DEM PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle
Diyarbakır Milletvekili · CHP (konuşma tarihinde; bugün Yeni Parti)
Genel Kurul, 89. Birleşim · 2. yasama yılı · 30 Mayıs 2024 · 395 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Kaynak göster
Mustafa Sezgin Tanrıkulu (CHP), 30 Mayıs 2024 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEM PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle); konuşma 395 kelime.
Mustafa Sezgin Tanrıkulu (CHP, Diyarbakır). “DEM PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim tutanağı, 30 Mayıs 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-sezgin-tanrikulu-2024-05-30-dem-parti-grubu-onerisi-munasebetiyle (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=124626
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)CHP GRUBU ADINA MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Diyarbakır)Değerli arkadaşlar, Sayın Başkan; ben de hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, ben de Gezi’deydim, en başından en sonuna kadar Gezi’deydim, hâlen de Gezi nedeniyle zarar gören, cezaevinde olan, gözünü kaybeden, mağdur olmuş, çocuklarını yitirmiş bütün ailelerin yanındayım, yanında olmaya devam edeceğim.
Şimdi, on bir yıl geçmiş, Türkiye’nin yakın tarihinde bir dönüm noktası olan, başka siyasal gelişmelere neden olan bu olayların üzerinden tam on bir yıl geçmiş. Burada, Parlamentoda tam da aklıselim bir biçimde bu olayların sosyolojik, siyasi, hukuki yanlarını değerlendirip doğru sonuçlar çıkaracağımıza maalesef trol aklıyla ve trol söylemleriyle burada karşı karşıya kalıyoruz. Bu, son derece rahatsız edici gerçekten, bu Parlamento için rahatsız edici.
Değerli arkadaşlar, bakın, Gezi’ye gitmeden önce bir bakalım; 2011’de Suriye savaşı oldu, Suriye savaşına Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı müdahil oldu, hemen ardından MİT Müsteşarıyla ilgili olarak bir siyasal gelişme yaşandı, ifadeye çağrıldı ve aynı zaman diliminin sonunda çözüm süreciyle ilgili olarak gelişmelerin yaşandığı basına yansıdı ve sonrasında 2013 yılının Mayıs ayında tamamen çevre duyarlılığı, ifade özgürlüğü, toplanma özgürlüğüyle ilgili olan bir mesele sonuçta Adalet ve Kalkınma Partisinin otoriter eğilimleri nedeniyle bütün Türkiye’ye yayılan bir itiraza dönüştü. Bakın, bu iktidar döneminde yani sizin iktidarınız döneminde Bingöl ve Bayburt hariç 79 ilde, Emniyet kayıtlarına göre, 3,5 milyon insan sokağa çıktı; kendi haklarına sahip çıkmak için sokağa çıktı 79 ilde. Bunun neden böyle olduğunu hiç araştırmayacak mıyız? Ne oldu, niye sokağa çıktılar? Neden Bayburt'ta ve Bingöl'de çıkmadılar da 79 ilde çıktılar? Neden binlerce insan yaralandı? Neden 8 yurttaşımız, 2 polis memuru yaşamını yitirdi, 39 yurttaşımız gözünden oldu?
Burada da ifade edeyim, kayıtlara geçsin: Sağ gözümün önemli oranda görme yetisini Gezi’de yitirdim. 1 metreden, sadece 1 metreden gözümün içine gaz sıkıldı ve hastanede tüm bu kayıtlar var. Böyle olaylar yani milletvekillerimizin kendisi yaralandı. Meclis Başkan Vekili Sırrı Süreyya Önder’le beraber Taksim İlk Yardımda tedavi gördük. Bütün bunlar oldu, sizleri hiç ilgilendirmiyor mu değerli arkadaşlar gerçekten? Bundan sonra, bakın, bu Gezi olaylarından ve itirazından sonra Türkiye başka bir yöne girdi, başka bir yola evrildi ve çözüm süreci sonlandı, darbe girişimi oldu ve Türkiye’nin Anayasası değişti. Siz Gezi’de yapılan bu itirazları başka türlü değerlendirebilirsiniz. Önünde iki yol vardı Türkiye'nin, ya demokratikleşeceğiz gerçekten, yurttaşlarımızın bu itirazını dikkate alacağız ya da daha otoriter bir yola gideceğiz. Tam da o tuzağa düştünüz, daha otoriter bir yola gittiniz ve Türkiye’ye bunun maliyeti çok ağır oldu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
81 konuşma daha · 30 Mayıs 2024