Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda ve yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının kadroları hakkında kanun hükmünde kararname ile genel kadrı ve usulü hakkında (s.s.226)
Manisa Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 108. Birleşim · 2. yasama yılı · 22 Mayıs 2008 · 890 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Enöz (MHP), 22 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA VE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ÖĞRETİM ELEMANLARININ KADROLARI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE GENEL KADRI VE USULÜ HAKKINDA (S.S.226)); konuşma 890 kelime.
Mustafa Enöz (MHP, Manisa). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda ve yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının kadroları hakkında kanun hükmünde kararname ile genel kadrı ve usulü hakkında (s.s.226)”. TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim tutanağı, 22 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-enoz-23-2008-05-22-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-ve-yuksekogretim-kurumlari (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA MUSTAFA ENÖZ (Manisa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 226 sıra sayısıyla görüşmekte olduğumuz dokuz ilimize daha üniversite kurulmasıyla ilgili kanunun 2’nci maddesi ile 2809 sayılı Kanun’a eklenen geçici 37’nci maddesiyle ilgili söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, üniversiteler evrensel ölçekte insanlığa hizmet vermekte olup, en üst düzeyde eğitim ve araştırma kurumlarıdırlar. Üniversiteler her türlü sorunların en üst düzeyde incelendiği, özgür ve demokratik ortamlarda bilginin üretildiği, yayıldığı, gerçeğe ulaşmanın değişik yöntemlerle araştırıldığı, elde edilen bulguların öğretim ve yayın yoluyla insanlara aktarıldığı merkezlerdir. Bu bağlamda, üniversiteler insanın ve ülkenin geleceğine paralel olarak sürekli bir arayış içerisinde olmak, akademik ve kurumsal işleyiş anlamında zorunlu olan yenilenmeyi gerçekleştirmek durumundadırlar.
Üniversitelerin, bilimsel ve teknik geliştirme merkezleri olmanın ötesinde, çevrelerini bilinçlendirme ve bu yönüyle, bulunduğu bölgenin bilinç ve kültür düzeyini yükseltme sorumlulukları bulunmaktadır. Üniversitelerin öncü gücü olan bilim, insanların görevi gereği gözlemleyen, düşünen, araştıran, sorgulayan ve kuram geliştirerek bilinmeyeni bilinir hâle getirip, bütün bunlardan faydalanarak yaşamı kolaylaştırmak için gerekli yöntem ve teknikleri geliştirmektedir.
Üniversitelerin tarihsel misyonuna bakıldığında, bulunduğu çağın önünü açması, sorunları doğru tespit etmesi ve yaşamı kolaylaştırması için uygun modeller oluşturmasıyla anılırlar. Bu yönüyle üniversiteler, en üst düzeyde teknik imkânlarla donatılmış ve örgütlenmiş, geleceğe yönelik planı ve projesi olan, vizyonu açık, maddi ve manevi sorunu olmayan kurumlar olmak zorundadırlar.
Sayın milletvekilleri, Batılı ülkelerde sanayi devrimine paralel olarak çok sayıda yükseköğretim kurumunun tesis edilmesi sonucunda gelişen, ekonomik kalkınma ve yükselen refah seviyesinin temeli olan bilim üretiminin hızlanmasına karşın, ülkemiz bu değişime ayak uyduramamış ve kalkınmış ülkelerdeki bilim seviyesinin maalesef gerisine düşmüştür. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte, üniversitelerin Batılı ülkelerin ilerlemesinde oynadığı rolün ve bu konuda dünyadaki gelişmelerin yakından izlenmesi sonucunda, ülkemizde de üniversiteler çağdaşlaşma ve kalkınmanın motor gücü olarak görülmüştür. Anadolu’ya yayılmaya başlayan üniversitelerin toplum üzerinde çok önemli ve olumlu etkiler bıraktığı açık olarak gözlemlenmiştir.
İçinde yaşadığımız yüzyılda, tüm dünyada daha verimli işleyen bir bilim ve teknoloji sistemi, bilim ve teknolojiyi üreten ve yöneten bir üniversite inşası için olağanüstü bir araştırma ve çaba yaşanmaktadır. Ülkeler çağın gerektirdiği en üstün nitelikli insan gücü yetiştirme, bilim ve teknoloji üretme yarışı içerisindedirler. Ülkemiz ve üniversitelerimiz bu çabadan uzak kalamaz. Günümüzün önde gelen ülkeleri, bilgiye sahip olan ve kullanan bilgi toplumu aşamasından sonra, bilgi ve teknolojiyi üreten ve yöneten, bilgi tabanlı toplum aşamasından söz etmektedirler. Günümüzde teknoloji, küreselleşme ve rekabet dinamiklerinin etkisiyle, üniversiteler büyük bir dönüşüm yaşamaktadırlar.
Sayın milletvekilleri, bizim ülkemizde yükseköğretim çağındaki insanımızın okullaşma oranı, açık öğretim dâhil yüzde 25-30 aralığındadır. Bu oranın açık öğretim dışında yüzde 20’lerde olduğu söylenebilir. Gelişmiş ülkelerde ise bu oran yüzde 40-50 civarındadır. Ülkemizde üniversite çağındaki insanımızın ancak beşte 1’ine üniversite imkânı sağlayabilmekteyiz.
Bugün, ülkemizdeki üniversitelere baktığımızda, kendisine yakışır şekilde etkin, sorun çözen bir kurum olma yerine, kendi kendisiyle uğraşan, maddi gücü olmayan, dünya görüşü daraltılmış bir konumdadırlar. Dünyada gelişmiş ülkelerde üniversiteler nüfusa göre orantılı olarak geliştirilmiştir. Bu ülkelerde 500 bin kişiye bir üniversite düşmektedir. Gelişmiş ülkelere yetişebilmemiz için bizim de hedefimiz bu olmalıdır.
Tabii ki, üniversitelerin kurulması belli bir altyapıyı da gerektirmektedir. Bu altyapının oluşturulması için bütün ilgili kurumlarımız üzerine düşen görevleri yerine getirmelidirler.
Ülkemizdeki üniversitelerin gelişmiş ülkelerdeki üniversitelere göre başarı durumlarını göz önüne aldığımızda, yeni kurulan üniversitelerimizin altyapılarının daha çok desteklenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, yeni kurulan üniversitelerimizin başarılı bir üniversite olması çok daha uzun zaman alacaktır diye düşünmekteyim. Bugün, üniversiteler çağın koşullarına göre hareket eden dinamik unsurlar olmak yerine, mevcut statükoya bağlı, yavaş hareket eden, hantal kurumlar hâline gelmişlerdir.
Sayın milletvekilleri, üniversitelerimizde farklı düşüncelerin tartışılmasına imkân tanınmamakta, gerek yöneticiler ve gerekse yetkili makamlar tarafından farklı düşünmeye tahammül gösterilmemektedir. Üniversitelerin en önemli özelliği yeni ve özgün düşünceye değer vermesidir. Üniversitelerin vazgeçilmez gıda kaynaklarından biri olan “beyin fırtınası” anlayışının yaygınlaştırılması ile üniversiteler gerçek bilim üretebilir ve öğretebilir merkezler hâline gelebilirler.
Üniversitelerin esas itici gücü olan nitelikli öğretim üyelerinin yetiştirilmesi ve geleceğin kadrolarının inşası, üniversiteleri en çok meşgul eden sorunların başında gelmektedir. Hâlen birçok üniversitede öğretim elemanlarının atama ilkeleri oluşturulmamıştır. Öğretim üyeleri, ekonomik yönden yoksulluk sınırına getirilmiş, zamanın büyük çoğunluğunu laboratuvar ve kütüphanede geçirmek yerine, geçinmek için kısmen ek iş yapmaya zorlanmışlardır. Siyasi tercihlerden dolayı yetenekli ve çok yönlü birçok kişiler bugün üniversitelerin dışına itilmiştir. Toplumun en örgütlü ve ilkeli kurumları olması beklenen üniversitelerin her konuda bir çıtasının olması ve ilkeli davranması, kurumların toplum nezdindeki saygınlığının korunması ile çok büyük önem taşımaktadır. Gelişmiş üniversitelerin çıtalarını yüksek tutarak kaliteyi de yükseltmeleri bir zorunluluktur.
Sayın milletvekilleri, vakıf üniversiteleri, devletin kamu hizmeti yükünü azaltmak amacıyla sistemimize dahil edilmişlerdir. Bu üniversiteler, devlet üniversiteleri tarafından karşılanması giderek zorlaşan yükseköğretim yükünü kısmen de olsa devletin üstünden alarak paylaşmaktadır. Vakıf üniversitelerimiz, yükseköğretim öğrencilerinin yaklaşık yüzde 6’sını taşımaktadır. Açık öğretimle birlikte düşünüldüğünde bu oran yüzde 4’lere düşmektedir. Bu bağlamda vakıf üniversitelerinin de çoğaltılması gerektiği kanaatini taşımaktayım. Vakıf tüzel kişiliği özel kesime ait, gönüllü ve yeterli kaynakların bu alana transferini sağlama amacı üzerine bina edilmişlerdir. Bu transferin sağlanmasında kamusal mali katkılar ve kolaylıklar yoluyla özendirici düzenlemeler de yapılmaktadır.
Ancak, bu düzenlemeler yapılırken toplumsal kaynakların toplumun varlıklı kesimlerine aktarılması yoluyla sosyal dengeleri bozucu, toplumsal vicdanı yaralayıcı yeterli bir mal varlığı koymayarak üniversite kurmaya kalkışacakların da önüne geçilmelidir. Vakıf üniversitelerinin gerekli şartları yerine getirmesi ve kontrolün elden bırakılmaması şartıyla desteklenmesi gerektiği inancını taşımaktayız.
Sayın milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz kanunun 2’nci maddesiyle 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu’na eklenen geçici 37’nci maddesi olumlu bir maddedir. Bu maddeyle, mevcut üniversitelerde kayıtlı bulunan öğrencilere verilecek mezuniyet belgeleri ile diplomalar, öğrencilerin istekleri hâlinde, fakülte veya yüksekokullarının bağlandığı yeni üniversitelerin adına bakılmaksızın kayıt tarihlerinde bağlı bulundukları üniversitelerin adıyla eski üniversitelerince verilebilecektir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
62 konuşma daha · 22 Mayıs 2008