İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)
Denizli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 78. Birleşim · 1. yasama yılı · 13 Mayıs 2003 · 1.014 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Gazalcı (CHP), 13 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 1.014 kelime.
Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim tutanağı, 13 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2003-05-13-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MUSTAFA GAZALCI (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; İş Kanunu Tasarısının 66 ncı maddesi üzerinde CHP Grubu adına söz aldım; tümünüzü saygıyla selamlıyorum.
Bu maddede, işçinin çalışma süresinden sayılacak doğal durumlar sıralanmış. İşçinin, maden ocaklarında, taş ocaklarında, dehlizlerde, yeraltında, köprü altında çalışma sürelerinin ya da bir yere götürülüp getirilme sürelerinin çalışma sürelerinden sayılması çok doğaldır; yani, bilineni yinelemiş yasa tasarısı. Elbette, yerin altında kömür çıkarmak için ya da kuyunun dibine çalışmak için giren insanın, o süresi çalışma süresinden sayılacak; ancak, maddenin sonunda, çalışma süresinden sayılamayacak bir durumdan söz ediliyor; o da şu: "İşin niteliğinden doğmayıp da işveren tarafından sırf sosyal yardım amacıyla işyerine götürülüp getirilme esnasında araçlarda geçen süre çalışma süresinden sayılmaz."
Değerli arkadaşlar, şimdi, bu, doğru bir yaklaşım değildir. İşveren, işçiyi, isteminin dışında, sosyal yardım amacıyla -bunun ne olduğu tam belli değil; iyi niyetli olduğunu kabul edelim- bir yere götürüyor; ama, araçta geçen süreyi çalışma süresi olarak kabul etmiyor.
Peki, nedir sosyal yardım, hangi işler sosyal yardıma girer; bunun takdirini işveren belirliyor. O zaman, neden çalışma süresinden sayılmıyor? Bırakalım, sosyal yardımda işçinin bulunup bulunmamasını, işçinin kendisi ya da sendikası belirlesin.
Bardağı biraz da dolu tarafından görelim. İyi niyetle, belki, işveren, işçiye bir gün yaşatmak istiyor olabilir; ama, o zaman, niye çalışma süresinden kesiyor? Ben, sendikacı arkadaşlarıma da danıştım; nedir bu sosyal yardım konusu?.. Diyelim, bugün -bu, yasada pek görülmüyor, ama- işçiye bir moral verilecek, bir piknik yapılacak ya da 1 Mayısta denildi ki, hadi, bugün 1 Mayısı kutlayacağız. Peki, o zaman, neden bunu çalışma süresinden saymıyor?
Değerli arkadaşlar, işçi, işverenin bir malı değildir, sermayenin bir parçası değildir; o, üreten bir insandır. Bu tasarının maddelerinde sözü edildiği gibi, bazen insanlıkdışı koşullarda, yerin altında kömür çıkarır, demiryolu döşer, çok ağır işlerde çalışır; kendisi için değil, tüm toplumun ayakta kalması için çalışır; ama, bu yasa tasarısıyla getirdiğimiz bir anlayış var; işte, işveren ücretini veriyor, onu istediği yere götürür, istediği biçimde kullanır, istediği biçimde çalıştırır, istediği biçimde de sokağa bırakır. İşte, iş yasası bunları önlemek için yapılmalıydı.
1971 yılında çıkarılan 1475 sayılı Yasada sıralanan kimi maddeler -Sayın Bakan da söyledi- olduğu gibi burada korunuyor; ama, korunan maddeler, nedense, işçinin lehine olanlar değil. O günün koşullarında, sermaye birikiminin olmadığı zamanlarda, işçi de fedakârlık yapar düşüncesiyle belki ondan birtakım özveride bulunması istenmiştir; ama, bu yasa tasarısıyla değiştirilen maddelerde -esnek çalışma düzeni dahil, ödünç işçi verme dahil- işçinin lehine bir düzenleme olmamıştır.
Değerli arkadaşlar, -bir kez daha söylüyoruz- bu düzenlemeler, işçinin değil, işverenin elini güçlendiriyor, işçiyi zayıflatıyor. Sayın Bakan da söyledi; sendikalı 700 000 işçi kalmış Türkiye'de, 12 Eylülden önce bu sayı 2 500 000 idi. Çalışan insan sayısı arttığı halde, peki ne oldu da bu duruma gelindi?! Şimdi, öyle bir yasa yapıyoruz ki -bir de "sendikalı sayısını artıracağız, işsizliğe çözüm bulacağız" diyoruz- var olan sendikalı işçinin bile güvencesini gölgeliyoruz getirdiklerimizle.
Değerli arkadaşlar, işçi zaten güç koşullarda yaşamaktadır. Milyonlarca işsizi öcü gibi gösterip "sen durumuna şükret, eğer, şunları şunları yaparsan, bak orada işsizler bekliyor" anlayışıyla iş yasası düzenlemek doğru değildir.
Burada konuşan kimi arkadaşlarım, geçtiğimiz günlerde de, bir bakıma, onları da ima ettiler. Biraz önce konuşan AKP'li arkadaş "biz, IMF'ye kafa tuttuk; iş, barış, ekmek için, özgürlük için mücadele ediyoruz" dedi. Acaba ben yanlış mı duyuyorum diye düşündüm. Gerçekten öyle mi acaba; yani, IMF'ye kafa mı tutuldu, yoksa onlara niyet mektubu verilirken onların dediği mi yapıldı?! Bakın, Dünya Bankasından Chibber geldi, bütçeye baktı dedi ki: "Sizin bu bütçeniz, yoksullara karşı; dargelirliyi ezen bir bütçe." Onları bile isyan ettirecek... Yani, bu, çalışana, emekçiye, dar gelirliye dönük bir bütçe değil. Şimdi, IMF'ye kafa tuttuk!.. Gerçekten öyle mi?! Son niyet mektubunda Tekel satılacak denildi. Onca tütün üreticisini ilgilendiren Tekelin satılması kabul edildi. Mazota 16 kez zam yapıldı, bir kere indirim yapıldı; yani, IMF'nin hangi dediğine karşı çıkıldı da, buradaki arkadaş, hiç maddeyle de ilgisi olmadan "efendim, biz, IMF'ye karşı çıktık; iş, ekmek, özgürlük için savaşıyoruz" dedi?! Bence, bu yaklaşım doğru değil.
Değerli arkadaşlar, elimizde bir ölçü olmalı. Avrupa Birliğine girmeye çalışıyoruz. Bu İş Yasa Tasarısında da, bence, Uluslararası Çalışma Örgütünün, yani, ILO'nun ölçütleri vardır. Şimdi, ben, merak ediyorum; acaba, hangi Avrupa Birliği ülkesinde, işveren, işçiyi, iş dışında, sosyal yardım adı altında bir yere taşıyor? Bu sosyal yardım hem iyi niyetli yorumlanabilir hem de değil; ne olduğunu bilmiyoruz; ama, çalışma süresinden sayılmıyor. Yani, diyor ki işveren: "Ben, sizi bugün alacağım, şu kadar uzaklıktaki bir yere götüreceğim, orada şunu yapacaksınız." Bu olmayabilir, aslında pek olmaz; Avrupa Birliği ülkelerinde adamın ne yapacağı, nasıl yapacağı önceden bellidir; ama, varsayalım ki, bizim ülkemizde oluyor. Peki, niçin çalışma süresinden sayılmıyor? Yani, burada ölçüt, Uluslararası Çalışma Örgütünün ölçütleri olmalıdır; yoksa, işimize geldiği zaman, efendim, Türkiye'de birsürü işsiz insan var, biz böyle yapmak zorundayız, eğer, böyle yapmazsak yeni işyerleri açılmaz; ama, bir başka zaman da Avrupa Birliği ölçütleri!..
Arkadaşlar, biz, Meclis olarak, 2003 yılında bir iş yasası düzenliyoruz. Bu yasanın, doğal olarak, 1963'te yapılandan da, 1971'de yapılandan da daha ileri ilkeler taşıması gerekir; çünkü, toplumda bir gelişme olmuş, sosyal devlet anlayışında bir ilerleme olmuştur; ama, biz, 1971'de düzenlenen, yani, bundan 32 yıl önce düzenlenen eski İş Yasasından daha geride bir yasa düzenliyoruz ya da kimi maddelerine hiç dokunmuyoruz.
Şimdi, inanıyorum ki, ilgili arkadaşlar çıkacaklar "bu, eskiden de böyle vardı" diyecekler; Sayın Bakan da çoğu zaman öyle diyor. İyi, eskiden vardı da, o 32 yılda toplumda işçi lehine, sosyal devlet anlayışı yönünde hiç mi bir ilerleme olmamış?! Peki, bu maddelerin hangisinde işçinin dinlenmesi, eğlenmesi, çocuğunu okutması, ailesine bakması, sosyal yaşantısı söz konusu; hiçbirinde bunların bir tanesi yok.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)Değerli arkadaşlar, biz, ileri bir yasa yapmak zorundayız, kimi maddeleri değiştirmek zorundayız. Örneğin, burada, bir sözcüğün değiştirilmesini öneren bir önerge verdik; yani "sayılmaz" sözcüğü yerine "sayılır" dedik. 66 ncı maddede bütün sayılacak haller sıralanmış, sıralanmış, sıralanmış; şurada, şurada, şurada yapılan işler çalışma süresinden sayılır, ancak, işveren sosyal yardım amacıyla bir yere sizi taşırsa, oradaki, araçta geçen süre çalışma süresinden sayılmaz denilmiş.
RECEP KORAL (İstanbul)"Bir yere..." değil efendim; "işyerine gelip gitme..."
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)Hayır efendim... 66 ncı madde "sırf sosyal..."
RECEP KORAL (İstanbul)Yanlış anlaşılmasın...
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)Evet, iş niteliği dışında...
RESUL TOSUN (Tokat)"İşyerine..."
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)Evet... Aynısını okudum, bir daha okuyorum...
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
39 konuşma daha · 13 Mayıs 2003