Gelir vergisi kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (s.s:385)
Konya Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 102. Birleşim · 3. yasama yılı · 10 Haziran 2009 · 451 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Kalaycı (MHP), 10 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELİR VERGİSİ KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S:385)); konuşma 451 kelime.
Mustafa Kalaycı (MHP, Konya). “Gelir vergisi kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (s.s:385)”. TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim tutanağı, 10 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-kalayci-23-2009-06-10-gelir-vergisi-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MUSTAFA KALAYCI (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 385 sıra sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 16’ncı maddesinde değişiklik önergemiz üzerine açıklamada bulunmak üzere huzurlarınızdayım. Bu vesileyle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, esasen, bu tasarının 4’üncü, 8’inci, 9’uncu, 10’uncu, 12’nci, 15’inci, 16’ncı ve 22’nci maddelerinde lisanslı depoculuğu teşvik etmeyi amaçlayan, gerek katma değer vergisi gerek gelir vergisi gerekse damga vergisi yönüyle önemli vergi istisna ve muafiyetleri getirilmektedir. Elbette ülkemiz ekonomisinin dinamizmi ve tarım sektörünün gelişmesi bakımından lisanslı depoculuğun teşvik edilmesi, yaygınlaştırılması ve amacı doğrultusunda fonksiyonel hâle getirilmesi gerektiği hususu açıktır. Ancak bunun sadece vergi teşvikleriyle getirilmesi doğru değildir. Konunun üretimi ve üreticiyi koruyan millî bir tarım politikası çerçevesinde ele alınmasında, lisanlı depoculuğun bankacılık sistemi içindeki yerinin de belirlenmesinde fayda vardır. Petrolden buğdaya her ürünün finansal spekülasyon metası hâline gelmesi, günümüz küresel finans dünyasında kolay ve yaygın hâle gelmiştir. Ancak unutulmamalıdır ki, küresel finans krizini de bu yapı ve anlayış doğurmuştur.
Değerli milletvekilleri, esasen lisanslı depoculuğun geliştirilmesi, bu vesileyle çiftçilerimizin ürünlerini depoya teslimi ve bu amaçla düzenlenecek ürün senetlerinin çeşitli teşviklerle kullanılması öngörülmektedir. Ancak öncelikle çiftçimizin ürünlerinden yeterli düzeyde gelir elde edip etmediğine bakmamız gerekmektedir. Esasen tarım sektörü ve çiftçilerimizin çok önemli ekonomik ve sosyal sorunları bulunmaktadır. Bunların temelinde yapısal sorunlar olmakla birlikte hâlen çok önemli ve acil çözüm gerektiren sorunlar da bulunmaktadır. Çiftçilerimiz öncelikle bu sorunlarının çözümünü beklemektedirler. Tarım sektörümüz ve çiftçilerimiz küresel ekonomik krize, iki yıl üst üste yaşanan bir kuraklık döneminin ardından ve girdi fiyatlarındaki büyük artışların olduğu bir ortamda yakalanmıştır. Buna rağmen, AKP Hükûmeti tarım ve hayvancılık sektörü için hiçbir tedbir almamıştır. Sayın Başbakan, krize yönelik olarak yetmişe yakın tedbir alındığından bahsetmektedir. Yine Hükûmetin değerli bakanları, 54 milyar lirayı bulan teşviklerden bahsetmekte. Ancak sizlere de soruyorum değerli milletvekilleri: Bu söylenen tedbirler içerisinde çiftçimizi, köylümüzü dikkate alan hiçbir tedbir yok, bilmiyorum sizler “Şu tedbir var.” diyebilir misiniz? Tam tersine tarımsal destekleme ödeneğinde yüzde 10 kesintiye gidilmiştir; yani çiftçinin 550 milyon lirası kesilmiş, tarımsal ödeneği kesilmiş, başka sektörlere kaynak olarak aktarılmıştır. Maliye Bakanlığının Nisan 2009 bütçe gerçekleşmelerine baktığımız zaman, ilk dört ayda tarımsal destekleme tutarının geçen yılın ilk dört ayına göre yüzde 15 azaldığını görüyoruz.
Değerli milletvekilleri, Türk çiftçisi, kullandığı girdilere ilişkin, gübre, ilaç, tohum, mazot, elektrik gibi girdilere ilişkin katma değer vergisini ve özel tüketim vergisini peşin olarak ödemektir. Tüccar gibi sattığı maldan KDV’sini mahsup edememektedir. Zarar etmesine rağmen sattığı maldan stopaj vergisi ödemektedir. Sadece mazota ödenen KDV ve ÖTV, destekleme bütçesinden daha fazladır.
Çiftçilerimiz borçlarını ödeyemez hâle gelmiş ve kredi temininde zorluklarla karşılaşmaya başlamışlardır. Hâlen çiftçilerimizin kamu ve özel bankalara, tarım kredi kooperatiflerine 15 milyar liraya yakın borcu bulunmaktadır. Çiftçilerimiz kooperatif ve bankalara olan borçlarını ödemek istemektedir, ama bunun ödenebilir şekilde, faizsiz yeniden yapılandırılması gerekmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
64 konuşma daha · 10 Haziran 2009