İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 52. BİRLEŞİM · SALI

Amme alacaklarının tahsil usulü hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ile denizli milletvekili hasan erçelebi'nin; kastamonu milletvekili mehmet serdaroğlu ve milliyetçi hareket partisi grup başkanvekili izmir milletvekili oktay vural'ın; trabzon milletvekili mehmet akif hamzaçebi ve 15 milletvekilinin; kahramanmaraş milletvekili mehmet akif paksoy ve 17 milletvekilinin; bartın milletvekili muhammet rıza yalçınkaya'nın; antalya milletvekili osman kaptan ve 2 milletvekilinin; zonguldak milletvekili ali ihsan köktürk ve 8 milletvekilinin; kahramanmaraş milletvekili veysi kaynak ve adıyaman milletvekili ahmet aydın'ın benzer mahiyetteki kanun teklifleri (s.s.:463)

Mustafa Kalaycı

Konya Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 52. Birleşim · 4. yasama yılı · 26 Ocak 2010 · 1.944 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Kalaycı (MHP), 26 Ocak 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI İLE DENİZLİ MİLLETVEKİLİ HASAN ERÇELEBİ'NİN; KASTAMONU MİLLETVEKİLİ MEHMET SERDAROĞLU VE MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ GRUP BAŞKANVEKİLİ İZMİR MİLLETVEKİLİ OKTAY VURAL'IN; TRABZON MİLLETVEKİLİ MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ VE 15 MİLLETVEKİLİNİN; KAHRAMANMARAŞ MİLLETVEKİLİ MEHMET AKİF PAKSOY VE 17 MİLLETVEKİLİNİN; BARTIN MİLLETVEKİLİ MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA'NIN; ANTALYA MİLLETVEKİLİ OSMAN KAPTAN VE 2 MİLLETVEKİLİNİN; ZONGULDAK MİLLETVEKİLİ ALİ İHSAN KÖKTÜRK VE 8 MİLLETVEKİLİNİN; KAHRAMANMARAŞ MİLLETVEKİLİ VEYSİ KAYNAK VE ADIYAMAN MİLLETVEKİLİ AHMET AYDIN'IN BENZER MAHİYETTEKİ KANUN TEKLİFLERİ (S.S.:463)); konuşma 1.944 kelime.

Mustafa Kalaycı (MHP, Konya). “Amme alacaklarının tahsil usulü hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ile denizli milletvekili hasan erçelebi'nin; kastamonu milletvekili mehmet serdaroğlu ve milliyetçi hareket partisi grup başkanvekili izmir milletvekili oktay vural'ın; trabzon milletvekili mehmet akif hamzaçebi ve 15 milletvekilinin; kahramanmaraş milletvekili mehmet akif paksoy ve 17 milletvekilinin; bartın milletvekili muhammet rıza yalçınkaya'nın; antalya milletvekili osman kaptan ve 2 milletvekilinin; zonguldak milletvekili ali ihsan köktürk ve 8 milletvekilinin; kahramanmaraş milletvekili veysi kaynak ve adıyaman milletvekili ahmet aydın'ın benzer mahiyetteki kanun teklifleri (s.s.:463)”. TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim tutanağı, 26 Ocak 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-kalayci-23-2010-01-26-amme-alacaklarinin-tahsil-usulu-hakkinda-kanun-ile-bazi-kanunlarda-deg (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA MUSTAFA KALAYCI (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 463 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın geneli üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere huzurlarınızda bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Başbakanlık tarafından 18 Ocak 2010 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına arz edilmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca aynı gün, 18 Ocak 2010 tarihinde esas komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonuna havale edilmiş, Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığınca da yine aynı gün, 18 Ocak 2010 tarihli yazıyla Komisyon üyelerine gönderilerek 20 Ocak 2010 tarihli toplantının gündemine alındığı bildirilmiştir.

Plan ve Bütçe Komisyonunun 20 Ocak 2010 tarihli toplantısında, tasarının içeriğindeki konularla aynı mahiyette olduğu ifade edilen ve bazı milletvekillerince verilmiş olan sekiz adet kanun teklifinin tasarıyla birleştirilerek görüşülmesi AKP milletvekillerinin oylarıyla kabul edilmiştir. Ancak birleştirilen kanun tekliflerinin gündemde yer almadığı, teklif sahibi milletvekillerinin Komisyonda olmadığı, bazı AKP milletvekillerince verilen tekliflerin tarihinin bir gün öncesine ait olduğu, İç Tüzük hükümlerine göre kırk sekiz saat geçmediğinden görüşülemeyeceği itirazları üzerine, Komisyon Başkanınca, esasen tasarının da kırk sekiz saatlik süre geçmeden görüşülmeye başlandığı, geçmişte de benzer uygulamalar olduğu, kanun teklifi sahiplerine de sabah itibarıyla haber verildiği ifade edilerek itirazlar dikkate alınmamıştır. Dolayısıyla, bu tasarı alelacele, ciddiyetten uzak bir yaklaşımla ve İç Tüzük hükümleri göz ardı edilerek Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmüştür.

Bu acelenin nedeni tasarının içeriğine bakıldığı zaman anlaşılmaktadır. Tasarıda, 2010 yılında emekli aylıklarında yapılacak artışa ilişkin düzenleme yer almaktadır. Sayın Başbakan, emekli aylıklarındaki artışı, yasal dayanağı olmaksızın, bir anlamda Türkiye Büyük Millet Meclisi iradesini ipotek altına alarak 5 Ocak 2010 tarihinde açıklamıştır. Sosyal Güvenlik Kurumu da 5 Ocak 2010 tarihli basın açıklamasıyla emekli aylıklarına yapılacak artışı ve emeklilerimizin aylık dilimleri itibarıyla ellerine geçecek tutarları duyurmuştur. Aylardır intibak düzenlemesi yapılacağı, eşitsizliklerin giderileceği, yüksek maaş artışı getirileceği beklentisi içine sokulan, ancak Sayın Başbakanın ve Kurumun açıklamaları üzerine beklentileri boşa çıkan, umutları sönen, hayalleri yıkılan emeklilerimiz ile dul ve yetimlerimiz, yapılan artış yetersiz de olsa 2010 Ocak aylığını zamlı almak üzere bankalara gittiğinde, açıklanan zamma ilişkin farkları alamayarak ikinci bir defa şoka uğramışlardır. Bunun üzerine Sosyal Güvenlik Kurumu 18 Ocak 2010 tarihli yazılı basın duyurusu ile yasal sürecin tamamlanması akabinde şubat ayı ödeme döneminde öngörülen zamlı aylıklar ile ocak ayına ait fark tutarlarının ödeneceğini açıklamıştır. Aynı gün itibarıyla da bu tasarı Başbakanlıkça Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edilmiş ve emeklilerimizin haklı tepkilerinden ürken Hükûmet tasarıyı şubat ayı aylık ödemeleri tarihine kadar yasalaştırabilmenin telaşına düşmüştür.

Esasen 2010 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu görüşmeleri esnasında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak verdiğimiz emekli, dul ve yetimlerimizin yaşadığı geçim sıkıntısını bir nebze olsun hafifletmek ve emekli aylıkları arasındaki eşitsizlik ve adaletsizlikleri gidermek üzere emekli aylıklarında yüzde 25’e kadar artış yapılabilmesi konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmesini öngören teklif AKP tarafından reddedilmiştir. Bu teklif kabul edilmiş olsaydı bugün yaşanan sorunların hiç gündeme gelmeyeceği kabul edilmesi gereken bir gerçektir.

AKP Hükûmeti bu konuda tam bir öngörüsüzlük ve beceriksizlik örneği sergilemiştir, sayıları 9,2 milyona varan emekli, dul ve yetimleri hüsrana uğratmışlardır. Emekliler büyük bir aldatmacaya konu edilmiştir. Bizzat Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından emekli aylıklarında intibak çalışması yapıldığı açıklaması yapılmış, aylardır yazılı ve görsel medyada yer alan haberler emeklilerimizi heyecanlandırmış, umutlandırmıştır. Geçen yıl mayıs ayında en düşük emekli aylığının 850-900 lira olacağı haberleri, ekim ayında emekli aylıklarının 500 lira artacağı haberleri, aralık ayında da emekli aylıklarının en az 100-150 lira artacağı haberleri yazılı ve görsel medyada yaygın bir biçimde yer almış, bu yılın başında da emekli aylıklarında yapılacak artışların 5 Ocak 2010 tarihinde Başbakan tarafından AKP grup toplantısında açıklanacağı belirtilmiş, böylelikle emekli, dul ve yetimler, aylıklarında yüksek artış yapılacağı beklentisi içine sokulmuştur.

Son yedi sekiz aylık süreçte bu konuda medyada yer alan haberleri sizlere kısaca hatırlatmak istiyorum. Özellikle ulusal düzeyde faaliyet gösteren basın-yayın kuruluşları ile resmî kurumların yayınlarını seçtim, bazılarının çıktıları da yanımda. 14 Mayıs 2009, “İntibak müjdesi: En düşük emekli maaşı 900 TL olacak.” 16 Ekim 2009, “Emekli maaşı 500 lira artacak.” 24 Ekim 2009, “Türk-İş’ten Dinçer’e ‘intibak’ övgüsü. Emekli maaşlarındaki intibak sorununu çözme sözü veren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’e Türk-İş’ten övgü geldi.” Plan ve Bütçe Komisyonu tutanakları, 17/11/2009, Sayın Bakanın açıklaması: “Doğrusunu söylemek gerekirse intibak yasalarıyla ilgili olarak ben bir çalışma başlatıldığını kamuoyuyla paylaştım.” En son, 6 Ocak 2010 tarihli gazete haberi, Sayın Bakanın ağzından: “İşin içinden çıkamadık, ‘altından kalkamayız’ dedik, rafa kaldırdık.”

Emekliler, umutla bekledikleri intibak yasasının söz verildiği hâlde rafa kaldırılmasına ve ilave maaş artışının düşük düzeyde kalmasına müthiş öfkeliler. İntibak yasasıyla ilgili olarak bir çalışma başlatıldığını söyleyip emeklileri aylarca umutla beklettikten sonra “İşin içinden çıkamadık, altından kalkamıyoruz.” gibi bahanelere sığınıp “Bundan vazgeçtim.” demek, devlet adamlığı ciddiyetiyle bağdaşmamaktadır. Emeklilerimiz AKP tarafından resmen aldatılmıştır.

Geçen yıl yapılan bir araştırmaya göre, emeklilerin yüzde 96’sının aylığı geçimini sağlamaya yetmiyor. Emeklilerin yüzde 34’ü, bunca çalıştığı yıla rağmen, bir ev sahibi olamamış. Emeklilerin yüzde 75’i kredi kartı ve banka kredisiyle borçlanarak yaşıyor. Biliyorsunuz, geçtiğimiz temmuz ayında da AKP Hükûmeti emekli aylıklarında sadece yüzde 1,8 oranında artış yapmıştır. BAĞ-KUR emeklilerine temmuzda yaptığınız zam sadece 7-8 lira, SSK emeklilerine ise sadece 11 lira düzeyinde. Emeklilerimiz maaşlarına gelen zammı söylemeye bile utanmışlardır ama asıl utanması gereken, bu zammı emeklilerimize reva görenlerdir.

Değerli milletvekilleri, esasen, 5510 sayılı Kanun’un 55’inci maddesinde, bu Kanun’a göre bağlanan gelir ve aylıkların her yılın ocak ve temmuz aylarından geçerli olmak üzere, bir önceki altı aylık döneme göre TÜFE genel indeksindeki değişim oranı kadar artırılarak belirlenmesi hükme bağlanmıştır. Bu tasarıda yapılan düzenlemeyle gelir ve aylıkların 2010 Ocak ayında 60 lira olarak artırılması, artış tutarının TÜFE değişim oranına göre yapılacak artıştan az olması hâlinde TÜFE değişim oranı kadar artırılması öngörülmektedir. Bir önceki altı aylık dönemde TÜFE değişim oranı yüzde 4,6 olarak gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla getirilen ek artış, dar bir kesimi kapsamış ve beklentilerin çok altında kalmıştır. Başbakanın ifade ettiği yüzde 20,4 oranında zam alabilen kişi sayısı çok sınırlı düzeydedir, parmakla sayılabilecek sayıdadır. Buna rağmen bile zamlı aylıkları 370 liranın altındadır. Toplam aylık ve gelir alanların yüzde 57’sini SSK’lılar oluşturmakta olup bu kapsamda en düşük emekli aylığı alanların aylığına gelen ilave artış sadece yüzde 4 düzeyinde, 25-30 lira civarındadır.

Sayıları 1,7 milyon düzeyinde olan ve eski ifadeyle “Emekli Sandığı emeklileriyle dul ve yetimleri” bu tasarıyla getirilen ek artıştan yararlanamamaktadır. Bu kesimin aylıklarına ocak ayında yapılan zam yüzde 2,5 düzeyindedir. Bu durum, AKP’nin adalet anlayışını ve yaptığı ayrımcılığı da ortaya koymaktadır. Bu kapsamdakilerin Aralık 2009’daki en düşük aylığı 810,4 TL olup, şef ve bu kadrodan daha düşük görevden emekli olan yüz binlerce memur emeklisi ile dul ve yetimlerinin aylığı bu asgari aylık düzeyindedir. AKP Hükûmeti, 2010 yılı bütçesinin yasalaşmasının hemen ardından sağanağa dönüşen bir zam yağmuru ortaya koymuştur. Dolayısıyla, emekliler daha maaş farklarını bile alamadan, AKP Hükûmeti yaptığı zamlarla bu artışlara el koymuştur. Kaşıkla verilmiş, kepçeyle geri alınmıştır.

AKP Hükûmeti döneminde fakirlik meslek hâline getirilmiştir, yoksulluk emeklilerin kaderi olmuştur. AKP Hükûmetinin bütçe imkânlarını bahane göstermeye hakkı yoktur. Yedi yıl üç aydır ülkeyi yöneten AKP zihniyetidir. Bugün toplumun büyük kesimi geçim sıkıntısı çekiyorsa, işini kaybettiyse, işleri kötü gidiyorsa, borçtan ve işsizlikten bunaldıysa bunun müsebbibi de, mimarı da AKP hükûmetleridir. AKP hükûmetlerinin uyguladığı makroekonomik politikalar ülke ekonomisini son derece problemli bir sürece sokmuştur. Bugün Türkiye’de, hayatın gerçeklerini kavrayamayan, her alanda yoğunlaşan sorunları anlayamayan, milletimiz için fedakârlık yapmayan kadroların yönettiği bir iktidar partisi siyasi sorumluluk taşımaktadır. Bu nedenledir ki ülkemizde siyaset değersizleşmeye yüz tutmuş, kültür yozlaşmaya başlamış, ekonomik yapı ufalanma ve dağılmayla son bulacak kriz girdabına düşmüş ve sosyal sistem çözülmenin eşiğine kadar gelmiştir.

Değerli milletvekilleri, bu tasarı, içerdiği hükümler itibarıyla, başta Başbakan olmak üzere AKP yetkililerinin çelişkisini de ortaya koymakta, ekonomik krizin etkilerinin hâlen ağır bir şekilde seyrettiğinin, bu etkinin 2010 yılında da devam edeceğinin Bakanlar Kurulunca ikrarı anlamına gelmektedir. Zira, Başbakan ve AKP yetkililerinin krize yönelik aldıklarını ifade ettikleri tedbirlere bakıldığında, bu tasarıda, anılan tedbirlerin 2010 yılında da uygulanmasına yönelik olarak süre uzatımına ilişkin düzenleme yapıldığı görülmektedir.

Keza, tasarının genel gerekçesinde de kısa çalışma ödeneğinden yararlanma koşullarının iyileştirilmesi ve kısa çalışma ödeneğinin artırılması uygulamasının 2010 yılında da devam ettirilmesinin amaçlandığı, aynı kapsamda olmak üzere, ilk defa işe alınan ve çalıştırılanlar için sigorta primlerinin işveren hissesine ait tutarlarının İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanması uygulamasının 2010 yılında da devam ettirilmesinin öngörüldüğü ifade edilmiştir.

Komisyon raporunda da belirtildiği üzere, Hükûmet adına komisyonda yapılan açıklamalarda da ekonomik krizin ekonomik veya sosyal hayatı olumsuz şekilde etkilediği, önemli sorunlardan olan işsizliği artırdığı, bu gerekçeyle düzenlemeye gidildiği ifade edilmiştir.

Tasarıya bakarsan, krizin etkisi ağır bir şekilde devam ediyor ki olağanüstü şartlarda uygulanan kısa çalışma ödeneğine ilişkin uygulama 2009 yılındaki aynı şartlarda devam ettiriliyor ancak Sayın Başbakana bakarsan, krizin etkisi az oldu, teğet geçti. Bu açık bir çelişki değil mi?

Sayın Başbakan ve Hükûmet üyeleri kredi derecelendirme kuruluşlarının verdiği nota bakıyor. Amerika’da, Avrupa’da batan onlarca bankanın batmadan önce notları neydi, onlara bir bakın. Bırakın bunları da gerçeklere bakın, çiftçimizi, esnafımızı, çalışanımızı, emeklimizi içine düşürdüğünüz duruma bir bakın.

Sayın Başbakan, otomobil satışlarının 2009 yılında arttığından bahsediyor. 2008 yılında 306 bin olan otomobil satışının 2009 yılında 369 bin olduğunu söylüyor. Doğru ama 2008 yılında ekonominin iyi olduğunu söyleyen yok ki. 2008 yılında otomobil satışları yüzde 14,4; hafif ticari araç satışları da yüzde 21 azalmış. Ayrıca, bir önceki yıla göre 2008 yılında yüzde 39, 2009 yılında yüzde 50 azalan traktör satışlarını, 2008 yılında yüzde 23, 2009 yılında yüzde 43 azalan kamyon satışlarını niye açıklamıyorsun? Sayın Başbakan kendi kendini kandırıyor.

Sayın Başbakanın gösterdiği tabloya bakarsan, en fazla otomobil satışı 466 binle 2000 yılında yapılmış. Krizin etkisini görebilmek için esas, üretime bakmak gerekir. AKP yetkililerine rica ediyorum: Şu üretim rakamlarını Sayın Başbakana gösterin de gerçek durumu görsün.

2009 yılında otomobil üretiminde yüzde 17,8 azalma var. Otomotiv sektöründe üretimdeki daralma yüzde 24,2 düzeyindedir. Yani, üretim yaklaşık dörtte 1 azalmış, her dört makineden biri durmuş. Bu ne demektir? İşsizlikte artış, yoksullukta artış demektir. Millet “işsizim, açım” diyor, Sayın Başbakan ise “açılım” diyor. PKK’lılara kucak açılıyor. Teröristleri kastederek “Analar ağlamasın.” deniliyor.

Ekonomideki kriz sürecinden zarar görmüş milyonlarca insanımızla alay edercesine hâlâ krizi en az zararla atlatmaktan bahseden Sayın Başbakana diyeceğimiz şimdilik şudur: Sizi kriz teğet geçmiş olabilir, yandaşlardan ve hanedan mensuplarından yeni şirket kuran, bu buhran dönemini fırsat olarak gören soyguncu ve asalakların hayat standartlarında bir yükselme de olabilir, milletimizin alın teriyle, adrese teslim devlet ihaleleriyle lüks ve rahata ulaşanlara kriz hiç görünmemiş de olabilir ama bir gerçek var ki AKP Hükûmetinin öngörüsüzlüğü, tedbirsizliği, iş bilmezliği ve beceriksizliği yüzünden kriz kahir ekseriyetteki insanımızı silindir gibi ezip geçmiştir. O nedenle, yaşanan kriz, markasıyla, unvanıyla, patentiyle bir AKP krizidir.

20 milyon insanımızın geçimini temin etmeye çalıştığı tarım sektöründe çiftçimizin ürünü para etmemiş, sattığı, borcuna dahi yetmemiştir. 2 milyonu bulan esnafımızın rafları boş kalmış, ekmek parasını dahi kazanamayacak bir duruma gelmiştir. 5,5 milyon düzeyindeki asgari ücretle çalışanlarımız, ücretiyle en temel ihtiyacını bile karşılayamaz olmuştur. 9 milyonu aşkın emekliler ile dul ve yetimlerimiz, içler acısı bir hayat standardına âdeta mahkûm edilmiştir. 2004 yılında 6,4 milyon olan aktif yeşil kartlı sayısı, yeşil karta muhtaç olan vatandaşımızın sayısı bugün 9,5 milyonu aşmıştır. İşsizlik patlamış, Hükûmetin 2009 yılı işsizlik oranı tahmini yüzde 14,8 olup bu oran 2002 yılındaki yüzde 10,3 oranına göre yüzde 43,7 oranında artışa karşılık gelmektedir. Orta Vadeli Program’da da işsizlik oranının 2012 yılında bile ancak yüzde 13,3 olacağı hedeflenmiştir. İstihdam ve işsizlik sorunu AKP’nin siciline işlenmiş derin bir sosyal yara olmaya devam etmektedir. Böyle bir durumda yabancıların çalışması bu tasarıyla AKP Hükûmeti tarafından kolaylaştırılmaya çalışılmaktadır. Sayın Başbakan ve Hükûmetinin iddia ettiğinin aksine sofralarda ekmek artmamış, azalmıştır. Artan ve çoğalan ise sadece Hükûmetin destekçisi ihale komisyoncuları, tefeciler, devlet imkânlarını talan eden vurguncuların sayısıdır. Kendi yandaşlarını abat etmede kural ve sınır tanımayan, aile yakınlarının şatafatlı hayatlarına son hızla devam etmesinde bir beis görmeyen AKP saltanatının çiftçimizi, esnafımızı, girişimcimizi, asgari ücretlimizi, emeklilerimizi, işsiz kalan vatandaşlarımızı umursamamasının ve çaresizliklerini görmezden gelmesinin elbette bir siyasi faturası olacaktır. O zaman geldiğinde Sayın Başbakanı ne dış ne de iç menfaat destekçileri asla kurtaramayacak, yapılanların acı bilançosu bir bir bugünkü kadroların önüne konulacaktır. O gün de yakındır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

18 konuşma daha · 26 Ocak 2010

18 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook