İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 113. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısı (s.s. 262)

Mustafa Özyürek

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 113. Birleşim · 1. yasama yılı · 30 Temmuz 2003 · 758 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Özyürek (CHP), 30 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TASARISI (S.S. 262)); konuşma 758 kelime.

Mustafa Özyürek (CHP, Mersin). “Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısı (s.s. 262)”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 30 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2003-07-30-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-kanun-tasarisi-s-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; gösterdiğiniz anlayışa teşekkür ederim.

Biraz sonra görüşeceğimiz kamu İhale Kanunu tasarısı üzerinde çalıştığım için, onun sıra sayısını yazmışım, bir yanlışlık oldu; ama, Sayın Başkan, gerçekten, büyük âlicenaplık gösterdi; çok teşekkür ederim.

Değerli arkadaşlarım, oyumun rengi anlamında söz istemiştim; ama, oyumuzu zaten verdik, oyumuzun olumlu olduğunu hep birlikte gördünüz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Hep ifade ettiğimiz gibi, Avrupa Birliği, Türkiye'nin Batılılaşma idealinin son aşamasıdır. O nedenle, bu aşamaya ulaşmamızı kolaylaştıracak bütün adımları, bütün girişimleri, biz, sonuna kadar destekledik ve desteklemeye devam ediyoruz. Sadece, bizi Avrupa Birliğine alırlar, almazlar anlamında değil, Türkiye'nin, halkımızın ihtiyacı olduğu için de destekliyoruz. Varsayalım ki - inşallah üye oluruz, inşallah o camianın bir parçası oluruz- bu gerçekleşmese bile, attığımız demokratikleşme adımları, kesinlikle, bizim için, halkımız için, daha uygar, daha demokrat, daha çağdaş bir toplum ideali için zorunlu adımlardır. O nedenle, biz, bu adımları her zaman destekledik, destekliyoruz.

Burada sözcülerimiz de ifade etti, zaman zaman kamuoyuna da yansıyan görüşlerimiz var; bu yasaların, takvimin verdiği sıkışıklık içinde önemli eksiklerle hazırlandığını biz de fark ediyoruz, biz de görüyoruz; yani, bu yasaları destekliyor olmamız, bu yasaların mükemmel olduğu anlamına gelmez. Bu yasalarda önemli eksikler var, sözcülerimiz de açıkladı, biz de açıklıyoruz. Meclisin tatil döneminden sonra, daha rahat, daha geniş bir ortam içinde, bu eksikliklerin de tamamlanması gerektiğini ifade ediyorum ve bu yolda temennimi de söylemek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, yasa çıkarmak biraz kolay. Özellikle iki partili bir Parlamentoda ve Cumhuriyet Halk Partisi gibi uygar, katılımcı bir anlayışla olaylara bakan bir muhalefet partisinin bulunduğu bir parlamentoda yasa çıkarmak kolay; ama, yasaları uygulamak o kadar kolay değil.

Örneğin, anadilde yayın ve anadilin öğretilmesi konusu, çok uzun zamandır Türkiye'nin gündemindedir. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, 1989 yılında bir rapor hazırlamıştık. O zaman "Kürt Raporu" diye anılmıştı ve şimdiki Genel Başkanımız o zaman Genel Sekreterdi, DGM'de bu nedenle yargılanmıştı. Biz, o zaman da, herkesin anadilini özgürce öğrenmesinden yana olduğumuzu ifade etmiştik.

Bununla ilgili, bunca zaman geçti, kanunlar çıkardık, bu Pakette de bu yönde düzenlemelerimiz var. Ben, Hükümetimizden özellikle rica ediyorum; artık, bu konuyu, konuşulan, durmadan kanunları bekleyen, yönetmelikleri bekleyen bir konu olmaktan çıkaralım. Kim özel televizyon kurup da anadilini öğretmek istiyorsa, buyursun, kursun, öğretsin. Kim, hangi kursta anadilini öğretmek istiyorsa, açsın, öğretsin. Bu konularda, artık, bir komplekse kapılmaktan "acaba, şu dil öğrenilirse, şu dil konuşulursa, ülke tehlikeye girer mi" kompleksinden kesinlikle kurtulmamız gerekiyor. Bu iletişim çağında, herkes, istediği dilde, istediği yayınları uzaydan izliyor; Biz, kanunları çıkardık; ama, hâlâ, RTÜK, beklenen yönetmeliği çıkarmadığı için bu televizyonları kuramadık. Öyle zannediyorum ki, Sayın Dışişleri Bakanımız, yurt dışına her gittiğinde, bu eksikliğin yüzüne vurulmasından büyük bir eziklik duyuyordur; yani, uygulama çok önemlidir, bu adımları bir an önce atalım. Bu, anadil konusunu -anadilde eğitim, anadilde televizyon ve radyo yayını meselesini- sorun olmaktan çıkaralım.

Değerli arkadaşlarım, bunu, herkesin kafasına, özellikle, emniyet kuvvetlerinin kafasına yerleştirmeliyiz ki, bu işler yasak olmaktan çıkmıştır.

İstanbul'da, zaman zaman, buna benzer kurslar açılıyor. Kürtçe öğrenmek isteyen insanlar var. Kendi anadilini merak edenler var, yurt dışından gelip bunu öğrenmek isteyenler var. Benim kızım da bunlardan biri; başına gelenleri anlatsam, burada, saatlerce hikâye olur.

Değerli arkadaşlarım, artık, bunları, yasak olmaktan, polis baskısıyla, polis tehdidiyle eğitim yapılan yerler olmaktan çıkaralım. Bu konuda, Meclis, üstüne düşen görevi yaptı, her türlü adımı attı ve sıra uygulamaya geldi; hükümetimizin bu uygulamayı bir an önce hayata geçirmesini bekliyorum.

Bu konuda bir endişemi, bir korkumu da ifade etmek istiyorum. Kabul ettiğimiz kanunun 23 üncü maddesinde bir hüküm var; orada, Bakanlar Kurulu hangi dilde eğitim yapılacağını belirler deniyor. Umarım, burada bir yasakçı anlayışı sergilemeyiz. Belli; Kürtçe var, Lazca var, Çerkezce var. Yarın, birisi, az duyulan bir dilde kurs açmak istediği zaman "hayır, Bakanlar Kurulu buna izin vermiyor, böyle bir anadili biz tanımıyoruz" demeyelim; geniş bir tanım içerisinde, isteyen, istediği dilde eğitimini yapsın, yayınını yapsın, bir yasaklamayı kesinlikle yapmayalım diye düşünüyoruz.

Değerli arkadaşlarım, Millî Güvenlik Kuruluyla ilgili, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin görevleriyle ilgili konular tartışıldı. Burada, gerçekten, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin görevleri çok kısıtlanmış bir hale geldi.

Sayın Adalet Bakanımız, bu konudaki eleştirilere komisyonda cevap verirken "evet, tasarıda bir sınırlama getiriyoruz, saydığımız görevler azalıyor; ancak, Millî Güvenlik Kurulu, Genel Sekreterliğe dilediği görevleri verebilir. O bakımdan, bu Genel Sekreterliğin bazı görevlerinin tasarıda sayılmamış olması, o görevlerin yapılmasına engel teşkil etmez. Kurul, böyle bir görevlendirme yapabilir" demişlerdi -hafızam beni yanıltmıyorsa- ama, şimdi, burada, verilen bir önergeyle, bu görevlerin önemli bir kısmının bir Başbakan Yardımcısına aktarılacağını öğrendik, gördük ve kanun olarak gerçekleşti.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, baştan sona katılıp komisyonda müzakereleri izleyen bir milletvekili olarak, doğrusu, Sayın Bakanımızın oradaki açıklaması ile bu önerge arasında, benim açımdan çok ciddî bir çelişki oldu. Bunlara gerek yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

47 konuşma daha · 30 Temmuz 2003

47 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook