İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 122. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Özürlüler hakkında kan.tas. ( ss. 969 )

Mustafa Gazalcı

Denizli Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 122. Birleşim · 3. yasama yılı · 30 Haziran 2005 · 856 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Gazalcı (CHP), 30 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÖZÜRLÜLER HAKKINDA KAN.TAS. ( SS. 969 )); konuşma 856 kelime.

Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli). “Özürlüler hakkında kan.tas. ( ss. 969 )”. TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim tutanağı, 30 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2005-06-30-ozurluler-hakkinda-kan-tas-ss-969 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA GAZALCI (Denizli)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son üç dört gündür yaşadığımız gerilimli ortam ve bizim benimsemediğimiz kimi yasaların geçmesinden sonra, ortak, iyi ve güzel bir iş yapıyoruz; özürlülerle ilgili -gecikmiş de olsa- yasayı çıkarıyoruz; bu, sevindirici bir durum.

Benim söz aldığım madde, özürlülerin eğitimi ve öğretimiyle ilgili. Her ne kadar, bu madde "hiçbir gerekçeyle, özürlülerin eğitim alması engellenemez" dese de, maalesef, tablo -arkadaşlarım da söylediler- çok acıdır. 8 000 000'un üstündeki özürlünün yüzde 41'i ilkokul ancak bitirebilmiş, yüzde 36'sı okuma yazma bile bilmemektedir; yüzde 5 civarında eski ortaokulu, yani şimdiki ilköğretimi bitirmiş, yüzde 2'nin az üzerinde de lise ve üniversite bitirmiş özürlülerimiz var. Devede kulak gibi, eğitimden yararlanan özürlü insanımız.

Yasada "özürlü çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin eğitim alması için önlemler alınır" deniyor; "üniversite aşamasına geldiği zaman da, üniversitede birtakım önlemler alınır" diyor; ama, özürlüler için o kadar kolay değil. Nitekim de, deminki acı tablo, bunu çok açık bir biçimde gösteriyor.

Bu maddede eksik bulduğumuz yan, şimdi, özürlüler için bir kurul, özürlüler danışma ve koordinasyon merkezi kuruluyor. Maddeyi çok iyi okursak, burada özürlülerin örgütü yok. Türk Dil Kurumu Başkanlığında onların işaret dili sistemi oluşturulacağı söyleniyor. Resmî daireler sayılıyor, sayılıyor; ama, Türkiye İşitme Engelliler Millî Federasyonu burada da yok. Yani, yeni yasa yapıyoruz, özürlüler için bir kurul oluşturuyoruz; orada özürlülerin örgütü yok. Özürlüler için Türk Dil Kurumu Başkanlığında bir iş yapıyoruz; onların, işitme engellilerin örgütü orada yok.

Değerli arkadaşlar, ateş düştüğü yeri yakar. En iyi, özürlünün durumunu özürlü bilir. Nitekim de, bakın, iki gündür şurada sürekli bekliyorlar.

BURHAN KILIÇ (Antalya)Özürlülerin örgütü var.

MUSTAFA GAZALCI (Devamla)Özürlülerin örgütü var; fakat, onlar için alınacak kurulda onlar yok diyorum. Ben, özürlülerin örgütü yok demiyorum Burhan Bey. Özürlülerle ilgili kurulda özürlülerin örgütü yok diyorum.

Değerli arkadaşlar, tabiî, özürlülerin eğitimi konusunda, asıl, okullarda da önlem alınması gerekir. Bakın -millî eğitimci olanlar bilirler- özel eğitime tabi tutulurdu özürlülerin eğitimi; ama, özel eğitim, şimdi, özel girişimin yaptığı eğitim gibi algılanıyor. Nitekim de 625 sayılı Özel Eğitim Kanununa özürlülerin eğitimi şimdi bırakılıyor. Değerli arkadaşlar, tabiî ki, özel kesim özürlülerin eğitiminde de çabalar harcasın. Hatta, o çabayı harcayanlara devlet katkıda da bulunsun; ama, sosyal devlette sosyal devletin birinci görevi özürlünün eğitimini sağlamaktır. İş bulması da eğitimiyle ilgilidir, bakın. Eğer, özürlü, ayakları üzerinde dursun, kendi kanatlarıyla uçsun istiyorsak; yani, iş bulsun, üretime katılsın, nitelikli olsun diyorsak, önce ona iyi bir eğitim vereceğiz. İyi eğitim vermeden, ben iş bulacağım, yasa çıkaracağım, şunu yapacağım, bunu yapacağım; o, olmaz. Devlet, şimdiden sonra ben işçi almıyorum diyor. Peki, özel kesim; yalnız acıma duygusuyla, kayırma duygusuyla alır mı; almaz; işine yaramasına bakar. O zaman, siz, özürlüye, işe yarayacak, onun beceri ve meslek sahibi olacak bir eğitimden geçme ortamını sağlamalısınız.

Şimdi "üniversitede önlem alınır" deniyor. Bırakın, o aşamaları geçti varsayalım, üniversiteye geldi. Değerli arkadaşlar, konuşma özürlü bir arkadaş, yanında bir kişi de götürüyor, "şu şıkkı işaretle" deyinceye kadar normal bir insanın 2 kat, 3 kat zaman harcıyor. Şimdi, buna bir eksüre vermedikçe, siz, aynı ipten o özürlüyü atlatacaksınız. Ayrıntı gibi gelen şeyler çok önemli. Eğer, siz, acımasızca, siz de bu yarışı yapın, atlayın derseniz, eşitsiz davranmış olursunuz, özürlüye engel çıkarmış olursunuz. Yani, üniversite sınavlarında özürlüye daha çok ek bir zaman vermek gerekir hiç olmazsa. Aynı sorular sorulsun; ama, o, şıkkı imzalayıncaya kadar bir zaman geçecektir. Bir de oradaki ortamlar çok önemli; asansör var mı, arabasının çıkacağı bir yer var mı; bunlar o kadar önemli ki…

Bakın, Millî Eğitim Bakanlığı okul çağındaki özürlü oranı Türkiye'de 895 581 -2003 araştırmasına göre konuşuyorum- 480 özel eğitim okulu var Türkiye'de, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı 22 082, kaynaştırma ve özel eğitim sınıflarında -kaynaştırma dediği, normal çocuklarla birlikte eğitilecek çocuklar- orada rakam biraz yükseliyor, 50 355; ama, fizikî ortam eksik; yani, siz, özürlü bir insanı, çocuğu, normal sınıfa koyuyorsunuz; güzel, kaynaştıracaksınız. Toplumla kaynaştırmak için, önce sınıfta ve okulda kaynaştırmak gerek; ama, onun normal insanlar gibi orada tuvalete gittiği zaman özürlüler için bir tuvalet olup olmadığı -göstermelik değil- kaynaştırma yaptığınız her okulda, eğer iki katlıysa asansör var mı özürlüler için; yani, onun yaşamını kolaylaştıracak, hatta normal çocuklarla yarışabilecek bir ortamı sağlayacak durumu yaratmalısınız. Özel eğitim ilköğretim okullarında yalnız 3 800 çocuğumuz okuyor.

Değerli arkadaşlar, normal eğitimde olduğu gibi, özürlülerin eğitimi de özel kesime, yalnızca özel kesime bırakılamaz. Gerçekten, devlet, sosyal devlet olmalıdır, özellikle bu özürlüler eğitiminde, iş bulmasında ve onlara tanınan haklar konusunda olmalıdır, yardım etmelidir diye düşünüyorum.

Yine de hiç yoktan iyidir. Bu konuda, özellikle özürlü aile sahipleri, özürlüler konusunda çok çaba harcarlar. Onlar, bizden de duyarlıdır. Şimdi, bir aileyi anımsıyorum. Bu Mecliste de uzun süre bulunmuş Sayın Ali Nejat Ölçen; onun eşi Makbule Ölçen vardır, Demir adlı özürlü bir çocukları var. Onlar, özürlüler için kurum açtılar. Şimdi "Özürlüler Yokuşu" diye de bir kitap yazdı Makbule Hanım, çocuğunu gözlemleyerek, yani, o Demiri gözlemleyerek, her aşamasını anlatarak.

Değerli arkadaşlar, toplumda bu konuda en az bir uzman kadar o Ölçen Ailesi uzmanlaşmıştır, topluma katkı sunmuştur, kendi çocukları üzerinde, gerçekten, bilimsel denilebilecek birtakım gözlemleri olmuştur ve çocuğu, yaşama, yapabildiği kadar kazandırmıştır.

Bakın, özürlülerin belki de en sıkıntı içinde olanları zihinsel özürlü olan insanlardır. Onlara, belki, yani, bir görme, bir işitme, bir fiziksel engelli yerine, daha çok özen göstermek gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA GAZALCI (Devamla)Bitiriyorum Sayın Başkanım.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

68 konuşma daha · 30 Haziran 2005

68 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook