İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)
Denizli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 78. Birleşim · 1. yasama yılı · 13 Mayıs 2003 · 494 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Gazalcı (CHP), 13 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 494 kelime.
Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim tutanağı, 13 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2003-05-13-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 3 Mart, Türkiye Cumhuriyeti için önemli ve tarihsel bir gündür; yeni devletin, toplumun laik yapılanmasının ve yurttaşlarının birlik içinde eğitilmesinin başladığı gündür. 3 Mart 1924'te, devletin, toplumun, insanın nasıl biçimleneceğini belirten 3 önemli devrim yasası, Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilmiştir.
429 sayılı birinci yasayla, Şer'iye ve Evkaf Vekâleti, yani Din ve Vakıflar Bakanlığı kaldırılmış, din ile dünya işleri ayrılmıştır; din, devlet siyasetinin dışında bırakılmıştır. İnanç ve ibadet işlerinin yürütülmesi için, Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur.
430 sayılı ikinci yasa, Öğretim Birliği Yasası çıkarılmış; bu yasayla, bütün öğretim kurumları Millî Eğitim Bakanlığına bağlanmıştır. Medreseler kapatılmış, eğitimin her aşamasında dinsel etkilerden uzak, bilimsel bir program ve anlayış birliği getirilmiştir.
431 sayılı üçüncü yasayla, halifelik kaldırılmış, Osmanlı soyundan gelenler yurtdışına çıkarılmıştır; egemenliğin kayıtsız koşulsuz ulusta olduğu kabul edilmiştir.
Cumhuriyetin kurulmasından yaklaşık dört ay sonra, aynı gün çıkarılan bu 3 önemli yasayla, devlet, toplum, eğitim, çağdaş, laik ve bilimsel bir temele oturtulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti, çağdaş temellere, bundan 79 yıl önce çıkarılan bu yasalarla kavuşmuştur. Laiklik, devlette, toplumda ve eğitimde köklü bir biçimde yerleşmiştir. Daha önce, Osmanlı Devletinde, egemenlik ulusun değildi, bu yasalar çıkmadan önce, eğitimde birlik yoktu, devlet ve toplum laik değildi, laiklik olmayınca da, yeterince özgürlük yoktu. Bu üç yasadan sonra, laiklik, Türkiye Cumhuriyetinin olmazsa olmaz temel ilkesi oldu. Yurttaşlar arasındaki birliğin, barışın, cumhuriyetin, bilimsel eğitimin vazgeçilmez ilkesi laiklik, devlette ve toplumda bir yaşam biçimi olduğu için, özgürlük içinde birçok atılımlar yapıldı, çağdaş gelişmeler oldu, inanç sahipleri hoşgörü ve özgürlük içinde, kişisel olarak inançlarının gereğini rahatça yerine getirdiler.
Anayasamızın 2 nci maddesine göre, Türkiye Devleti, laik, sosyal bir hukuk devletidir; yine, Anayasanın 4 üncü maddesine göre, bu nitelikler değiştirilemez, değiştirilmesi bile önerilemez. 3 Mart 1924'te çıkarılan yasalardan sonra, din, siyasetin aracı olmaktan, devlet işlerine karıştırılmaktan çıkarıldı; eğitim birliği sayesinde, ülkemizde, her yaşta insan bilimsel eğitimden geçti; Türkiye, çağdaş ülkeler arasında yer aldı. Laiklik, yani, kısaca, din ve dünya işlerinin ayrılması, devlet düzeninde, eğitimde, toplumsal yaşamda benimsendi. Cumhuriyetin kurulmasından bu yana seçilen bu yaşam biçimi, ülkemizi, bölgemizde ve dünyada saygın bir duruma getirdi. Bu tutum sayesinde Türkiye, güzel sanatlar dalında birçok ilerleme yaptı. Anayasa ve yasalar, 3 Mart 1924'te, laikliği ve öğretim birliğini başlatan adı geçen devrim yasalarını hep korumuştur. Anayasanın 174 üncü maddesi, bu, 430 sayılı Öğretim Birliği Yasasını bugün de korumaya almıştır.
Sayın milletvekilleri, verdiğimiz yasa önerisiyle, böylesine önemli yasaların yasalaştığı 3 Martın "Laiklik ve Öğretim Birliği Bayramı olarak kutlanmasını istiyoruz. Amacımız, Türkiye Cumhuriyetini çağdaşlaştırma başlangıcını sağlayan, insanların barış ve birlik içinde yaşadığı, eğitildiği günü yeni kuşaklara tanıtmaktır; bugünün ve yapılan işlerin önemini topluma anlatmaktır. Uluslar, önemli ve tarihsel günlerini tanıtarak ve yaşayarak ayakta kalır. Okullarda ve resmî kuruluşlarda, tatil olmadan -bu önerimiz kabul edildiğinde tatil istemiyoruz- 3 Martın bayram olarak kutlanması, geleceğe daha güvenle bakmamızı sağlayacaktır. Eğer yasa önerimiz kabul edilirse, bu gün nedeniyle tatil olmayacaktır, yalnızca kutlama toplantıları yapılacaktır. Zaten, birçok gönüllü kuruluş, son yıllarda bu 3 Martı kutlamaktadır. Onun için, değerli milletvekillerimizin, bu yasa önerimizin gündeme alınması için oy kullanmasını diliyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
39 konuşma daha · 13 Mayıs 2003