İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 72. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Değişik adlar altında ilave ödemesi bulunmayan memurlara ve sözleşmeli personele ek ödeme yapılması hakkında (s.s.1103)

Mustafa Özyürek

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 72. Birleşim · 4. yasama yılı · 8 Mart 2006 · 1.857 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Özyürek (CHP), 8 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEĞİŞİK ADLAR ALTINDA İLAVE ÖDEMESİ BULUNMAYAN MEMURLARA VE SÖZLEŞMELİ PERSONELE EK ÖDEME YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1103)); konuşma 1.857 kelime.

Mustafa Özyürek (CHP, Mersin). “Değişik adlar altında ilave ödemesi bulunmayan memurlara ve sözleşmeli personele ek ödeme yapılması hakkında (s.s.1103)”. TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim tutanağı, 8 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2006-03-08-degisik-adlar-altinda-ilave-odemesi-bulunmayan-memurlara-ve-sozlesmeli (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; son derece önemli bir tasarıyı görüşüyoruz. Büyük sıkıntılar içinde bulunan kamu personelinin durumuyla ilgili bazı düzenlemeler öngörülüyor.

Bu düzenleme ihtiyacı nereden çıktı? Biliyorsunuz, yürürlükteki kamu sendikalarıyla ilgili yasaya göre, hükümet ile kamu, hükümet ile memur sendikaları arasında toplugörüşmeler yapılıyor. Ancak, bu görüşmeler sonunda herhangi bir uzlaşmaya varılmazsa, sendikaların elinde herhangi bir yaptırım yok; çünkü, grev hakkı öngörülmemiş. Böyle olunca, ister istemez, memur sendikaları ya istemeseler de kerhen bazı noktalarda uzlaşıyorlar veya daha sonra bir uzlaşma komisyonuna gitmek suretiyle hükümetin dediği oluyor.

Bu noktada, 2005 yılının ağustos ayında, memur sendikaları ile hükümet temsilcileri arasında yapılan görüşmelerde bazı noktalar ortaya çıkmıştı. Gerçi, tasarıda, bu noktada bir mutabakata varıldığı yazılıyor; ama, ortada bir mutabakat yok. Çünkü, KESK bu zabta muhalefet şerhi vermiştir -bir başka- Eğitim-Sen de bu zabta muhalefet şerhi vermiştir.

Çoğunlukla, diyelim, imzalanmış olan bu zabıtta, yan ödeme, eködeme, tazminat almayan memurlara, ilk altı ayda 40 000 000 lira -eski para olarak söylüyorum- ikinci altı ayda 40 000 000 lira olmak üzere bir denge zammı verilmesi öngörülmüştür. Ayrıca, yine, bu zabıtta, tüm memurlara, ilk altı ayda yüzde 2,5; ikinci altı ayda da yüzde 2,5 bir artış öngörülmüştür. Bu yüzde 2,5'luk artışlarla ilgili düzenleme bütçe kanunuyla yapıldı. Bozdur bozdur harca!.. Memurlarımız bu yüzde 2,5 artışı alıyorlar; ama, 40 + 40'la ilgili düzenleme, ne yazık ki, mutabakat zaptı ağustos ayında düzenlenmiş olmasına rağmen, bugüne kadar tasarı getirilmedi; ancak bugün bu saatte bu tasarıyı görüşmek durumuyla karşı karşıya bulunuyoruz.

(x) 1103 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Değerli arkadaşlarım, hükümet, bu mutabakat zaptına bağlı olarak getirdiği tasarıyla, din görevlileri gibi, polis gibi bazı kesimlere, bu 40 + 40'a ek olarak da bazı ödemeler, 100 000 000 lira civarında ödemeler öngörmüştür. Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmeler sırasında, Karayolları, DSİ, Tapu Kadastro gibi yerlerde çalışan teknik personele de bir eködeme yapılması noktasında önergeler verildi; bunlar da kabul edildi ve bu şekliyle tasarı önümüze geldi. Ayrıca, çeşitli uzmanlara eködemeler de öngörüldü; ama, üzülerek haber alıyoruz, öğreniyoruz ki, Plan ve Bütçe Komisyonunda uzmanlar için öngörülen artışlar, tazminatlar, bugün, burada, biraz sonra, verilen bir önergeyle geri alınacak ve sadece belediye müfettişlerine bir ek tazminat verilecekmiş. İnşallah doğru değildir, inşallah bize yanlış gelen bir istihbarattır.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarı gündeme geldiği andan itibaren, tüm milletvekillerini ziyaret eden kamu görevlileri, memurlar var. Herkes kendi mağduriyetinin giderilmesini istiyor. Bunların çoğu haklı. Özellikle belli gruplara -din görevlilerine, polislere- verilmesinden biz mutluluk duyuyoruz, helal olsun, keşke daha fazlası verilsin; ama, bunlara verip başka gruplara vermediğiniz zaman, büyük dengesizliklere, büyük haksızlıklara sebebiyet vermiş oluyorsunuz. Onun için, bu haksızlıkların mutlaka giderilmesi lazım. Biz, bu haksızlıkları gidermek üzere, Plan ve Bütçe Komisyonunda önergeler verdik, pek çoğu kabul edilmedi. Burada da yine o önergelerimizi vereceğiz ve sizlerin desteğini bekliyoruz.

Şimdi, gene, bu tasarıyla, öğretmenlerin ekders ücretlerine, cüzi de olsa bir artış öngörülüyor; ama, değerli arkadaşlarım, sayısı 600 000'e ulaşan öğretmenlerimizin yarısının ekders ücreti alamadığını biliyoruz ve en önemlisi, burada, yetersiz de olsa, bazı gruplara getirilmiş olan eködemeler, emekli aylıklarına yansımıyor. Burada, herhangi bir tazminat almayan, yan ödeme, eködeme almayan kesimlere 40 + 40, 80 000 000 liralık bir artış öngörüyoruz; fakat, bu, emekli oldukları zaman onların emekli maaşına yansımıyor. Tabiî, şu andaki emekli olanların aylıklarına da yansımıyor. Oysa, bu tasarının gerekçesinde, hiçbir yan ödeme almayan memurların çok güç durumda olduğu, bunlara bir telafi edici denge zammının yapılması gerektiği düşünülüyor. Bu kişiler, başka hiçbir yan ödeme almayan bu kişiler, emekli oldukları zaman çok daha mağdur olacak, çok daha güç durumla karşı karşıya kalacaklardır. Öyleyse, hiç yoksa, yetersiz de olsa, verdiğimiz bu eködemelerin, onların emekli maaşına da yansıması gerekiyor.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, personel meselesini böyle kısmî çözümlerle ele aldığınız zaman, mevcut dengesizliklere yeni yeni dengesizlikler katıyorsunuz. Örneğin, Tapu Kadastroda çalışan, Devlet Su İşlerinde çalışan, Karayollarında çalışan mühendislere, mimarlara eködemeler getiriyoruz. Peki, orada çalışan istatistikçiler var, fizikçiler var, matematikçiler var, bunlar da ciddî bir eğitimden geçiyorlar; mesela, bunların günahı nedir, niye bunlara hiçbir iyilik, hiçbir çözüm düşünmüyoruz? Şimdi, Karayollarında çalışan mühendislere, teknik personele eködeme getiriyoruz, Bayındırlık Bakanlığında çalışan mühendise eködeme vermiyoruz, getirmiyoruz. Bunun gibi, başka bakanlıklarda çalışan teknik personele de eködeme vermiyoruz. Şimdi, her nasılsa Devlet Su İşlerinde çalışan, Karayollarında çalışan, Tapu Kadastroda çalışan insanlar dertlerini anlatabildiler veya hükümet, AKP çoğunluğu onların derdini anladı. Peki, öbür kesimlerin derdini niçin anlamıyoruz?! Arada ne fark var?! İller Bankasında çalışan mühendisin günahı ne?! Bunlara mutlaka bir çözüm getirmemiz lazım. Zaten verdiğimiz paralar doğru dürüst bir denge sağlamıyor. Bu dengesizlik içinde, hiç yoksa, tüm teknik personele, nerede çalışırsa çalışsın, bir ödeme verelim de, yetersiz de olsa onların derdine derman olalım, hiç yoksa bunu yapmamız gerektiğini düşünüyorum.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, Türkiye'de, biliyorsunuz, mühendislerin yanında, özellikle teknik hizmetlerde büyük görevler yapan teknikerler var. Bunlar, teknik lise üstüne iki yıl eğitim gören kesimler. Gene, teknik liselerden mezun olan, önemli teknik elemanlar var. Bunların dertlerine de mutlaka bir çare bulmak gerekir.

Şimdi, ben, yıllarca bürokraside çalışan bir insanım. Devlet memurları, maaşlarının yeterli olmadığını bilirler; çünkü, derler ki, devletin imkânı bu kadar, bize bunu veriyor; ama, bunun içinde dengesizlik, haksızlık olduğu zaman, yan yana iki masada oturan insanlardan birisi eködeme alıp, bitişik masadaki oturan birine eködeme vermediğiniz zaman, esas kıyamet o zaman kopar, insanlar mutsuz olurlar, insanların verimi düşer.

Onun için, geliniz, tüm çalışanlar açısından, tabiî, mağdur olanlar açısından, hiçbir ödeme yapmadığımız insanlar açısından bir düzenlemeyi burada yapalım. Bu noktada, bizim, ince eleyip sık dokuyarak hazırladığımız önergelerimiz var; destek olursanız, önemli düzeltmeleri hep birlikte yapmış oluruz.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, bu sistem, öyle zannediyorum ki, Maliye Bakanından İktidar Partisine mensup milletvekiline, muhalefet partisine mensup milletvekiline kadar, hepimiz, bize gelen talepleri karşılayamamanın büyük üzüntüsü içindeyiz. Zaten, böyle, parça parça bir konuyu çözmek, düzeltmek, ne yazık ki, mümkün değil. Onun için, bir global yaklaşım yapılabilir. Nedir o; önce bir geçici düzenleme; çünkü, esas sorunun bir personel reformuyla çözüleceğini yıllardır Türkiye'de herkes söyler durur ve memurların beklentisi de esas bir personel reformudur. Şimdi, bu personel reformu yapılıncaya kadar, tüm kamu görevlilerine -bu, sendikalarla toplu görüşmeler sırasında da gündeme gelmiş bir konudur- 200 000 000'ar liralık bir ilave ödeme yapalım; bu, geçici bir düzenleme olarak yerini bulsun. Daha sonra personel reformuyla meseleyi kökünden çözelim. Herkese, yaptığı hizmete göre ücret verelim, kariyerine göre ücret verelim, çalışma süresine göre ücret verelim.

Şu anda, ne yazık ki, personel sistemimiz, ücretler açısından da içinden çıkılmaz bir hale gelmiştir. Ben, 1971 yılında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun çıktığı sırada Maliye Bakanlığında çalışan bir arkadaşınızım. O zaman da, biz, büyük emeklerle güzel bir sistem hazırlamıştık; ama, sistemi oturturken herkes çıktı, geldi: "Benim durumum ne olacak?.." Şimdi, mevcut durumdaki bir dengesizliği, yaptığınız reforma da taşıdığınız zaman zaten dengesizliği aynen devam ettiriyorsunuz. Onun için, ciddî bir personel reformu mutlaka yapılması lazım. Bu yapılıncaya kadar -gerçekten, içinden çıkılmaz bir sistem var; bu içinden çıkılmaz sistemi, bu dengesiz kararlarla daha da içinden çıkılmaz hale getiriyoruz- hiç yoksa bir iyileştirme yapalım. Hükümet bu konuda bir karar vermiş, bir iyileştirme için adımını atmış; ne demiş "din hizmetleri sınıfında çalışanlar mağdur." Evet, mağdur, düzeltelim. Polisin mağduriyetine çözüm bulalım. O zaman, başka kesimlere de, nispî de olsa, bir çözümü bulmamız lazım.

Bir diğer önemli nokta, bu konuda köklü çözümlerden birisi, niçin, kamuda çalışan işçilerin sorunu buraya gelmiyor, biz oturup günlerce müzakere yapmıyoruz ve hepimize, işçiler, kapı kapı dolaşıp kulis yapmıyor; çünkü, onların iyi kötü işleyen bir grevli toplusözleşme hakkı var. Memura da grevli toplusözleşme hakkı verelim. Onlar da, hükümetle, işverenle otursunlar sorunlarını çözsünler. Bunun köklü çözümü budur. Yani, köklü çözüm personel reformudur, köklü çözüm, grevli, toplusözleşmeli, sendikal haktır. Bunları vermeden, işte, böyle, gece yarılarına kadar konuşuruz; günlerce, bütün kamu görevlileri, hepimizi ziyaret eder "aman bir çözüm" der. Birkaç kesimin sorununu çözer gibi yapsak da, büyük çoğunluğu da darıltan, mutsuz eden bir uygulamayla karşı karşıya kalırız.

Değerli arkadaşlarım, bu uzmanlarla ilgili, tasarıda olmayan; ama, Plan ve Bütçe Komisyonunda ilave edilen düzenlemeler var. O düzenlemeler, inşallah, burada kalır ve biraz daha geliştirerek götürürüz. Mesela, vergi denetmenleri -ben, Maliyeden de geldiğim için, sorunlarını yakından biliyorum- onların sorunları var, onlara bir tazminatı öngörmemiz lazım. Vergi dairesinin müdürleri var, müdür yardımcıları var; Gelir İdaresi Başkanlığında çalışan şube müdürlerinin sorunları var; onların ihmal edilmemesi gerekiyor; yani, bunun gibi pek çok sorunun, pek çok kesimin çok önemli sorunları var. Geliniz, bunları, ciddî bir şekilde ele alalım veya belki, hükümet, şunu diyebilir bize: "Ben, bu iş için şu ana kadar ayırdıklarıma ek olarak şu kadar daha kaynak aktarıyorum; bunu, adil ve dengeli bir şekilde paylaştırın." Belki, bu yapılabilir; ama, şimdi, hangi talep ortaya çıksa, hangi kesim bir taleple gelse, hükümetin cevabı hazır "kaynak yok." Ama, sonunda bakıyoruz, kaynak yok diye 40 + 40'tan başladık, bazı kesimleri sisteme aldık. Öyleyse, öbür kesimlere de bir şey yapılacak herhalde. Bu Genel Kurulda da, zannediyorum, bazı önergeler gündeme gelecektir, kabul edilecektir. Onu adaletli bir şekilde çözmemiz, insanlara, size şunu verdim, hakkındı; sana, istedin bunu vermiyorum; çünkü, sen, şu nedenle bunu hak etmiyorsun diyebilmemiz lazım. Ee, bir cevap veremeyince, ne yapalım, hükümet bunu istedi... Doğal olarak, belki milletvekili cevabı olarak bunu söyleyeceğiz; ama, buna kimse inanmıyor ki. O zaman "bu kesime niye verdiniz" diyorlar "demek ki, hükümete, istediğiniz zaman etkili olabiliyorsunuz" diyorlar. Bırakınız sizi, bize bile bunu söylediklerine göre, İktidar Partisi milletvekillerine haydi haydi bunu söylerler. İktidar Partisi milletvekillerinin de bunlara rahat bir şekilde cevap verecek konumda olması lazım. Bunun çaresi de adil ve dengeli bir düzenlemeden geçer.

Tabiî, tümüyle konuyu kökünden çözeriz iddiası yanlıştır; ama, hiç yoksa bu yaptığımız kısmî düzenlemeler içinde bir adalet sağlayabilirsek, işte, o kurumda çalıştığı için eködeme alır, öbür kurumda aynı hizmeti yapan birisine eködeme vermezsek bunu anlatamayız ve bunlar insanların verimliliğini düşüren düzenlemelerdir. "Hükümet bizi ihmal etti" diyecekler, "Meclis bizi görmezden geldi" diyecekler. Gerçekten, güç şartlarla çalışan insanların üretimi, verimi daha da düşecek.

Değerli arkadaşlarım, dünyanın her yerinde hizmet, kamu görevi, memurlar eliyle yürütülür. O nedenle, memurların hakkını mutlaka korumak lazım, mutlaka onlara adil ve dengeli bir düzenleme yapmak lazım.

Bu tasarıda bir diğer önemli düzenleme, doğrusu, benim, devlet hiyerarşisi açısından kabul edemediğim bir düzenleme var. Deniliyor ki, şu anda, diyelim, Dışişleri Bakanlığı personeli, Çalışma Bakanlığı personeliyle ilgili bakanın takdirine bağlı olan tazminatlar var. İşte, en yüksek devlet memuru maaşının yüzde 20'sini geçmemek üzere bakanın takdiriyle verilen tazminatlar var. Burada bir düzenleme getiriliyor; deniliyor ki: "Bu konularda bakanın verdiği onay, Maliye Bakanından uygunluk alınmadıkça geçerli değildir."

Şimdi, tabiî, hükümet arasındaki uyum benim işim değil; ama, devlet hiyerarşisi benim derdim. Şimdi, siz, bir Dışişleri Bakanının, kanunun verdiği ölçüler içinde verdiği bir zammı Maliye Bakanının onayına tabi tutarsanız, bu, devletin işleyişi açısından sıkıntı yaratır; çünkü, bunu kanuna koyuyorsunuz, kalıcı bir sistem haline getiriyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)Toparlıyorum Sayın Başkan.

Gene, burada bir düzenleme var, diyoruz ki: İşte, ocak ayında, şubat ayında bu düzenlemeleri yapmışsa, diyelim Dışişleri Bakanı, şu büyükelçiye, şu genel müdüre ben şu kadar tazminat verilmesini istiyorum diye bir onay vermişse, o da geçerli değildir; bunda da Maliye Bakanının onayı şart. Bu, doğru bir yaklaşım değil, bu, doğru bir düzenleme değil değerli arkadaşlarım. Bunu belki bir komiteye bırakabilirsiniz, olsa olsa Başbakana bırakabilirsiniz. O bakımdan, elbette, Maliye Bakanı tüm ödeneklerin dağılımını filan gözetir, ama, bu noktalarda çok fazla yetki aldığını söyleyebiliriz. O bakımdan, bu da sakıncalı bir düzenlemedir.

Ben, bu tasarının, biraz sonra verilecek önergelerle daha dengeli, daha adaletli bir şekilde çıkmasını istiyorum ve gerçekten, büyük güçlükler içinde çalışan kamu personeline, Meclisimiz, sizler, hep beraber bir nebze yardımcı olalım, onların mağduriyetini önleyelim diye düşünüyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

30 konuşma daha · 8 Mart 2006

30 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook