzaya açılmış ve Avrupa Konseyi nezdindeki daimi temsilcimiz tarafından 27 Eylül 2001 tarihinde Strasbourg'da imzalanmıştır; ancak, sözleşmenin yürürlüğe girebilmesi için en az 14 ülke tarafından onaylanmış olması gerekirken, bugüne kadar 10 ülke tarafından onaylanmış, ülkemizin de dahil olduğu 24 ülke tarafından imzalanmamıştır.

Ülkemizin hazırlık çalışmalarına da katıldığı bu sözleşmenin onaylanması, çağdaş ve etkin bir yolsuzlukla mücadele mekanizmasının hayata geçirilmesi ve ülkemizin yolsuzlukla mücadeledeki kararlılığının ortaya konulmasının yanı sıra, Avrupa Birliği müktesebatına uyum yönünde ileri ve önemli bir adım teşkil edecektir.

Yolsuzluk ve yoksullukla mücadelede önemli bir fonksiyon icra edeceğine inandığımız bu tasarıyı Yüce Meclisimize arz eder, saygılarımı sunarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

15 konuşma daha · 17 Nisan 2003

15 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook