İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 12. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin (s.s.904)

Mustafa Özyürek

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 12. Birleşim · 4. yasama yılı · 26 Ekim 2005 · 1.561 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Özyürek (CHP), 26 Ekim 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KAMU ALACAKLARININ TAHSİL VE TERKİNİNE İLİŞKİN (S.S.904)); konuşma 1.561 kelime.

Mustafa Özyürek (CHP, Mersin). “Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin (s.s.904)”. TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim tutanağı, 26 Ekim 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2005-10-26-bazi-kamu-alacaklarinin-tahsil-ve-terkinine-iliskin-s-s-904 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; gecenin bu saatinde çok önemli bir tasarıyı görüşmeye başlıyoruz. Bu tasarı, daha önce Plan ve Bütçe Komisyonunda 12.5.2005 tarihinde kabul edilerek buraya indirilmişti; fakat, bazı maddeleri af niteliğinde olduğu için, nitelikli çoğunluğu bulmakta güçlük çekileceği düşüncesiyle bu tasarının içindeki bazı maddeler peyderpey buradan çıkarıldı, başka torbalara aktarıldı. Şimdi, burada torbanın yanında bir de çorbayla karşı karşıyayız.

Bu kanunun hangi maddelerini acaba bugün görüşeceğiz? Hangi maddelerini daha önce görüşerek kanunlaştırdık? Kanunlar Kararlar Müdürlüğündeki arkadaşlara rica ettim, onlar benim tasarımın üstüne böyle bazı notlar düşerek şunları görüştük kanunlaştı, bunları görüşemedik, zaman içinde görüşelim diye notlar verdiler. Umarım, yarın, maddelere geçtiğimizde, bu konuyu çözmüş oluruz; yani, Meclis, değerli milletvekilleri, neleri konuşacaklarını bilerek, burada değerlendirme yaparlar.

Değerli arkadaşlarım, bu yasanın, çok önemli, af niteliğinde düzenlemeleri var. Bunların bir kısmına biz de katılıyoruz. Örneğin, hurdaya çıkarılmış, çıkarılması gereken otomobillerin vergileri var. Bu vergiler terkin edilmeli ki, o otomobiller hurdaya çıkarılabilsin. Bunun gibi, Petrol Kanununa göre, çok eskiden kalmış olan, artık, tahsili söz konusu olmayan kur farkları var. Bu tip düzenlemeleri, biz, doğru buluyoruz, uygun buluyoruz.

Ancak, burada, özellikle yurtdışına gönderilen, fakat, orada, çeşitli olaylara karıştıkları için tahsillerini tamamlayamayan, Türkiye'ye geri çağrılmış olan öğrencilerin bir bölümünün üniversitelere aktarılması, bir bölümünün devlet memurluğuna alınması gibi, bizim tasvip etmediğimiz, başarısız olan insanları, Türkiye Cumhuriyetinin yasalarına saygısızlığı ilke edinen insanları ödüllendiren önemli düzenlemeler var. Bu yasa sonuçlandığı takdirde, üniversitelerimizin zaten bozuk olan düzeni bütünüyle bozulacak. Öylesine düzenlemeler var ki… Biliyorsunuz, hükümet, üniversitelerin atama yetkilerini, çeşitli genelgelerle alıyor. Yargıya götürüyor üniversiteler, kazanıyorlar, tekrar bir genelge daha çıkararak atamaları önlüyor; ama, bu kanunla, bu tasarıyla öylesine düzenlemeler yapılıyor ki, kadro aramaya lüzum yok, eğer, herhangi bir öğrenci yurtdışına gitmiş, orada herhangi bir bölücü faaliyete karıştığı için Türkiye'ye çağrılmışsa ve mastırını da tamamlamışsa, üniversitelere otomatik olarak öğretim görevlisi şeklinde atanacak. Peki, yurtdışına gitti, başarısız oldu, mastırını dahi yapamadı, o zaman ne olacak; yine, sınavsız olarak, otomatik, devlet dairelerine memur şeklinde atayacağız. Değerli arkadaşlarım, bu, başarısız olanı, bu, yasalara saygı göstermeyen insanları ödüllendiren bir düzenlemedir. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu düzenlemeye kesinlikle karşıyız. YÖK'ün bu konuda olumlu bir görüşü alınmamıştır. Belki, bugünün ortamında, özellikle, Sayın Başbakanın YÖK'e karşı tavrını öğrendikten sonra "bir de YÖK'ten görüş mü alacağız" denilebilir; ama, nihayet, istihdam eden insanlar olarak, oranın düzeninden, eğitiminden sorumlu insanlar olarak, o üniversitelerimizin de, mutlaka, bu konuda görüşü alınması lazım. Bu konuda, bu dalda, benim böyle bir elemana ihtiyacım yok diyebilmelidir. Müthiş bir dengesizlik yaratacak ve dediğim gibi, başarısızlığı, yasalara saygı göstermeyeni ödüllendirecek bir düzenleme var.

Bizim karşı olduğumuz bir diğer önemli düzenleme ise, Sayın Malîye Bakanımızın da taraf olduğu, Sayın Malîye Bakanımızın da içinde bulunduğu bir dosyayla ilgili, af içeren düzenlemedir.

Bugün sabah buraya Anayasa ve Adalet Karma Komisyonunun bir tezkeresi geldi; orada deniliyordu ki: Malîye Bakanı Sayın Unakıtan dokunulmazlığının kaldırılmasını talep etmiştir; ama, biz, onun dokunulmazlığının kaldırılmasından yana değiliz, dönem sonuna bırakılmasını istiyoruz.

Yine, Sayın Malîye Bakanımız diyor ki: "Ben, alnım açık, bu konularda yargılanmak istiyorum. Onun için, burada yapacağınız düzenleme kesinlikle beni ilgilendirmiyor. Kaldı ki, bu konudaki davalar İstanbul'da çeşitli mahkemelerde görüldü, benim arkadaşlarım beraat etti, öyleyse ben de beraat etmeliyim."

Şimdi, değerli arkadaşlarım, ben, Sayın Malîye Bakanının da gidip yargıda aklanabilmesi açısından -mademki kendisi de talep ediyor- Adalet ve Kalkınma Partisinin milletvekillerinin Sayın Bakanın bu talebini olumlu karşılamalarını beklerdim; fakat, o tezkere sabah burada okundu, ne yazık ki, üzerinde hiçbir işlem yapılmadan, hiçbir konuşma olmadan dokunulmazlığın kaldırılması dönem sonuna ertelenmiş oldu.

Değerli arkadaşlarım, acaba öyle mi; Vergi Usul Kanununun bu 359 uncu maddesiyle ilgili olarak Malîye Bakanımız ve arkadaşları bu konularda beraat etmişler midir? Bu konuda bir kitap yayımlandı, Sayın Malîye Bakanımızın da şirin bir resminin olduğu bir kitap; "Fırsatlar Ülkesinde Bir Kemal Abi." Nedim Şener adında bir arkadaşımızın, bir gazetecinin yazdığı kitap.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul)Arkadaşınız mı?!

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)Onun kitabındaki belgelere, ayrıntılı bir şekilde belgelere baktığımız zaman, 359 uncu maddeyle ilgili olarak; yani, Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesiyle ilgili olarak, Malîye Bakanımızın veya arkadaşlarının hiçbirinin beraat etmesi söz konusu olmamıştır. Burada, bu kitapta, merak edenler inceleyebilirler, fotokopileriyle, dava tarih numaralarıyla hepsi ayrıntılı bir şekilde yer alıyor.

Şimdi, burada ne yapılmaya çalışıldı? Değerli arkadaşlarım, yürürlükte olan yasaya göre, sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyen veya kullananlar, kim olursa olsun, 359 uncu maddeye göre hapis cezasıyla cezalandırılırlar. Bu konuda, Vergi Barışı Yasa Tasarısı görüşülürken bir düzenleme yapıldı; ama, Yargıtay bu düzenlemeden, Malîye Bakanımızın da içinde bulunduğu dosyanın yararlanamayacağı şekliyle bir karar verdi ve o düzenleme başarısız oldu.

Şimdi, burada tekrar şöyle bir düzenleme getiriliyor; izninizle bilginize sunayım: "Sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme veya bu belgeleri kullanma fiillerinin aracılı ihracat suretiyle işlenmesi halinde (dış ticaret sermaye şirketleri ve sektörel dış ticaret şirketleri ile malî kurumlar dahil), bu fiillere ilişkin cezalar (360 ıncı maddede yazılı cezalar dahil) imalatçı veya tedarikçi ihracatçılar hakkında hükmolunur."

Burada, değerli arkadaşlarım, Anayasanın ve yasaların öngördüğü "cezanın şahsîliği" ilkesinden uzaklaşılıyor.

Şimdi, şöyle düşünelim: Bir ihracata aracılık eden bir firma, bir naylonfatura düzenledi. Şimdi, diyoruz ki, bu naylonfaturayı düzenlemiş olan aracı ihracatçının herhangi bir suçu yok, ona ceza veremeyiz. Kime vereceğiz; esas imalatçıya veya tedarikçiye vereceğiz.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, o tedarikçi veya ihracatçının iradesi dışında aracılık yapan, bu ihracata aracılık yapan kimseler sahte fatura düzenlemişse, onun suçunu, onun cezasını otomatikman imalatçıya, tedarikçiye yüklemek, hukukun temel ilkelerine aykırı olur. Burada yapılmak istenen düzenleme budur; yani, suç ve ceza transfer edilmektedir. Kime; aracı ihracatçı, işlediği suçun cezasını, imalatçıya veya tedarikçiye transfer etmektedir.

Şimdi, bu Vergi Usul Kanunu, 1950 yılında yürürlüğe girmiştir; 1950'li yıllardan beri, 359 uncu madde, naylonfaturayı kim düzenlerse düzenlesin, kim kullanırsa kullansın, ona belli bir hapis cezası verilmesini öngörmüştür. Şimdi, bunu yıllardır hiç kimse değiştirmeyi düşünmemiştir. Biz, vergi barışından itibaren, 2003 yılından itibaren, sürekli, acaba bu maddeyi nasıl yürürlükten kaldırırız, nasıl yaparız da naylonfatura düzenleyenleri, kullananları affederiz diye düşünüyoruz.

Değerli arkadaşlarım, yine bu kitapta çok açık bir şekilde var, ayrıntılarıyla var; hepiniz adını duydunuz. Orhan Aslıtürkler, Muhammed Ciğerler; bunların hepsi, bu kanun çıktığı takdirde, ellerini kollarını sallayarak Türkiye'ye gelebilirler, Türkiye'de dolaşabilirler. Eğer, bu madde, burada önerildiği şekilde, bu tasarı kanunlaştığı takdirde, Türkiye'de naylonfaturacılığın önüne geçilemez ve naylonfatura alır başını gider.

Çok çeşitli iddialar ortaya atılıyor; deniliyor ki, aracı ihracatçılar veya ona finansman sağlayan -Albaraka gibi- çeşitli finans kuruluşları bu işleri bilmezler. Onlar, sadece, faturayı alırlar, üstüne kendi faturalarını koyarlar, satarlar.

Değerli arkadaşlarım, bu kadar masumane, bu kadar başıboş olabilir mi?! Siz, bir ihracata aracılık ediyorsunuz veya o ihracata finansman sağlıyorsunuz; acaba bu faturalar naylon mu değil mi, böyle bir mal alınıyor mu satılıyor mu diye bakmaz mısınız? Bunu yapmamak, buna dikkat etmemek affedilebilir mi?! Burada yapmaya çalıştığımız, işte, bu şekilde davrananları affediyoruz. Dediğim gibi, 1950 yılından beri yürürlükte olan bu madde yıllardır uygulanagelmiş, 2003 yılından itibaren, her nedense, biz, bunu nasıl yürürlükten kaldırırız da naylonfaturacıları affederiz… Veya vergi barışında sadece bir defalık af çıkarıyorduk, şimdi sürekli hale getiriyoruz. Artık, naylonfatura düzenlemek suç olmaktan çıkıyor.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarının bizim özellikle karşı olduğumuz iki temel noktası var. Dediğim gibi, birisi, naylonfaturacılara af getirmek ve bundan sonra, naylonfatura düzenlemeyi suç olmaktan çıkarmaktır. Yine, başta da ifade ettiğim gibi, başarısız olan veya çeşitli suçlara karışmış olan kimselerin, şimdi, hiçbir şey olmamış gibi, üniversitelere veya devlet dairelerine çıkarılmalarıdır, döndürülmeleridir. Bu kesinlikle yanlıştır.

Bu yasada, çok başka düzenlemeler de var. Adı üstünde "torba." Bu torbaya her şey konulmuş. Mesela, değerli arkadaşlarım, internette oynanan şans oyunlarını vergilendirmeye dönük burada bir düzenleme var. Yani, niyet, özü itibariyle doğru bir düzenlemedir; ama, burada getirilen yöntemlerle, internet üzerinden oynanan şans oyunlarını vergilendirmek mümkün değildir.

Şimdi, burada öngörülen sistem, kredi kartlarıyla ödemeler yapıldığı zaman, orada bir yüzde 20 stopaj yapmaktır. Peki, yurt dışından aldığı bir kredi kartıyla bunu oynadığı zaman nasıl yakalayacaksınız, nasıl vergilendireceksiniz? Şu ana kadar dünyada, internet üzerinden oynanan şans oyunlarını, sanal oyunları vergilendirecek bir yöntem geliştirilememiştir. Keşke geliştirilse, keşke biz de bunları vergilendirecek yolları, yöntemleri bulsak; ama, şu haliyle, eğer, biz, sanal ortamdaki şans oyunlarını vergilendirelim dersek, kendimizi kandırmış oluruz.

Değerli arkadaşlarım, dediğim gibi, bu yasada öngörülen önemli konular vardı; Üniversiade Oyunlarıyla ilgili vergi bağışıklıkları vardı, İstanbul'daki motorlu yarışlarla ilgili vardı. Onların hepsi çeşitli kanunlara aktarılmak suretiyle çıkarılmıştır. Değerli arkadaşlarım, burada, önemli olan bir düzenleme, esas, bayramdan önce herkesin beklediği bir önemli düzenleme, Bağ-Kur ve SSK prim borcu olanların bu borçlarının yeniden yapılandırılmasıyla ilgili düzenlemedir. Muhalefet olarak bizim Plan ve Bütçe Komisyonunda önerimiz üzerine iktidar, hemen bu konuda bir düzenleme, bir önerge verdi ve bu tasarıda o düzenleme yer aldı. Bugün öğreniyoruz ki, bir tasarıyı hükümet sevk etmiştir ve demiştir ki: Ben, şimdi, bu torba yasadaki düzenlemeyi yok sayıyorum, onun yerine, yeniden yapılandırıyorum.

Şimdi, bu tasarıyı acele bir şekilde inceleme fırsatı buldum. Bu torba yasaya konulan Bağ-Kur borçlarının, SSK prim borçlarının yeniden yapılandırılmasıyla bunun arasında çok önemli bir fark yok. Sadece, IMF istedi diye bazı farklılıklar konulmuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)- Toparlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN- Buyurun Sayın Özyürek.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)- Şimdi, uzun zamandır bu yasanın, yani, Bağ-Kur ve SSK prim borçlarının affedileceği beklentisi piyasada hâkim olmuştur. İnsanlar normal primlerini bile ödeyememektedir. Onun için, yeni tasarı getirdik, tekrar bekleyelim, bayramdan sonraya kalalım demek yerine, bu torba yasanın ilgili maddesini, istiyorsanız, biraz daha ıslah etmek suretiyle, geliniz, iyileştirelim ve çıkaralım; çünkü, burada önemli olan şu, değerli arkadaşlarım: Biliyorsunuz, Bağ-Kur primi borcu olanlar sağlık yardımından yararlanamıyorlar. Milyonlarca insan Bağ-Kura borcu olduğu için hastaneye gidemiyor, ilaç alamıyor. Bunların mağduriyetini mademki çözeceğiz, mademki kararlısınız, bu mağduriyeti daha fazla uzatmanın yararı yok. Geliniz, hep beraber, Bağ-Kurlulara, SSK prim borcu olanlara bayramdan önce bir müjdeyi hep birlikte verelim.

Ben, Yüce Meclisi, bu vesileyle, saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

22 konuşma daha · 26 Ekim 2005

22 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook