2012 yılı merkezî yönetim bütçesi ve 2010 yılı merkezî yönetim kesin hesap kanunu tasarısı
Kayseri Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 31. Birleşim · 2. yasama yılı · 8 Aralık 2011 · 1.368 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Elitaş (AK Parti), 8 Aralık 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2012 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2010 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI); konuşma 1.368 kelime.
Mustafa Elitaş (AK Parti, Kayseri). “2012 yılı merkezî yönetim bütçesi ve 2010 yılı merkezî yönetim kesin hesap kanunu tasarısı”. TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim tutanağı, 8 Aralık 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-elitas-24-2011-12-08-2012-yili-merkezi-yonetim-butcesi-ve-2010-yili-merkezi-yonetim-kesin-h (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=13345
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Biraz önce burada konuşan arkadaşımızı dinledik. Orada da bir sanatçı arkadaşımız var. Yönetmen olduğunu öğrendim Sayın Sırrı Süreyya Önder’in.
SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul)Sataşma var, söz istiyorum!
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla)İlk çevireceği filmde başrol oyuncusunu buldu, hayırlı olsun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
HASİP KAPLAN (Şırnak)“İmaj maker” konusunda yardımlarını alıyorum, onu da söyleyeyim.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla)Yani kendi kafasına göre bir senaryo üretmiş. Bu senaryo içerisinde Türkiye ekonomisini ve Türkiye’yi tanımlamaya çalışırken o hayal âleminde de o kadar kendisi inanmış ki en sonunda yaptığı işi, açıkçası son cümlelerini aşırı derecede yadırgadığımı ifade ediyorum. 2002 yılında Türkiye’yi idare eden, bu milletten aldığı yetkiyle Türkiye Büyük Millet Meclisinde kurulmuş bir iktidarı “mazoşist” diye ifade edip, arkasından farklı farklı tanımlamalarla ifade etmek Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerine yakışmayan bir davranıştır. Bu, millete yapılmış bir hakarettir (AK PARTİ sıralarından alkışlar) çünkü -Türkiye’de yaşayan herkes- Türkiye’de seçmen olan herkesin analarının ak sütü gibi helal oylarıyla seçilmiş Parlamentoyu, o Parlamentonun içerisinden çıkmış -Türkiye Büyük Millet Meclisi- Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini bu şekilde yani amiyane bir tabirle ifade etmek herhâlde milletvekili arkadaşlarımıza yakışmaz ama kendisine yakıştırıyor mu bilmiyorum. Kendi grubunda da bu konuda gülümsemelerin olmadığını gördüm, herhâlde onlar da bundan rahatsız olmuş olabilirler.
Değerli milletvekilleri, 2012 yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı üzerine AK PARTİ Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bütçede emeği geçen, başta Maliye Bakanımız olmak üzere Maliye Bakanlığının bürokratlarına, tüm bakanlıklarımıza, bakanlıklarımızın bürokratlarına ve uzun bir süre, bir aya yakın bir süre içerisinde Plan ve Bütçe Komisyonunda cumartesi, pazar, hafta sonu, gece gündüz yoğun bir mesaiyle, muhalefet olarak arkadaşlarımızın yaptığı eleştirel katkılarla, AK PARTİ Grubu olarak milletvekili arkadaşlarımızın bu bütçenin doğruluğuyla ilgili yaptığı tartışmalar içerisinde sonuçlanmasında emeği geçen Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanımız başta olmak üzere tüm siyasi parti gruplarına mensup Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi ve komisyon üyesi harici olarak da yine Komisyonda milletvekili olarak katkılarını sunan değerli arkadaşlarımıza teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Muhakkak ki muhalefet bu bütçeyle ilgili meseleleri eleştirecek. Onun eleştirileri yapıcı eleştiri olduğu sürece, düzgün bir anlam ifade ettiği sürece iktidar tarafından da değerlendirilip belki bu bütçede olmazsa bundan sonraki bütçelerde de dikkate alınıp Türkiye’yi huzura ve refaha götürecek bütçe yapma imkânını sağlayacaktır.
Bakınız değerli arkadaşlar, 2002 yılında 3 Kasım seçimlerinde AK PARTİ iktidara geldiği dönemdeki bütçe yapısı ile ondan önceki dönemdeki bütçe yapılarını iyi değerlendirmek gerekir. Türkiye ekonomisindeki ortaya çıkan güzelleşmeleri, Türkiye’deki huzuru, Türkiye’deki refahı, Türkiye’deki güven ve istikrarı “AK PARTİ’den önce” ve “AK PARTİ’den sonra” diye tanımlamak gerekir.
AK PARTİ’den sonra olanlar nedir? Sayın Bakan anlattı ama AK PARTİ’den önce olanları biz dokuz yıl önce yaşadık. Bunu bir siyasi partiyi eleştirmek adına söylemiyorum, sadece 57’nci Hükûmet adına yapılanları söylemiyorum, ondan önceki dönemlerde gelen hükûmetlerin yaptıkları meseleleri de yetmiş dokuz yıldır, seksen yıldır bu Türkiye'nin bazı kamburları, makûs talihi hâline getirilmiş, az gelişmiş ülke süreci içerisinde boğdurulmuş ve o sınırın dışarısına çıkarılmamış bir ülke konumuna getiren kim varsa bunda hep beraber sorumluluğumuzun var olduğunu düşünüyoruz. Belki biz o dönemde siyasetin içinde bulunmayabiliriz ama o partileri iktidara getirirken verdiğimiz oylarla bu ülkede yaşayan 74 milyonun yetmiş dokuz yıllık, yani AK PARTİ öncesi dönemdeki, süreçteki herkesin sorumluluğu vardır ama ne zaman ki 3 Kasım 2002 tarihinde milletin ruhuna, milletin gönlüne hitap ederek onlardan aldığı oylarla birlikte, yine millete hizmet etmeyi kendisine şiar edinmiş bir iktidarın ülkede var olmasıyla birlikte istikrar, güven, huzur ve refah beraberinde gelmiştir.
Bakınız, değerli arkadaşlar, biraz önceki konuşan Sayın Konuşmacı Millî Savunma Bakanlığına ayrılan bütçeyle, emniyet teşkilatına ayrılan bütçeyle bu bütçelerden ne kadar silah alındığını ve bu silahların ne olduğuyla ilgili ifadelerde bulundu.
İlk defa cumhuriyet döneminde, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından hazırlanan bütçelerde Millî Eğitim Bakanlığı bütçeleri birinci sıraya yerleşmiştir. Ondan önceki dönemlerde Millî Savunma Bakanlığının, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bütçeleri hep ön sıradadır, hatta bazı dönemlerde bütçenin üçte 1’e yakın kısmının Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Millî Savunma Bakanlığının bütçesi olduğunu görürüz.
Şimdi, soruyor yine Sayın Bakana, diyor ki: “Siz bu bütçe içerisindeki kaynaklardan ne kadarını Kandil’e bomba atarak kullanıyorsunuz?”
Senin savunduğun, bu ülkenin huzuruna, bekasına, geleceğine kastetmiş...
HASİP KAPLAN (Şırnak)Rakamı açıkla.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla)...bu ülkenin birliğini, beraberliğini yok etmek için gayret gösteren...
HASİP KAPLAN (Şırnak)Bu bütçeyi açıklamamanın gerekçesi olamaz.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla)...çalışan teröristleri savunuyorsun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Biz terörü durdurmak için, bu ülkenin 74 milyon insanı...
HASİP KAPLAN (Şırnak)Bütçeyi açıklamamanın gerekçesi olamaz ama. Bütçeyi açıklayacaksın.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla)...teröristle mücadele etmek için bütün gayretini hep beraber yapacaktır ve terörü durdurmak için...
HASİP KAPLAN (Şırnak)O bahaneyle de başka yere götürmeyeceksin malı.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla)...bütün muhalefet partileriyle birlikte, seçilmiş bütün milletvekilleriyle birlikte...
HASİP KAPLAN (Şırnak) –Yani böyle bir gerekçe olur mu?
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla)...terörü durdurmak için ne yapmamız gerekiyorsa onları da yapmak bizim en önemli meselelerimizden birisidir. Terörle mücadele...
HAYDAR AKAR (Kocaeli)Kandil’e gönder, Kandil’e, Suriye’ye değil.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla)Senin yapman gereken şu olabilir: Silahlar sussun, doğru. Mademki Kandil’le bu kadar yakın ilişkin var, onlara söyle, de ki: Sustur şu silahları, yeter artık kardeş kanına girdiğin.” diye bunları ifade et...
HASİP KAPLAN (Şırnak)Siz daha çok yakın temas görüşüyorsunuz, onun için siz yapın!
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla)...varsa cesaretin ama bu cesareti bulamıyorsun. Kandil’den aldığın talimatla, KCK’dan aldığın talimatla gelip burada...
SIRRI SAKIK (Muş)Doğru konuş ya, ayıp sana be!
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla)...Türkiye'nin barışına ve huzuruna katkı sağlamıyorsun.
HASİP KAPLAN (Şırnak)Yakın temasla on iki mektup taşıdınız, bari siz yapsaydınız!
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla)Türkiye'nin huzursuzluğunu katbekat üstüne doğru getiriyorsun.
