2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas. maddelerin oylanması
Antalya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 43. Birleşim · 4. yasama yılı · 26 Aralık 2005 · 1.146 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Nail Kamacı (CHP), 26 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS. MADDELERİN OYLANMASI); konuşma 1.146 kelime.
Nail Kamacı (CHP, Antalya). “2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas. maddelerin oylanması”. TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim tutanağı, 26 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nail-kamaci-22-2005-12-26-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-maddelerin-oylanmasi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA NAİL KAMACI (Antalya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, tasarının 22 nci maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Hükümet 2006 yılında, 657 sayılı Kanun kapsamındaki memurların aylık gösterge rakamlarının aylık tutarlara çevrilmesinde uygulanacak katsayı artışlarını, 2006 yılının birinci altı ayında yüzde 2,5; ikinci altı ayında yüzde 2,5 oranında artış sağlayacak şekilde, toplam yüzde 5,1 oranında artırmıştır.
Sayın milletvekilleri, Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından yapılan açıklamaya göre, kentsel yerler tüketici fiyatları endeksine göre, Ekim 2005 ayı itibariyle, bir aylık enflasyon oranı yüzde 1,79, oniki aylık enflasyon artışı yüzde 7,52'dir; yıllık ortalama enflasyon ise yüzde 8,47 oranındadır.
Türk-İş ile Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmesine göre, 2006 yılının birinci altı ayı için yüzde 3, ikinci altı ayı için yüzde 3 olmak üzere, işçi ücretlerine yüzde 6,1 oranında artış yapılmıştır. 2006 yılında işçi ücretlerine yapılan artış gerçekleşen enflasyonun gerisinde kaldığı takdirde, aradaki fark telafi edilecektir. 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısına, memur maaşlarına yapılan artışın gerçekleşen enflasyonun gerisinde kaldığı takdirde, aradaki farkın telafisi için herhangi bir hüküm konulmamıştır. Bu yüzden, memurlar, kamu işçilerinden farklı olarak katsayı artış oranından daha yüksek bir enflasyon oranının gerçekleşmesi halinde, yine, eskisine göre, daha düşük ücretlerle çalışmak durumunda kalacaklardır.
Sayın milletvekilleri, Türk-İş tarafından hazırlanan yoksulluk raporunda, 4 kişilik bir ailenin temel tüketim harcamaları yoksulluk sınırı olarak kabul edilmektedir. Devlet memurunun maaşı, 2004 yılı itibariyle, yoksulluk sınırının yüzde 48'i kadardır. 2003 yılındaki bu rakam yüzde 46, 2002 yılında yüzde 49'du. Yani, yoksulluk sorunu, en yoğun biçimde memur ve asgarî ücretli kesimde yaşanmaktadır. Ülkemizde uygulanan net asgarî ücret, halen aylık 350 Yeni Türk Lirasıdır. 1.1.2006 tarihinden itibaren, bu tutar, 380 liraya çıkarılmıştır. Örgütsüz çalışanların yarıdan fazlasının geliri bu düzeydedir. Daha önce, sizin de programınızda olduğu şekilde, toplu- sözleşmeli, grevli hak vermeyi düşünüyor musunuz?
Sayın milletvekilleri, Türk-İş Araştırma Merkezince onsekiz yıldan bu yana her ay düzenli olarak yapılan ve çalışanların geçim koşullarındaki değişimi ortaya koyan, açlık ve yoksulluk sınırı çalışmasının 2005 Kasım ayı hesaplamasına göre, insan onuruna yaraşır bir yaşantı sürdürebilmek için yapılması gereken asgarî aylık harcama tutarı, yani, yoksulluk sınırı 1 610 300 000 liradır. Sağlıklı ve dengeli beslenmek için, sadece gıda için yapılması gereken gıda harcaması tutarı, açlık sınırı ise 529,79 liradır.
Devlet İstatistik Enstitüsünün "2003 Yılı Yoksulluk Çalışması"na göre ise Türkiye'de nüfusun yüzde 1,3'ü gıda harcamalarını içeren yoksulluk sınırının altında, yüzde 28,1'i ise gıda ve gıda dışı harcamaları içeren yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır.
Sayın milletvekilleri, bütün bu rakamlar, nasıl bir yoksulluk manzarasıyla karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir. Yoksulluk sınırının altında çalışan insanlarımızın koşullarını iyileştirecek gerekli önlemlerin bu bütçe yasa tasarısında yer almaması, bu bütçenin niteliğini açıkça ortaya koymaktadır.
Herkes yaşayarak bilmektedir ki, enflasyon konusunda sağlanan düşüş, dar ve sabit gelirli kesimlerin yaşama koşullarına doğrudan yansımamakta, yoksulluk ve açlık ülkenin temel sorunu olmaya devam etmektedir. Oysa, çağdaş bir toplum içinde yaşayan çalışanların, kendilerine ve ailelerine saygın bir yaşam düzeyi sağlayacak bir gelir elde etmesi esastır.
Bütün bunlara ek olarak, AKP'nin iktidarında izlenen ekonomi politikası istihdam yaratmamaktadır. İzlenen yanlış özelleştirme politikası da işsizliği artırmaktadır. Gençler arasındaki işsizlik çığ gibi sürmektedir.
Türk-İş'in Eylül 2005'te yayımladığı "Asgarî Ücret Gerçeği" isimli raporda yer alan bilgilere göre, Türkiye'de yaşayan her 3 kişiden 1'i istihdam edilmektedir. Çalışabilir durumdaki her 2 işçiden ise sadece 1'i istihdam edilmektedir.
Sayın milletvekilleri, Türkiye, son beş yıldır kamu kesimindeki gayri safî millî hâsılanın yüzde 6,5 seviyesinde faizdışı hedeflediği için, ücretlilere, insanca yaşabilecekleri düzeyde gelir artışı sağlayacak şekilde ödenek ayırmamaktadır. Eğitim ve sağlık gibi alanlara da gerekli, yeterli ödenek ayrılmadığı için, çalışanların her kesimi yoksullaşmaktadır.
Değerli arkadaşlar, bu bütçeyle beraber, eğer ileride bu bütçeyi anacak olursak, dört tane ana konu gündemdedir: Bir tanesi özelleştirmeden gelen olaylar, bir tanesi yoksulluk, bir tanesi de yolsuzluktur değerli arkadaşlar. Bunun yanında, bir de, son bütçe görüşmelerinde Sayın Bakanın aşırı derecede sinirli olmalarıdır. Bunun anlamını bulmak mümkün değildir. Bazı bakanlar, özellikle Enerji Bakanı ve Sayın Maliye Bakanımız, Türkiye'de yoksul insanlara Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan dağıttıkları gıda ve kömürle övünmektedirler.
Değerli arkadaşlar, insanlara kömür vereceğine, insanlara gıda yardım yapacağına, insanlara iş verirsin; o insanlar, istedikleri yerden, iş imkânıyla, kendi imkânlarıyla kendilerine gıda alabilirler, kömür alabilirler. Siz, kendinize mahkûm olan birilerini yaratmaya çalışıyorsunuz.
AHMET YENİ (Samsun)Onu da vereceğiz.
NAİL KAMACI (Devamla)Bakın, bu yoksulluk konusunda bazı önemli sözler var; onu sizlere anlatmaya çalışayım.
1- "Yoksul ülkelere yardım ederken kârlarımızı artırdığımızı bilmek hoşumuza gider." Prof. Behnam, Amerikalı.
2- "Dış ülkelere yardım, yardımdan yararlanan ülkelerin ekonomisini serbest teşebbüs sistemine yöneltir; bu sayede Amerikan firmaları gelişebilir." Bunu söyleyen de Dünya Bankası Başkanı.
3- "Amerika Birleşik Devletlerinin güvenliğini artırmaya hizmet etmeyen hiçbir iktisadî ve teknik yardım yapılmaz."
4- "Yardım, dünyayı denetleyen yöntemlerden bir tanesidir." Bu söz de John Kennedy'nin.
O yüzden, onlar, bunun denetleme fonksiyonları olduğunu söyleyebiliyorlar; ama, bizim yardım yaparken neyi denetlemeye çalıştığımızı anlamak mümkün değil değerli arkadaşlar.
Değerli arkadaşlar bir de önemli olan, özelleştirmeydi. Ben, size Antalya'da yaşanan bir özelleştirmeyi anlatmak istiyorum. Daha önce, yine diğerlerinde olduğu gibi, 1980 sonrasında uygulanan ekonomik politikalarla özellikle KİT'lerin zarar etmesi sağlanmış ve bu KİT'lerin zarar etmesiyle beraber, bu alanlardaki bütün KİT alanları satılmaya başlanmıştır. Antalya'da buna benzer bir KİT alanı vardır; Dokuma Fabrikası. Gidenler bilirler, Antalya'nın girişinde 487 dönüm bir alan vardır; bu, birçoklarının iştahını kabartmaktadır. Buranın çalıştırılması, yeni işçi alınması değildir önemli olan, önemli olan o arsanın üzerinde yapılacak olan işlerdir; yani, yap-işlet-devretle buradan bir imkân sağlamaktır. Bunun için de, buradan, Özelleştirme İdaresine ait olan bu Dokuma Fabrikasını, Özelleştirme İdaresi, bilabedel Kepez Belediyesine verdi; teşekkür ediyorum; ancak, bundan sonra olay gelişmeye başladı. Ne yaptı; Kepez Belediyesi, kendisine verilen bu şirkete, içine, 2 tane yönetim kurulu ve Kepez Belediye Başkanı olmak üzere, 3 kişi atadı. Bu 3 kişi ne yaptı; öncelikle, şirketin ismini değiştirdi değerli arkadaşlar. Şirketin ismini değiştirdi ve buraya, 144 000 metrekare inşaat yapılacak, yani, oyun alanları, yani, iş merkezleri yapılacak bir alan ihdas etmeye çalıştı ve bu sayede de, bunun yapılması için de, bir firmayla anlaştı. Bu firmayla anlaşırken, herhangi biriyle görüşme yaptı mı veya bir ihale imkânı yarattı mı; hayır, hiç kimseyle görüşmedi ve bir gazete ilanıyla da kimseye ilanı belirtmedi. Sadece, onların anlaştığı bir firmaya, "MDC" diye bir Hollanda firmasına, bu inşaat alanını, onların istediği ölçülerde yaptı ve onlara verdi değerli arkadaşlar. Şimdi, ben soruyorum: Bu ülkede, bir belediye başkanı, bunları nereden öğrenebilir? Herhalde bunları öğrenmek için, yukarıdakilerin yaptıklarına bakıyordur; yani, yukarıda yapılanların bir emsalini, bir benzerini, şu anda Kepez Belediye Başkanı yapmaktadır.
Değerli arkadaşlar, Antalya büyüyen bir kenttir. Binde 47'lik nüfus artışıyla, Türkiye'nin en fazla nüfus artışına sahip olan bir kentidir. Antalya, tek merkezli bir kenttir. Şu anda, sadece Kale Kapısıyla Antalya'ya hizmet vermektedir; ancak, kuzeyinde Kepeziyle, yeni oluşan büyükşehriyle beraber, Antalya'nın, yeni bir kent merkezine ihtiyacı vardır. (CHP sıralarından alkışlar) Belki, Antalya'ya iş merkezleri yapılacak birçok yer bulabilirsin; belki, Antalya'ya turizm alanları yaratacak yerler bulabilirsin; ama, Antalya'nın 2030 yılında 3 000 000 olacak olan nüfusuna kent merkezi yapacak bir alanınız yoktur. Bu yüzden, Sayın Maliye Bakanının, bu konuya el atmasını bekliyorum; çünkü, bunu, Antalyalılar beklemektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
174 konuşma daha · 26 Aralık 2005