Gündemdeki çalışma konularına ilişkin
Mersin Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 64. Birleşim · 1. yasama yılı · 9 Nisan 2003 · 879 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Özyürek (CHP), 9 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GÜNDEMDEKİ ÇALIŞMA KONULARINA İLİŞKİN); konuşma 879 kelime.
Mustafa Özyürek (CHP, Mersin). “Gündemdeki çalışma konularına ilişkin”. TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim tutanağı, 9 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2003-04-09-gundemdeki-calisma-konularina-iliskin (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım...
SALİH KAPUSUZ (Ankara)Sayın Özyürek, önerge üzerinde mi, yoksa, usul yönünden mi konuşuyorsunuz?
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)Sayın Kapusuz, burayı Sayın Başkanvekilimiz yönetiyorlar; hangi açıdan söz verdiklerinin takdiri de kendilerine aittir.
SALİH KAPUSUZ (Ankara)Konuşmanızın hangi yönde olduğunu anlamak istiyorum; onun için söyledim.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)Siz, daha sonra, özel olarak sorabilirsiniz; benim, bunu bilmem mümkün değil.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, bu Mecliste, inşallah, çok uzun sürecek beraberliğimiz açısından, burada ortaya koyacağım görüşleri dikkatle dinlemenizi istirham ediyorum.
Değerli arkadaşlarım, geçenlerde, burada, benim de imzam olan, iktidar partisine mensup milletvekillerinin ve Grup Başkanvekili Sayın Faruk Çelik'in de imzası bulunan böyle bir önerge verdik ve bu önergeye uygun olarak da, bir yasa buradan kabul edilerek çıktı. Şimdi, olay şuydu: Biliyorsunuz, Vergi Barışı Yasası görüşüldü, kabul edildi. Daha sonra, yine, bizim desteğimizle, katkımızla, onun süresini 21 Marta kadar uzattık. Bazı noktalarına karşı olmakla beraber, biz, Vergi Barışı Kanununun, esas itibariyle, dürüst mükellefleri himaye eden bir yönünün de olduğunu düşündük ve orada, eksüre verilmesi noktasında da katkıda bulunduk. Diyebilirsiniz ki, sizin katkınızın ne önemi var, bizim büyük çoğunluğumuz var; arkadaşlarımız istediler, biz de o yönde bir katkı verdik; yoksa, böyle bir ihtiyacınız olmadığını biliyoruz.
Bu yasa tasarısı Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülürken, matrah artırımından yararlanmakta asgarî miktarlar var -diyelim Gelir Vergisi mükellefinde 5 milyar, Kurumlar Vergisi mükellefinde 7 milyar gibi; bunlar, sadece misal olarak söylediğim rakamlardır, doğru olmayabilir- bu miktarların az gelişmiş bölgeler açısından daha düşük uygulanması noktasında, Cumhuriyet Halk Partisine mensup milletvekili arkadaşlarımızın önerileri oldu; ama, özellikle hükümetin karşı çıkması nedeniyle, bu, kabul edilmedi. İstanbul'daki bakkala da aynı asgarî miktar uygulanacak, Ağrı'daki bakkala da aynı asgarî miktar uygulanacak; bu, bir haksızlıktı ve bunun, bu miktarların çok olması nedeniyle, matrah artırımına dönük talepleri kıracağını da söyledik; o zaman kabul edilmedi. Daha sonra, burada, ek vergilerle ilgili, Ek Emlak ve Ek Taşıt Vergisi Kanunu Tasarısı görüşülürken, arkadaşlarımız geldiler, dediler ki: "Sizin de grupta böyle bir öneriniz vardı, az gelişmiş bölgeler açısından matrah artırımındaki asgarî tutarları yüzde 50 düşürelim, ne dersiniz?" Çok uygun olur, biz de bunu düşünüyoruz demiştik; fakat, bu kanun tasarısı görüşülürken, yani, ek vergilerle ilgili tasarı görüşülürken "bu kanunun içine onu koyamayız" denildi. Ne yapalım; o zaman bir teklif hazırlayalım, o teklif hızlı bir şekilde gündeme girsin. Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerinin çoğunluğu buradaydı -hatta, hatırlarsınız, bazı arkadaşlarımız bu sağdaki sıralara oturmuşlardı, bir kısmı da, şu anda sayın bakanımızın bulunduğu sıralara oturmuşlardı- ve orada hızlı bir şekilde imzalanarak geçti.
Şimdi, ben, bunda imzası olan bir arkadaşınızım. Burada, Faruk Çelik, Enver Yılmaz, Ergun Dağcıoğlu, İrfan Rıza Yazıcıoğlu, Mustafa Özyürek, Sabri Varan diye böyle imzalar var; bu imzaları attık.
Şimdi, bunun gerekçesini sizlere okuyorum: "Kalkınmada öncelikli yörelerde illerin sosyoekonomik gelişmişlik düzeyleri dikkate alınarak, bu yörelerde faaliyette bulunan mükellefler için asgarî matrah artırım tutarlarının yüzde 50 oranında, diğer illerde faaliyette bulunan mükellefler için de yüzde 25 oranında indirimli uygulanması sağlanmaktadır. Ayrıca, Türkiye genelinde adi ortaklıkların gerçek kişi ortakları için de asgarî matrah artırım tutarlarının yüzde 50 indirimli uygulanması amaçlanmaktadır."
Maksat bu, buna uygun olarak madde düzenlenmişti, biz de bunu imzalamıştık ve Meclisten geçtikten sonra da pek çok insandan -sizlere de gelmiş olabilir- bana teşekkür telgrafları geldi.
Bu, doğru bir yaklaşımdı, doğru bir düzenlemeydi; ama, sonra bir de ne görüyoruz; burada hiçbirimizin imzası yok, altında bir ek; bu ekte 1 inci madde, biraz önce okuduğum gerekçe doğrultusunda, az gelişmiş yörelerde asgarî tutarların yüzde 50 indirimli nazara alınması, ikinci olarak, Vergi Barışı Kanununun 10 uncu maddesinin dört numaralı fıkrasında yer alan "bir ay" ibaresi "20 gün" olarak değiştirilmiştir. Bununla ilgili hiçbir gerekçe önergede yer almamıştır.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, bir grup başkanvekilimiz, hangi partiden olursa olsun, bir milletvekilimiz "sizin de isteğiniz doğrultusunda böyle bir önerge hazırladık, bunu imzalar mısınız" dediği zaman, ben, insan ilişkisinin gereği olarak -hepimizin, asgarî, Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşları olduğumuzu da düşünürseniz- buna güvenerek imzalarım. Ben, buna güvenerek imzaladım, Plan ve Bütçe Komisyonundaki arkadaşlarımıza da "benim de mutabakatım var, lütfen, siz de imzalayın" dedim. Hiç kimse buna bakmadan imzaladı ve bu yasa, Meclisimizden, neredeyse oybirliğiyle çıktı; iki grubun mutabık kaldığı bir konu. Ama, bu yasa teklifinde yer alan 30 günlük sürenin 20 güne indirileceği konusunda bizim hiçbir bilgimiz yok. Böyle bir şey konulmuş olsa bile, bir amacı, bir mükellef grubunu himaye amacını gütmesi noktasında en ufak bir bilgimiz yok. Sonra, bunu, ertesi günden itibaren medyadan öğreniyoruz ki -basında yer aldığı için söylüyorum- işte, Albayraklar gibi, İGDAŞ gibi bazı mükelleflerin, ayın 20'si ile 30'u arasında 10 günlük sürede incelemeleri tamamlanmış, raporları vergi dairelerine teslim edilmiş, vergi dairelerine teslim edilen bu raporlardaki matrah farklarını ödemedikleri takdirde veya o miktarı ilave etmeden matrah artırımında bulunamayacakları... Biz, burada, bilmeden -ben bilmeden imzaladım, bizim arkadaşlarımız da, eminim sizler de bilmeden buna el kaldırdınız- el kaldırdığımız bir düzenlemeyle, belli firmalara ayrıcalık tanıdık, avantaj tanıdık. Yani, biz, burada, bilmeden, şahsa mahsus, firmaya mahsus düzenleme yaptık.
Değerli arkadaşlarım, bu, yakışmaz; bu, hiçbirimize, aramızda mevcut olan ilişkiye yakışmaz; bu, hükümete yakışmaz; bu, hiçbir bürokrata yakışmaz; Sayın Bakana da, bürokratlara da, AKP Grubundaki arkadaşlarım bunu eğer bilerek imzalamışlarsa, bizi uyarmamışlarsa, onlara da yakışmaz.
Böylesi bir yanlışlık olmuştur. Burada, oradan üç kuruş vergi alalım, buradan beş kuruş vergi alalım diye didinirken, birkaç firmaya trilyonlarca liralık indirim yapmak, avantaj sağlamak, yazılmış raporları yok saymak, doğrusu, kabul edilebilir bir anlayış değildir; bu anlayıştan dönmemiz lazım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)İzin verir misiniz Sayın Başkan...
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
20 konuşma daha · 9 Nisan 2003