Değerli milletvekilleri, bu yaptığımız bütçeler, 2002 yılı öncesi bütçeler, hatırlayın bir Allah aşkına, en önemli sorunlarımızdan birisi devlet memurlarının maaşlarını nasıl tahsil edeceği, hak ettiği haklarını hangi bankadan sabah namazında kuyruklara girerek alabilecekleri çilesiyle geçerdi. AK PARTİ iktidarlarından önceki dönemlerde vatandaş tüp gaz kuyruğundaydı, vatandaş telefon sırasına kaydolma kuyruğundaydı, vatandaş emekli maaşlarını alabilme kuyruğundaydı, akrabalıkların oluştuğu dönemleri yaşadı. Yine 2002 yılı öncesinde, AK PARTİ İktidarı öncesindeki dönemlerde…
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul)Sayın Elitaş, 2011’i konuş Sayın Elitaş!
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla)…vatandaş sağlığını taneye bağlamıştı. İlaç alırken bütçe yetmediğinden dolayı tane tane ilaçları alarak ancak bu imkânlarla sağlayabilirdi. Bakın, o dönemin bakanlarından birisinin ifadesini sizlerle paylaşmak istiyorum.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul)O dönemde Necmettin Erbakan başbakandı, kendi hocanıza laf ediyorsunuz.
MUSA ÇAM (İzmir)Hocanın kemiklerini sızlatıyorsun!
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla)Aynen okuyorum: 15/7/1999 günü dönemin Çalışma Bakanı Sayın Yaşar Okuyan Mecliste yaptığı bir konuşmada “Sisteme müdahale edilmezse azami beş yıl sonra emeklilere maaş ödeyemeyecek duruma gelinecektir. Emekli maaşları yüreğimizi parçalıyor. Bu sistem en fazla beş yıl sonra bu gülünç rakamları da veremeyecek duruma gelecektir.” Neyi söylüyor? Sosyal Güvenlik Kurumunun, SSK’nın içinde bulunduğu durumu ifade etmeye çalışıyor.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul)Şu an çok daha kötü.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla)Yine devam ediyor, diyor ki Sayın Yaşar Okuyan 27 Mayıs 2002 tarihindeki Antalya’daki yaptığı bir konuşmada: “SSK’nın iflas derecesine gelmesinde en büyük etken geçmiş hükûmetlerin SSK’yı babalarının çiftliği gibi görmüş olmalarıdır. Şu anda SSK emeklilerinin maaşlarını ve ilaç paralarını ödeyememekteyiz, bunları hazineden aldığımız paralarla ödeyebilmekteyiz.”
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul)Şu an çok daha kötü.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla)Bakın değerli arkadaşlar, vatandaşın, bu ülkedeki yaşayan insanların sağlığını iyi bir şekilde takip etmekle sorumlu olan SSK’nın içinde bulunduğu pozisyonu o dönemin bakanı açık ve net bir şekilde ifade ediyor.
Yine Sayın Ercan Kumcu 1 Ağustos 2002 tarihindeki bir yazısında diyor ki: “Bu kuruluşlar yakın bir gelecekte emeklisine hiç yardım yapamayacak hâle gelecektir. Emeklisine maaş veremeyen devlet emeklisini daha da aç bırakan bir devlet hâline dönüşeceği kaçınılmaz bir noktaya gelecektir.”
Şimdi, değerli arkadaşlar, AK PARTİ’den önceki dönem, yetmiş dokuz yıllık süre içerisindeki yaşanan ve üst üste birikmiş kamburları telafi etmek için, bu kamburları teker teker yok edebilmek için Sayın Genel Başkanımız, Başbakanımız, Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde, bu hükûmetler, Türkiye’yi huzura ve refaha, gelişmiş ülkeler seviyesinde önemli bir noktaya çıkarmakta gayret gösteriyorlar.
2002 tarihinden önceki dönemde 26’ncı büyük ekonomi olan Türkiye ekonomisi, 2011 yılında dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi hâline gelmiş. İnşallah, 2023 hedefimizde Türkiye ekonomisinin gelişmiş 10 ülke içerisinde bulunacağını ifade ediyorum çünkü yaptığımız planlar, yaptığımız programlar, hedeflerimiz o çerçevede.
Biraz önce Sayın Kılıçdaroğlu burada konuşurken dedi ki: “Ben 2023’le ilgili konuşmuyorum, 2023’le ilgili değerlendirme yapmak istemiyorum. 2011’i değerlendireceğim.” Ben de Sayın Genel Başkana şunu tavsiye ediyorum: Ne olur, ufkunuzu geniş tutun…
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
26 konuşma daha · 8 Aralık 2011