İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 101. BİRLEŞİM · SALI

Çalışma saatleri ve konuları hk.

Mustafa Özyürek

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 101. Birleşim · 3. yasama yılı · 24 Mayıs 2005 · 791 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Özyürek (CHP), 24 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 791 kelime.

Mustafa Özyürek (CHP, Mersin). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim tutanağı, 24 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2005-05-24-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; yine, bir Danışma Kurulu kararı etrafında tartışma yapıyoruz.

Şimdi, hemen baştan söyleyeyim: Sayın Çelik dedi ki: "İhracatçıları rahatlatan bir düzenleme yapıyoruz. Bunun, bir an önce yasalaşmasını niçin istemiyorsunuz?" Doğru, ihracatçıları rahatlatan, hatta, naylonfatura düzenlemekten, naylonfatura kullanmaktan kurtaran bir düzenleme yapıyoruz; ama, hayalî ihracatçıları!.. Eğer, maksadımız, hayalî ihracatçıları kurtarmaksa, bu tasarı, bunu, bihakkın başarıyor; bunu getirenleri kutluyorum!

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bu Meclis, gerçekten çok fazla yasa çıkardı; ama, yasanın sayısı önemli değil; yasanın, ülke sorunlarını çözecek nitelikte olup olmaması ve hukuk sistemimizdeki bir boşluğu doldurup doldurmaması önemlidir.

Şimdi, burada görüşülecek olan Ceza Kanunu, Ceza Usul Kanunuyla ilgili düzenlemeler, yine, hükümetin, buraya çıkan Adalet Bakanımızın "reform niteliğinde çok önemli düzenlemeler yaptık, büyük bir görev yaptık" diye sunduğu bir yasayı, şimdi, tekrar görüşüyoruz. Ama, komisyonlardaki tartışmalardan ve kamuoyundaki yansımalarından gördüğümüz kadarıyla, korkarım ki, iki ay sonra bu kanunu yeni baştan ele alacaksınız. Niçin bu böyle oluyor; işte, Meclisin düzenli çalışmasını bir türlü iktidar çoğunluğu sağlayamadığı için bu duruma düşüyoruz.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, olağanüstü çalışma yöntemi, Sayın Anadol da ifade etti, olağanüstü önemde kanunlar varsa başvurulacak bir yöntemdir; ama, siz, normal çalışma yönetimini bütünüyle terk edip, artık bütün yasaları olağanüstü kanun diye nitelendirir ve buraya sunarsanız, o zaman bunun bir anlamı kalmaz. Şimdi ne oluyor; Adalet ve Kalkınma Partisinin gündeme alınmasını istediği tasarılara şöyle bir baktım; mesela, bu kamu alacaklarının tahsil ve terkiniyle ilgili yasanın sonbahara kalmasında ne gibi bir sakınca var, ben anlayamadım. Şimdi, burada, belki görülmekte olan bazı davaları Meclis kararıyla düşürme açısından bir acele var, onu anlıyorum; ama, onun dışındaki düzenlemelerin hiçbirinin geç kalmasında hiçbir sakınca yok.

Değerli arkadaşlarım, bir diğer önemli yanlışı şöyle yapıyoruz: Bu kamu alacaklarının tahsil ve terkiniyle ilgili tasarı Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülürken, yürürlüğü dahil 22 maddelik bir tasarıya, İktidar Partisine mensup milletvekillerinin önergeleriyle, 14 ayrı madde ilave edilmiştir ve bu maddelerin tasarıyla hiçbir ilgisi yoktur. Şimdi, bakıyorsunuz, bir tasarı önünüze gelmiş, yeteri kadar süre tanınmasa da, alelacele bir hazırlık yapıyorsunuz, konuşarak, düşünerek bir katkı sunmaya çalışıyorsunuz; ama, onun dışında, durmadan yeni yeni önergeler gelirse ve bu önergelerden, önceden, gerek komisyonda gerek Genel Kurulda haberiniz olmazsa, burada, milletvekilleri olarak bizim görevimiz ne, bizim fonksiyonumuz ne?!

Değerli arkadaşlarım, geçtiğimiz ikibuçuk yıllık dönemde, bu Meclis, hükümetin getirdiği tasarıları sadece onama durumunda kalmıştır. Burada tartıştığımız çok önemli tasarılarda, kuliste konuştuğumuzda, iktidara mensup milletvekillerimiz de "evet, bu yanlış olmuştur" diyorlar; fakat, burada, oy vermeye gelince, eller kalkıyor; hatta, biraz eleştiren, biraz farklı düşünen, iktidara mensup bir milletvekili olduğu zaman, bakanlar, o milletvekillerini, âdeta, tersleyebiliyorlar. Nitekim, Plan ve Bütçe Komisyonunda, böyle bir olaya tanık olduk; bir bakan, eleştirisi üzerine, İktidar Partisine mensup bir milletvekiline "oy vermezsen verme kardeşim, ne konuşup duruyorsun" dedi.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, yasalar ya teklif şeklinde gelir veya hükümet tasarısı şeklinde gelir. Hükümet tasarısına ek olarak, tasarıda yer alan madde sayısı kadar teklifle madde ilave ederseniz, orada, kanun yapma tekniğinin, artık, bütünüyle dışlandığını görürsünüz.

Şimdi, hükümet kabul etmeden hiçbir şey olmuyor. Bazı özel televizyon kanallarının yabancı sermayeye yüzde 100 açılması konusunda bir kanun teklifi Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi, buraya geldi; biz, şiddetle karşı çıktık, Sayın Nevzat Yalçıntaş'ın da karşı çıkması üzerine, iktidara mensup bazı milletvekilleri de aleyhte oy verdi; ama, kabul edildi. Cumhurbaşkanımızın vetosu üzerine konu tekrar gündeme geldiğinde hükümet dedi ki, evet, biz de bundan vazgeçiyoruz.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, burada, muhalefetin söylediğine itibar etmiyorsunuz, iktidarın söylediğine itibar etmiyorsunuz; itibar ettiğiniz tek merci hükümet oluyor. O zaman, toplanalım, bir genel yetki verelim, hükümet istediği kanunu çıkarsın. Yani, bu, son derece yanlış oluyor, sağlıklı kanun çıkaramıyoruz. Kanunların gerekçeleri de çok önemlidir; uygulamada, yorumlamada gerekçelere de bakılır; ama, kanun teklifi olarak durmadan tasarılara ilaveler yaparsanız, gerekçesiz maddeler kabul edersek, bir sonuç almamız mümkün değildir.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bir de, büyük bir haksızlık oluyor. Burada, Parlamentoya devam eden milletvekili sayısı 100 civarında. Şimdi, bu 100 kişiyi, siz, cumartesi de çalıştırmak suretiyle, olağanüstü uzatılmış sürelerde çalıştırmak suretiyle, büyük bir haksızlık yapıyorsunuz. Zaten, bu Parlamentoya devam etmemeyi alışkanlık haline getiren bazı milletvekilleri, olsa olsa, bugün, siz, Sayın Başbakan ısrar ettiği için Meclis kulisinde bulunacaklar ve son anda gelip oy kullanacaklar.

Değerli arkadaşlarım, burada konuşacaksak, bugün ilan edilmiş olan buğday tabanfiyatlarını konuşmalıydık. Bugün ilan edilen tabanfiyatı 350 000 lira, artı 30 000 lira prim. Oysa, geçen yıl ilan edilen fiyat 370 000 liraydı. Şimdi, hiçbir şey vermiyorsunuz ve Ziraat Odaları Birliğinin tespitlerine göre de, buğdayın maliyeti 400 000 lira. 400 000 liraya mal edilen bir ürüne, 350 000 lirayı başta, daha sonra da 30 000 lira prim vererek milyonlarca çiftçiyi mağdur ettikten sonra, burada, belli kesimlere, belli çıkar çevrelerine olanak sağlayan kanunları aceleyle çıkarmakla, bu Meclis görevini yapmış olmaz. Bu Meclisin görevi, ülke yararına kanunlar çıkarmaktır; bu Meclisin görevi, toplumda ezilen kesimlerin sorunlarını çözecek yasalar çıkarmaktır.

Onun için, bu Danışma Kurulu kararının reddedilmesini diliyorum ve hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

32 konuşma daha · 24 Mayıs 2005

32 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook