Türkiye cumhuriyeti ile pakistan islam cumhuriyeti arasında ve ticari kanunlarda adli yardımlaşma anlaşması (s.s.730
Mersin Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 48. Birleşim · 3. yasama yılı · 6 Ocak 2005 · 976 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Özyürek (CHP), 6 Ocak 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE PAKİSTAN İSLAM CUMHURİYETİ ARASINDA VE TİCARİ KANUNLARDA ADLİ YARDIMLAŞMA ANLAŞMASI (S.S.730); konuşma 976 kelime.
Mustafa Özyürek (CHP, Mersin). “Türkiye cumhuriyeti ile pakistan islam cumhuriyeti arasında ve ticari kanunlarda adli yardımlaşma anlaşması (s.s.730”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 6 Ocak 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2005-01-06-turkiye-cumhuriyeti-ile-pakistan-islam-cumhuriyeti-arasinda-ve-ticari-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; böylesine önemli bir yorgunluktan sonra, dinleme ve konuşma zorluğunu, elbette, takdir edersiniz; ama, önemli bir konuyu konuşmak durumundayız.
Şimdi, Türkiye Cumhuriyeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Ticarî Konularda Adlî Yardımlaşma Anlaşmasının 9 uncu Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Ek Protokolün onaylanmasını görüşüyoruz.
Pakistan, bizim iyi ilişkiler içinde bulunduğumuz bir ülke. Bu ülkede zaman zaman iş yapan önemli müteahhitlerimiz var. Onlardan biri de Bayındır İnşaat. Bu firma, oradaki bir ihaleyi kazanıyor, işe başlıyor. Bu, oldukça eski bir tarihe rastlıyor. Daha sonra, o firma işini devam ettirirken, yol inşaatı sürerken orada yönetim değişikliği oluyor. Yeni yönetim -belki başka haklı-haksız nedenleri var, konumuz o değil- bu firmayla olan sözleşmesini feshediyor ve inşaat yarım kalıyor.
(x) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.
(xx) 730 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
Tabiî, orada, firmanın pek çok inşaat makinesi var, önemli işleri var. Bu firma için, Türkiye İş Bankası, Vakıflar Bankası, Halk Bankası, Bayındırbank ve Denizbank 100 000 000 doların üzerinde teminat veriyorlar. İhale feshedilince, Pakistan Karayolları bu bankaların vermiş olduğu teminat mektubunu nakde çevirmek üzere harekete geçiyor; fakat, yol inşaatının önemli bölümü tamamlanmış ve firmanın ve bankaların iddiasına göre de bu fesih haksız bir şekilde yapılmış. Buna rağmen teminatın tamamının nakde çevrilmek istenmesinde bankalar haksızlık görmüşler, hem Türkiye'deki mahkemelerde davalar açmışlar hem de Pakistan'da dava açmak için çok uğraşmışlar; sonunda, galiba bir davaları kabul edilmiş ve ayrıca uluslararası tahkime gidilmiş.
Biliyorsunuz, temel ilke olarak bizim 20 Mayıs 1982 tarihli ve 2675 sayılı Yasamız var. Bu yasaya göre, milletlerarası özel hukuk hakkındaki ihtilaflarda karşılıklılık ilkesine göre teminat yatırılmasından vazgeçilmesine karar verme yetkisi mahkemelere aittir. Nitekim, bu yetkisini Türkiye'deki mahkeme kullanarak, Pakistan Karayollarına "dava konusunun yüzde 25'i kadar teminat yatırabilirsin" demiş; fakat, Karayolları kesinlikle bu teminatı yatırmaktan yana değil ve sürekli "bu konuda yasal düzenleme olacak; o yasal düzenleme olmazsa, biz, bu teminatı yatırabiliriz" demişler. Şimdi, bu çerçevede, bugün huzurunuza gelen bir yasal düzenlemeyle karşı karşıyayız.
Değerli arkadaşlarım, bu yasal düzenleme ne gibi sonuçlar doğuruyor, kısaca, onu da bilginize sunmak istiyorum. Teminat mektubunun gerekçesini oluşturan ihale -Bayındır'ın- gerçekte, Pakistan Hükümetinin ekonomik gücünün üzerinde koşullarla verilmiştir; yani, Pakistan Hükümeti, ödemede güçlük çekebileceği boyutta bir ihaleyi vermiştir firmaya. Ödemeleri gerçekleştirme olanağı kalmayan Pakistan Hükümeti, yapılan askerî darbeden sonra, bu mukaveleyi feshetmiştir. Bayındır, buna karşı, sözleşme gereği, Pakistan'da hakeme başvurmak istemiş, Pakistan mahkemelerince haksız yere bu yol kapatılmış, böylece, Pakistan yargı sistemi, kendi kurumlarını, hukuka aykırı biçimde korumuştur. Bu nedenle de, yargılama, yabancı yatırımcıların korunmasına ilişkin Pakistan ve Türkiye'nin de taraf olduğu uluslararası sözleşme gereğince, Birleşmiş Milletler nezdindeki hakem heyetine taşınmış ve burada yargı süreci başlamıştır. Hem Pakistan hem Türkiye, bu uluslararası anlaşmayı imzalayan iki ülkedir. Bu konuda bankalarca kendilerine yöneltilen konuya ilişkin yargılama sonucunun beklenmesi, yahut, konunun, karşılıklı olarak oluşturulacak teknik bir komite tarafından çözümlenmesi yönündeki teklifler de kabul edilmemiştir; yani, bankalar, ya bekleyelim uluslararası mahkeme karar versin diyor veya bir teknik komite kuralım, bir uzlaşmaya varalım; fakat, Pakistan Karayolları bu iki teklifi de kabul etmiyor.
Pakistan Karayollarının buna karşı önerisi şu: Önce, teminat mektubu bedellerini ödeyin; yargılama sonucunda, Bayındır'ın haklı çıkması halinde, biz bunu öderiz şeklindedir. Yargılama sonucunda Bayındır haklı çıksa dahi, yargı bağışıklığı olan yabancı bir kamu kurumundan bu paranın geri alınması için yasal bir yol bulunmamaktadır.
Pakistan Hükümeti, bu kez, diplomatik kanallara ve yargıya aynı anda başvurmuştur. Mahkemeler üzerinde çeşitli kanallarla kurduğu baskıyla, tamamen hukuka aykırı bir şekilde, yargılama devam eden konuda ihtiyatî tedbir kararları aldırmış, takip ve dava koşulları yerine getirilmeksizin, icra takibi ve dava açılmış, bu davalarda Anayasanın eşitlik ilkesi ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ihlal edilerek Karayolları lehine biteviye mehiller verilmiş, uygulamada eşine ender rastlanacak hızda, iki celsede, hiçbir konu araştırılmaksızın itirazın iptaline karar verilmiş ve yargıya müdahale edilmesi istenmiştir.
Değerli arkadaşlarım, burada, eğer, bugün bir yasal düzenleme yaparsak, devam etmekte olan yargıya doğrudan müdahale etmiş olacağız, yargı kararları geçersiz olacak ve bir kısmı devlet bankası olan bu ulusal bankalarımız, 100 000 000 dolar, işte, hak kaybı, faiz filan gibi şeylerle 160 000 000 dolarlık bir ödeme yapmak durumunda kalacak.
O nedenle, bunun, mutlaka taraflar arasında bir uzlaşmayla çözülmesi, eğer, uzlaşma mümkün değilse yargı yolunun beklenmesi gerekir. Eğer, yargı yolunu beklemeden bu yasal düzenlemeyi yaparsak, burada bazı arkadaşlarımızın aklına Bayındır'la ilgili çeşitli sorular gelebilir; ama, Bayındır, bugünkü durumu itibariyle, ister dava sonuçlansın ister sonuçlanmasın 1 kuruş ödeyecek durumda değil. Bu, tümüyle teminat mektubunu vermiş olan ulusal bankalarımız tarafından ödenecek ve böylesine önemli miktarda para Pakistan karayollarına transfer edilecektir. Pakistan Hükümeti, bir, tabiî uluslararası ilişkileri zorlayarak; iki, işte bu konu çözülürse bizim yeni yeni ihalelerimiz olacak, başka müteahhitlere de ihale vereceğiz diyerek bu olayı etkilemeye çalışmaktadır; ama, bankaların teminatlarını takip açısından zaman zaman Pakistan'da yaptıkları incelemelerde de görülmektedir ki, işler normal giderken, yol inşaatı planlanan şekilde cereyan ederken birden bire iptal edilmiştir; yani, firmanın bir kusuru olmadan, ihaleyi veren tarafından iptal edilmiştir. Şimdi de, iptalden sonra, bankalarımızdan, verdikleri teminat mektupları nakde çevrilmek suretiyle, 100 000 000 doların üstünde para tahsil edilmek istenmektedir. Şimdi, hepiniz bilirsiniz, bir iş hangi aşamaya gelmişse, yapılmış olan bölümlerinin artık teminat mektubunun nakde çevrilmemesi lazım. Burada, tamamının nakde çevrilmesi söz konusudur; bu da, büyük haksızlıktır. Eğer, Yüce Heyetiniz de uygun görürse, bankalar, Pakistan Karayolları ve hükümetimiz, bu konuda bir uzlaşma yolu arayabilir veya uzlaşma bulunur da bu şeyi belki bazı değişikliklerle kabul ederek sorunu çözebiliriz veya yargı yolunu bekleyebiliriz; ama, burada, buraya geldiği şekliyle bir yasal düzenleme yaptığımız takdirde, bilmemiz lazım ki, ulusal düzeydeki büyük bankalarımızın 100 000 000 doları gidecektir ve bunu geri alma şansımız olmayacaktır ve görülen odur ki, bu teminatı, bu tazminatı ödemek için de haklı bir neden yoktur.
O nedenle, bir uzlaşma fırsatı tanınmak üzere, hiç yoksa, görüşmelerin bir süre ertelenmesinde yarar var. Bunu yapmadığımız takdirde, gerçekten, genel teamülleri zorlamış oluruz. Bizim genel ilkemiz, bu yabancıların da dava açarken teminat vermeleridir; ama, teminatın miktarını mahkemeler takdir eder. Nitekim, burada, yüzde 25 olarak belirlemiştir; daha da aşağıya indirebilirdi. Mahkemenin bu takdir hakkına müdahale etmeyelim diye düşünüyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
78 konuşma daha · 6 Ocak 2005